Sufiforum.com

2009'da başlayan SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. İçerik yenilemeleri tasavvuf.name sitesinden sürdürülmektedir. ALLAH YÂR OLSUN.

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Çakma şeyhler
MesajGönderilme zamanı: 18.06.09, 22:43 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17.12.08, 16:48
Mesajlar: 237
Çakma şeyhler

Aydın Başar

Milli Gazete


Bir yerde bozulma başlayınca, artık bu bozulma olduğu gibi kalmıyor ve zamanla etrafına da yayılıyor. Osmanlının son dönemlerinde iyiden iyiye bozulan devlet teşkilatı, askeri ve idari kurumlar, eğitim sistemi ve toplumsal yapı, tekkelerdeki bozulmayı da beraberinde getirmiştir. Tekkelerdeki bozulmanın sebebini Prof. Dr. İrfan Gündüz şöyle ifade eder: "Cemiyeti baştan ayağa kuşatan tekkeler de eriyen diğer devlet müesseseleri gibi bu inkıraz ve inhilalden nasibini almış, onlar da 'yol'dan değil 'bel'den gelen mürşitlerin tasarrufu altına girerek zaafa uğramış, bu üstün halk eğitimi müesseseleri de seviyesini yitiren mesnetler arasında yerini almıştır." (Osmanlılarda Devlet- Tekke Münasebetleri, Ankara, 1983, s. 119)

Bilinen tasavvufi usul ve kaidelere göre mürşidin kendisinden sonra öz evladını halife tayin etmesinin herhangi bir sakıncası bulunmamakla birlikte bu durumun adetleştirilmesine hoş gözle bakılmamıştır. Şu durumda yoldan değil belden gelen şeyhlerin tekkelerin bozulma sebepleri arasında zikredilmesinde herhangi bir sakınca olmasa gerektir. Zira tarihî gerçeklik, bu durumun bir sorun meydana çıkardığını ortaya koymaktadır.

Diğer alanlarla kıyasladığımızda bozulmanın en az ve en son olarak tekkelere yansıdığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu konuda Prof. İrfan Gündüz şöyle söyler: "Tekkeler inhitat ve inhilal tarihimizde en son bozulan ve hatta yeri gelince kendisinden istimdat edilen bir müessese olma gibi bir özelliğe hala sahip gözükmektedir. Ne var ki tekkeler de aynı geminin içindedir. Onlar da bu bozulmalardan nasibini alacaktır." (Gündüz, a.g.e., s. 130)

Mezkur olan bozulma hadisesinin bütün günahını dönemin şeyh efendilerinin üzerine yıkmak ilmi bir yaklaşım olmadığı gibi insaflı bir yaklaşım da olmaz. Çünkü bu dönem tüm karışıklık ve çalkantılara rağmen büyük sufilerin yetiştiği bir dönemdir.

Kaynaklarda o dönemdeki bazı şeyh efendilerin tekkelerin bozulması ile ilgili görüşleri zikredilir. Bu fikirler tekkelerin bozulduğu yönündeki genel kanıyı doğrular niteliktedir ancak rejimin dine olan bakışını ve bozulmamış tekkelerin varlığını da düşündüğümüzde birçok akademisyen veya ilahiyatçının sıkça dillendirdiği "Efendim tekkeler bozulmuştu, bu nedenle kapatıldı" görüşünün tam anlamıyla inandırıcı olmadığını söyleyebiliriz.

Burada şunu ifade etmekte fayda vardır ki tekkelerin kapatılma sebebi; bize öğretildiği gibi sadece bu bozulma değildir. Bu konuda bir fikre ulaşabilmemiz için şu durumu da hesaba katmakta fayda vardır: Yeni gelen rejimin yöneticileri bu kurumları kapatarak merkezinde tekkelerin olmadığı yeni bir toplum modeli oluşturmaya çalışmışlardır. Daha da açık konuşmak gerekirse yeni rejimin "kutsal olan"la arasına mesafe koyma düşüncesi ve Türkiye'nin şeyhler dervişler ülkesi olmaması temennisi; tekkelerin kapatılmasının asıl nedeni olmuştur.

Tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla birlikte tekkelere postnişin atama ve denetleme yetkisine sahip olan Meclis-i Meşayih adlı kurum da kapatılınca tekkeler bir anlamda yeraltına inmiş oldu. Başka bir ifadeyle; böyle büyük bir müesseseyi kanunla kapatmak mümkün olmadı. Zahirde belki bu binalar mühürlenmişti ancak insanların o mekânlarla gönül ilişkisini engellemek kolay değildi. Bu nedenle insanlar yasağa rağmen tasavvufla bağlarını koparmadılar ve mürşitlerine bağlılıklarını bir şekilde devam ettirdiler.

Yasaklar ve engellemeler aynı zamanda yeni bozulmaların da kapısını araladı. Çünkü artık tekkeler yasal olmadığından onları denetleyecek bir kurum yoktu; postunu seren şeyh olduğunu iddia edebiliyordu. Meclis-i meşayih gibi bir kurum olmuş olsaydı şeyhlerin yeterlilikleri tespit edilebilir ve tekkelere atamaları belirli kıstaslara göre yapılabilirdi. Bu kurum olmayınca yeraltında varlığını devam ettiren tekkelerin kalitesi iyiden iyiye bozuldu. İcazetnamesi olmayan binlerce müteşeyyih yani "şeyh olduğunu iddia eden sahtekâr" ortaya çıktı. Bunların ne gerçek tasavvufla ne de İslam ile bir alakaları vardı. Bir takım duygusal telkin ve psikolojik hipnozlarla etraflarına üç beş kişi toplamayı başaran bu kimseler, zamanla halkalarını daha da genişlettiler ve yanlış bir tasavvuf anlayışının yaygınlaşmasında etkili oldular. Aynı zamanda keselerini doldurmayı da ihmal etmediler.

Bugün yapılan araştırmalar, Türkiye'de şeyh olduğunu iddia eden binlerce kişinin bulunduğunu ortaya koyuyor. Yani "sahte şeyh" olgusu bugün Türkiye'nin bir gerçeği olmuştur. Bazı tasavvufi grupların hurafe ve bidatlara daldığını, tasavvuf adına birçok yanlışlar yaptıklarını, ilmi önemsemeyip keramet anlatarak gönül eğlendirdiklerini görüyoruz. İşte bütün bunların arkasında çakma şeyh parmağı vardır.

Mevlana'nın Mesnevi'sini veya Necip Fazıl Kısakürek'in kitaplarını okuduğumuzda sahte şeyhlere karşı ciddi uyarıların olduğunu müşahede ederiz. Bunlardan bazı çarpıcı örnekler vererek yazımızı nihayetlendiriyoruz:

"Hak yolunda yürüyen kişinin uyanık olması gerekir. Çünkü yol görünüşte dümdüz ve güzeldir. Fakat altında tuzaklar vardır. Nitekim bu yolda bize kılavuz olacak birçok tanınmış parlak isimlerde mana kıtlığı mana uymazlığı vardır. Birçok kişiler adlarının adamı değildir. Görünüşe kapılmamalıdır. Şunu iyi bilmeli ki: Sahte şeyhlerin adları, sözleri tuzaklara benzer. Onların kulağı okşayan fakat ruhani olmayan güzel sözleri ömrümüzün suyunu emen kumdur."
(Konularına Göre Açıklamalı Mesnevi Tercümesi, c.1. s.96)

"Devirler boyunca bu türlü sahte ve yalancı sufiler en küçük köylerden bile yerden mantar bitercesine birer ajans türetecek kadar kötü sirayetlerinin kendi kendisine inkişafını görmüşlerdir. Tarikat ve marifet taslayan şeyh edalı bu nevi echel ve esfel mikropların içinde, türlü üfürükçüler, gaipten haber verenler, devlet ve istikbal dağıtanlar, tılsım ve keramet taslayanlar, namaz ve ibadet sevabı bağışlayanlar ve daha neler neler vardır."
(NFK, İdeolocya Örgüsü)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Çakma şeyhler
MesajGönderilme zamanı: 19.06.09, 15:41 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926
Çok önemli bir yazı...

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Çakma şeyhler
MesajGönderilme zamanı: 21.06.09, 19:20 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20.12.08, 03:44
Mesajlar: 190
dua edelim Allah böyleleri ile karşılaştırmasın..


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Çakma şeyhler
MesajGönderilme zamanı: 21.06.09, 23:50 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17.12.08, 16:48
Mesajlar: 237
Amin ya muin! Cenab-ı Allah dostlarından ayırmasın.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye