Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Rabbani İrşad
MesajGönderilme zamanı: 16.12.09, 09:32 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 27.12.08, 17:20
Mesajlar: 565
Rabbani İrşad

29. Bölüm: İrşâd İcâzeti:

Bazen kâmil bir mürşid, tarîkatı öğretmesi için nâkıs yani henüz tam olarak olgunlaşmamış bir mürîdine icâzet (yetki, diploma) verir. O nâkıs mürîdin mânevî hâli kendi mürîd grubu arasında tamamlanır. Hâce Nakşbend hazretleri Mevlânâ Ya‘kûb Çerhî’ye kemâl derecesine ulaşmadan önce icâzet vermiş ve: “Ey Ya‘kûb! Benden sana ulaşan şeyleri halka ulaştır” demişti. Mevlânâ Ya‘kûb Çerhî’nin hâli daha sonra Hâce Alâeddîn Attâr’ın hizmetinde sona ulaştı. Bu sebeple Mevlânâ Abdurrahmân Câmî Nefahât isimli eserinde Ya‘kûb Çerhî’yi önce Alâeddîn Attâr’ın mürîdlerinden saydı, sonra Hâce Nakşbend’e nisbet etti.

Kâmil bir mürşidin, isti‘dâd ve kâbiliyeti velîlik derecelerinden bir dereceye kadar olan ve o dereceyi elde eden mürîdine icâzet vermesi bu türdendir. O mürîd bir yönden olgundur, bir yönden ise eksik. Kâbiliyeti velîlik derecelerinden iki ya da üç derece olan mürîdin durumu da böyledir. O bir yönden kâmildir, bir yönden nâkıs. Çünkü sonun sonuna ulaşmadıkça bütün dereceler bir yönden olgunluk, bir diğer yönden eksikliktir. Bununla birlikte kâmil bir şeyh ona kâbiliyeti olduğu dereceye ulaştıktan sonra tarîkatı öğretme icâzeti verir.

Demek ki icâzet, mutlak bir kemâle, tam bir olgunluğa bağlı değildir.

Bilmek gerekir ki, mânen eksiklik her ne kadar icâzete mânî ise de, kâmil ve kemâle erdirici bir mürşid eksik bir mürîdini kendisine vekil tâyin ederse ve onun elini kendi eli sayarsa, o eksikliğin başkalarına zararı olmaz.

Bütün işlerin hakîkatlerini Allah Teâlâ bilir.

***

MEBDE’ VE ME‘ÂD (RABBÂNÎ İLHAMLAR)

İMÂM-I RABBÂNÎ

Doç Dr. Necdet TOSUN

SUFİ Kitap


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Rabbani İrşad
MesajGönderilme zamanı: 16.12.09, 09:35 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 27.12.08, 17:20
Mesajlar: 565
2. Bölüm: İrşâd Kutbunun Feyzi:

Ferdiyyet kemâlâtını (efrâd velîlerin yüksek hâllerini) de kendisinde bulunduran bir irşâd kutbu çok nâdir bulunur.

Birçok asırlardan sonra böyle bir cevher meydana gelir. Karanlık âlem, onun gelişinin nûru ile aydınlanır. Onun irşâd ve hidâyet nûru bütün âlemi kuşatır. Arş’ın tepesinden dünyanın ortasına kadar her kime doğru yol, hidâyet, îmân ve mârifet gelse, onun vâsıtasıyla gelir, ondan istifâde eder. Onun aracılığı olmadan hiç kimse bu nîmete ve şansa ulaşamaz. Onun hidâyet nûru okyanus gibi bütün âlemi kuşatmıştır. Ve bu deniz donmuş gibi hiç hareket etmez. O büyük zâta ihlâs ile yönelen ya da o zâtın kendisine yönelip hâline teveccüh ettiği kişinin gönlünde bu yöneliş ânında bir pencere açılır. O pencere yoluyla bu denizden teveccüh ve ihlâsı nisbetinde içip kanar, gönlüne feyz dolar.

Allah’ı zikretmeye yönelen ve bu zâta, inkârından değil de onu tanımadığı için hiç yönelmeyen kişi de bu feyzden istifâde eder. Ancak birinci durumdaki feyz, ikinci duruma göre daha fazladır.

Ancak bir kimse o büyük zâtı inkâr etse, onun büyüklüğünü kabul etmese veya o zât ondan incinse, o kişi Allah’ın zikri ile ne kadar meşgul olsa da, gerçek anlamda doğru yolu bulmaktan mahrumdur. Onun inkârı, feyz yolunu kapatır. O büyük zât o kişinin istifâde etmemesini istemediği ve zarar görmesini arzulamadığı hâlde, gerçek hidâyet ona erişmez. O kişide hidâyet varsa bile bu, hidâyetin sûreti ve görüntüsüdür. Özü olmayan görüntünün de faydası azdır.

O büyük zâta karşı ihlâs ve muhabbet gösteren kişiler, Allah’ı zikretmekten ve ona teveccühten uzak kalsalar bile, sırf muhabbetleri sebebiyle hidâyet nûru onlara ulaşır.

Hidâyete tâbi olanlara selâm olsun!

***

MEBDE’ VE ME‘ÂD (RABBÂNÎ İLHAMLAR)

İMÂM-I RABBÂNÎ

Doç Dr. Necdet TOSUN

SUFİ Kitap


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Rabbani İrşad
MesajGönderilme zamanı: 21.12.09, 09:39 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 27.12.08, 17:20
Mesajlar: 565
3. Bölüm: İrşâd Makâmı:

Bu fakîre (mâneviyâttan) açılan ilk kapı, (Hakk’ı) bulma zevki idi, bulmanın kendisi değildi.

İkinci hâlde bulmak nasip ve müyesser oldu, bulmanın zevki gitti.

Üçüncü hâlde ise bulmanın zevki gibi bulmak da kayboldu.

İkinci hâl, kemâl (olgunluk) hâli ve velâyet-i hâssa (özel velîlik) mertebesine ulaşmaktır.

Üçüncü hâl ise başkalarını kemâle erdirmek, irşâd ve Hakk’a dâvet için halkın arasına dönmektir.


Önceki (birinci) hâl sâdece cezbe yönünde kemâldir. Ona sülûk (mânevî yolda ilerleme) eklenince ikinci hâl oluşur, sonra da üçüncü hâl meydana gelir.

Seyr u sülûk yani mânevî eğitim yapmamış olan bir meczûbun ikinci ve üçüncü hâllerden aslâ nasîbi olamaz.

Kâmil ve kemâle erdirici olan mürşid, cezbesi sülûkünden önce olandır.
Ardından sülûkü cezbesinden önce olan mürşid gelir.
Bu iki grubun dışında kalanlar (sâdece meczûb ya da sâdece sâlik olanlar) kâmil ve başkalarını kemâle erdirici olamazlar.

Aklı ermeyenlerden olma!

Salât ve selâm insanların en hayırlısı efendimiz Hz. Muhammed’e ve temiz âilesine olsun.

***

MEBDE’ VE ME‘ÂD (RABBÂNÎ İLHAMLAR)

İMÂM-I RABBÂNÎ

Doç Dr. Necdet TOSUN

SUFİ Kitap


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Rabbani İrşad
MesajGönderilme zamanı: 11.01.10, 11:08 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 27.12.08, 17:20
Mesajlar: 565
20. Bölüm: Nasihat

Aziz kardeş!

Zaman, çalışma zamânıdır, konuşma zamânı değil.
Zâhir ve bâtın ile gönlü Cenâb-ı Hakk’a bağlamak gerekir.

Allah’ın izni olmadan O’ndan başkasına bakmamak gerekir.

Mısrâ:
“İş budur, bunun dışındaki her şey hiçtir”.

***

MÜKÂŞEFÂT-I GAYBİYYE (MANEVÎ YOLCULUK)

İmâm-ı Rabbânî

Tercüme: Doç. Dr. Necdet Tosun

SUFÎ Kitap Yayınları


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Rabbani İrşad: Mahlûkâta Merhamet
MesajGönderilme zamanı: 12.01.10, 09:22 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 27.12.08, 17:20
Mesajlar: 565
28. Bölüm: Mahlûkâta Merhamet

Ey muhterem oğul!

Hadîs-i kudsîde (Cenâb-ı Hakk’ın): “Halk, benim âilemdir” buyurduğu nakledilmiştir.

Mâdem ki halk O'nun âilesidir, onlara iyilik yapmak ve ihsanda bulunmak Mevlâ azze ve celle’nin rızâ ve hoşnûdluğuna ne kadar sebep olur? Çünkü ihsan, onun âilesine yapılmış oluyor.

Nakledilir ki, dedeniz muhterem şeyh (k.s), mahlûkâta karşı şefkat ve merhametinin çokluğundan dolayı: “Ey Rabbim! Benim bedenimi o kadar büyüt ve bütün Cehennem benim bedenimle öyle dolsun ki, hiçbir günahkâr oraya sığmasın ve orada azap çekmesin” demiştir.

“Çocuk, babasının sırrıdır” hükmünce, aynı hâl, Hazret-i Şeyh’in çocuklarında da mevcuttur.

İyi biliniz ki, sizin gelişiniz dervişlerin mutluluğuna sebep olmuştur.

Hak Teâlâ sizi mesrûr eylesin ve ecdâdınızın yolu üzere istikâmet bahşetsin!


***

MÜKÂŞEFÂT-I GAYBİYYE (MANEVÎ YOLCULUK)

İmâm-ı Rabbânî

Tercüme: Doç. Dr. Necdet Tosun

SUFÎ Kitap Yayınları


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Rabbani İrşad
MesajGönderilme zamanı: 13.02.10, 19:07 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 16:36
Mesajlar: 44
Alıntı:
Bazen kâmil bir mürşid, tarîkatı öğretmesi için nâkıs yani henüz tam olarak olgunlaşmamış bir mürîdine icâzet (yetki, diploma) verir. O nâkıs mürîdin mânevî hâli kendi mürîd grubu arasında tamamlanır. Hâce Nakşbend hazretleri Mevlânâ Ya‘kûb Çerhî’ye kemâl derecesine ulaşmadan önce icâzet vermiş ve: “Ey Ya‘kûb! Benden sana ulaşan şeyleri halka ulaştır” demişti. Mevlânâ Ya‘kûb Çerhî’nin hâli daha sonra Hâce Alâeddîn Attâr’ın hizmetinde sona ulaştı. Bu sebeple Mevlânâ Abdurrahmân Câmî Nefahât isimli eserinde Ya‘kûb Çerhî’yi önce Alâeddîn Attâr’ın mürîdlerinden saydı, sonra Hâce Nakşbend’e nisbet etti.

Kâmil bir mürşidin, isti‘dâd ve kâbiliyeti velîlik derecelerinden bir dereceye kadar olan ve o dereceyi elde eden mürîdine icâzet vermesi bu türdendir. O mürîd bir yönden olgundur, bir yönden ise eksik. Kâbiliyeti velîlik derecelerinden iki ya da üç derece olan mürîdin durumu da böyledir. O bir yönden kâmildir, bir yönden nâkıs. Çünkü sonun sonuna ulaşmadıkça bütün dereceler bir yönden olgunluk, bir diğer yönden eksikliktir. Bununla birlikte kâmil bir şeyh ona kâbiliyeti olduğu dereceye ulaştıktan sonra tarîkatı öğretme icâzeti verir.

Demek ki icâzet, mutlak bir kemâle, tam bir olgunluğa bağlı değildir.

Bilmek gerekir ki, mânen eksiklik her ne kadar icâzete mânî ise de, kâmil ve kemâle erdirici bir mürşid eksik bir mürîdini kendisine vekil tâyin ederse ve onun elini kendi eli sayarsa, o eksikliğin başkalarına zararı olmaz.


Günümüzdeki durum hakkında ne düşünürsünüz?


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Rabbani İrşad
MesajGönderilme zamanı: 20.04.10, 16:23 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 22.01.10, 04:41
Mesajlar: 345
burada ki istisna şeyh-i kamil-i mükemmil olan zatın vekalet (hilafet) verdiği zata "kefil" olması durumudur.. nihayetinde o zat-ı şerif (ya'kub-i Çerhî Hz.ks.) "nakıs" değildir nisbetini bilahare tamam edip kemale kavuşacağı "önceden bilinen" bir zattır.. imam-ı Rabbani hz. (ks.) burada seyrini (uruc ve nüzulünü) bitirmemiş nakısa hilafet verilir demek istemiyor.. istisnai farklı bir nükteye işaret ediyor: (o da şudur:) Asl itibarıyla "Murad ve Mahbub" olan bazı zatların "müridiyyet ve Aşk" makamında iken halkı Hakk'a celb etme (tahrik ve kışkırtma) işini iyi yapacakları keşfen ve işareten malum olmuştur da onları oraya getirmişlerdir.. eğer seyri na-tamam olan bir kişiyi "Mürşid" olarak nasbetme işinin içinde mutlak Kemal ehlinin (ks.hum) özel bir emri ve himmeti varsa o halife zatın geçici süre eksik bulunmasından kimseye zarar erişmez.. bilakis onun canlı ateşli cezbe hali ile cansız ve donuk cemadlara hareket ve ivme gelir.. fefhem cidden...

geçmişte durum budur günümüzde buna benzer durum varsa kıyas oluna..

tabii bugün mevlana ya'kûb-i Çerhî hazretlerine (ks.) eş ya da benzer bir durum (zat) var mıdır onu bilemem..

bilinen şey şu ki: mutlak Kemal ehli zat her zaman vardır.. eğer o nasb ederse bu iş olur..


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye