Sufiforum.com

2009'da başlayan SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. İçerik yenilemeleri tasavvuf.name sitesinden sürdürülmektedir. ALLAH YÂR OLSUN.

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 22 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Şeyh Nazım Anlatıyor: Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 21.09.09, 21:08 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13.03.09, 06:08
Mesajlar: 291
HER BİR TANESİ DÜNYA BÜYÜKLÜĞÜNDE KUM OKYANUSLARI

http://www.sufilive.com/print.cfm?id=1845&lc=TR

Resim


Mawlana Shaykh Nazim Adil Al-Haqqani Sultanul Awliya |

Wednesday, Sep 16, 2009 | Lefke KKTC


(Mevlana Şeyh Nazım Hazretleri ayağa kalkarak hitap ediyor)

Fatiha

Destur medet el Hak. SUBHANALLAH, SULTAN ALLAH. SEN SUBHANSIN, SEN SULTANSIN, SEN YARATANSIN. ALLAHU EKBER.

Bu mübarek ayda bize lütfünden ver de ilahi makamlarında temizlerden olalım. EY RABBIM, bize sonsuz lütfünden ver, bize sonsuz rahmet deryalarından ikram et. Hesapsız övgümüzü senin en sevgilin SEYYİDİNA MUHAMMED ( S.A.V.)’e sunuyoruz. O’na övgüsünü vermeyenleri, şanını yüceltmeyenleri ve şeytanı takip edenleri aşağı indir. ELFU SELAT ELFU SELAM. Peygamberlerin mührü olan YA RASURULLAH (S.A.V.) , sen evvelden ahire kadar ilahi huzurdasın. Sen ezel ebedin SULTANISIN! EY en övülmüş PEYGAMBER! Senin şefaatin ümmeti ve hesapsız varlıkları kurtarır. ALEMLERIN RABBI her şeyi senin hürmetine yarattı. Bu dünyayı donattı, bilinmeyen dünyalar ve bilinmeyen hâkimiyetler yarattı. Ey en sevgili SEYYIDINA MUHAMMED (S.A.V.) , hesapsız hamdlar sanadır.

(Mevlana Şeyh Nazım Hazretleri yerine oturuyor)

Ey insanlar beraber söyleyelim, “Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim”. Ey insanlar, bir ejderhadan kaçar gibi şeytandan kaçın. Ey insanlar, himaye isteyin. Muhafaza olmayı isteyin. Muhafızlar, göklerin muhafızlarıdır. İki sekil muhafız vardır, birisi göklere aittir. İkincisi de mübareklere aittir. Onlar bu dünyada yaşarlar ve bu dünyada yaşayan insanoğlunu korumak isterler. Ey insanlar, hem bu gezegenin muhafızlarından hem de manevi muhafızlardan isteyin. Ve “Bismillahirrahmanirrahim”, deyin. Bu insanoğlu için daha kuvvetli bir muhafızdır. Sadece “Bismillahirrahmanirrahim” demekle. Bu besmeleye verilen kuvvettir. Besmelenin yanında bütün maddi silahlar hiç kalır. Bütün maddi silahlar besmelenin karşısında durur. Nükleer kuvvet derler. Nükleer başlıklar, nükleer kuvvetle çalışır. Belki bu dünyadaki yasayanlara verilmiş olan kuvvetin son noktasıdır bu. ÂLEMLERİN RABBI kuvveti bu noktaya kadar vermiştir. Bugüne kadar bu nükleerin sınırı dışında bir şeye ulaşamadılar. Görülmemiştir. Sonsuz kuvvet makamları vardır. ÂLEMLERİN RABBI bütün kuvvetleri, nükleer kuvvetleri ufacık bir atoma yerleştirir. O her şeye kadirdir. Simdi insanlar nükleer kuvvetlerinle çok büyüklenirler. Bu bir şey değildir. Mübarek bir kişi durdurur onları. Mübarekler göklerin makamlarına aittir ve bu gezegendeki her şeyi gözetir. Tek bir sahip yeterlidir. Simdi insanlar zannediyorlar ki ÂLEMLERİN RABBININ tek bir dünyası vardır. Hesapsız, hesapsız.

Bir zamanlar, PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’in soyundan yüksek bir mübarek varmış : “Seyyid Ahmed-i Er-Rufâî Kebîr”. O’na verilen dev kuvvetler vardı. Bu kuvvetlerden birisi de, göz açıp kapayana kadar doğudan batıya koşmasıydı. Çok kısa bir zaman içinde dünyadan göklere ulaşırdı. Onlar mübareklerdir….Mübarek demek, manevi kuvvet demek…. Onları hakiki varlığında düşünün. Onlar mübareklerdir. Bir zamanlar o, dünyadan göklere yükseliyordu ve dördüncü gök makamına ulaştı ve orda durdu. Onun ilahi kuvveti, göklere aittir.

Ey insanlar, insanoğlu bir varlıktır, onun yaratılma sırrını bilmek imkânsızdır. Kimse bilemez. Ve o ilahi yetkisiyle dördüncü gök makamına ulaşmıştır. Gökler yedi tanedir. O dördüncüye ulaştı ve o makamda durdu çünkü karşı manzarasında bir okyanus zuhur etti. Aniden bir okyanus zuhur etti ve manevi kuvvetiyle idrak etmeye çalıştı. Bu okyanusun sonu ve başı nerde diye. İmkânsız. Manevi kuvvet, maddi kuvvet gibi değildir. Şöyle baktı ve bir başını gördü fakat sonunu bulamadı. Ve sol tarafına baktı bu okyanusun sonu nerde diye. Mümkünatı yok. Ve kulağına ilahi bir hitap geldi, dünya hitabından başkadır bu ses. Bu ses ona, Ahmed-i Er-Rufâî Kebîr’ye … ALLAH onu takdis eylesin… “gel, gel, daha yakına gel” dedi.Icine daha fazla girdikce, o kum okyanusunda, bir kum tanesi, bizim dunyamiz gibi bir gezegen olarak zahir oldu.
Tam bu dunya gibiydi. Cok sasirmisti. Icine girdiginde gordugu manzarayi asla daha once gormemisti.

“Gel de, içinde ne var gör”. Manevi kuvvetiyle daha fazla, daha fazla ve daha fazla yaklaştı, ta ki ulaşana kadar.

Ve kendi ilahi guclerinin hiziyla hareket ediyordu. Bizim ucaklarimizin hizi gibi degil. Hayir. Ilahi guc hareketiyle, ki onu o okyanusta hareket ettiriyordu. Yaklasti. Ve ilahi hitap dedi ki “Gel ve dinle, ve isit ve anla. Bu benim bolgemdir. Bu okyanus, benim sonsuz alanlarimdan sadece bir noktadir . ”

O okyanusa bakar ve girer. Bunun sıradan bir okyanus olmadığını anlar. Dünyadaki gibi değil. Kum. Baştan sona kadar kum okyanusu. Başı sonu nerde bilinmez. Karşısına kum okyanusu zuhur etmişti. Şimdi daha çok şaşırdı. O kadar büyük bir okyanus. Kendi kendine duruyor, altında ve üstünde bir şey yoktu.


Baska bir ikaz geldi. Onu cagirdi ve dedi ki, “Ey Ahmed, daha yakina gel, daha yakina, daha yakina, daha yakina, icine gir, ve o okyanusunda daha yakina gel”.

Subhanallah

Baska bir hitap geldi ve dedi ki “ Yaklas, daha yakina gel, daha fazla yakina, daha yakina”.

Allahu Ekber, Allahu Ekber.

Yaklasti, yaklasti ve ilahi isitme duyusuyla isitti ki, bir ses “ Allahu Ekber, Allahu Ekber , Allahu Ekber, La Ilahe Illallah , La Ilahe Illallah , Muhammedun Resulullah (s.a.v.)” diyordu.

Aynı değil, hepsi değişiktir, ilahi kelimeler değişik çağırır. ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER.

Butun minarelerde oyle bir ezan sekli vardi ama, asla daha once duymadigi cesit bir ses, hic duymadigi cesitte sozler, bizim burda ezanda kullandigimiz gibi degil.

Bütün dünyada ezan aynı okunur ama orada her minarede değişik şekilde ve sözlerle söylenir. Oradaki her minare ayni kelimeleri kullanmiyordu. Her biri degisik, degisik ilahi kelimelerle cagiriyordu.

Ve bak, ezani o minareden duyuyordu, ikinci minare baska bir ezan verirdi tazimen ve temciden ve takdisen ve tevhiden ve tahmiden YA ALLAH.

O Rabbin buyuklugu ve serefi ve Allah`in heybetidir. Asla birisi, bir ikincisiyle ayni degil.

Bizim ezanimiz tum dunyada aynidir. Ama oradaki ezan, her minarede degisik sekilde, degisik kelimelerle. ALLAH’ı tazim eder.

Boylece aciga cikti.

Ey RABBIMIZ, büyüklük, şeref ve azamet senin içindir, YA ALLAH. Hiçbir tazim ayni şekilde söylenmez hepsi değişik şekilde söylenir ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER.

Bu o heybet, azamet okyanuslardan bir şeydir. Güç, kudret okyanuslarından değil, Kuvvet okyanusları değil azamet, en azametli kudret okyanusları. Heybet. Heybet. En heybetli guc okyanuslari, ordan yeni yaratilanlar cikiyor. Yeni yaratılma geldiği zaman öyle okyanuslar var olur, öyle yeni yaratılanlar. Oyle okyanuslar , oyle yeni varliklar. Bir parca kum bile, bir ikincisiyle ayni degil. Bir tane kum parçasının övgüsü öbürü ile aynı değildir.

Bu soyledigimiz, belki de Yuce Allah`i en dusuk seviyede tazim etmektir; ALLAH’ı tazim etmenin en düşük yoludur belki.

Bu tazim eden sadece bir tek velidir. O zaman sayısız mübareklerden ne haber? Mubarek olan odur. O mubarek olandir; Ayaklarini o okyanusa koydu ve duydu; ayağını o okyanusa basınca dinledi ve o okyanus neye dayanıyor diye ; Ve o okyanus neyin uzerinde diye bakiyordu . Bilmek imkânsızdı. Bir yere ulaştığı zaman diyordu ki “Tovbe Ya Rabbi, seni istedigim veya seni dusundugum icin uzgunum, Ya Rabbim.” dedi. Ey RABBIM, bunu düşünmeye ve istemeye hayâ ediyorum. Senin hayaline getirebileceğinin kat kat fazlasıdır, sonsuzdur… Ve ne kadar cok hayal edersen , onun kat ve kat ustunde getirseler de onun da otesidir. Sonsuz olarak.

ALLAHU EKBER.


Ey insanlar, Rabbinizin buyuklugunden bir sey anlamaya calisin ve onu sonsuz ovun, sonsuz alanlarini , Yuce Allah`in asla sonu gelmeyen dunyalarini , sonu gelmeyen alanlarini anlamaya calisin. Sonsuz dünyalar, sonsuz hükümdarlıklar YÜCE ALLAH’A aittir.

ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER

Ey dinleyenlerimiz, bir şeyler söylemeye çalışıyoruz çünkü daha azını söylersek RABBIMIZIN büyüklüğünü anlamak imkânsızdır. İmkânsızdır.
ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER-UL EKBER.

Ey insanlar, gelin ve YÜCE RABBINIZA en yüksek ve övgülerin en son noktasını vermeye çalışın. Kalplerinizi canlılıkla, sevinçle, zevkle, nurla ve güzelliğe açın. Bu noktaya ulaşmaya çalışın. Bu yeter de artar da. Fakat biz şeytanin çağrıları ve aldatması ile meşgulüz. Bu insanları böyle şeylere ilgi duydurmuyor. Bu noktadan sonra dersek ki, güzellik okyanusları, o her bir dünyaları sarmıştır o kum okyanusları. ALLAHU EKBER

Ey insanlar, Esselamun Aleyküm ve Rahmetullahu ve Berekatuhu.
Gelin dinleyin ve zevk alın. Siz sadece bir aynasınız. Aynanızda bir şeyler yansıtmaya çalışın. Hiçbir zaman ifade edilmez.

Ey insanlar, gelecek günleriniz için mutlu ve sevinçli olmalısınız.
Ve çok şerefli ve çok hayat dolu ve çok güzel ve hoşnut ve çok süslü. Beklenmedik işaretler zuhur edecek ulaşır milyonlarca ve milyarlarca ve trilyonlarca senelerde ulaşamayacaksın.
Bakmak, görmek için ve hoşnut olmak için.
ALLAHU EKBER!

Bu mübarek aydır, ALLAH ne için bu ayı gönderdi?
Simdi bir şeyler anlatmak için, yüksek makamlardan, kendi seviyemize iniyoruz.
Neden “mübarek ay” deriz? ÂLEMLERİN RABBI, ümmeti MUHAMMED (S.A.V.)’e neden bir mübarek ay ikram etmiştir? Çünkü bu mübarek ayda çok çabuk, maddi varlığımızla beklenmedik nur okyanuslarına ulaşabiliriz. ÂLEMLERİN RABBI ister ki, kulları, bu hayatta en küçük parça bile olsa, kendimize ayna olalım ve o aynada, mütevazılığa ulaşalım. Mütevazılık seni mübarek ayda sabit kılar. Mübarek ayda ilahi bölgelerde olursun. YÜCE ALLAH kulları mübarek olsun ister. Çünkü mübareklik bize şeref verir, özellikle de bu ayda. En mübarek aydır. Bu ayda daha fazla (mübareklik ) kutsiyet alın.

Bu ayda kalbiniz daha şeffaf olur. Hiçbir zaman bu ağır cismaniyeti bırakmazlar. Bu çok ağır cismaniyettir. Onun için bizim ağır cismaniyetimiz ağır maddeler gibidir. Bu dünyadaki en ağır madde altındır. Onun için bizim varlığımız daha ağır maddelere ulaşmak ister. Cismaniyetimiz ister, ruhumuz istemez. Hayır, ruh hiçbir zaman istemez. Ruhumuz, ne dersiniz? Ruhumuz nefret eder maddiyattan. Maddiyat da bizim şeffaf varlığımızdan nefret eder. En ağır maddeyi yukarıya taşıyamazsın. Ama onsuz ilahi huzura yükselirsin. İlahi huzur o kadar kolay değildir.

Bedenindeki bütün ağırlıkları atman gerekir o zaman şeffaf olma zevkine erersin. Onun için bütün Peygamberler şeffaftır ve bizim ruhlarımız o makamda olmayı ister. O makama ulaştıkları vakit orda ilahi varlıklar görürler. Bu ağır bedenle ulaşamazsın. Ancak ruhunla ulaşırsın.

ALLAH bizi affeylesin.

Dum dum dum dum dum dum dum[1]

Çiftçi dayı çiftçi dayı

Sen ekersin şu buğdayı

dum dum dum

Çiftçi dayı sen ekersin dağı taşı

dum dum dum

İlahi şarkılar Göklerden insanların kalplerine canlılık verir.

ALLAH bize de ikram etsin

Esselamun Aleyküm

-Şeyh Nazım: Kaç oldu?

-Mürit: 45 dakika

-ingilizceden aktarma-

16 Eylül 2009, LEFKE; KKTC


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor:Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 22.09.09, 21:19 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926
Resim

9 Yeni Gezegen Keşfedildi


Ankara - AA- Hubble teleskobu ile gözlem yapan astronomlar, evrenin büyük olasılıkla çok sayıda yıldızla kaplı olduğu genç dönemlerinden kalma 9 yeni galaksi keşfetti

ABD'nin Yale Üniversitesinde yapılan gözlemde tespit edilen ve 11 milyar ışık yılı uzakta bulunan, diğer deyişle gök bilimcilerin galaksilerin 11 milyar yıl önceki ışıklarına baktıkları 9 galaksi (gökada), evrenin 3 milyar yaşından daha genç olduğu döneme ait

Yeni gözlenen galaksilerin her birinin kütlesinin Güneş'in 200 milyar katı ve 5 bin ışık yılı genişliğinde olduğunu belirten astronomlar, Samanyolu galaksisinin ise Güneş'in 3 milyon katı kütlesi bulunduğunu ve şu anda 100 bin ışık yılı genişliğinde olduğunu kaydetti

Bu galaksilerin inanılmaz bir hızla yıldız oluşturduklarını ve her birinin mevcut büyük galaksiler kadar yıldız içerdiğini belirten Yale Üniversitesinde yapılan araştırmanın başındaki Pieter van Dokkum, şimdiye dek bu kadar uzakta böylesine sıkışık ve yoğun bir büyük galaksi gözlemlemediklerini söyledi

Astronomlar, bu galaksilerin kütlesi temelinde, yıldızların kendi galaktik diskleri etrafında saatte 890 bin ile 1 milyon mil (saniyede 400 ila 500 kilometre) hızla döndüklerini tahmin ediyor.

04-05-2008

***

Resim

NASA, Kepler`i dünya benzeri gezegenler bulmaya gönderiyor

Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu (NASA), Güneş Sistemi dışında Dünya`ya benzer ve yaşanabilir gezegenler arayışları çerçevesinde, Kepler adlı uzay aracını cumartesi günü fırlatacak.

NASA`nın Kepler projesi yetkilileri, 1,03 ton ağırlığındaki Kepler uzay aracının bir Delta 2 füzesiyle 7 Mart 2009 Cumartesi TSİ 05:49`da Florida`daki Cape Canaveral Uzay Üssünden fırlatılacağını belirtti.

NASA`nın Astrofizik Bölümü Direktörü Jon Morse, Güneş`in yörüngesine yerleşecek Kepler`in Dünya benzeri koşulların bulunabileceği gezegenlerin bulunması ve incelenmesi çabalarında ilk ve çok önemli bir proje olduğunu belirterek, `gezegen avcısı Kepler` uzay aracına Samanyolu galaksisinde Dünya ölçütlerindeki gezegenlerin ne kadar sık olabileceğini anlamada büyük görev düştüğünü söyledi.

Samanyolu galaksisinin Cygnus-Lyra bölgesinde 3,5 yıl boyunca 100 binden fazla Güneş benzeri yıldızı inceleyecek olan Kepler`in yıldızlardan çeşitli uzaklıklarda Dünya ölçülerinde veya daha büyük yüzlerce gezegen bulması bekleniyor.

Kepler, şimdiye dek uzayda en gelişmiş (95 megapiksel) kamera sistemine sahip.

Avrupalı astronomlar geçen ay, Güneş Sistemi dışındaki en küçük Dünya benzeri kayalık gezegeni gözlemlediklerini açıklamıştı.

Avrupa Uzay Ajansından(ESA) yapılan açıklamada, Aralık 2006`da yörüngeye fırlatılan COROT uydu teleskobuyla yapılan keşifte gözlemlenen dış gezegenin (exoplanet) Dünya`nın iki katı kadar büyükte ve Güneş benzeri bir yıldızın etrafında döndüğü belirtilmişti.

Bu mini kayalık gezegenin yüzey sıcaklığının çok yüksek, yaklaşık 1100 santigrat derece olduğunu belirten bilim adamları, gezegenin büyük olasılıkla lav veya su buharıyla kaplı olduğuna işaret etmişti.

Astronomlar, yine de Dünya ölçülerine sahip gezegenlerin çok ender olduğuna işaret ediyor.

Kepler projesinin maliyeti 600 milyon doları buluyor.

NASA, ayrıca uzayın keşfine kamuoyu katılımını arttırmak amacıyla, Kepler uzay aracıyla uzaya milyonlarca isim gönderiyor.

aa

05 Mart 2009, Perşembe

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor:Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 22.09.09, 21:33 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926
28.08.2009

Samanyolu Galaksisi'nin yeni görünüşü



Dünya'nın da içinde yer aldığı Samanyolu Galaksisi'nin sarmal yapısı, astronomlarca uzay haritası kaydına geçiriliyor.

Amerikan Uzay ve Havacılık Kurumu NASA'nın Spitzer Uzay Teleskobu'ndan alınan kızılötesi görüntülerle, Samanyolu Galaksisi'nin o zarif sarmal yapısı yeniden keşfedildi.

Samanyolu Galaksisi'nin yeni görünüşü işte böyle çizildi.

Resim

http://www.cnnturk.com/2009/bilim.tekno ... index.html


***

12. Uzay Hakkında

Şeyh Şerafeddin Dağıstanî'ye bir gün sordum:

- Şeyhim, Merih'te hayat var mı?

-Yoktur, dedi.

- İtalyanlar rasathaneden teleskopla ttarassut etmişler; karlı dağlar, çizgiler,
nehirler ve çukurlar görmüşler. Orada hayat olduğunu söylüyorlar. Bir
de kitap neşretmişler. Ben bu kitabı okudum, dedim.

Şeyhim:- Merih, daha soğumamış bir alemdir. Merih'te hayat yoktur.
Ali Usta! Bu dünya güneşin yanında çok küçük kalır. O güneşi de yok hükmünde bırakabilecek büyüklükte yıldızlar vardır. En büyük yıldız Ilha isminde bir yıldızdır. Allah (cc.) bu yıldızdan öteye evliyalara da keşif vermedi.
Şimdi seni Ilha yıldızına götürsek, sana onu göstersek, diyeceksin ki;
bu İlha yıldızı güneşin dünyaya olan oranı ile mukayese edilemeyecek
derecede güneşten büyüktür. Bu yıldızdan öteye keşif yok. Keşif yok
amma boşluk ta olmaz ya; boşluğa varlık hücum eder. Sen ne dersin buna
acaba Ali Usta?


(Not: Bu sohbetin Şerafeddin Dağıstanî Hazretleri'nin vefat tarihi
1936'dan önce cereyan ettiğini ve o yıllarda Merih hakkındaki
bilgilerin bugünkü seviyede olmadığını düşününüz. H.Burkay)

- Ne bileyim Şeyhim, dedim.

- Öyleyse senin ömrün, aklın, bunları keşfetmeye kafi değildir. Sen Allah'ın (c.c.) gösterdiği vazifeyi, zikrini güzel yapmayı düşün Ali Usta, bunları düşünme. O'nun sahibi düşünsün bunları, dedi.

***

ALİ USTA'NIN HATIRALARINDA ŞEYH ŞERAFEDDİN DAĞISTANÎ (K.S.)

KAYNAK: http://us.geocities.com/gunceltasavvuf/aliusta2.htm

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor:Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 22.09.09, 22:41 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926


How big is the Universe?

http://janus.astro.umd.edu/javadir/orbits/ssv.html


_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor:Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 24.09.09, 13:06 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926
The universe - How big are you?


Bir başka Evrenin Keşfi videosu.

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor:Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 24.09.09, 13:11 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926


Our Solar System - Size Of Planets and Stars to Scale

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor:Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 24.09.09, 13:20 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926


Zoom 100 Million Light Years From Earth

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor:Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 24.09.09, 13:23 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926


Astronomy Lecture

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor:Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 25.09.09, 14:02 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926
16 EYLUL 2009

SEYH NAZIM EL HAKKANI

LEFKE DERGAH SOHBETI

( Seyh Nazim Efendi ayaga kalkar)


Medet Subhanallah Sultanallah , Suphan sensin, Sultan sensin, sen bizim Rabbimizsin, sen bizim Yaraticimizsin,

Allahu Ekber , Allahu Ekberul Ekber


Ey Rabbimiz, bu mubarek ayda, temizlerden olmamiz icin bize senin lutfundan ver. Senin ilahi makamlarindan . Ey Rabbimiz , bize, senin sonsuz bereketlerinden ver. Senin sonsuz rahmet okyanuslarindan nasip et.

Hesapsiz ovgumuz, senin katinda en sevilen olan Seyidina Muhammed (s.a.v.) icindir. Onu ovmeyip, sanini yuceltmeyenleri asagi indir.

Elfus salat, elfus selam.

Ey son peygamber, Ey son peygamber, sen, ezelden ebede Ilahi Huzur`dasin. Ebediyetin Sultani sensin. Ey , en fazla ovulup peygamber, senin sefaatin, senin ummetini ve sayisiz varligi kurtariyor. Alemlerin Rabbi, senin hurmetine herseyi yaratti. Yuce Allah, bu dunyayi ve bilinmeyen dunyalari, bilinmeyen alanlari donatti . Ey en sevilen Seyidina Muhammed (s.a.v.) hesapsiz ovgu sanadir.
( Seyh Nazim Efendi yerine oturur)

Ey insanlar, benimle beraber soyleyin, “ Euzubillahiminesseytanirracim”.

Ey insanoglu, seytandan, herhangi birinin ejderhadan kactigi gibi kosarak kac. Seytandan kosup kacmalisin.

Ey insanlar, ayni zamanda korunma isteyin ve uzerinize muhafiz isteyin. Muhafizlar, goklerin koruyucusudur. Iki cesit muhafiz vardir. Birinci cesit muhafizlar, onlar goklere aittir. Ikinci cesit muhafizlar, ilahi aleme ait olanlardir, onlar bu dunyada yasar ve dunyada yasayan insanoglunu korumaya calisir.

Ey insanlar, bu gezegenin muhafizlarindan iste, ruhani muhafizlardan ve ayni zamanda insanogullarindan muhafiz olanlardan. Ve ey insanlar soyleyin, “Bismillahirrahmanirrahim” deyin. Bu, insanoglu uzerindeki muhafizlardan cok daha fazla gucludur. Sadece Bismillahirrahmanirrahim demek. Bismillahirrahmanirrahime verilen gucun yaninda, butun maddi silahlara verilen guc bir hic kalir. Butun maddi silahlari durdurur, ki onlar bu silahlara nukleer guc derler. Uzun menzilli silahlar nukleer gucle calisir. Insanoglu bu gucun en son noktasina erismistir, belki de dunyada yasayanlara verilen en son nokta. Alemlerin Rabbi onlara o noktaya kadar acti. Onun otesinde bir sey yapamazlar. O nukleer sinirdan oteye hicbir seye erisemezler. O, en son sinirdir. Onun otesi, ooooooo, onun otesi asla gorulemez, sonsuz guc merkezleri vardir. Butun o nukleer guclerin toplamini, Alemlerin Rabbi bir atomun icine koyabilir. O heybet sahibidir. Ve insanlar nukleer gucleriyle cok gururlanirlar. Hicbir sey degildir. Bir ilahi aleme ait olan, ilahi makam sahibi kisi , bu dunya uzerinde bulunan herseyi koruyan kisi, sadece bir amir, onu durdurmaya yeterlidir. Fakat insanlar sanir ki Alemlerin Rabbi sadece bir dunyaya sahiptir. Bir dunya. Sayisiz , sayisizdir.

Bir zamanlar, soyu peygamber efendimize kadar giden bir buyuk mubarek kisi vardi. Ahmedi Er Rufai Kebir. Ona verilen dev gibi bir guc vardi. Her bir mubarek kisi, dogudan batiya , bir goz acip kapayincaya kadar gidebilir. Yeryuzunden, cennetlere , bir anda gidebilir. Onlar mubarek kisilerdir. Mubarek kisi demek, kendi hakiki varliklarinin icine alarak. onlarin manevi gucu , ruhaniyetlerini hazmeder , butun maddi seyleri hazmeder. Onlar ilahi aleme ait kisilerdir. Bir defasinda, cennetlere ait olan ilahi gucuyle, dunyadan cennete dogru yukseldi ve dorduncu cennete eristi ve orada durdu. Ey insanlar, insan olan herhangi biri icin, yaratilislari nedeniyle onlarin sirrini anlamak, imkansizdir. Nasil olmadigini hickimse bilmez. Ve kendisine verilen ilahi yetkiyle yukseldi ve cennetin dorduncu katina eristi. Ve cennetler yedi tanedir. Dorduncu cennete ulasti , o seviyeye ulasti ve durdu. Cunku bir okyanus zahir oldu, bir okyanus. Okyanus manzarasi. Aniden zahir oldu. Ilahi gucuyle , O okyanusun, nereden basladigini ve nerede bittigini anlamak icin bakti. Basaramadi. Ve ilahi guc, bizim maddi gucumuz gibi degil. OOOOooooo. Bu tarafa bakti ve gordu ki, bir baslangici var, ama o baslangica erisilemez. Ve sol tarafina, o okyanusun nerede bittigini gormek icin bakti . Basaramadi. Ve kulagina ilahi bir hitap geldi. Bir ses Ahmedi Rufai Kebire dedi ki , Allah takdis eylesin, “Ey Ahmed, yaklas, daha yakina gel, daha yakina gel, biraz daha yakina gel, icinde ne oldugunu goresin”. Ve ilahi gucuyle yaklasti. O okyanusun icine girecek kadar, az az yaklasti. Onun , dunyadaki normal bir okyanus gibi olmadigini gordu. Hayir. Bakti ve O okyanusun, kum okyanusu oldugunu gordu. Kum okyanusu. Basindan sonuna kadar kum okyanusu. Ama baslangici nerde, sonu nerde bilemedi. Ama, ona, kum okyanusu oldugu zahir oldu. Cok hayret etti. Boylesine buyuk bir okyanus, ama kendi kendine duruyor. Altinda bir sey yok, ustunde bir sey yok. Ama, hem ustunde, hem de altinda bir sey var, ancak asla goremedi. Altini ve ustunu goremedi. Baska bir ikaz geldi. Onu cagirdi ve dedi ki, “Ey Ahmed, daha yakina gel, daha yakina, daha yakina, daha yakina, icine gir, ve o okyanusunda daha yakina gel”. Icine daha fazla girdikce, o kum okyanusunda, bir kum tanesi, bizim dunyamiz gibi bir gezegen olarak zahir oldu.

Subhanallah

Tam bu dunya gibiydi. Cok sasirmisti. Icine girdiginde gordugu manzarayi asla daha once gormemisti.

Baska bir hitap geldi ve dedi ki “ Yaklas, daha yakina gel, daha fazla yakina, daha yakina”. Ve kendi ilahi guclerinin hiziyla hareket ediyordu. Bizim ucaklarimizin hizi gibi degil. Hayir. Ilahi guc hareketiyle, ki onu o okyanusta hareket ettiriyordu. Yaklasti. Ve ilahi hitap dedi ki “Gel ve dinle, ve isit ve anla. Bu benim bolgemdir. Bu okyanus, benim sonsuz alanlarimdan sadece bir noktadir . ”

Allahu Ekber, Allahu Ekber.

Yaklasti, yaklasti ve ilahi isitme duyusuyla isitti ki, bir ses “ Allahu Ekber, Allahu Ekber , Allahu Ekber, La Ilahe Illallah , La Ilahe Illallah , Muhammedun Resulullah (s.a.v.)” diyordu. Butun minarelerde oyle bir ezan sekli vardi ama, asla daha once duymadigi cesit bir ses, hic duymadigi cesitte sozler, bizim burda ezanda kullandigimiz gibi degil.

Ve bak, ezani o minareden duyuyordu, ikinci minaret baska bir ezan verirdi tazimen ve tevcinen ve takdisen ve tevciden ve tahminen YA ALLAH. Oradaki her minare ayni kelimeleri kullanmiyordu. Her biri degisik, degisik ilahi kelimelerle cagiriyordu. ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER diyorlardi.

Bizim ezanimiz tum dunyada aynidir. Ama oradaki ezan, her minarede degisik sekilde, degisik kelimelerle.

ALLAH. TAZIM.

O Rabbin buyuklugu ve serefi ve Allah`in heybetidir. Asla birisi, bir ikincisiyle ayni degil.

ALLAHU EKBER UL EKBER , ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER.


Boyle aciga cikti.

Bu, O heybet okyanusundan bir seydir. Guc okyanuslarindan degil. Heybet. Heybet. En heybetli guc okyanuslari, ordan yeni yaratilanlar cikiyor. Oyle okyanuslar , oyle yeni varliklar. Bir parca kum bile, bir ikincisiyle ayni degil.

Bu soyledigimiz, belki de Yuce Allah`i en dusuk seviyede tazim etmektir.

O sadece bir tek velidir. Sayisiz velilelerden ne haber? Mubarek olan odur. O mubarek olandir. Ayaklarini o okyanusa koydu ve duydu. Ve o okyanus neyin uzerinde diye bakiyordu . Bilmek imkansizdir. Birine bile yaklasmakla, diyordu ki, “Tovbe Ya Rabbi, seni istedigim veya seni dusundugum icin uzgunum, Ya Rabbim.”

Ve ne kadar cok hayal edersen , onun kat ve kat ustunde getirseler de onun da otesidir. Sosuz olarak.

ALLAHU EKBER

Ey insanlar, Rabbinizin buyuklugunden bir sey anlamaya calisin ve onu sonsuz ovun, sonsuz alanlarini , Yuce Allah`in asla sonu gelmeyen dunyalarini , sonu gelmeyen alanlarini anlamaya calisin.

ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER

Ey dinleyicilerimiz, bir sey soylemeye calisiyoruz. Cunku, ondan az bir sey kullanirsaniz , anlamaniz imkansizdir . Ve Allah`in buyuklugunu anlamaniz imkansizdir. Bu imkansizdir.

ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER UL EKBER

Ey insanlar, gelin ve Yuce Allah`I en buyuk ve en yuksek noktada ovunuz. Kalblerinizin boyle bir sevinc ve lezzetle ve zevkle ve nurla ve guzellikle acilabilmesi icin , o noktaya erismeye calisin.

Bir nokta bile, yeterinden fazladir. Fakat biz seytanin cagirmalari ve seytanin aldatmalariyla mesguluz. Bunlar, insanlari boyle seylerle ilgilenmelerini engelliyor. Ve ger bu noktadan sonra , o kum okyanusunda, guzellik okyanuslarinin , o dunyalarin herbirini kapsadigini soylersek, uuuhh.

ALLAHU EKBER UL EKBER.

Ey insanlar, esselamu aleykum ve rahmetullahu ve berekatuhu.

Geliniz ve dinleyiniz ve zevk aliniz. Siz sadece bir aynasiniz. Ve sizin aynanizda da bir sey yansiyabilir. Asla hakkinda bahsedilmeyecek bir sey. Gelecek gunleriniz icin, mutlu ve sevincli olmalisiniz. Ve milyonlarca, milyarlarca, trilyonlarca yil ulasamayacagin , cok onurlu, neseli, cok guzel, cok hosnut olacagin , cok suslu, hic beklenmeyen sekilde zahir olacak . Bakip, gormeniz ve zevk almaniz icin.

ALLAHU EKBER UL EKBER

Bu ay mubarek bir aydir. Allah nicin bu mubarek ayi gonderdi?

Bir sey soylemek icin, yuksek makamlardan, asagiya kendi seviyemize iniyoruz. Neden mubarek ay derler?

Neden alemlerin Rabbi , ummeti Muhammed`e (s.a.v.) bu ayi ikram etti? Bir ayi, mubarek ay olarak. Cunku bu mubarek ayda, maddi varligimizdan, hic beklenmeyen bir nur okyanuslarina, cok cabuk erisecegiz. Ve Alemlerin Rabbi kullarindan , bu hayatin en kucuk parcasi kadar bile olsa , istiyor ki , bize ayna olsun ve o aynayla mutevazilige erisebilmen mumkun olur. Mutevazi olmak seni, ilahi aleme ait olanlarin sabitligine ulastirir. O mubarekler olmasa , ilahi alanlara erisemezsin. Yuce Allah, kullarinin ilahi alemdekilerden olmasini ister. Cunku o ilahi aleme ait olma bize seref verir, ozellikle mubarek ayda, en mubarek olan ayda. Bu ayda cok daha fazla maneviyat alinir. Kalbiniz cok daha fazla seffaf olur. Asla, bu maddi varligi birakmaz. Bu, cok agir bir maddi varliktir. Maddi varligimiz hafifler. Dunyadaki en agir madde altindir. Varligimiz, daha agir maddeye ulasmayi ister. Bizim maddi varligimiz ister, ruhlarimiz istemez. Hayir. Ruhlarimiz asla istemezler. Ruhlarimiz maddi varliktan nefret eder. Ve maddi varlik da, seffaf olan varligimizdan nefret eder. En agir maddeyi yukariya tasiyamazsin. Ama onsuz, yukariya erisebilirsin. Ilahi Huzur`a.

Ilahi Huzur kolay degildir. Vucudundaki her turlu agirligi atman gerekir. O zaman seffaf olmanin zevki gelir. Bu yuzden butun peygamberlerin hepsi de seffaftir. Ve bizim ruhlarimiz o seviyede olmak ister. Eger o seviyeye ulasirsa, orada, ilahi aleme ait olanlari bakip ve gorurler. Bu agir vucutla erisemezsin. Ama ruhlarinizla erisebilirsiniz.

Allah bizi affetsin.

……………………………………

Dum dum dum dum dumdum dum dum

Dum dum dum dum dumdum dum dum

Ciftci dayi ciftci dayi sen ekersin bu bugdayi

Dum dum dum dum

Ciftci dayi sen ekersin dagi tasi


Dum dum dum dum dum dum

Dum dum dum dum dum


……………………………………....



Ilahi sarkilar , insanlarin kalbine, cennetler icin bir canlilik verir

Allah bize de ikram etsin



Esselamualeykum

***

(Bu önemli sohbeti büyük bir zahmete katlanarak ricamızı iletince; hemen tercume edip gönderen Londra'da ikamet eden kardeşimize alenen tesekkur ederim. Allah kendisinden razı olsun.)

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor:Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 01.10.09, 17:26 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926
HIÇ BIRŞEY ILIMSIZ YARATILMADI

Mawlana Shaykh Nazim Adil Al-Haqqani Sultanul Awliya

Tuesday, Sep 29, 2009 | Lefke KKTC




Allahu Ekber. Allahu Ekber. Allahu Ekber Lailahe illAllahu Allahu Ekber Allahu Ekber velillahil hamd.

Bütün övgüler ve sonsuz şeref Sanadır ey Rabbim, ey Yaratanımız. Biz Senin zayıf varlıklarınızız. Bizi kulluğuna ulaştır. Ve bize sonsuz rahmetinle kulluk seviyesine al. Ey Rabbim bizi affeyle. Senin en Sevgili, en Şanlı, en Şerefli temsilcin Seyyidina Muhammed (s) ‘e en yüksek saygımızı ve selamımızı sunuyoruz. Onun ismini Sen verdin.

Ey Rabbim! Ona daha çok çok çok ver evvelden ahire. En sevgilinin ümmeti olmakla çok mutluyuz, sonsuz mutluyuz ve şerefliyiz. Ey Rabbim, bize göklerdeki sonsuz okyanuslarından daha fazla fazla şeref ver ki senin ilahi şerefli kullarından olalım. “ Elfu Selat Elfu Selam “ sanadır ey en saygılı ve sevgili Peygamber. Biz senin ümmetin olmaktan gurur duyuyoruz.

Ve diyoruz ki

“ Euzubillahimineşşeytanirraciym Bismillahirrahmanirrahim .“

En büyük şeref, yaratanımız, ilahi tezahür, Rabbimiz bizi onun en sevgilisine ümmet yarattı. Burada ve buradan sonra onun kutsal sancağı altına girmeyi ümit ediyoruz. Ey insanlar, onlardan olmayı isteyin. Onun sancağı altında olalım. Alemlerin en yüksek sancağı, göklerde en övülmüş sancaktır.

Ey insanlar! Esselamun Aleyküm Ve Rahmetullahu Ve Berakatuhu!

Bu günlük sadece kısa bir sohbettir.
Bu gezegende ki son zamanlarda bu dünyayı gözeten mübarek büyüğümüz tarafından ikram edilmiştir.
Çünkü kısa bir süre sonra bu dünya kıyamet gününde hesap verecek. Ondan sonra Rabbi tarafından ne tayin edilmişse… Belki benim sonsuz kuvvet okyanuslarıma girip kayıp olacak. Kimler (dünyanın) üstünde yaşıyorsa, ya Cennete ya Cehenneme girecek. Ve bu dünyanın kitabı kapanacak, götürülecek.

Ey insanlar. Sizi Yaratanın, Rabbinizin hakkında bir şeyler duymak için her gün bir vakit ayırın. Bu size daha fazla şeref verir. Rabbinle beraber olmak için vaktini ayırırsan o zaman daha çok şeref ve övgü alırsın.

Ey bu dünyadaki yaşayan insanlar. Rabbinize vaktinizi ayırmaya çalışın, bu normaldir. Eğer birisinin normal bir anlayışı varsa, onun için şimdi söylenenleri anlamak kolaydır. Zayıf bir kulun dilinden söyleneni anlamak kolaydır.

Ben birşey değilim ama kime mübareklik ikram edilmişse, onlarda bazı ilahi sıfatlar verilmiştir. Çünkü onlar ne için yaratıldıklarını anlıyorlar. Eğer bir insan ne amaç için yaratıldığını bilmezse, ne için var olduğunu bilmezse onların seviyesi hayvanların seviyesi altındadır.

Hayvanlar, bir karınca bile ne için yaratıldığını bilir. Hiç birşey var olupta ne için yaratıldığını bilmezlik yapamaz. İnsanoğlu hakkında ne haber? İnsanoğlu yaratılanların arasında en yüksek, en zirve noktadadır. Nasıl bilmezler veya neden sormazlar ne için var olduğumuzu? Biz nasıl var olduk? Bizim var olmamız nasıl başladı?

Biraz anlayış verilen kişi, bunu bilmesi gerekir veya sorması gerekir. Bize bir anlayış verilmiştir. Evet, bir karıncanın anlayışı varsa durumuna göre veya yaratılmasına göre çünkü… (Arapça). Alemlerin Rabbi ilahi kitaplarda buyuruyor ki, mübareklerin anlayışına göre onları eğitir, onlarda insanları eğitir ve ” Subhanek ” derler. Sizler o kişilersiniz ki, bilinmeniz imkânsızdır. Sadece belki size Rabbiniz tarafından bir şeyler ikram edilir. O bir şeylerde size bir anlayış verir. Ve ne için var olduğunuzu anlarsınız.

Hiç birşey anlayışsız yaratılmadı. Bu bir ağaçtır. Çok çeşit ağaçlar vardır. Çok çeşit güller vardır. Çok çeşit çiçekler vardır. Hepsi ne için var olduklarını bilir. Bilmeliler! Bilmezse bir palmiye hiçbir zaman hurma vermez. Eğer bir palmiye ne için yaratıldığını bilmezse palmiye gibi olmaz.

Eğer bir kurt ne amaçla yaratıldığını bilmezse, o zaman kedi olur. Ve kedi ne amaçla var olduğunu bilmezse, o kedi bir fare olur. Herşey ne amaçla var olduğunu bilmeli. Bu ilimdir. Ve ilim öyle bir ikram değildir ki, buna maddi şeylerle ulaşamazsın, hayır. İlim başka bir şeydir. İlim parlayan güneş gibidir. Güneş olmazsa dünya karanlıkta kalır. Güneş gelir ve onu aydınlığa ulaştırır. Rabbimizin ikram ettiği ilim güneş gibidir. Bu demektir ki; bu bir nurdur. Nurlandırır. O nurlar karanlığın olayların ve yaratılmanın perdelerini açar.

Siz körsünüz. Kör bir kişi de herkes gibidir. Ama körün bakıp, görüp anlaması için nuru yoktur. Ama sana nur ikram edilmiştir. Bu seni baktırır ve anlatır. Onun için ilim Rabbimizden halifelerine çok yüksek ve kıymetli bir hediyedir. Halifelere ikram edilmiştir ve o kutsal ikramdan dolayı bakıp görürler ve anlarlar.

Varlıklar biz neden yaratıldık diye anlarlar. Evet. Onun için insanoğlu için en önemli amaç, onlar yaratılmanın en üstün seviyesindeler. Onlara övgü seviyesi ikram edilmiştir ve onlar nurlanır. Işık gibiler. Bakarlar, görürler ve anlarlar ve peşine koşarlar. Onun için insanlar, yaratılmanın üst seviyesindeler dir. Ve onlara öyle bir nur ikram edilmiştir ki, bu nur onlara göklerin seviyesinde bir ikramdır.

Göklere ait makamların üstüne, ilahi vasıflı makamlar vardır. Bunları kimse bilemez. Sadece herşeye kadir olan Allah ’a aittir. Ve o ilahi ilimlere ve hakiki varlığa ulaşan tek bir kişi vardır. O tektir, ikincisi yoktur. Onun için Seyyidina Muhammed (s) … O tektir, inanmalısınız.

Eğer anlamazsan ve ona böyle bir saygı vermezsen, onlara ne iman, ne İslam ne de nur vardır. Onun için bir daha bakmak önemlidir. Bu bütün milletlere bütün dinlere ilahi bir ikazdır, bir daha baksınlar kimdir Muhammed (s) diye.

Eğer göklere bakıp derlerse ki; “ Bu dev bir samanyolu .“ Bakarlar ama o samanyolunun ne için var olduğunu anlamazlar. Sebebi nedir. Sebepsiz ve ilimsiz o samanyolu orda nasıl olur? Milyonlarca sene mesafe derler. Veya ışık hızı. Neden bunu sormuyorsunuz? Gökler kimin için hazırlandı? Melekler için mi? hayır. Melekler yaradılış yolundadır.

Gökler kimin için? İnsanlar bu gezegen hakkında sormazlar, kim için bu gezegen yaratıldı? Neden sormazlar? Derler ki, biz PhD’iz (doktorluk ünvanı). PhD. … (Arapça bir küfür söyler) bu Arapça bir küfürdür. Eğer siz PhD seniz neden bu uzay kim için ve ne için yaratıldığını bilmezsiniz? Ve kim yarattı. Bir sebebi ve hikmeti olmalı. Yaratan hiçbir zaman birşeyi hikmetsiz yaratmaz. Ve onun varlıklarına ihtiyacı yoktur. Haşa. Hiçbir zaman. Hayır.

O sadece “ Ol “ derse milyonlarca, milyarlarca, trilyonlarca, trilyonlarca ve katrilyonlarca katrilyonlarca uzaylar, samanyolları var olur. O yaratandır. Onun ihtiyacı yoktur bunlara.

Ama Alemlerin Rabbi insanoğlunu yarattı ve onlara bir anlayış verdi, onlar ki sorsunlar;
"Evet kardeşim, bu gezegen uzayda döner."
"Ey kardeşim, bu güneş sistemi nasıl bu kadar mükemmel bir şekilde vardır?"
" Ey hocam, siz o güneş sistemin hareketlerini takip ediyorsunuz. Kendi kendine mi var olduğunu zannediyorsunuz? Var olan herşeyin bir nizami olduğunu mu zannediyorsunuz? “
“ Hayır"

Bizim güneş sistemimiz alfa yıldızının peşine koşar. Ve o yıldız belki bizim samanyolumuzdan daha büyüktür. Hangi şey bizim güneş sistemimizi o yıldızın peşine koşturur? Neden sormazsınız, niçin bizim güneş sistemimiz o alfa yıldızın peşine koşar diye. Milyonlarca ve milyarlarca yıldızlar var. Göremediğimiz kudretli bir emir vardır. Birisi olmalı ki, onun kudret gücü vardır ki onun sınırlarını hayal edemezsiniz.

Sınırsız kudret okyanusları birisine ait olmalı ki, o bizim güneş sistemimizi yapar ve o alfa yıldızın peşine gönderir. Beni sadece en düşük seviyede konuşturuyorlar. Bundan daha yükseğini konuşamayız. Hayır, biz herşey biliyoruz diyenlerden cevap istiyoruz. Eğer herşeyi biliyorsanız bunlara cevap verin.

Kim güneş sistemini düzenler? Ondan sonra...

Kim bizim güneş sistemimizi bir yöne hareket ettirir?


Anlamak için sorun. Neden bizim güneş sistemi o yöne gider? Uzayda bir yön yoktur. Yönler doğu, batı, kuzey, güneydir. Yukarı ve aşağı dır. Sağ ve sol. Ondan sonra bunu bulamazsın.

Uzay nereye koşuyor?

Uzay nedir?

Nasıl hareket ederler?

Benzinle mi? Benzinle mi?

Yoksa pilotları mı var?

Radarları mı var?

Radar olmalı çünkü radarsız uçak hareket edemez. Bu alfa yıldızına yönlenen bu dev güneş sistemi hakkında fikriniz nedir?

Böyle sorular sadece insanları uyandırmak içindir. Onları sarhoş bırakmak için değil. Hayır. Onun için beni bu konularda konuşturuyorlar. İnsanları bir anlayışa çağırmak için. İnsanlar birşeyleri anlamak için sorsunlar diye.

Kaya parçası gibi olmayın. Kayalarında bir anlayışı vardır ama insanoğlunun anlayışı gibi değildir. Siz bu gezegendeki insanlarsınız. Başka gezegenlere bakıyorlar ama orda birşey görmüyorlar. Başka gezegenlerde birşey görmüyorlar. Herşeye kadir olan Allah ’in büyüklüğü onlara böyle küçük bir hacimde düşünmek için bir imkân sağlıyor. Bir şeylerin var olduğunu biliyorlar ama ne olduğunu bilmiyorlar.

Ey bu dünyada doğudan batıya yaşayan insanlar. En kıymetli hayatınızı heder etmeyin. Körler, sağırlar ve anlamayan insanlar gibi olmayın. Bazı hakikatlere ulaşmak için size ikram edileni kullanın.

Şimdi insanlar, 21. yüzyılda yaşıyoruz derler. Sorarım, bu dünya hakkında ne öğrendiniz? Bilgili insanlara soruyorum. Söyleyin ne öğrendiğinizi. Sizin en büyük teleskopunuz bu dünyada küçük bir kibrit gibidir, ondan bakıyorsunuz… Onunla milyonlarca defa büyütürsünüz ama böyle teleskoplarla bir sonuca ulaşamazsınız. Ancak “ SubhanAllah, “ dersiniz. Şan yaratanındır. Ve secdeye koşup; “ Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber” dersin.

Onun için bu günlerde bu gezegenin sahibi, kaptanı ilahi takdire bakarlar ve görürler. Onların böyle dev teleskoplarla bakmaya ihtiyacı yoktur. Bu gezegenin büyüklüğüne bakarak bu birşey değildir. Ama kim bizim aklımızın dışında teftiş (araştırma yapıyorsa) onlar ilahi takdire bakarlar. Orda sonunda ne olacağı yazar. Başlangıçları neydi ve son durumları nasıl olacak.

Ey insanlar, siz daha fazla ilime ulaşmak için yaratıldınız. İlimde ilahi nurdur. Sizi tek tek sayisiz hakikatlere ulaştırmak içindir. O zaman şerefiniz artar. O ilahi ilimleri kullanarak Rabbinize daha fazla vaktinizi verirseniz şerefiniz artar.

Ey insanlar, herşeye kadir olan Allah ’a vaktinizi vermeye çalışın. Bu size değişmez şeref verir. Her zaman daha fazla, daha fazla, daha fazla verirsen o zaman daha fazla keyif, daha fazla keyif verilir. Ve daha fazla, daha fazla nura ulaşırsın.

Ben zayıf bir kulum ve beni herkese ve kendime de hitap ettiriyorlar. Rabbimden af diliyorum hem de rahmetini istiyorum. Bizi affeylesin. Onun için ey insanlar söyleyin:

" Dum dum dum dum dum dum dum dum "

...


Her zaman bu şarkılarda bilinmeyen bölgelere girin. Bu söylediğimiz en basit müziktir.

" Dum dum dum dum dum dum dum dum "
...


“Ancak sanaaa. .. Ey Rabbim"

Fatiha
...

Allah dinleyicilere daha fazla nur ve şeref versin. Onlar parlayan yıldız olsunlar. Veya sönmüş yıldız, karanlıkta. Bu ilahi müzik bize bizim hakikatlerimize bazı parlaklık verirsizim etrafımızda, ulaşmak için daha fazla....ooo Allah , Allah


***************************

(Şeyh Nazım el-Haqqani kainatın sırları hakkındaki sohbetlerine bu hafta başında yaptığı yukarıdaki sohbeti ile devam etti. Konuyla ilgisi nedeni ile bu sohbeti de bu konuya eklendi.)

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 22 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye