Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Geberemeyen Geberesice...!
MesajGönderilme zamanı: 31.03.09, 04:03 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 22.12.08, 23:18
Mesajlar: 245
İnsanda merak ve meyl ve alaka vardır, insan esbab-ı gazaba taalluk ederse; alakası ındinde mağdûbün aleyh'dir, eğer esbab-ı sevaba taalluk ederse; o vakit de merhûmün aleyh'dir..

sahib-i Ruhü'l-Beyan İsmail Hakkı Bursevi hazretlerine (hâtiften) şöyle denildi: " men gaziballahu aleyhi sa'uber'rucûü ileyhi / mağzûbün aleyh olan kimsenin Hakk'a rücuu suûbet ve kahr iledir." nitekim merhûmün aleyh olan kimsenin rücuu da sühûlet ve lutf iledir...

siz ariel şaron gavurunun şu an içinde bulunduğu durumu hiç merak ettiniz mi..?! yok böyle bir azab kardeşim: herif gebermek istiyor da geberemiyor..! işte "alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.." budur! (beyninden defalarca ameliyat geçirdi ve en son sedyeyle getirildiği hastanede 4 ocak 2006 dan bu yana komada: hesabını yap...)

daha bunlar ne ki sonsuz vadelerin ilk taksitleri..! şimdi al ebediyen öde; ümmetin ahıdır bu..!

şüphesiz ölümün şiddetli sadmeleri vardır ama mü'minler o sadmeleri sühûletle geçirir ve kabir sıkması dahi haktır ama kabrin sıktığı mü'min ise o pres sühûletle atlatılır.. ölüm anında münafık ve kafire şiddet vardır; bunlar içinde -velev- sühûletle geberenler varsa da der-akab küfür ve nifaklarının derecesine göre artık ilelebed şiddete maruz kalırlar.....

ve berzahda (dünya ile ahiret arasında olan) eşedd-i şedaid belki de ölememektir.. işte şaron canisinin acaib ötesi hali..!

şimdi, tam uykuya dalacağın esnada intikal edemeyip ara yerde tutulduğunu düşün: aniden kıstırılmışsın ve sanki iğne deliğinden nefes çıkarmaya çalışır gibi kan ter içinde güç bela soluyorsun.. o vakit uyanmak ve başını yastığa koyduğun o rahat ana geri dönmek: en büyük arzun.. ama ne uyanabiliyorsun ne de uyuyabiliyorsun.. ne ileri gidebiliyorsun ne geri dönebiliyorsun.. ne ölümdesin ne de hayatta.. Aziz ve Müntakim olan Allah katında envai çeşit azab vardır.. bu da onlardan birisi olsa gerek...

ariel'i makinaya merbut vaziyette tutturan Allah'ı tesbih ederim..! ariel'in fişini çekmemek ahbabı ındinde ona ikram oluyor ama gözü açıklar nezdinde Allah en yakın avanesinin eliyle ona azab etmektedir.. Ya-Huu..!

nemrud'un kafasına inen tokmaklar iyileştirici olmadı.. deniz, firavn ve âline yol olmadı.. nil nehri su idi ama kıbtîlere su gözükmedi.. ve Kur'an-ı Azimüşşan mutlak hidayet olduğu halde herkese hidayetpezir olmadı.. zira Mu'cizü'l-Beyan olan o Tenzil: "Hüdelli'l-Müttakîn"dir.... Ya-Huu..!

Hakk'ın ibretamiz intikamları ve acaib hileleri vardır.. Kaderin şerîrler başına ne çoraplar ördüğünü şu avam-ı halk bilmez (ve merak dahi etmez..) cahillerin "Allah'ın sopası yok" ve "eden bulur" dediği sözler -aslında- esma'nın mütekabil tecellilerle insana insan eliyle neler ettiğinin birer veciz ifadesidir....

kuşkusuz ceza ve mükafattan her biri bir hikmete mebni oldu.. o hikmetbîn gözler ne mübarek gözlerdir ki mezahir-i tecellada demadem Hakk'ı gözler.. bu alemde herkes buhran ve arabesk içinde iken: özden ve hikmetten hissemend olan o müstesnalar âsude bahar yaşarlar.....

perdenin (suver-i eşya ve hadisat) önüyle ardı bir değil: insan dikkat ve meyl ve alakayı vera-i perdeye teksif ettiği vakitte zılal ve suverden alem-i hakayıka doğru manevî bir sefere başlıyor.. o vakit seferî olmanın hükmü her anda bir şanda olan Hazret huzurunda her anda ayrı bir namaz ve bir gune niyazla hazır olmaktır....

nitekim, Hz.Mevlana efendimizin "mihrâbı dostun cemali olana yüz türlü namaz vardır.. yüz türlü rükû.. yüz türlü secde..." sözüyle maksud; müstağrakların nazarında kainatın kitap gibi inkişaf edip onun denizinde (ve dalgasında) herşeyin (mebdein ve meadın) basar-ı basiretle müşahede olunduğudur..

şu halde: mihrabı dostun cemali olan zata "feeynema tüvellû fesemme vechullah" sırrının hakikatiyle her kûşe bir kıble ve inzivâgah haline gelir....

insanın değeri müteallakı ile ölçülür: öyle ise bütün dava havatırı def edip hazret-i Zat'a müteveccih olmaktır.. ki munkatıul işarat dedikleri tevhid de zaten def-i havatırla gerçeklik kazanıyor.. def-i havatır zordur ama imkansız değil.. yeter ki merak ve meyl ve alaka bir disiplin altına alınabilsin...

Cenab-ı Hakk buyurdu: "vezkur Rabbeke izâ nesiyte.. / unuttuğun zaman Rabbini an..!" işte disiplin ve terbiyenin üssül esası bu zikirdir ki merak ve meyli bütünüyle Allah'a bağlar.. ve sonra bir zaman gelir ki masivallah diye bir şey anılmaz olur.. Hz.Şeyh Sünbül Sinan efendimizin halifelerinden Şeyh Ya'kub-i Germiyani Hz. oğluna şöyle demiştir: " ey oğul, kırk yıldır ibadet ederim namazın dışında dahi masivallah hatırıma gelmedi..!"

işte "Din Nasihattır" nasihat anla ey gönül..! insanı namazın içinde bile Hakk'a meylden aciz bırakan meyl ikidir: ten ve mal.. insan, tenin ve malın şeydası olup kaldıkça Hakk'a üns yüzü görebilir mi? vahşet dumanı nefehat-ı ünsün nakîzi oldu.. o vakit şunu iyi bil ki şaronluğun ve vahşetin (b'ud ve katiat) mebdei nefs-i emmaredir.. bitkisel hayatın adı nefs-i emmaredir.. en büyük ve en yakın düşman nefs-i emmaredir.. şeytanı dahi şeytan eden kendi nefsidir....

dua: işlediği cürümler ve cinayetler yüzünden nefs-i emmarenin sedyesinde yatalak olup kalmaktan ve geri dönüşü olmayan o mühürden Allah'a sığınırız....


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye