Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 33 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: İcazetnameler ile ilgili bir Sual
MesajGönderilme zamanı: 04.03.11, 04:07 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 22.12.10, 12:15
Mesajlar: 91
http://www.haberlotus.com/2011/03/icazet-meselesi/


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İcazetnameler ile ilgili bir Sual
MesajGönderilme zamanı: 04.03.11, 07:27 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
sn ibrahimi Ömer yakında mehdiyim diye çıkarsanız hiç şaşırmayacağım.bence acaip bir şekilde bilgi zehirlenmesi ve akıl karışıklığı yaşıyorsunuz.
Alıntı:
Öyle bir şey iddiâ ettin ki Şu iki seçenekten başka bir şık bırakmadın. Birinci şık: Şeyh Nâzım yanlış bir uygulama yaptırmış ikinci şık: Şeyh Nâzım Nakşibendî değil.

Şeyh Nâzım Mübârek, o sohbette gâyet doğru mesajlar verdi. Şahsen ben bayıldım. En güzeli de şuydu: Onlar gerçek şeyh olmadıkları için halvet nedir bilmezler, halvet işine bulaşıp kendilerini riske atmazlar.


Şeyh nazımın da bağlı bulunduğu silsilenin büyüğü ,İkinci bin yılın müceddidi imam Rabbani hz.de şöyle buyuruyorlar efenim;

"Bunun içindir ki, bu yüksek yolun büyükleri, cehri zikirden bile sakınmışlardır. Kalp ile sessiz zikir etmeği emr buyurmuşlardır. Sema, raks, vecd ve tevâcüd gibi Resûlullah (s.a.v) Efendimiz ve dört halifesi (r.anhum) zamanlarında olmayan şeyleri menetmişlerdir. İslam’ın başlangıcında olmadığı için kırk gün halvet - çile çıkarmak yerine, insanlar arasında bulunurken kalben Allah ile beraber olmanın (halvet der encümen) saadetini tercih etmişlerdir…" (İmam Rabbani Mektubat 168. mektup)

Muhammed Abdullah el Hanide Adabında şöyle der;
Halvet iki türlüdür: Birincisi zahiri halvet ki, salikin evinde insanlardan ayri bir yere çekilip orada melekût âlemi, suhud âlemi, ceberut âlemine yakinlik kazanmak için oturup mesgul olmasidir. Çünkü zahiri bes duyu durduruldugu zaman batini duyular çalismaya baslar.
Ikincisi ise batini halvettir ki, her an Hakk’i müsahede halinde olmasidir. Insanlarla muamelesi onu zahiri mutaaladan ve batini müsahadeden alikoymaz. Hakiki halvet de budur. Cenab-i Hak:
Öyle adamlar vardir ki, ne ticaret, ne alis-veris onlari zikrullahtan alikoyar.” (Nur suresi / 37) ayetiyle buna isaret buyurmustur. Bu halvet, Naksibendî tarikina mahsustur. Çünkü onlar, zahiri manada bildigimiz halvete çekilmezler, bir köseye çekilip cemaatten ayrilmazlar. Onlarin halveti kendi batinlarindadir. Insanlarla toplu halde bulunurlarken kendi içlerinde halvet halindedirler.

Hace Bahaüddin Naksbend Hazretleri, “Tarikimiz sohbettir, hayir beraberliktedir” buyurmuslardir"



halvet,erbain,çileçıkarmak aynı şeyi ifade eder bilmiyorsanız bunuda not düşmüş olalım.(erbain,kırgün halvette kalmaktır)

Ayrıca Halvetten çıkar çıkmaz efendisinin bir başka halifesine demedik şey bırakmayan Nazım efendinin adnancı halifesi Ahmet Yasinde pek sağlam çıkammamış anlaşılan halvetten..Erbain herşey demek değilmiş demekki.

zaten "şart değil" yazdık asla yokturda demedik.Zaman zaman şeyhler değişik uygulamalar yapmışlardır mesela nakşi tarikinde cehri zikirde zaman zaman yapılmıştır.Şeyhin insiyatifindedir.Erbain olmassa olmaz demek hatadır asıl.Şart değildir demek değil.

Alıntı:
Anlayış durumunu heesâba katmasam, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinden, nakşîbendîlikte nihâyetin bidâyete derc edilmesi, seyrin afâktan değil enfüsten başlatılması, Nübüvvet kemâlâtı konularına girerdim.


sevindim efendim.İyikide anlayışlı değilmişim bide o konulara girseniz ne çamlar devirecektiniz Allah bilir.
Alıntı:
Mesele zannettiğiniz gibi değil. Halvetsiz tarikat olmaz. Ancak nasıl olur? Nübüvvet kemâlâtı iddiâsı ancak Fiilî cihâd ile tahakkuk eder. Ya içe dön savaş (halvet), ya dışa dön savaş (fiili cihad). Ne yazık ki sizi uyutmuşlar. Sizin de işinize gelmiş

hımm sizin tercihiniz hangisi efendim.Hangisini uyguluyorsunuz.
Nakşi tarikinin halveti,"halvet der encümendir" efendim.

rant konusundaki yorumlarınızsa evlere şenlik.gerçekten böyle düşünüyorsanız tasavvufun "t"sinden haberiniz yok demektir.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İcazetnameler ile ilgili bir Sual
MesajGönderilme zamanı: 04.03.11, 09:53 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 22:59
Mesajlar: 666
Her yolu selamet sanma bil ki sonu nedamettir.

Ehl-i Dil'in kelamıdır.Yukarıdaki. Amenna.

Söz bol. Yol da bol maşallah. Herkes bir yol tutturmuş gidiyor işte.

İslam Sarayının dışı Şeriat-ı Muhammediyyedir. Ehli Sünnet ve'l cemaat. Yani Resulullah efendimiz ve mübarek Ashabı gibi inanıp onlar gibi yaşamak. Allah'a şükür, binlerce muteber eseri vardır. Ehli Sünnet nedir ne değildir öğrenmek isteyenler için kapalı ya da şüpheli bir durum yok.

İmam efendimizin bir sözü var ki inşallah yol gösterecektir: "Kim, hangi makamdan, hangi akıl zaviyesinden, ne derse desin, eğer sözleri, keşifleri, kendince ilham ve irfanları Ehli Sünnet alimlerinin bildirdiklerine uyuyorsa kıymetlidir. Uymuyorsa, zerre değeri yok..." Bir sözü daha var ki talip olanların gözünü açacak derecededir: "Şimdi sen, bizim sözlerimize burun kıvırıyorsun ya, kimin doğru söylediğini anlaman yakındır!"

İslam sarayının içi de Tarikat-ı Muhammediyyedir. Bekri ve Alevi iki ana yolu vardır. Yani Hafi ve Cehri tarikler. İkisi de haktır. Hedefleri aynıdır. Usülleri farklıdır. Bekri tarikin (Sıddıki nispetin) şu anda yeryüzünde tek bir temsilcisi vardır: Nakşibendi Tarikatı... Onun da 12 tane kolu vardır. Cehri yolları bir tarafa bırakarak deriz ki: Tarik-i Nakşibendiliğin ne olduğu ne olmadığı konusunda da Allah'a şükür binlerce muteber eser var. Kapalı, müphem, açıklanmamış bir hususiyeti yoktur. Ayrıca son dönem pekçok Nakşi meşayıhının sohbetleri derlenip toparlanmış yazılı hale getirilmiştir. Binlerce muteber esere bu mübarek Sohbetler de eklenmiştir.

Filan Nakşibendiliği şöyle anlamış, falan böyle uygulamış, falan şöyle sanıyormuş; bunun da değeri yok. Cemaatte rahmet vardır. Cemaatten ayrılan azaba müstahak olur. İslam'ı anlayanlar bu sözümüzün manasını da anlamışlardır.

Haricinde, tabii herkes kendi görüşünü söylüyor, kendince fikrediyor, tanımlıyor, tarif ediyor. Söz çok ama mana diyen azdan az. Yol çok ama, doğru varanı azdan az.

İşin açığı, herkeslerin kendi fikirleri, kendi zanları, kendi dünyası ancak kendilerini bağlar.

Lütfen kırılmayınız. Sözümüz ortayadır. Herkes üzerine alınabilir. Mübarek peygamber efendimiz buyurmuşlardır:

"İnsanlar uykudadır. Ölünce uyanırlar."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İcazetnameler ile ilgili bir Sual
MesajGönderilme zamanı: 04.03.11, 10:08 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 06.07.10, 17:50
Mesajlar: 280
İbrâhimîÖmer yazdı:
http://www.haberlotus.com/2011/03/icazet-meselesi/



Bu linke bir tıklayayım dedim, karşıma HABER LOTUS adındaki siteden Ali Aytaç Şenol adındaki bir şahsın yazısı çıktı; kendi akl-u fikri ile bir takım örnekler vererek icâzetin şart olduğunu anlatmaya çalışmış !

Büyük bir ihitmalle Turuk-u Aliyye ile hiçbir ilgisi ve alkası yok! Sadece kulaktan dolma bilgilerle birşeyler yazıyor zahir ! Bunu nerden mi anladım ? Bizatihi asmış olduğu yazının sonuna eklediği Niyaz-ı Mısrî'ye ait şiirden anladım. Bu şiirde dikkat ederseniz NAKARAT dizeleri şu sözlerden oluşmuş :


Hakîkat ehlinin olmaz nişânı.


Şimdi siz bu dizeden ne anlıyorsunuz ? Hakikat ehlinin iczaetli olmasını mı, yoksa onun bu çeşit nişanlara ihtiyacı olmadığını mı ?




En son yakuti tarafından 04.03.11, 10:56 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İcazetnameler ile ilgili bir Sual
MesajGönderilme zamanı: 04.03.11, 10:20 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.04.10, 00:05
Mesajlar: 220
İbrâhimî ağabey;

Hep İlâh-ı mu'tekâddan yakınırdık ya,

Şeyh-i mu'tekâd,Târik-i mu'tekâdlar da yaşarmış beytü'l-efkâr içeru...

_________________
Ne Dervişlikte, ne Şeyhlikte, ne İmamlıkta iş yok... İş, Allah'ın rızasını kazanabilmekte!.. İş, Allah'ın rızasını kazanabilmekte!.. İş, Allah'a kul olabilmekte!..(MZK)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İcazetnameler ile ilgili bir Sual
MesajGönderilme zamanı: 04.03.11, 23:46 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 30.12.08, 13:50
Mesajlar: 175
Mevlana Halid-i Bağdadi (KS)
Şimdiki zamanda ise şeyhlik,süluk ile mürşid-i kamilden me'zuniyyete münhasır olmayıp, ekseriyya babadan kalıyor...
Bunlara "müteşeyyih"denir(ya'ni yalancı şeyh,uydurma şeyh demektir)...

Risale-i Halidiyye Adab-ı Zikir Risalesi s.88

Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi (KS)

Ancak kamil bir şeyhden tarıkat adabını alan kendisine apacık irşad izni verilen ve selefin sünneti üzere hırka
geydirilerek yazılı icazet verilen kişi şeyh olabilir...

Gümüşhanevi Cami u usul s.35 el Hani el-Behcetü s saniyyes.10 İrfan Gündüz HalidiyyeTarıkatı Seha neşriyat s.241


Mehmed Zahid Kotku (KS)

Babadan veya dededen mevrüs müteeşeyyih evlatlarla ilimsiz ve amelsiz şeyh kıyafetindeki kimselerle
musahabet caiz degildir.Herkim ki cenabı hak ile zamirim halisidir.Hakiki rütbeye erdim diyerek zahiri
şeriyata mukayyet olmaz ve tekelif-i şeriyenin kendisinden sukutu idda ederse iyi bilsinki böyle olan
kimseler dinde meftundur.İlhad zındıka ve ibahiyededendir.Böyleleriyle musahabetten sakınmanızı
tavsiye ederim zira semmi katildir...
Mehmed Zahid Kotku Tasavvufi ahlak cilt.2 s.230


Mahmud Esad Coşan (KS)

Bir takım tekke tomarları vardır. Tekede rulo halinde bulunan kağıtlar vardır..Anenevi olarak sandık içinde
şeyhten şeyhe intikal eder. Herkes orada kendi adını kimlere hilafet verdiğini yazar. Böyle bir secere aşağıa kadar gelir...

Mahmud Esad Coşan Hacı Betaş-ı Veli ve Makalat Seha Neşriyat 7 Ksım 1992 Ankara sohbeti Seha 184 Sohbet seri 29 s.3


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İcazetnameler ile ilgili bir Sual
MesajGönderilme zamanı: 05.03.11, 00:48 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24.12.08, 14:54
Mesajlar: 417
İbrâhimîÖmer yazdı:
Alıntı:
Nazım Hoca'nın sözü ile şeyh efendileri tartmaya çalışmak densizlik olacaktır. Had bilmezliktir.


Nâzım hoca ha ilginç, hem de moderatörmüşsün, Kimyâ hocası Nâzım bey demek istedin kısalttın heralde...

Ne dedi isem onu demek istemişimdir. Sizin zannınızı değil.

Şeyh Nâzım Kıbrısînin sözüne dayandık diye veyâ halvetsiz tarîkât olmaz dedik diye mi densîz olduk. Haddini bilmez olduk. Câhil olduk. El insâf...

Şeyh Nazım Efendi, kendi yolu için ne demişse demiştir. Sizin onun sözü ile diğer şeyh efendileri tartmaya çalışmanız pek tabiki haddini bilmemezlik olacaktır. Arifler Sultanı Sami Ramazanoğlu Hz.leri bizim yolumuzda halvete girmek, 40 gün çile çıkarmak yoktur der. Bu saatten sonra kim ne derse desin. Ancak kendi yolunu ve bağlılarını bağlar.

Nazım Efendi, halvet, erbain ya da her ne şekilde ifade etmiş ise bununla halvete girmeyi, belli bir süre hücrede kalmayı kastetmiştir diye anlıyorum. İşte bu bizim yolumuza yoktur ve Sami Efendi tavsiye etmemiş, uygun görmemiştir.

Alıntı:
Sami Efendi hz.leri bizim yolumuzda erbain vs yoktur der. Kendisi girmiştir başka bir yerde ama sonrasında gerekli görmemiştir.


Erbâin ile halvetin aynı şey olduğunu zannedecek kadar meseleden uzaksın.

Nazım Efendi neyi kastetmiştir biliyoruz. Biz de onu kabul etmedik. Kendi yolunu bağlar dedik. Hiç bir şeyh efendi bu söz ile amel edecek değildir. Şeyhinden aldığına ve ötesine bakar.

Alıntı:
Muhterem Üstaz hz.lerinden bir alıntı ile geldik. Her nedense İbrâhimîÖmer nickli üye iki maddeyi almış, 3. söylenen yokmuş gibi kendisinden yazmış. Biz tekrar alıntılayalım 3. maddeyi:


nick değil rumuz...

İnsânlığın ufkuna dâir en üst sevviyede irfânî bilgiler münâzara edildiğinde taraflarda üst düzey sıfatlar aranır. Zekî olmalı, îmânlı olmalı, basîretli olmalı... Kişide bu sıfatlar var ama mantık yok... mümkün mü? hadi mümkün olduğunu kabûl edelim. Mantıklı bir geri zekâlıya, îmânsıza ba'zı şeyleri anlatabilirsiniz ama mantıksız mü'mine, basîretliye hiç bişey anlatılamaz. O yüzden medrese ilimlerinde mantık ilminden başlarlar.

İki maddeyi almışım da 3. yü yokmuş gibi davranmışım.
3. yü zâten ben de zikrettim, 3. maddeye i'tirâz etmemem sükût etmem, kayda değer bir yanlışlık görmediğimdendir. İllâki doğru yazılmış demem mi gerekiyor.

Bakalım yazınızda ne yazmışsınız:

"Yine forumda bir katılımcı, gerçek mürşîdin iki alâmeti olması gerektiğini dile getirmiş."

Burada itiraz etseniz de haber lotus da tam da bizim dediğimizi ispatlar şeklinde yazmışsınız. Hayır! Biz iki alamet demedik. 3 alamet dedik. Sizin dediğiniz mahzurlar olabilir diye zaten 3. madde vardır. Ve siz, ilk iki maddeye de itiraz edemezsiniz. Yanlışlık var diyemezsiniz. Ancak bu sözü nasıl doğru anlamak lazımdır, onu izah edebilirsiniz. Yoksa sözlerde "kayda değer bir yanlışlık" değil, herhangi bir yanlışlık yoktur. Mantık konusunda da kendinize çok güven duymamalasınız bence. Okumuşluğunuz vardır, ona bir şey demem.


Alıntı:
İlmiyle âmil olmayan kişinin sözleri öldürücü zehir hükmündedir. Velev ki doğruyu söylese bile tesir etmez.


İlmiyle âmil olan kişinin sözleri te'sîr mi eder? Peki hiç ümmeti olmayan bir veyâ iki inananı olan peygamberlerin durumunu nasıl îzâh edeceğiz. ilmiyle âmil olmadıkları için sözleri te'sîr etmedi mi diyeceğiz. Peki Sahtekâr şeyhlerin sözleri nasıl te'sîr ediyor. Müseylemetül kezzâb nasıl inanılmaz bir taraftar toplayabiliyor. Çok mu âmiller.

Şimdi ben sigara içen bir doktora muayene olsam. hastalığıma teşhîs koysa ve reçete yazsa. Ben senin doktorluğunu kabul etmiyorum. ilaçlarını kullanmam çünkü sen sigara içiyorsun diyerek tepki mi vermeliyim Hasta ol da gör bakalım, doktorun elini bile öpersin. (Hasta değilsin, ya'nî Talib değilsin) Bu doktor örneğinde olduğu gibi İlmiyle âmil olmayan bir insân hakikati söyleyemez mi? Efendim te'sîr etmezmiş. E sen adam olda insânların hâlini röntgenliyeceğine, söyleyene değil söyletene bak ve hakikati al.

Nefs-i emmâreden daha tehlikeli nefis mertebesi nefs-i levvâmedir. Nefsî levvâmedeki kul, kendi amelini görme, başkasının kusurunu görme şirki içindedir. Kendini beğenir. Kendi amelini kendinden bildiğin müddetçe o senin amelindir.Allah için değildir. böyle bir amel ile de hiç kimseye bir üstünlüğün olamaz.

İlmiyle âmil olmak demek ne demek? Kim iddiâ edebilir ben ilmimle âmilim diye. Ancak bu gibi cümleleri tekerleyenler iddiâ edebilir herâlde...

Bir sözden bu kadar gereksiz cümleyi nasıl sarfettiniz ve nasıl bu kadar anlamaktan kaçındız, zira merak ettik.

Alıntı:
Bir kimsenin lâyıkıyla ehil olabilmesi için bizzât Cenâb-ı Hakk’ın esmâsının muhâtabı, zâtî tecellîlerin mazhârı olması gerekir. Zâtî tecellîler diğer tarîklerde zaman zaman vardır, fakat Nakşî yolunun özelliklerinden biri de an be an, saat be saat, gün be gün, neredeyse talebe binâen, bir mürşid-i kâmil, Nakşî Hâcesi, zâtî tecelliye ma'kes ve mazhârdır. Bu da Ebû Bekir Efendimizin, onun yolunun büyüklerinin özelliklerindendir.


Yalanın da bu kadarı, mangalda kül bırakmamış.
""Cenâb-ı Hakk’ın esmâsının muhâtabı, zâtî tecellîlerin mazhârı olması gerekir."
Esmânın muhatabı, zât'î tecellînin mazharı" bunlar kendi içinde çelişen ifâdeler. ân be ân her saat Zât'î tecelli ha, lâfontenden masallar...

Alıntı:
Bir darbuka çalın da uyansın millet :)

Neyse, insanları yetiştirdikleri ile tanımış olduk ve konuştukları ile.

Elhamdülillah.



Boşver uyumaya devam et, bu mantık ile uyansan daha kötü. Levvâmenin emmâreden daha tehlikeli olması gibi...
Anlamamanın hayrı içinde kal.
Âhirette Günahların şefâati meselesini hatırlattın bana.
Anlamamanın hayrı içinde kalman da onun gibi bişey işte...


Üslubunuz sizi anlatıyor. Daha bizim tanımımıza gerek yoktur.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İcazetnameler ile ilgili bir Sual
MesajGönderilme zamanı: 05.03.11, 01:08 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 30.12.08, 13:50
Mesajlar: 175
M.Zahid Efendi-Son Sohbeti

"Bir anlık cihad, kırk hacca bedeldir. Bir anlık büyük cihad, seksen hacca bedeldir...
Büyük cihad, halvetlerle olur. Mustafa Feyzî Hazretleri 24 kez halvet yapmış."

"Halvetler sayesinde daim zikir halinde bulunursun. Halvet, toplu da olur; yalnız başına evde de olur. Halvet usûlünü bildiren arapça kitaplar var; ordan alıp yapın!"

5 Kasım 1980 - Medine

viewtopic.php?f=41&t=4632


En son Vukuf-i Kalbi tarafından 05.03.11, 19:02 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İcazetnameler ile ilgili bir Sual
MesajGönderilme zamanı: 05.03.11, 01:16 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24.12.08, 14:54
Mesajlar: 417
Halvet, erbain vs hakkında onlarca, yüzlerce söz bulabilirsiniz. Kimse bunlar yanlış demiyor. Ama her kolda bu çile çıkarmak vardır demek yanlıştır. Çile çıkarmayan, erbaine girmeyen nakıstır denemez. Senin yolunda varsa ve çıkarmamışsa bir eksiklikten bahsedilebilir ama asla bu söz ile başka yollar tartılamaz.

Sami Efendi hz.leri de Gümüşhanevi tekkesinde halvete girmiştir bir kaç kez herhalde ama nihayetinde gereksiz görmüştür. Kendi bağlı olduğu kolda bir uygulama da yoktur.

Nakşibendi hz.lerinden de getirdiler. Bizim yolumuzda yoktur der. Yolun piri demiş daha ne!?


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İcazetnameler ile ilgili bir Sual
MesajGönderilme zamanı: 05.03.11, 01:54 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24.12.08, 14:54
Mesajlar: 417
Mahmud Sami Ramazanoğlu hz.lerinden:

"Diğer tarikatlarda riyazat vardır, erbain vardır, kırk gün çile haneye koyarlar, ölmeyecek kadar yerler, zikirle fikirle meşgul olurlar. Kimse ile görüşmezler, ancak meşayıhları ile görüşürler. Kırkıncı gün çile haneden çıktıkları zaman, benizleri limon sarısı gibi sararırlar. Bizim yolumuzda riyazat yoktur, ne yersen ye. Erbain yoktur. Ancak az yemek, az uyumak, az konuşmakla beraber terakki. Şah-ı Nakşibend ve Mevlânâ-i Hâlid (k.s.) Efendilerimizin düsturları, sohbette terakki"


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 33 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye