Sufiforum.com

2009'da başlayan SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. İçerik yenilemeleri tasavvuf.name sitesinden sürdürülmektedir. ALLAH YÂR OLSUN.

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Urumçi’nin derin yalnızlığı...
MesajGönderilme zamanı: 10.07.09, 09:36 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15.12.08, 02:19
Mesajlar: 253
Urumçi’nin derin yalnızlığı...

Sibel Eraslan

Vakit
2009-07-10

Türkistan kanıyor...
Ajanslardan gelen haber ve fotoğraflar insanın beynini yakıyor... Urumçi’de yıllardır dayatılan nüfus politikalarıyla artık çoğunluk olan Han Çinlileri, kendi yurtlarında kıstırdıkları Uygurları, evlerini basarak, kafalarına kurşun sıkarak, sopalarla vura vura katlediyor. Çin’in nüfus politikası gereği güneyden getirttiği Han Çinlileri, yeni ve feci bir katliama daha imza atıyor. Elleri sopalı üniversiteliler ve işçiler, zaten kusursuz bir Çin Çemberine hapsedilmiş Urumçi’nin üzerine ölüm yağdırıyor... Hem de nasıl bir ölüm? Gözü dönmüş bir vahşet...

Beynim yanıyor acıdan ve çaresizlikten... Tıpkı Bosna’da yaşanan insanlık dramı tekrar ediliyor. Ve dünya sadece seyrediyor. Seyretmenin aktif bir suç ortaklığı olduğuna dair bilincim bir kere daha acıyla burkularak tecrübe ediyor kendini. Doğruluyor. Çünkü seyretmek, seyirci kalmak, asla pasif bir durum değil... Vahşete ve soykırıma seyirci kalmak aktif bir suç ortaklığı...

“Dış Türkler” bahsi bizde milliyetçi cepheye havale edilmiş bir mesele olarak addedildiği içindir ki, klasik sağ/sol ayrımına tabi zihinler için, “başkasına ait” bir mevzudur... Çin’in yaşadığı sosyalist devrim gereği, Doğu Türkistan’da uyguladığı katliamlar, solcu aydınlarımızın nazarında üstü örtülmesi gereken, Çin’e dair bir iç mevzudur. Üstelik yerlilik aidiyetinden hareketle Türk ve Müslüman olan mağdurlar ne yazık ki birtakım gerici unsurlar üzerinden konuşmaktadır. Öyleyse, bu “başkasına ait” bir mevzudur. Türkiye sağı içinse Çin, devasa nüfus ve ekonomik gücüyle, baş edilmesi ütopik manada imkansız, kontrolsüz bir “başkası”dır... Böylece Uygur halkı, bizim için hem sağ kesimin hem de sol kesimin “uzak”lığında hemfikir olduğumuz bir “öteki”dir. Hatta ötekinden de öteki... Bilinmez, meçhul, destanlarda, masallarda kalmış gökbayraklı bir halk...

Tam da Obama’nın Rusya, Abdullah Gül’ün Türkistan ziyaretlerinin akabinde vukubulan bu katliamın, büyük dünya puzzel’ında önemli bir anlamı olsa gerek. Asya İslamı, yalnızlaştırılmak isteniyor. Hindistan ve Çin, İslam’ın yeni terminatörleri şeklinde konuşlandırılıyor. Çin’in nezdinde, Uygurlar’ın kimliğini belirleyen tek faktör Türk olmaları değil. Hatta özellikle Çin’in nazarında Uygurlar, milli ve simgesel isimlerinin de öncesinde, İslam’ın yaşayan yüzleri. Yani Uygur’da yaşananları salt etnik kimlik üzerinden değerlendirmek meseleyi anlamamız adına bizi daraltan bir duruma götürür. Zira Uygur Türklerinin yaşadığı katliamda lokal ve etnik durumun çok daha derininde, ciddi bir medeniyetler karşıtlığı, medeniyetler savaşımı var... Bunu bölgedeki Uygurların Çin hükümetinden talep ettiği haklar ilişiğinde düşünmek meseleyi daha iyi aydınlatır kanaatindeyim. Uygurlar kısaca şu iki talep çerçevesinde dillendiriyorlar kendilerini: “1- İslam dinimizi yaşamak istiyoruz. 2- Kendi anadilimizi konuşmak istiyoruz”...

Din ve dil talebi, meseleyi, Çin’in iç işleri olma lokalliğinden çıkarıyor. Çünkü ne kadar sade bulunursa bulunsun Uygur Türkleri, ileri sürdükleri bu iki taleple, Çin’in dayattığı uluslaşma politikasına karşı, medeni varoluş mücadelelerini dile getiriyorlar. Yani karşımızda ciddi bir medeniyetler savaşımı var... Gerçi buna savaş da denemez. Zira Çin’in bir oldu bittiye getirerek işgal ettiği Tibet ve Türkistan’da işlettiği düzenli soykırımlar ve katliamlarla, asla adil bir savaş diyemeyeceğimiz güç dengesizlikleriyle elde ettiği bir patronajlık sözkonusu... Ne ki tüm dünyanın sempatiyle karşıladığı Tibet Dalay-Lama’sı gibi popüler bir öncüsü olmadığından Doğu Türkistan’ın sesini duyan yok... Dalay-Lama, Müslüman olsaydı, Tibet’in atlaslardaki yerini bilir miydik acaba?
Bir halk, dünyanın gözü önünde soykırıma maruz kalırken, sempatik manada dikkatimizi çekebilmek adına neler yapmalıdır? Öyle zannediyorum ki o halkın yeterli kamuoyu ilgisini çekebilmesi için evvela Müslüman olmaması gerekiyor... Bu çifte standarda, yani ölülerin zihnimizde ikiye ayrılarak, a- katledilmesi ilgiye mazhar olanlarla b- katledilmesi ilgiye layık olmayanlar şeklinde yaşadığımız zihin bölünmesi, bizim ciddi insanlık sınavlarımızdandır...

Hollanda Polisi’nin geçen gün yaptıklarına bakınız misal olarak... Hollanda’da gösteri yapmaya çalışan Uygurları, joplayarak, tutuklayarak feci şekilde bastırdılar... Hollanda’da bir kedi veya köpek için bile sorumsuzca davransa, polisin ensesinde boza pişiren sivil güçler... Uyuşturucu kullananların haklarını savunacak kadar kendisini insanlık namına incelttiğini iddia eden Avrupa kritercileri nerede? Hepsi susuyor.

Oysa bu ilgisizliğin derinlerine bakıldığında, erkekleri idam edilen veya uzun yıllardır Çin hapishanelerinde işkence gören Uygur kadınlarının ağızlarından dökülen Kelime-i Şahadete rastlanacaktır...

Derinlerdeki dünya ilgisizliğinin altında, Çin panzerlerinin üzerine tek başına yürümekten başka çaresi kalmamış, başı örtülü, beli bükük Uygurlu Ninenin fotoğrafı çıkıyor ne yazık ki... Ne şükür ki aynı Ninenin dünyada yaslanacağı tek şey, kendisiyle akran ihtiyar bastonu ve dilinden düşürmediği Kelime-i Şahadet’tir...


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye