Sufiforum.com

2009'da başlayan SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. İçerik yenilemeleri tasavvuf.name sitesinden sürdürülmektedir. ALLAH YÂR OLSUN.

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Edib Ahmed Yüknekî ve Atabetü’l-Hakâyık
MesajGönderilme zamanı: 04.03.13, 14:37 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 15.09.10, 09:02
Mesajlar: 77
Edib Ahmed Yüknekî ve Atabetü’l-Hakâyık

Atabetü’l-Hakâyık 12. asrın ilk yarısında, Yüknekli Edîb Ahmed bin Mahmud tarafından yazılmış manzum bir ahlâk kitabıdır. Türk ve Acem ülkelerinin meliği- emîr-i âzam Muhammed Dâd İspehsâlâr Beg'e sunulmuştur.

Edîb Ahmed, 11. asır sonlarıyla 12. asrın ilk yarısında yaşamış; Arapça'yı, Farsça'yı öğrenmiş; tefsir, hadîs gibi İslâmî ilimleri tahsil etmiş; takva sahibi, âlim, fâzıl bir Türk şairidir. Gözleri görmeyen bu Karahanlı devri Türk şairi hakkında kaynaklarda fazla bilgi yoktur. Şöhreti Ali Şîr Nevâî devrine yani 15. yüzyılın sonlarına kadar devam etmiş ve hayatı hakkındaki bilgiler menkıbeleşmiştir. Nevâî, Nesâim ül-Mahabbe adlı eserinde, Edib Ahmed'in İmâm-ı Âzam'm talebesi olduğu ve İmâm-ı Âzam tarafından çok beğenildiği şeklindeki menkıbevî malûmatı kaydeder.

Atabetü’l-Hakâyık, tıpkı Kutadgu Bilig gibi Şehname vezninde yani aruzun "feûlün feûlün
feûlün feûl" kalıbıyla yazılmıştır. Eserin başmda yer alan Tanrı’nın-peygamberin, dört sahabenin, emîr-i âzam Muhammed Dâd İspehsâlâr Beg'in medhi ve kitabın yazılışı hakkındaki kısımlar beyitler halindedir (80 beyit) ve gazel tarzında kafiyelenmiştir. Asıl eser dörtlükler halindedir ve her dörtlük mânilerde olduğu gibi "aaxa" şeklinde kafiyelenmiştir. Her ikisi de Karahanlı devrine ait olan Atabetü’l-Hakayık ile Kutadgu Bilig'in birbirinden ayıran en önemli özellik budur. Kutadgu Bilig'in beyitler halinde ve mesnevî tarzında yazılmasına mukabil Atabetü’l-Hakâyık dörtlükler halinde ve mânilerin kafiye düzeninde yazılmıştır. Ancak Kutadgu Bilig'de aralarda zikredilen dörtlüklerin hem vezince- hem de kafiye düzeni bakımından Atabetü’l-Hakâyık ile ayniyet göstermesi ilgi çekicidir. Aynı devrin eseri olan Divânü Lûgati-'t-Türk'teki dörtlükler ise hem hece vezni ile yazıldıkları için, hem de koşma tarzında kafiyelendirildikleri için farklılık gösterirler.

Vezin ve kafiye bakımından Atabetü’l-Hakâyık da çok sağlam değildir. İmâleler boldur. Tam ve yarım kafiyeler yanında bazen yakın seslerin de kafiye olarak kullanıldığı, hatta bazen redifle yetinildiği görülür. Mısra başı kafiyesinin izleri Atabetü’l-Hakâyık'da Kutadgu Bilig'den daha güçlü olarak devam eder. Birçok mısralar arka arkaya aynı seslerle başlamakta, bilgi ile ilgili dörtlüklerin çoğunun başında hep b sesi bulunmaktadır.

Atabetü’l-Hakâyık, bir ahlâk ve öğüt kitabı olduğu için tamamen hikmet üslûbu ile yazılmıştır. Kutadgu Bilig'deki üslûp çeşitliliği onda görülmez. İki eserin mahiyetçe birbirinden farklı olduğunu unutarak birini diğerinden üstün saymak doğru değildir. Kutadgu Bilig'in öğüt veren kısımlarıyla Atabetü’l-Hakâyık edâ ve üslûp bakımından birbirine çok benzemektedir ve biri diğerinden aşağı değildir. Bütün nüshaları karşılaştırarak eseri mükemmel bir şekilde işleyen Reşid Rahmeti Arat Atabetü’l-Hakâyık'ın değeri ve mâhiyeti hakkında şunları söylemektedir: "Atabetü’l-Hakâyık ayrı bâbların başlıklarından da anlaşıldığı gibi, Türk-İslâm muhitinin kültür çerçevesi içinde, fertlerin terbiyesi için tanzim edilmiş olan esâsları, olduğu gibi, Türkçe ve manzum olarak tekrarlayan bir ahlâk kitabıdır. Eserdeki fikirler çok defa âyet, hadis veya başka Arapça beyitler ile tevsik edilmektedir; biraz zahmetle, işaret edilmemiş olanlar için de aynı sahada benzer numuneleri bulmak mümkündür. Müellif burada fikir bakımından, kendi içtihadından ziyâde, malûm olan esâsları güzel bir Türkçe ile ifâde etmekle iktifa etmiştir. Eserin yazıldığı tahmin edilen devirlerde bu esâsları, her okuyanın kolaylıkla anlayabileceği ve hafızasında tutacağı bir tarzda, açık bir dil ile ve manzum olarak neşretmenin bu yolun yolcuları için bir gaye olduğu düşünülürse, Edib Ahmed'in bu işi mükemmel bir şekilde başarmış olduğunu kabul etmek lâzım gelir. Atabetü’l-Hakâyık'm ne kadar büyük bir ihtiyacı karşılamış olduğu eserin yazıldığı tarihten epeyi bir müddet sonra dahi bunun yeniden tanzimi ve neşri ile uğraşılmış olmasından, birçok ediblerin, gerek müellifin kendisinden ve gerek eserinden takdir ile bahsetmelerinden ve nihayet Türk ülkesinin muhtelif kısımlarında vücûda getirilmiş olan nüshalarından iyice anlaşılmaktadır." (R.R. Arat- AH, s.8), Atabetü’l-Hakâyık, İslâmiyet'ten sonraki eserlerin çoğunda olduğu gibi Tanrıya, peygambere, dö; t sahabeye ve eserin sunulduğu emîre övgü ile başlar. Sebeb-i teliften (yazılış sebebinden) sonra asıl esere girilir. Eserdeki başlıca konular şunlardır: Bilgi, dil, dünyanın dönekliği, cömertlik ve hasislik, tevâzû ve kibir, harislik, kerem, hilim ve zamanenin bozukluğu. Bilhassa bilgi ve dilin muhafazası ile ilgili konularda Atabetü’l-Hakâyık ile Kutadgu Bilig arasında büyük benzerlikler vardır. Ancak Atabetü’l-Hakâyık'ın tamamen İslâmî motiflere dayandığını ve bu bakımdan Kutadgu Bilig'den farklı olduğunu belirtmek lâzımdır.

Atabetü’l-Hakâyık'ın sonunda Edîb Ahmed'e ait olmayan üç ek vardır. Birinci ek müellifi meçhul bir dörtlüktür. Burada Edîb Ahmed'in doğuştan kör olduğu, Atabetü’l-Hakâyık'm ondört bâb üzere yazıldığı ve bir fil yükü altın değerinde olduğu belirtilmiştir. İkinci ek, Seyfî mahlası ile Türkçe ve Farsça şiirler yazmış olan Temür devri emirlerinden Seyfeddin Barlas'a ait bir dörtlüktür. Emir Seyfeddin Barlas, Edîb Ahmed'i "edibler edîbî" ve "fâzıllar başı" olarak nitelendirmektedir. Üçüncü ek Arslan Hoca Tarhan'a ait on beyitlik bir manzumedir. Arslan Hoca Tarhan, Temir ve Uluğ Beğ zamanlarında yaşamış ve devrinin edebî faaliyetleriyle ilgilenmiş mühim devlet adamlarından biridir. Edîb Ahmed'in babasının Mah-mud, memleketinin Yüknek olduğunu ve Atabetü’l-Hakâyık'ın "Kâşgarî til" ile yani Karahanlı Türkçesiyle yazıldığını Arslan Hoca Tarhan'ın ilâvesinden öğreniyoruz.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Edib Ahmed Yüknekî ve Atabetü’l-Hakâyık
MesajGönderilme zamanı: 04.03.13, 14:40 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 15.09.10, 09:02
Mesajlar: 77
Atabet'ül-Hakayık'tan:

Bismi'llâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm


Tanrı'nın Medhi
1. ilahi öküş hamd ayur men sanga
2. sening rahmetingdin umar men onga
İlâhî, pek çok hamdederim sana,
Senin rahmetinden hayır umarım.

3. senamu ayugay seza bu tilim
4. unarça ayaym yan bir manga
Övebilir mi seni bu dilim?
Gücüm öveyim, yardım et bana.
5. sening barlıkmgka tanukluk birür
6. cemad canvar uçgan yügürgen nenge
Senin varlığına tanıklık verir
Canlı, cansız, uçan, koşuşan her şey.

7. sening birlikingke delil arkagan
8. bulur bir neng içre deliller minge
Senin birliğine delil arayan
Bir şey içinde bulur binlerce delil.

9. yok erdim yarattıg yana yok kılıp
10. ikinç bar kılur sen mukir men munga
Yok idim, yarattın; yine yok kılıp
Tekrar var edersin; inandım buna.

11. aya şek yolmda yiligli odu
12. kel ottın özüng yul ölümdin önge
Ey şüphe yolunda koşturan! Uyan!
Gel, ateşten kurtul ölümden önce.

13. yarattı ol ugan tününg kündüzüng
14. udup biri birke yorır öng songa
Yarattı kaadir Tann geceni, gündüzünü,
Uyup birbirine yürür önü, sonu.

15. tünetür tününgni kününg kiterip
16. tününg kiterip baz yarutur tanga
Gündüzünü giderip karartır geceni,
Geceni giderip yine ağartır tanı.

17. ölügdin tirig hem tirigdin ölüg
18. çıkarur körür sen mum ked anga
Ölüden diri, diriden de ölü
Çıkarır; görüyorsun, bunu iyi düşün.

19. bu kudret idisi ulug bir bayata
20. ölüglerni tirgüzmek asan anga
Bu kudret sahibi Tanrı, ulu, bir; Ölüleri diriltmek ona kolaydır.

Bilgi

31. biligdin urur men sözümke ula
32. biligligke ya dost özüngni ula
33. bilig birle bulnur sa'adet yolı
34. bilig bil sa'adet yolmı bula
Bilgiden vururum sözüme temel,
Bilgiliye ey dost, bağla gönül.
Bilgiyle bulunur saadet yolu,
Bilgi bil, saadetin yolunu bul.


39. süngekke yilig teg erenke bilig
40. eren körki akl ol süngekning yilig
41. biligsiz yiligsiz süngek teg hali
42. yiligsiz süngekke sunulmaz elig
Kemikte ilik gibidir insana bilgi,
İnsan zîneti akıl, ilik kemiğinki.
Cahilin iliksiz kemik gibidir hâli,
İliksiz kemiğe kimse uzatmaz eli.

51. bilig birle alim yokar yokladı
52. biligsizlik erni çökerdi kodı
53. bilig yind usanma bil ol hak resul
54. bilig cinde erse siz arkang tidi
Bilgi ile âlim yukarı yükseldi,
Bilgisizlik insanı bıraktı geri.
Bilgi ara, usanma, bil ki hak Resul,
Bilgi Çin'de olsa arayın dedi.



59. biligsizke hak söz tatıgsız erür
60. angar pend nasihat asıgsız erür
61. ne türlüg arıgsız arır yumakm
62. cahil yup anmaz arıgsız erür
Bilgisize hak söz tatsız olur
Öğüt, nasihat faydasız olur.
Nasıl kirli temizlenir yıkamakla;
Cahil temizlenmez, hep pis olur.

63. biliglig kişi kör bilür iş ödin
64. bilip iter işni ökünmez kidin
65. kamug türlüg işte biligsiz ongı
66. ökünç ol angar yok ong anda adm
Bilir iş vaktini bilgili kişi,
Pişman olmaz, bilerek yapar işi.
Her türlü işte cahilin kısmeti
Pişmanlıktır; ona yok bundan başkası.


71. bilig birle bilnür törütgen idi
72. biligsizlik içre kanı hayr yidi
73. bilig bilmegendin bir anca budun
74. özelgin but itip idim bu tidi
Bilgiyle bilinir yaratan Tanrı,
Bilgisizlikten nerde, gören hayrı?
Bilgi bilmemekten nice insanlar
Elleriyle put yapıp Rabbim dedi.



79. eşitgil biliglig negü tip ayur
80. edebler başı til küdezmek tiyür
81. tiling bekte tutgıl tişing smmasun
82. kah çıksa bektin tişingni sıyur
İşit, bilgili neler deyip söyler,
Edebin başı dili gözetmek der.
Dilini sıkı tut, dişin kırılmasın.
Eğer çıksa dilin, dişini kırar.

83. sanıp sözlegen er sözi, söz sağı
84. öküş yangşagan til, unulmaz yağı
85. sözüng boşlag ıdma yıga tut tiling
86. yeter başka bir kün bu til boşlagı
Sözün iyisi düşünüp söylenen;
Çok konuşan dil, güç yetmez düşman.
Boşa söz harcama, pek tut dilini,
Belâ açar başına bu dil bir gün.

87. hiredlıgmu bolur tili boş kişi
88. telim başru yidi bu söz til boşı
89. öçüktürme erni tilin bil bu til
90. başıktursa bütmez büter ok başı
Akıllı mı olur dili boş kişi?
Pek çok başı yedi bu söz dil boşu.
Kızdırma insanı dille; çünkü dil
Yarası onmaz, onsa da ok yarası.

Dil
103. tili yalgan erdin yırak tur teze
104. keçür sen me umrüng könilik öze
105. ağız til bezeki koni söz turur
106. koni sözle sözni tilingni beze
Dili yalan yerden ırak dur, kaçın;
Geçir sen de ömrünü doğruluk üzre.
Ağız dil bezeği doğru söz olur,
Doğru sözle, söz ve dilini süsle

111. koni söz asel teg bu yalgan basal
112. basal yip acıtma ağız yi asel
113. bu yalgan söz ig teg koni söz şifa
114. bu bir söz ozakı urulmış mesel
Yalan soğan gibi, baldır doğru söz.
Bal ye, soğan yeyip acıtma ağız.
Yalan söz hastalık, doğru söz şifâ,
Bul söz, eskilerden vurulmuş bir iz.

115. koni bol könilik kıl atan koni
116. koni tiyü bilsün kişiler sini
117. könilik tonm ked kodup eğrilik
118. kedim ton lalusı könilik tonı
Doğru ol, doğruluk kıl, doğru ad al;
Doğru diye bilsin insanlar seni.
Doğruluk donun giy, eğriliği koy,
Giyimin iyisi doğruluk donu.

127. mecaz boldı dostluk hakikat kanı
128. minger dostta biri bulunmaz koni
129. öküşrek kişining içi gadr erür
130. koni dostung erse taşı, bil mum
Mecaz oldu dostluk, hakikat hani?
Bin dosttan biri, bulunmaz doğru.
Pek çok kişi içten vefasız olur,
Doğru dostun olsa, dıştan, bil bunu.

Zamane
151. kanı emr-ü ma'ruf kılur, edgü er
152. kanı kendü edgü kişi turgu yir
153. yirer sen zamanangnı, halkın kodup
154. zamanangnı yirme kişisini yir
Hani emr-i mâruf kılan iyi er?
Hani iyi kişinin duracağı yer?
Yerersin zamaneyi, halkı koyup,
Zamaneyi yerme, insanını yer.



139. ajun toldı udvan vefa cevr bile
140. kam bir vefalıg bar erse tile
141. sen artak sen anm ajun artadı
142. nelük bu ajunka kılur sen gile
Dünya doldu düşmanlık, cefâ, cevr ile,
Hani bir vefalı? Var ise dile.
Sen bozuksun; ondan dünya bozuldu.
Niçin sitem kılarsın bu âleme?

143. garib erdi islam garib boldı baz
144. ibadet riya boldı abid mecaz
145. harabat oramı bolup abadan
146. harab boldı mescidi budun bi-nemaz
Garip idi İslâm, garip oldu yine,
İbâdet riya oldu, kullar mecaz.
Meyhane çevresi oldu mâmûre,
Harap oldu mescit, millet beynamaz.

147. amel koddı alim ve zahid vera
148. arif raks çıkarıp iter hoş sena
149. bidat'nı yıgıgh kişi kalmadı
150. anın künde arta turur bida
Ameli bıraktı âlim, takvayı zahit,
Arif raks çıkarıp hoş semâ eder.
Bid'ati men eden kişi kalmadı,
Ondan her gün artıp durur bu bid'at.


163. uvut yitti yindip bulunmaz yıdı
164. halal yigli kanı, körünmez bodı
165. halal kendü kayda bu kün, kanı kim
166. haramnı yiyürde haram tip yidi
Utanç gitti, aransa bulunmaz kokusu;
Helâl yiyen hani, görünmez izi.
Helâlin kendi nerde bugün, hani?
Kim haram yerken, haram diye yedi?

167. budun mallıg erke urup yüzlerin
168. tözü kul kılurlar azad özlerin
169. kim ol malsız erse ol erni körüp
170. yüz evrüp keçerler yumup közlerin
Millet zenginlere dönüp yüzünü,
Hepsi köleleştirir azat özünü.
Nerede bir yoksul görse birisi,
Yüz çevirip geçer yumup gözünü.

171. aya malka suk er, yakin bil, bu mal
172. bu kün kadgu sakmç, yarın yük vebal
173. haram erse malıng azab ol songı
174. hisab ol eğer bolsa malıng halal
Ey haris kimse! İyi bil ki bu mal
Bugün kaygu endişe, yarın yük vebal.
Haram ise malın azaptır sonu;
Hesap var, eğer olsa malın helâl.

(*) Metin; Arat neşrinden aynen alınmıştır.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye