Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Sivil cihad/manevi cihad
MesajGönderilme zamanı: 29.10.10, 19:59 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.03.09, 09:49
Mesajlar: 305
Sivil cihad / manevi cihad

Mustafa ÖZCAN

28 Ekim 2010


İbni Teymiyye, Kur’an’da kullanılan kavramların eş anlamlı olmadıklarını beyan eder. Kur’an-ı Kerim her dem taze olduğu gibi her kelimesi de farklıdır. Yek diğerinden ayrılır. Bu anlamda, katele fiili ile cahede filleri arasında umum ve husus farklar vardır. Mukatele ile mücahade farklıdır. Mukatele, mücahede anlamında kullanılamaz. Bundan dolayı cehede, cahede ve ictehede fiilleri aynı kökten olmakla birlikte farklı manalardır ve üç farklı sınıfa veya mesleki gruba işaret etmektedir. Bunlardan cehede genellikle cihad edenlere ve mücahidun topluluğuna bakar ve onlara işaret eder. Cahede fiili ise nefsini köreltmek ve pak etmekle uğraşan sınıfa delalet eder. Alp erenlere, sufiler topluluğuna ve manevi mücahidlere işaret eder.

Hazreti İsa Kur’an’da ‘gulaman zekiye’ şeklinde anılır ve tebşir edilir. Buradaki ‘zekiyyen’ temizlenmiş ve pak manasındadır. Bu anlamda Hazreti İsa pak bir çocuktur. Sufiler de mücahadeleriyle bu anlamı yakalamaya çalışır ve gayret ederler. İctehede fiili ise genellikle fukaha mesleğine işaret eder ve bunlar da ictihad ameliyesiyle İslam fıkhını güncelleştirir ve zenginleştirirler. Bir sınıf gönül dünyasını zenginleştirir. Diğer sınıf fıkıh dünyasını zenginleştirir. Bir üçüncüsü ise cehd ederek ve cihad ederek İslam’ın fiziki sınırlarını korur. Cihadın birçok anlamı vardır. Kadınların cihadı bir yerde hacca gitmektir. Peygamberimizin ifade ettiği gibi, bakıma muhtaç ebeveyni bulunan gencin cihadı da onlara bakmaktır. Şayet cihad bir ülkeyi, bir sınırı ve bir hazireyi korumak ise bunun en küçük birimi ailedir. Dolayısıyla aileyi korumak da sınırı korumaktır ve bundan dolayı cihad çeşitlerinden sayılmıştır ve şüphesiz de öyledir. Mukatele anlamında cihad, Allah’ın sözünü yüceltmek için yapılır. Hadisler bunu söylemektedir. Dolayısıyla katele fiili ile cahede fiili arasında farklar vardır. ‘Men cahede fina linehdiyennehum sübülene/ Bizde mücahede edenleri yollarımıza ulaştırırız’ ayeti aslında nefsi tezkiye etme cihadına işaret etmiştir. İnsan nefsini tezkiye etmeden toplumu tezkiye edemez. Temiz ve pak kılamaz. Nefsini ve toplumu temizlemek manevi cihad kapsamındadır. Bunun için cihad insanın derununda başlar ve o boyut tamamlandığında afaka taşar. Aksi takdirde, deruni ve pak anlamını kaybeder.

*

Günümüzde cihada dair tashih edici kitapların sayısında artış vardır. Muhammed Said Ramazan el Buti, Cihad kitabını yazdığında bir takım kimseler tefrit yaptığını düşünmüşler ve dolaylı olarak kitap eleştiri oklarına hedef olmuştur. Fıkhu’z Zekat’tan sonra Fıkhu’l Cihadı yazan Karadavi de esasında Buti ile benzeri zemini paylaşmıştır. Lakin Buti kadar eleştiri oklarına hedef olmamıştır. Bunun nedeni Buti’nin ilk olmasının yanında; eleştirenlerinin de aslında Karadavi ile aynı çizgiden gelmeleridir. Eleştiri biraz da meşrep farklılığından ileri gelmiştir. Karadavi de Mevdudi gibilerin aksine cihadın esasında nefsi müdafaa olduğunu ve Hazreti Peygamberin girmiş olduğu bütün savaşların bu bağlamda mütalaa edilmesi gerektiğini söylemiştir. İslam’ın kılıçla yayılmadığına dair İntişar-ı İslam Tarihi yazarı T. W. Arnold’un tanıklığına başvurarak İslam’ın kılıç zoruyla yayılmadığını söylemiştir.

İslam’da cihadın savunma cihadı ve taarruz cihadı (cihad-ı talep) olarak ikiye ayrıldığını lakin esas olanının savunma cihadı yani tedafüi pozisyon olduğunu söylemiştir. Kendisinin Cihad Fıkhında meseleyi bütün detaylarıyla ele aldığını ve sonunda cihadın savunma cihadı olduğu kanaatine vardığını ifade ediyor. Zaten bu cihadın veya nefsi müdafaanın hiçbir uluslar arası hukuk veya kurum tarafından reddedilmediğini de sözlerine eklemiştir. Kıstasın şu olduğunu söyledi: Kim mukatele eder ve bizimle savaşırsa biz de karşılık veririz. Kim bizimle müsalemet içinde olursa yani barışçıl bir ortamı paylaşmak isterse yine bizden aynı karşılığı bulur.

Karadavi, Rum ve Bizanslılarla girişilen savaşların da savunma savaşları nevinden olduğuna parmak basıyor. Savaş illetinin küfür mü yoksa fitne mi ve bir anlamda davete engel bir ortam mı olduğu sorusuna küfrün kitalin illeti olmadığını söyleyerek cevap veriyor. Dolayısıyla geriye serd ve taksim yöntemiyle birkaç illet ihtimali kalıyor, bunlar; ya nefsi-i müdafaa ya fitne veya davet engelini bertaraf etmektir. ‘Dinde zorlama yoktur’ ayetinin bu anlamda olduğunu beyan ediyor. ‘Ümirtü en ukatile’n nase/İnsanlara savaşla emrolundum’ hadisi sorulduğunda bunu da aynı bağlamda yorumluyor.

Esasında burada mukatele babındaki fiil öldürme anlamında değil belki mücadele etme anlamındadır. Şafii ulemasından bazı zevatın, kıtal manasında cihadın bir gaye olmadığını gayenin insanların hidayetine vesile olmak olduğunu söylediklerini de aktarıyor. Dolayısıyla Bediüzzaman’ın da manevi irşad dediği boyuta geliyoruz. Esasında, harp/savaş kelimesinin Hazreti Peygamber’e sevimsiz geldiğini ve bundan dolayı bazı Harp adını taşıyanların isimlerini başka güzel isimlerle değiştirdiğini hatırlatmıştır. Bunlardan birisi de Hazreti Ali’nin Hazreti Hasan doğduğunda ona verdiği Harp ismini değiştirmesidir. Arap Yarımadasında insanlar güçleriyle ve vurucu kırıcılıklarıyla övünürken Hazreti Peygamber bunu övünç vesilesi olmaktan çıkarmıştır. Harp yerine Hazreti Ali’den çocuğuna Hasan ismini takmasını öğütlemiştir. Zira savaş kerih ve sevimsiz bir eylemdir ve Kur’an-ı Kerim’de de bu anlamda ‘kürh’ olarak ifade edilmiştir. Savaşın yasaklanmamasının nedeni ise ‘şerrun labudde minhu’ makamında olmasıdır. Yani zaruret miktarı veya ilaç nevinden bir şer olmasındandır. Karadavi bazılarının İslami nokta-ı nazardan BM’ye karşı çıktıklarını halbuki bunun doğru olmadığını ve BM’nin hilfu’l fudul manasını barındırdığını lakin uygulamada bazı sorunların ve aksamaların olabileceğine işaret etmiştir.

Savaş esirlerinin öldürülmesi gibi konularda BM Cenevre Sözleşmesi ile İslami kuralların çatıştığını varsayanlara cevabı da şu olmuştur: Bu doğru değil. İslam, esirlerin öldürülmesini emretmiyor. Sadece savaş suçlularına yönelik böyle bir uygulamaya cevaz veriyor. Aksi takdirde, imma mennen imma fidaen ayeti esirlere uygulanacak iki güzel seçeneği ortaya koyuyor. Ya af ya fidye yolu ile salıverilmeleri.

Brzezinski’nin Out Of Control kitabında hatırlattığı gibi, Karadavi de tek parçalı bloğun İslam bloğu olduğunu ve Müslümanların da ortak bir çatı altında kenetlenmelerini gerektiğini hatırlatmıştır. Lakin bu ona göre tek halifenin etrafında olması gerekmiyor. Bundan bir önceki cihad sohbetinde de tek halife doktrinini meşruiyetin tek kaynağı olarak gören Hizbu’t Tahrir’e 50 yıllık dostu Muhammed Gazali üzerinden gönderme yapmış ve bu görüşe katılmadığını söylemiştir. İttihat veya çeşitli birlik yollarıyla Müslümanların bir araya gelebileceklerini söylemiş ve El Camiüatü’l İslamiyye tabirini ve benzerlerini kullanmıştır. Aynen Bediüzzaman gibi ümmet birliğine yani Müslüman halkların birliğini büyük önem atfetmiştir. Siyasi temsilden ziyade Müslüman halkların birlik ve beraberliğinin daha mühim olduğuna dikkat çekmiştir. Filistin’in bütün Müslümanlara bir emanet olduğunu hatırlatmıştır.

Halifenin veya İslam birliğinin olmadığı bir seçenekte cihad ilan yetkisinin kimin uhdesinde olduğu sorusuna şöyle cevap vermiştir: Bir İslam ülkesi işgale uğrarsa zaten kendini savunmak zorundadır. Cihad vazifesi otomatik olarak devreye girer. Bu ülke kendi başına müstevlileri def edemezse aynı sorumluluk komşu veya yakın İslam ülkelerinin üzerine intikal eder. Cihadın ilanı ise eh-i hal ve akd’ın uhdesindedir ve bu da ulema, eşraf ve kanaat ve halk önderleri anlamındadır. Şimdiki milli devletlerin durumu bir hukuki tanım zorluğunu getirse de fiili bir saldırı durumunda fiili ve otomatik bir savunma yöre Müslümanları üzerine farz-ı ayındır. Fiili yetersizlik durumunda bu görev komşu bölgelere intikal eder.

Karadavi bazı cihad tanımlamalarında bulundu. Buna göre, zalime karşı cihad küffara karşı cihaddan daha evladır. Lakin zalimin tahdidi, tarifi ve onun ötesinde huruca müstelzim miktarın tayini müşküldür. Burada Bediüzzaman zulmü onaylamamakla birlikte dahilde silah kullanılmasına karşı çıkmıştır ve onun yerine manevi cihadı önermiştir. Karadavi ise manevi cihad yerine veya paralelinde sivil/medeni cihad kavramını kullanmıştır. Lakin biraz farklı bağlamda. Bediüzzaman manevi irşad bağlamında kullanırken o terakkiye vesile olma bağlamında kullanmıştır.

Mesela ona göre, günümüzde teknolojik atılım gerçekleştirmek ve internet üzerinden hizmette bulunmak ve fezayı keşfetmek hepsi ilmi ve dolayısıyla sivil cihad kapsamına girmektedir. Lakin zalime karşı hakkı söylemek manasında sözel cihad da Bediüzzaman’ın söylediği kapsama dahildir. Karadavi, içtimai, iktisadi ve ilmi kalkınma hamlelerini medeni ve sivil cihad kapsamına sokar. İran’lılar da imar cihadına cihad el binai demektedirler. Karadavi internet alanındaki hizmetlere asrın cihadı olarak bakmaktadır.

Bu anlamda, Özal da ölmeden evvel özlediği gençlik tablosunu ‘bir elinde Kur’an diğer elinde bilgisayar’ şeklinde tarif ve formüle etmiştir.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Sivil cihad/manevi cihad
MesajGönderilme zamanı: 13.06.11, 04:07 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.03.09, 09:49
Mesajlar: 305
Alıntı:
Bu anlamda, Özal da ölmeden evvel özlediği gençlik tablosunu ‘bir elinde Kur’an diğer elinde bilgisayar’ şeklinde tarif ve formüle etmiştir.


Saçma bir tarif.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye