Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Kıbrıs/Lefke'deki Haqqani Asitanesi (24-29 Eylul 2008)
MesajGönderilme zamanı: 18.01.11, 11:03 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926
Alıntı:
24-29 Eylul 2008 gunlerinde Kıbrıs'ın Lefke beldesindeki Haqqani Asitanesi'nde Hz. Şeyh Muhammed Nazım el-Haqqani k.s.'un misafiri olduk.

Elhamdulillah maddi - manevi ikramlar ile doyurulduk.

Ramazan Bayramı sabahı sohbetlerinde de Türk müslümanlarının İslam ile müşerref olduktan sonra 20 ayrı devlet ile İslam'a hizmet ettiğinden bahsedilerek; Türk kavminden müslümanlara tevdi edilen emanetin elhamdulillah hâlâ nezdimizde olduguna işaret edilmiştir.

***
Şimdi üzerimde olan yükleri indireyim:

SELAM:
Hz. Şeyh Muhammed Nazım el-Haqqani k.s.'un
bütün müslümanlara ve ancak bilhassa ehl-i tasavvuf ; ehl-i irşad ; ehl-i tarik muhib-murid-munib-muntesiblere özel selamları ve duaları vardır.

ZİKİR:
Yapılan tesbihat; evrad ve ezkarda az da olsa sürekliliğe dikkat edilmesini; eğer virdini yapmakta sıkıntılı olan var ise himmetlerine muracaat ile hergün asgari 1500 Lafza-i Celâl ile 100 salavat-ı şerifenin behemahal gündelik olarak ifa edilmesini işaret buyurdular.

SİLSİLE:
bütün ehl-i tasavvuf ; ehl-i irşad ; ehl-i tarik muhib-murid-munib-muntesib dostlara bir müjde olsun ki hangi elden biat almış olursanız olunuz; biliniz ki biatınız Şah-ı Risalet ve Hatemul-Nübüvvet Rasulullah Muhammed Mustafa s.a.v. iledir ve biatınız sahihdir.
Aradaki ihtilaf görünen hususların nezd-i Rasulullah'da hükmü yoktur. Silsile asabiyyetinden kaçınmak gerekir ki, bütün silsilelerin menbaı Hazret-i Rasulullah s.av. dir..

RABITA
UMUMEN Müridanın rabıtalarında gevşeklik gözükmektedir. Rabıtalarımızda silsile yolu ile Rasulullah Muhammed Mustafa s.a.v.'e kadar varmağa gayret edelim. Hakikat şehri görünecektir bi-iznillah...

VARIŞ:

KKTC Ercan Havaalanına tam iftar vakti inildi. Havaalanında iftarı açtık. Akşam namazı ile Lefke yoluna koyulduk. (Havaalanı-asitane arası yaklaşık 80 km. Havaalanı hakkında olumsuz bir not: Havaalanında Mescid=Mosque olarak bir oda ayrılmış ; fakat kapısı kilitli ve civardaki personel de anahtarın nerede oldugundan habersiz idi.)

Yatsı namazına ve teravihe başlanmadan yetiştik. ( Taksisi ile bizi dergaha götüren ve yolboyu güzel bir sohbeti paylaşarak çeşitli konularda bizi bilgilendiren Adana Kozan'dan Kıbrıs'a yerleşmiş olan Ahmed kardeşimizden ALLAH razı olsun.)

Yatsı namazı ve teravihi kıraat sahibi Doğu Türkistanlı imam Abdurrahman Kaşgarî'nin arkasınca kılmak nasib oldu.

Teravih namazı 2 rekat x 10 olarak ve Ramazan boyu sürecek hatim ile kılınıyordu... Teravihler de Hz. Şeyh de hazır idiler.

( Daha sonra bazı yerli cemaatten kişilerin hatim ile teravihin yorucu olacagını ileri sürmelerine karşılık Hz. Şeyh'in bu kişilere "Rahatınızı düşünüyorsanız gidin kadınlar camiinde kılın teravihinizi... Ben hatim ile kılacağım." diye ilginç bir ders verdiğini Doğu Türkistanlı imam Abdurrahman Kaşgarî'den dinledik.)

Teravihte okunan hatim Kadir gecesinden 2 gun önce tamamlandi ; ancak hatim duasi Hz. Şeyh'in işareti ile Kadir gecesi yapilan zikir meclisinin başında yapıldı.

Doğu Türkistanlı imam Abdurrahman Kaşgarî'nin içten duasını takiben "fatiha çekmesi" için mikrofon uzatılan Hz. Şeyh k.s. ; yaklaşık 20 dakikalık bir dua daha ekledi ve Hz. Şeyh'in dilinden "ümmet-i Muhammed için" RAHMAN'a niyazlar eylendi; sizler de o duadan nasibinizi aldınız inşaALLAH... Karşilama Töreni

--------------------------------------------------------------------------------

"Evvel refik ahir tarik.." demişler ya...

Kıbrıs'a simdi 80'li yaşlarda olan bir Zat-ı muhteremin Hz. Şeyh Nazım el-Haqqani k.s.'u "dünya gözü ile görmek" arzusunu yerine getirmek için hiç hesapta olmayan bir yolculuk yaptık.

Yolda refikim olan Zat da azın adamı değildir hani... 60 yılı devirmiştir dervişilik yollarında. Şimdi Medine-i Münevvere'de Hay-Hu arasında belki son nefeslerini alıp veren bir Varis-i Silsile-i Nakşbendiyye'den de kapı gibi icazeti vardır... Seyda Cezeri'den "minricalullah" Münir Derman'a kadar kimleri görmüş kimleri... Bir de görmek istedi Hazreti ; ne diyelim emir büyük yerden...

Allah zorlukları kolay etti ; O yaşı benden büyük ; gönlü senden-benden diri Allah kulunu zahiri bir sıkıntıya maruz bırakmadı...

Lefke'deki ilk teravihi muhacir-mucahid Abdurrahman Kaşgari'nin ardınca kılarken zaten bedeni yorgunluğumuzun hiç değilse yarısı kaldırılmıştı üzerimizden...

Diğer yarısı da herhalde asitanede kılacağımız ilk sabah namazı öncesi ve sonrasındaki "melekut aleminin imrendiği tesbihat"larda uçup gidecekti.

Yatsı namazı sonrasında Malezya Haqqani Mevlid Grubu'na açılan meydanda icra edilen neşideler ile de sanki Rasulullah'ı şevk ile ; gul-guleler ile karşılayan Medine-i Münevvere ahalisi geliverdi ; doluşuverdi o mubarek dergaha ...

Hiç de fena bir karşılama değildi bana göre... Sanırım refikim için de öyle oldu.


Sabah Tesbihati

--------------------------------------------------------------------------------


İlk gece yatsı sonrası icra edilen "HADRA" ile hemen ruhani bir ziyafete muhatab olmak ile ferahlayan gönüllerimiz yanında devreye giren ihvanın himmeti ile umdugumuzun fevkinde bir rahatlikla bedenlerimiz de istirahat firsati buldu.
(Bu "hadra geleneği" hakkında da bilahere inşaALLAH bir kaç kelime yazacağım.)

TEHECCUD_ÜSTÜ_SAHUR: gecenin sülüsünde kılınan şahsi salatul-teheccud ve salat-ul necatlardan sonra sahur için hazırlanan sofraya davet edildik. Sofrada hizmet verenlerin hemen tamamının yabancı - muhtedi müslümanlar olması BİLHASSA yaşlı refikimi çok duygulandirdi. "ALLAH'ın ingiliz-fransız-almanı bize gönüllü olarak hizmet ediyor ; Ya Rabbi bu ne büyük himmet..." diye tekrarlayıp durdu ziyaretimiz boyunca...

Sabah ezanı ve ezan arkasından Hz. Şeyh'in kesin talimatı ile asla ihmal edilmeyen salat u selam faslindan sonra


As-salatu wasselamu ‘aleyk, ya men arsalahu-llahu ta’ala rahmeten lil ‘aalemiin ; As-salatu wasselamu ‘aleyk, wa ‘ala alike wa sahbike ecma’in; As-salatu wasselamu ‘aleykum, ya enbiya-ALLAH

(Yakındaki camiide T.C. Diyaneti tarafından görevlendirilen imamın T.C.deki uygulamanın benzeri olarak ezanlardan sonra salat u selam okumamasını Hz. Şeyh k.s. hoş karşılamıyor. Bunu dile getirdiği resmi memur imamı ikazına bizzat şahid oldum.)

Sabah namazı sünneti kılındı.

SABAH TESBİHATI: Lefke asitanesinde kılınan sabah namazlarının deruni ruhaniyetini silinmez bir şekilde gönüllere sindiren sabah tesbihatından bahsetmem şarttır.
Sünnet namazı sonrası sabah tesbihatının ilk kısmı icra edilir ki önemli bir kısmına tüm cemaat kısık bir sesle cehri olarak iştirak eder.

Sabah namazı sünneti sonrasındaki sabah tesbihatının ilk kısmı aradaki duaları yazılmamak kaydı ile şöyledir:

* Subhana-l lahi wa bi hamdihi, subhana-l lahi-l `Aziim, estaghfiru-l lah (100 kere)

* Estaghfirul lah`Al 'Aziim wa etubu ileyh (100 kere)

Ayet: 3:8

DUA

ila şerafi-n Nebiy salla lahu `alayhi wa alihi wa sahbihi wa sallam, wa ila meşayihina fit-tariqatın naqshbandiyyetil aliyye, hassaten ila ruhi imamı tariqa ve ğavsul haliqati Havace Bahauddin en Naqshband Muhammed el Uvaysil Buhari wa hadarati Mawlana Sultanul Awliya` Şeyh Abdullah-il Fa'eezedDagistani wa sayyiduna eş-Şeyh Muhammed Nazim el-Haqqaani sa'ir sadâtina was-sıddiqiin al-Fatiha.


CEMAAT ile RABITATUL MEVT:
Tesbihatın ilk kısmı sonunda farzın hemen önünde tum cemaat mevta gibi yüzü kıbleye muteveccih sağ yanı üzerine yatar ve "ölümü-dunyanin faniliğini ihtar eden" bazı ayetler (20:55, 2:156, 40:12) okunur. Toplu bir ölüm ayinini andıran bu birlikte fiili rabıtatul mevt uygulamasi doğrusu çok ilginç gelmişti ilk kez tatbikatına şahid oldugumda...

Sabah namazı farzı kılınır; ikinci rükudan sonra doğrulunca Mescid-i Nebevi'de oldugu gibi KUNUT duası okunur.; namaz tamamlanır. Bilindik namaz tesbihatı yapılır.

Sabah namazı farzı sonrasında sabah tesbihatının ikinci kısmı yapılır :

AYET: 33:56

SALAVAT: 3 kere : ALLAHumme salli `ala seyyidina Muhammedin wa `ala aali seyyidina Muhammedin bi `adadi kulli da'in wa dewa'in wa barik wa sellim `aleyhi wa `aleyhim kesira ; (3.okuyuş sonunda ) kesiran kesira ..

TEVHİD ZİKRİ: Fa`lem ennehu La ilaha illal-lah (100 kere)

SALAVAT: 10 kere :ALLAHumma salli `ala Muhammedin wa ala aali Muhammedin wa sellim

DUA


* Yasin-i Şerif

* Esmaul Husna hatmi

DUA

ila şerafi-n Nebiy salla lahu `alayhi wa alihi wa sahbihi wa sallam, wa ila meşayihina fit-tariqatın naqshbandiyyetil aliyye, hassaten ila ruhi imamı tariqa ve ğavsul haliqati Havace Bahauddin en Naqshband Muhammed el Uvaysil Buhari wa hadarati Mawlana Sultanul Awliya` Şeyh Abdullah-il Fa'eezedDagistani wa sayyiduna eş-Şeyh Muhammed Nazim el-Haqqaani sa'ir sadâtina was-sıddiqiin al-Fatiha.

***

NOTLAR:

Bu tesbihat ile tam saat tutmadım ama sabah namazının süresi en az 1 saati bulmaktadır.

*Hafif sesli olarak tüm cemaatin katılımı ile yapılan tesbihat çok feyzlidir. Sabahı istiğfarlar ile başlayan bir tesbihat ile başlayıp esmaul husna hatmi ile bitirmek "seherlerde istiğfar eden bir topluluk ile olmak" insanı adeta bu dünyanın dışında bir yerlere götürüp getirir. ( Ben oyle algıladım !... )

* Son kısımdaki TEVHİD zikri esnasında "muhtedi bir mümin" cemaatin içerisinde açılan dairede sema da yaptı ... Sema bir rükun gibi değildir yani her sabah yapılmaz. Ruhani bir cezbe ile olmaktadır.
(Sema yapan bu alman ya da fransız asıllı kişi ile daha sonra sema ve sema esanasında hissettikleri ile ilgili hakkında kısa bir görüşmemiz de oldu.)

* Sabah namazı sunneti ile farzı arasında Cemaat ile FİİLİ "rabıtatul mevt" yapılışı hakkında diğer nakşıbendi cemaatlerinde benzeri uygulama var mıdır ? Bunu da merak ettim doğrusu... (Ben şahid olmuş değilim.) Bu uygulamanın bir sünnet-i nebevi'den kaynak aldığını dergahtaki bir kardeşimiz söylemişti. Daha sonra Riyazus-Salihin'den hadis nakli niyeti ile baktığımda bu uygulamaya esas olan hadisi gördüm ve ilgili yerde naklettim.

Bkz. Riyazus-Salihin Sabah Namazının Sünnetinden Sonra Birazcık Uzanmak


Yine de "bu esnada rabıtatul mevt uygulaması" bir tasavvufi içtihad olarak dikkat çekici ve önemlidir.

* Güneş bu tesbihat ile karşılanır; sonrasında dergah mescidinde kısa bir istirahat...

( Dergah sorumlusu Karadenizli kıdemli dervişin kendi şivesi ile seslendirdiği "Everybody brothers stand up" ( = Ey ahali, kardeşler ayağa kalkın...) şeklindeki tatlı uyarısına kadar süren 1-2 saatlik yakaza uykusunun insana yettiğini de denemiş oldum.)

* Sabah tesbihatının tüm ayrıntıları ve sesli örneği

sayfasından Ramazan'ın son Cum'a namazı

--------------------------------------------------------------------------------

Cuma namazları Lefke Dergahı'nda bir şölen gibi gecer. Bu Ramazan'ın son Cum'a namazı Kadir Gecesi'ne tekaddum ettiğinden ayrı bir ziyafete dönüştü.

* Dergahta kıldığım ilk Cuma namazının imamı Hz. Şeyh M. Nazım el-Haqqani idi. Hutbeye arabca başlayıp ; Türkçe devam edip İngilizce bitirdiler. Cemaatin kompozisyonu da buna uygundu. Herkes aldı ; alacağını... (Mayıs 2007)

**Dergahta kıldığım ikinci Cuma namazının imamı Londra'dan gelmişti: Kenya asıllı Abdulhamid Efendi... Lailahe İllallah ve Tevhid bilinci hakkında tam 40 dk. süren İngilizce bir hutbe irad etmişti.. Zorunlu Arabca hitabet ardınca... (Hz. Şeyh'in hakkındaki beşareti O'nunla benim aramda. ) (Şubat-2008)

*** Dergahta kıldığımız son Cuma namazı (26.Eylul.2008) Ramazan'ın son haftasına aitti. Cuma imamı Doğu Türkistanlı Abdurrahman Kaşgari, fasih bir Arabca ile Leyle-i Kadr hakkinda hutbe irad etti. ( Bu hutbe ve Cuma namazı İnternette de yayınlanmış.)

Hz. Şeyh CUMA namazları sonrasında genellikle kısa bir sohbet (cemaatin durumuna göre Türkçe veya ingilizce olur) ve duayı takiben cehri zikir yapılan bir HADRA oluşturur.

Bu Cuma namazı sonrasında da yine "gelen gecenin kadri"ni bilmek gerektiğine işaret eden ingilizce bir sohbet sonrası teravih sonrasi "sakal-ı şerif" ziyareti yapılacağını da müjdelediler ve hadra yapıldı.

26.Eylul.2008

izlenebilir. Sohbetler

--------------------------------------------------------------------------------

Lefkede geçirdiğimiz hafta içerisinde Hz. Şeyh'den özel sohbetlerimiz dışında iki genel sohbet dinledik.

Cemaatin çoğunluğu ingilizce anlayabilecek durumda olduğu için o dilde yapıldı. İyi derecede ingilizce bilen iki kardeşimiz ise Hz. Şeyh'in işareti ile bir köşede toparlanan Türklere simultane tercume yaptılar. Bu şeklide herkes sohbetten istifade etmiş oldu.

Hz. Şeyh ; Sohbetlerine konu olarak BİLHASSA İslam'ın diğer dinlere ve tabii Hrıstiyanlık ve Yahudilik karşısındaki üstünlüğünü (NE DİYALOGU BEEE !...) vurguladı.

Hz. İsa ve Hz. Meryem hakkında Kur'an-ı Kerim'deki anlatımlara dikkat çekdi. Kilisenin ve Papa'nın "bir İslam Peygamberi olan Hz. İSA'yı yanlış bir şekilde takdim ettiği"ni vurguladı.

Yabancı uyruklu ve ana-ataları müslüman olmayan cemaat herşeyi dikkatle izliyordu. Birkaç tanesi ise elindeki not defterine kaydediyordu bu vurucu mesajları...

( Bu ingilizce sohbetlerin Türkçe metinlerini
Sadece kayıtlı üyeler görebilir
Hemen ücretsiz kayıt olabilirsiniz!
Kayıt olunuz veya Giriş yapınız
dergisini organize eden ihvan, Türkçe'ye aktararak yorucu ve fakat büyük bir hizmeti sabırla yerine getirmektedirler. ALLAH emeklerinin karşılığını verecektir muhakkak... Hizmet himmet gerektirir...)

Hz. Şeyh M. Nazım el-HAQQANİ k.s.'un dergahında ve silsileye bağlı cemaatlerin Endonezya'dan Lübnan'a ; Londra'dan Singapur'a dünyanın dört bir yanındaki zaviyelerinde yapılan HADRA'lara ait görüntüler internette en çok izlenen tasavvufi videolar arasında yer almaktadır. Türkiye'de bilinen NAKŞBENDİ cemaati zikir meclisi uygulamalarından çok farklı ve "çok renkli" olan bu törenler hakkında bilen bilmeyen bir çok kişi bir çok şey yazıp söylemektedir.

Önce HADRA nedir ? sorusunun cevabına bakalım ve sonra HAQQANİ uygulamaları hakkında bir değerlendirme yapalım.

===================================

AKADEMİK BİLGİ:

HADRA nedir ?

-------------------------------------------------------

HADRA: Arapça, hazır olmak, gelmek anlamında bir kelime.

Kuzey Afrika'da yaygın olan Şaziliyye'nin zikir toplantılarına hazra (veya hadra) denir.

Talebeler için yapılan günlük hazralarda, akaid, tefsir, fıkıh, hadis dersleri okunur.

Bir de haftalık hazralar vardır. Şeyh, müridleriyle buluşur, topluca zikir çekerler.

Eğer hazraya yabancı birisi katılırsa, Kur'an kırâeti ve tefsiriyle yetinilir. Yeni intisab eden talebelerin hazrasında, tasavvufî, ahlâkî, sosyal problemler ortaya arzedilip enine boyuna tartışılır. Şeyh, konu ile ilgili görüşünün ne olduğunu söyler.

Müridler, yatsıdan gece yarısına kadar süren bu toplantılarda, çokça çay içerler. Hazra'nın sonunda yatsı namazı cemaatle eda edilir.

Namazın akabinde "Lailâhe illallah", "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyil-azim" vs. evrad ve ezkar çekilir.

Toplantıya gelen mürid, ayakkabısını yanına alır, Şeyhini selamlayıp elini öptükten sonra, oturma adabına göre yerini alır. Diğer kardeşlerini eliyle selamlar, Bu sırada kısaca selamün aleyküm'le yetinir. Herkes, bulduğu boş yerde, anlatılanları sessizce dinlemek için oturmuştur.

Hadra'daki mürid, başını bir örtü ile örter.

Ve törene başlanır.
----------------------------------------------

Kaynak: Prof. Dr. Edhem Cebecioğlu ; Tasavvuf Terimleri Sözlüğü; Anka Yayınları.
=============================================

HAQQANİ HADRA UYGULAMALARI :

1. HADRA başında Hz. Şeyh; silsile-i şerife dua eder... Manevi toplantı için ruhsat ve himmet talebinde bulunur. DESTUR alır...

2. Bir kenarda olan dervişlerden teşekkül eden birkaç kişilik koro var ise def ile ritm tutarak Arabcada NEŞİDE denilen ; ancak genellikle KASİDE olarak bilinen bir tasavvufi şiiri makam ile okumağa başlarlar.. Bu neşidelerin konusu genellikle Rasulullah Efendimiz ve ashabına övgü tarzında salavat-i şerife içeren eserlerdir.

3. Hz. Şeyh o anın ortamına göre ilham olunan esmaul husna ve tehlil ; temcid vb. okur; cemaat peşisıra belirli sayıda tekrar eder.

4. Mürşidden el öperek izin alan birkaç derviş ( ki klasik dergah kültürü bu kişilere SERZAKİR der) halka şeklinde ayakta sıralanmış dervişlerin ortasında Hz. Şeyhin işareti ile ritmik kol hareketleri ile yönlendirdikleri cehri zikiri başlatırlar. Tekrarlanan esma-i husna arasında en çok HAYY ve HUU esması ile Yeseviyye'nin tesirli zikri ZİKR-i ERRE tarzında bir zikir yapılır. (Zikr-i Erre'nin özelliklerini google da bulabilirsiniz.)

5. Zikir halkasının ortasında zaman zaman Hz. Şeyh'in işareti ile yeni zakirler yer alır. Bazen Hz. Şeyh de halka ortasında zikre iştirak eder.

HADRA'da halka ortasında zikri yöneten Hz. Şeyh...

Def vurarak zikre katılan kişi cemaatte "Green Sheikh = Yeşil Şeyh" olarak bilinen ve Londra'da ikamet eden Filistinli Ebul-Qasım efendidir.

6. Yaklaşık 30 dk. süren cehri zikirden sonra yapılan dua ve okunan fatiha ile zikir meclisi (Hadra) sona erer.

===============================

BAZI AÇIKLAMALAR:

* HADRA geleneği Arab ülkelerindeki ZİKİR geleneği izlerini taşıdığı için ülkemizde bazı Nakşibendiler tarafından yadırganmaktadır.

Hz.Şeyh M. Nazım el-Haqqani'nin mürşidi Hz. Abdullah Dağıstani k.s.'un 1936 yılından 1973'deki vefatına kadar sürekli olarak Suriye'nin başkenti ŞAM'da yaşadığı ve burada düzenlediği zikir meclisi katılımcılarının çoğunluğu Arab oldugu göz önüne alınırsa bu da normal karşılanmalıdır.

Lefke'deki HADRA'daki sahneler ile Arab -Kuzey Afrika ülkelerinden birisindeki bir Şazeli veya Kadiri ya da Derqawi sufi meclisinin nitelik ve içerik yönünden pek bir farkı olamdığını zaten bu konuda bilgisi ve görgüsü olanlar bilmektedir.

** Önemli bir konu olarak şunu da belirtmek zorundayım: Lefke HAQQANİ asitanesindeki zikirde kadın-erkek mürid karışıklığına asla müsaade edilmez. Kadınlar zikri ; dergahın üst katındaki kafesli mahfilden izler ve dilerler ise zikre bulundukları bölümden katılırlar...

*** HADRA; hatm-i hacegân değildir.

(Hatm-i hacegân HAQQANİ dergahında genellikle Cuma geceleri yatsı namazı sonrasında bilindik usulde ; yapılmaktadır.)

====================================

UYARILAR:

* Hz.Şeyh M. Nazım el-Haqqani'nin irşadı bütün dünyayı kapsadığı için dünyanın değişik ülkelrinden gelen mürid topluluklarının doğal meclisleri de HAQQANİ dergahına taşınmaktadır. Pakistanlı sufilerin QAWWALİ geleneğinin zikir örneklerine de ; MALEZYA Haqqani Mawlid grubunun kendi özgün ritmlerini taşıyan tefli-kudümlü icraatlarına da dergahta rastlayabilirsiniz...
Şahsen katıldığım bir HADRA'da o sırada dergaha Hz. Şeyh'i ziyarete gelen Pakistanlı sufilerin ünlü QAWWALİ müziği üstadı NUSRAT FETHALİ HAN'dan okudukları Hz. Rasulullah ; Hz. Ali konulu zikirli ilahiler çok etkileyici idi.
(Bu grubların katıldığı bazı zikirlerin örneklerini video paylaşım sitelerinde bulabilirsiniz.Bazılarının internet adreslerini de inşaallah ekleyelim.)

** Hz. Şeyh eli ile Nakşbendiyye yolunda biat almış bir Slav kökenli "taze derviş"i flütü ile zikre katılırken görmek kimseyi rahatsız etmez.

*** Müzik ile uğraşan bir "yeni müslüman"ın hidayetine vesile olan Hz. Şeyh onuruna bestelediği eserini gitarı ile çalıp söylemesine de kimse hayret etmez...

DİKKAT:

Bütün bunlar hepsi Hz. Şeyh'in DESTUR izni ile oldugundan kimsenin birşey deme hakkı da yetkisi de olamaz her halde...

Konunun FIKHÎ cepheden değerlendirilmesi; helal-haram tartışması açmak değil benim maksadım... Fetva da -olumlu;olumsuz- veriyor değilim.

Youtube'da ; google video'da görmüş olma ihtimaliniz yüksek olan HAQQANİ zikir meclislerini anlamanız açısındandır bütün yazılanlar...

Ves-Selam...

Bu grubun son zamanlardaki favori eserlerinden birisi Makedonyalı sanatçı Mesut Kurtiş'in

şu eseridir:

Salawat

An-Nabi sallu 'alayh
Salawatul lahi 'alayh
Kullukom qulu sawa
Salawatul lahi 'alayh


An-nabi ya sami'in
I'lamu 'ilmal yaqin
Anna rabbal 'alamin
Awjabas sala 'alayh
Salawatul lahi 'alayh


***


Bir başka "hit neşide" KASİDE-i BURDE olarak bilinen eserden alınmadır:



Mawlaya salli wa sallim da’iman abada
'Ala habibika khayril khalqi kullihimi

Muhammadun sayyidul kawnayni wath thaqalayn
Wal fariqayni min 'urbin wa min 'ajami

Huwal habibul ladhi turja shafa'atuhu
Likulli hawlin minal ahwali muqtahami

Thummar ridha 'an Abi Bakrin wa 'an 'Umarin
Wa 'an 'Aliyyin wa 'an 'Uthmana dhil karami

Ya rabbi bil Mustafa balligh maqasidana
Waghfir lana ma ma\a ya wasi'al karami


Lyrics: Imam Sharaf al-Din al-Busairi (d.696/1296)

Arrangement: Sami Yusuf

( Bu iki güzel eseri de youtube'da "mesut kurtis" diye arayıp dinleyebilirsiniz.)
KADİR GECESİ & SAKAL-I ŞERİF ZİYARETİ

Kadir gecesi teravih namazından sonra Hz. Şeyh kısa bir konuşma ile Kadir gecesinden bahsettiler. Sohbeti devam ederken Hz. Şeyh'in bir torunu özenle birbiri içerisine sarmalanmış ve ortasında bir kutuyu gizleyen büyük bohçayı başı üzerinde taşıyarak getirdi.

Tecrubeli müridler bohçanın geldiğini farkederek salavat-i şeriflere başlamışlardı zaten. Salavatlar ile bohça açıldı ve mahfazasından çıkartılan Hz. Rasulullah'a hurmet ile hurmet gösterilen SAKAL-ı ŞERİF şişesi öpülüp gözlere sürülmek üzere ziyarete açıldı. İlk olarak Hz. Şeyh'in ziyaret ettiği sakal-ı şerifi ziyaret için mescidde müridan sıraya girdi.

Bir süre sonra Hz. Şeyh sakal-ı şerif ziyareti için emaneti oğlu Bahaeddin Efendi ve Malezya veliaht prenslerinden birisi olan müride devrederek köşedeki koltugunda istirahate çekildi.

Sakal-ı şerif ziyareti bitince dergah mescidinde kılınan teravihte tamamlanan hatm-i Kur'an'ın hatim duası yapıldı.

Dua ardından Hz. Şeyh'in esmaul husnadan isimler ile çerçevesini belirlediği zikrullah ziyafeti ve ardından da Malezya resmi Mewlid Grubu ilahileri eşliğinde HADRA zikrine geçildi... Her zamankine göre daha uzun ve daha cezbeli bir zikir meclisi oluşmuştu.

O gece yarısına kadar devam eden bu manevi ziyafetler ile dergahta çok feyzli tecellilerin yaşandığını sanırım benim gibi herkes de hissetmiştirBir anekdot :

--------------------------------------------------------------------------------


SAKAL-ı ŞERİF konusunda silsileden Şeyh Şerafeddin Dağıstani k.s. ile ilgili tarihi bir anekdotu yakın müridanından Ali Usta kayıtlara geçirmiştir:

***
...
Ali Usta halen Yalova Güney (Reşadiye) köyünde Şeyh Şerâfeddin'in hanesinde mevcut olan sakal-ı şerif ile anısını şöyle dile getirmektedir:

“-Şeyh Şerâfeddin Efendi, -bizzat davet edilmek suretiyle- Osmanlı sarayına Sultan Reşad'a çok giderdi. Sultan Reşad dini konularda bir çok sualler sorar; Şeyh Şerâfeddin Efendi de cevaplandırırdı.

Mesela, bir keresinde Sultan, "Hızır (a.s.) halen hayatta mıdır?" diye sormuş ve Şeyh Şerafedin’den 'Evet’ cevabını almış.


Bir gün de Sultan Reşad, Şeyh Şerâfeddin Efendi'ye kendisinden bir isteği olup olmadığını sorunca Şeyh Şerâfeddin Efendi de “Hırka-i Şerif'deki, Rasûlullah Efendimizin Sakal-ı Şerifinden bir tane –teberrüken- isterim", demiş.

Emir vermiş Sultan Reşad; bir sakal-ı şerif teli getirmişler...

Şeyh Şerâfeddin Efendi, “Bu sahte" demiş; bir ikincisini getirmişler: "Bu da hakiki değil" demiş Şeyh Şerâfeddin Efendi.

Üçüncü gelince, "Es-Salatü vesselamu aleyke ya Rasûlullah" diye selamlamış ve Rasûlullah’ın emanetiyle Güneyköy’e dönmüştü.
...

***

Lefke dergahındaki Sakal-ı şerif ile Sultan Reşad'ın armağan ettiği sakal-ı şerif in bir ilgisi var mıdır, bilmiyorum.

Ancak Şeyh Şerafeddin Dağıstani hz. nin manevi emanetlerinin Abdullah Dağıstani'ye ve sonra da Hz. Şeyh'e intikal etmesi bu ihtimali de düşündürüyor...

selam ve dua ıle allah yar ve yardımcımız olsun ınsaallah

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Kıbrıs/Lefke'deki Haqqani Asitanesi (24-29 Eylul 2008)
MesajGönderilme zamanı: 18.01.11, 21:11 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07.12.10, 00:24
Mesajlar: 424
HADRA nedir ?

HADRA: Arapça, hazır olmak, gelmek anlamında bir kelimedir.

Kuzey Afrika'da yaygın olan Şaziliyye'nin zikir toplantılarına hadra (veya hazra) denir.

Talebeler için yapılan günlük hazralarda, akaid, tefsir, fıkıh, hadis dersleri okunur.

Bir de haftalık hazralar vardır. Şeyh, müridleriyle buluşur, topluca zikir çekerler.

Eğer hadraya yabancı birisi katılırsa, Kur'an kırâeti ve tefsiriyle yetinilir. Yeni intisab eden talebelerin hadrasında, tasavvufî, ahlâkî, sosyal problemler ortaya arzedilip enine boyuna tartışılır. Şeyh, konu ile ilgili görüşünün ne olduğunu söyler.

Müridler, yatsıdan gece yarısına kadar süren bu toplantılarda, çokça çay içerler. Hadra'nın sonunda yatsı namazı cemaatle eda edilir.

Namazın akabinde "Lailâhe illallah", "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyil-azim" vs. evrad ve ezkar çekilir.

Toplantıya gelen mürid, ayakkabısını yanına alır, Şeyhini selamlayıp elini öptükten sonra, oturma adabına göre yerini alır. Diğer kardeşlerini eliyle selamlar, Bu sırada kısaca selamün aleyküm'le yetinir. Herkes, bulduğu boş yerde, anlatılanları sessizce dinlemek için oturmuştur.

Hadra'daki mürid, başını bir örtü ile örter.

Ve törene başlanır.
----------------------------------------------

Kaynak: Prof. Dr. Edhem Cebecioğlu ; Tasavvuf Terimleri Sözlüğü; Anka Yayınları.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Kıbrıs/Lefke'deki Haqqani Asitanesi (24-29 Eylul 2008)
MesajGönderilme zamanı: 25.06.11, 20:08 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07.12.10, 00:24
Mesajlar: 424
Sufiforum açılmadan önce başka yerlerde paylaşılan bu bilgiler nazara verildi.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye