Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Öğretmenleri Anlamak Zor!
MesajGönderilme zamanı: 03.11.10, 12:00 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15.12.08, 23:23
Mesajlar: 664
Öğretmenleri Anlamak Zor!


Orta bir’de okuyorum. Sene 1973. Köyden gelmenin sorunlarını hala yaşamaktayım. Başım Türkçe ile hayli dertte. Yaşlı bir Türkçe hocamız var. İsmini hala hatırlıyorum “ Hikmet Leblebici”. Kısa boylu, ciddi bakışlı ve oldukça esmerdi. Her derste, öğretmen lisesinde okurken okulu ziyaret eden Atatürk konusunu işlerdi. Gözlerine baktığını ve derinden aşık olduğunu sanki yaşar gibi anlatırdı.

İlk dönem iki yazılımda “4” tü. İkinci dönem ilk yazılımda “ 4” tü. Korkmaya başlamış, artık korkunç hayaller görüyordum. Sınıfta kalacaktım belkide… Öğretmenimiz trafik kazası geçirmiş ve bir ay okula gelememişti. Kendi kendime söz veriyordum. Eğer gelirse çok iyi bir not alacaktım. Bunun içinde sanki yazılı olacakmışım gibi durmadan eski konuları tekrar ediyordum. Belirsizlik içinde kalmak ne kadar kötüydü, bu zamanlarda sabırlı olmakta. Öğretmenimiz okula geri döndüğünde ilk işi yazılı yapmak olmuştu. Sonuçta hazırdım ve “8” almıştım. Türkçeden geçmiştim. O günlerde bu mutluluk anlatılır cinsten değildi. Sınıfın üçte biri bu dersten geçebilmişti. Ertesi sene başka sınıfla birleştirilmiştik.

Yıllar geçti. Üniversiteye başlamıştım. Bir gün mahallemiz elektrik idaresine elektrik borcumuzu yatırmak için gitmiştim. Faturayı ödedim ve geriye döndüğümde “ Hikmet leblebici” arkamdaydı.. Göz göze gelmiştik. Onu tanımıştım ama yıllar geçmişti. İçimden “Beni tanıyamaz. Hem bunamıştır!” dedim. Tam onu geçecektim ki, gözlerime öyle dikkatle baktı ki…“Saffet, insan ne kadar büyürse büyüsün ve değişirse değişsin gözler asla değişmiyor. Nasılsın evladım?“ demez mi. Öylesine onure olmuştum ama mahcupta! Kısa bir konuşma yaşadık ve ayrıldık.

Yıllar geçmesine rağmen ismini hala yaşatıyorum beynimde. Böyle ne öğretmenler kaldı nede öğrenciler. Ne zaman düşünsem, üzülüyorum bu tatlı anı aklıma gelse… Sizinde varmı böyle anılarınız? Paylaşır mısınız benimle…

Saffet Kuramaz


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Öğretmenleri Anlamak Zor!
MesajGönderilme zamanı: 03.11.10, 17:10 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
Eski öğretmenler, çok fedakâr, çok idealist insanlardı...

Eski toprak... derler ya...


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Öğretmenleri Anlamak Zor!
MesajGönderilme zamanı: 05.11.10, 15:50 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24.12.08, 12:10
Mesajlar: 26
1986 doğumluyum, 1997'de orta birdeydim. Kıyaslama açısından belki size aradığınızı verir. 13 sene geçmiş hala orta okul Hocalarımı nerde görsem hemen hepsi tanır, konuşuruz. Sadece Türkçe'de değil, Sosyal Bilgiler'den İngilizceye, Ev Ekonomisinden Rehberlik, Fen Hocalarına kadar hepsiyle denk geldik mi hasbihal ederiz.Orta okulu birinci bitirmiştim belki ondadır diyeceğim ama ekseriyetle yanımda o dönemki "tembel" arkadaşlar olur hepsini tanırlar.Bana da bazen tuhaf geliyor. İnsan bari ismini unutur :)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Öğretmenleri Anlamak Zor!
MesajGönderilme zamanı: 08.11.10, 12:29 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15.12.08, 23:23
Mesajlar: 664
evet... fakat ben bu öğretmenimi uzun yıllar aralıksız görmedim. sizin görüntünüz sürekli görüşmek üzerine sanırım. bu yüzden unutmak mümkün mü? sanırım yazdığımı çok dikkatli okumadınız... yorumunuz için ayrıca teşekkür ederim.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Öğretmenleri Anlamak Zor!
MesajGönderilme zamanı: 26.09.12, 16:31 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15.12.08, 23:23
Mesajlar: 664
eğitim o kadar zor ki, öğrenci bedel ödüyor
içinde merhamet kalmışsa ki, öğretmen samimi güdüyor
hiç bedel almayan peygamber ki, bedava cennet örüyor
hedef aynı: ebedi kurtuluş ve mutluluk!


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Öğretmenleri Anlamak Zor!
MesajGönderilme zamanı: 11.09.13, 15:30 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15.12.08, 23:23
Mesajlar: 664
yeni bir eğitim yılı başlıyor... her yıl artan öğretmen potansiyeli ile, sınıflardaki öğrenci sayısı azalıyor. öğretmenlere, peygamberimiz(sav) aşkı, talebelere sahabe teslimiyeti nasip eder Rabbim inş...


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Öğretmenleri Anlamak Zor!
MesajGönderilme zamanı: 24.11.15, 14:40 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15.12.08, 23:23
Mesajlar: 664
peygamberde öğretmendir
her sözünü dinler kul olan
dinleyen bir çevirmendir
ilim aşkıyla yol alan

o memleket müreffehtir
solmaz gülü saadettir
baş tacı ederim onu
öğrettiği Hak sanattır...

öğretmenler günü kutlu olsun...




Öğretmenleri Anlamak Zor!


Orta bir’de okuyorum. Sene 1973. Köyden gelmenin sorunlarını hala yaşamaktayım. Başım Türkçe ile hayli dertte. Yaşlı bir Türkçe hocamız var. İsmini hala hatırlıyorum “ Hikmet Leblebici”. Kısa boylu, ciddi bakışlı ve oldukça esmerdi. Her derste, öğretmen lisesinde okurken okulu ziyaret eden Atatürk konusunu işlerdi. Gözlerine baktığını ve derinden aşık olduğunu sanki yaşar gibi anlatırdı.

İlk dönem iki yazılımda “4” tü. İkinci dönem ilk yazılımda “ 4” tü. Korkmaya başlamış, artık korkunç hayaller görüyordum. Sınıfta kalacaktım belkide… Öğretmenimiz trafik kazası geçirmiş ve bir ay okula gelememişti. Kendi kendime söz veriyordum. Eğer gelirse çok iyi bir not alacaktım. Bunun içinde sanki yazılı olacakmışım gibi durmadan eski konuları tekrar ediyordum. Belirsizlik içinde kalmak ne kadar kötüydü, bu zamanlarda sabırlı olmakta. Öğretmenimiz okula geri döndüğünde ilk işi yazılı yapmak olmuştu. Sonuçta hazırdım ve “8” almıştım. Türkçeden geçmiştim. O günlerde bu mutluluk anlatılır cinsten değildi. Sınıfın üçte biri bu dersten geçebilmişti. Ertesi sene başka sınıfla birleştirilmiştik.

Yıllar geçti. Üniversiteye başlamıştım. Bir gün mahallemiz elektrik idaresine elektrik borcumuzu yatırmak için gitmiştim. Faturayı ödedim ve geriye döndüğümde “ Hikmet leblebici” arkamdaydı.. Göz göze gelmiştik. Onu tanımıştım ama yıllar geçmişti. İçimden “Beni tanıyamaz. Hem bunamıştır!” dedim. Tam onu geçecektim ki, gözlerime öyle dikkatle baktı ki…“Saffet, insan ne kadar büyürse büyüsün ve değişirse değişsin gözler asla değişmiyor. Nasılsın evladım?“ demez mi. Öylesine onure olmuştum ama mahcupta! Kısa bir konuşma yaşadık ve ayrıldık.

Yıllar geçmesine rağmen ismini hala yaşatıyorum beynimde. Böyle ne öğretmenler kaldı nede öğrenciler. Ne zaman düşünsem, üzülüyorum bu tatlı anı aklıma gelse… Sizinde varmı böyle anılarınız? Paylaşır mısınız benimle…

Saffet Kuramaz

peygamberde öğretmendir
her sözünü dinler kul olan
dinleyen bir çevirmendir
ilim aşkıyla yol alan

o memleket müreffehtir
solmaz gülü saadettir
baş tacı ederim onu
öğrettiği Hak sanattır...

öğretmenler günü kutlu olsun...




Öğretmenleri Anlamak Zor!


Orta bir’de okuyorum. Sene 1973. Köyden gelmenin sorunlarını hala yaşamaktayım. Başım Türkçe ile hayli dertte. Yaşlı bir Türkçe hocamız var. İsmini hala hatırlıyorum “ Hikmet Leblebici”. Kısa boylu, ciddi bakışlı ve oldukça esmerdi. Her derste, öğretmen lisesinde okurken okulu ziyaret eden Atatürk konusunu işlerdi. Gözlerine baktığını ve derinden aşık olduğunu sanki yaşar gibi anlatırdı.

İlk dönem iki yazılımda “4” tü. İkinci dönem ilk yazılımda “ 4” tü. Korkmaya başlamış, artık korkunç hayaller görüyordum. Sınıfta kalacaktım belkide… Öğretmenimiz trafik kazası geçirmiş ve bir ay okula gelememişti. Kendi kendime söz veriyordum. Eğer gelirse çok iyi bir not alacaktım. Bunun içinde sanki yazılı olacakmışım gibi durmadan eski konuları tekrar ediyordum. Belirsizlik içinde kalmak ne kadar kötüydü, bu zamanlarda sabırlı olmakta. Öğretmenimiz okula geri döndüğünde ilk işi yazılı yapmak olmuştu. Sonuçta hazırdım ve “8” almıştım. Türkçeden geçmiştim. O günlerde bu mutluluk anlatılır cinsten değildi. Sınıfın üçte biri bu dersten geçebilmişti. Ertesi sene başka sınıfla birleştirilmiştik.

Yıllar geçti. Üniversiteye başlamıştım. Bir gün mahallemiz elektrik idaresine elektrik borcumuzu yatırmak için gitmiştim. Faturayı ödedim ve geriye döndüğümde “ Hikmet leblebici” arkamdaydı.. Göz göze gelmiştik. Onu tanımıştım ama yıllar geçmişti. İçimden “Beni tanıyamaz. Hem bunamıştır!” dedim. Tam onu geçecektim ki, gözlerime öyle dikkatle baktı ki…“Saffet, insan ne kadar büyürse büyüsün ve değişirse değişsin gözler asla değişmiyor. Nasılsın evladım?“ demez mi. Öylesine onure olmuştum ama mahcupta! Kısa bir konuşma yaşadık ve ayrıldık.

Yıllar geçmesine rağmen ismini hala yaşatıyorum beynimde. Böyle ne öğretmenler kaldı nede öğrenciler. Ne zaman düşünsem, üzülüyorum bu tatlı anı aklıma gelse… Sizinde varmı böyle anılarınız? Paylaşır mısınız benimle…

Saffet Kuramaz
peygamberde öğretmendir
her sözünü dinler kul olan
dinleyen bir çevirmendir
ilim aşkıyla yol alan

o memleket müreffehtir
solmaz gülü saadettir
baş tacı ederim onu
öğrettiği Hak sanattır...

öğretmenler günü kutlu olsun...




Öğretmenleri Anlamak Zor!


Orta bir’de okuyorum. Sene 1973. Köyden gelmenin sorunlarını hala yaşamaktayım. Başım Türkçe ile hayli dertte. Yaşlı bir Türkçe hocamız var. İsmini hala hatırlıyorum “ Hikmet Leblebici”. Kısa boylu, ciddi bakışlı ve oldukça esmerdi. Her derste, öğretmen lisesinde okurken okulu ziyaret eden Atatürk konusunu işlerdi. Gözlerine baktığını ve derinden aşık olduğunu sanki yaşar gibi anlatırdı.

İlk dönem iki yazılımda “4” tü. İkinci dönem ilk yazılımda “ 4” tü. Korkmaya başlamış, artık korkunç hayaller görüyordum. Sınıfta kalacaktım belkide… Öğretmenimiz trafik kazası geçirmiş ve bir ay okula gelememişti. Kendi kendime söz veriyordum. Eğer gelirse çok iyi bir not alacaktım. Bunun içinde sanki yazılı olacakmışım gibi durmadan eski konuları tekrar ediyordum. Belirsizlik içinde kalmak ne kadar kötüydü, bu zamanlarda sabırlı olmakta. Öğretmenimiz okula geri döndüğünde ilk işi yazılı yapmak olmuştu. Sonuçta hazırdım ve “8” almıştım. Türkçeden geçmiştim. O günlerde bu mutluluk anlatılır cinsten değildi. Sınıfın üçte biri bu dersten geçebilmişti. Ertesi sene başka sınıfla birleştirilmiştik.

Yıllar geçti. Üniversiteye başlamıştım. Bir gün mahallemiz elektrik idaresine elektrik borcumuzu yatırmak için gitmiştim. Faturayı ödedim ve geriye döndüğümde “ Hikmet leblebici” arkamdaydı.. Göz göze gelmiştik. Onu tanımıştım ama yıllar geçmişti. İçimden “Beni tanıyamaz. Hem bunamıştır!” dedim. Tam onu geçecektim ki, gözlerime öyle dikkatle baktı ki…“Saffet, insan ne kadar büyürse büyüsün ve değişirse değişsin gözler asla değişmiyor. Nasılsın evladım?“ demez mi. Öylesine onure olmuştum ama mahcupta! Kısa bir konuşma yaşadık ve ayrıldık.

Yıllar geçmesine rağmen ismini hala yaşatıyorum beynimde. Böyle ne öğretmenler kaldı nede öğrenciler. Ne zaman düşünsem, üzülüyorum bu tatlı anı aklıma gelse… Sizinde varmı böyle anılarınız? Paylaşır mısınız benimle…

Saffet Kuramaz

peygamberde öğretmendir
her sözünü dinler kul olan
dinleyen bir çevirmendir
ilim aşkıyla yol alan

o memleket müreffehtir
solmaz gülü saadettir
baş tacı ederim onu
öğrettiği Hak sanattır...

öğretmenler günü kutlu olsun...




Öğretmenleri Anlamak Zor!


Orta bir’de okuyorum. Sene 1973. Köyden gelmenin sorunlarını hala yaşamaktayım. Başım Türkçe ile hayli dertte. Yaşlı bir Türkçe hocamız var. İsmini hala hatırlıyorum “ Hikmet Leblebici”. Kısa boylu, ciddi bakışlı ve oldukça esmerdi. Her derste, öğretmen lisesinde okurken okulu ziyaret eden Atatürk konusunu işlerdi. Gözlerine baktığını ve derinden aşık olduğunu sanki yaşar gibi anlatırdı.

İlk dönem iki yazılımda “4” tü. İkinci dönem ilk yazılımda “ 4” tü. Korkmaya başlamış, artık korkunç hayaller görüyordum. Sınıfta kalacaktım belkide… Öğretmenimiz trafik kazası geçirmiş ve bir ay okula gelememişti. Kendi kendime söz veriyordum. Eğer gelirse çok iyi bir not alacaktım. Bunun içinde sanki yazılı olacakmışım gibi durmadan eski konuları tekrar ediyordum. Belirsizlik içinde kalmak ne kadar kötüydü, bu zamanlarda sabırlı olmakta. Öğretmenimiz okula geri döndüğünde ilk işi yazılı yapmak olmuştu. Sonuçta hazırdım ve “8” almıştım. Türkçeden geçmiştim. O günlerde bu mutluluk anlatılır cinsten değildi. Sınıfın üçte biri bu dersten geçebilmişti. Ertesi sene başka sınıfla birleştirilmiştik.

Yıllar geçti. Üniversiteye başlamıştım. Bir gün mahallemiz elektrik idaresine elektrik borcumuzu yatırmak için gitmiştim. Faturayı ödedim ve geriye döndüğümde “ Hikmet leblebici” arkamdaydı.. Göz göze gelmiştik. Onu tanımıştım ama yıllar geçmişti. İçimden “Beni tanıyamaz. Hem bunamıştır!” dedim. Tam onu geçecektim ki, gözlerime öyle dikkatle baktı ki…“Saffet, insan ne kadar büyürse büyüsün ve değişirse değişsin gözler asla değişmiyor. Nasılsın evladım?“ demez mi. Öylesine onure olmuştum ama mahcupta! Kısa bir konuşma yaşadık ve ayrıldık.

Yıllar geçmesine rağmen ismini hala yaşatıyorum beynimde. Böyle ne öğretmenler kaldı nede öğrenciler. Ne zaman düşünsem, üzülüyorum bu tatlı anı aklıma gelse… Sizinde varmı böyle anılarınız? Paylaşır mısınız benimle…

Saffet Kuramaz

peygamberde öğretmendir
her sözünü dinler kul olan
dinleyen bir çevirmendir
ilim aşkıyla yol alan

o memleket müreffehtir
solmaz gülü saadettir
baş tacı ederim onu
öğrettiği Hak sanattır...

öğretmenler günü kutlu olsun...




Öğretmenleri Anlamak Zor!


Orta bir’de okuyorum. Sene 1973. Köyden gelmenin sorunlarını hala yaşamaktayım. Başım Türkçe ile hayli dertte. Yaşlı bir Türkçe hocamız var. İsmini hala hatırlıyorum “ Hikmet Leblebici”. Kısa boylu, ciddi bakışlı ve oldukça esmerdi. Her derste, öğretmen lisesinde okurken okulu ziyaret eden Atatürk konusunu işlerdi. Gözlerine baktığını ve derinden aşık olduğunu sanki yaşar gibi anlatırdı.

İlk dönem iki yazılımda “4” tü. İkinci dönem ilk yazılımda “ 4” tü. Korkmaya başlamış, artık korkunç hayaller görüyordum. Sınıfta kalacaktım belkide… Öğretmenimiz trafik kazası geçirmiş ve bir ay okula gelememişti. Kendi kendime söz veriyordum. Eğer gelirse çok iyi bir not alacaktım. Bunun içinde sanki yazılı olacakmışım gibi durmadan eski konuları tekrar ediyordum. Belirsizlik içinde kalmak ne kadar kötüydü, bu zamanlarda sabırlı olmakta. Öğretmenimiz okula geri döndüğünde ilk işi yazılı yapmak olmuştu. Sonuçta hazırdım ve “8” almıştım. Türkçeden geçmiştim. O günlerde bu mutluluk anlatılır cinsten değildi. Sınıfın üçte biri bu dersten geçebilmişti. Ertesi sene başka sınıfla birleştirilmiştik.

Yıllar geçti. Üniversiteye başlamıştım. Bir gün mahallemiz elektrik idaresine elektrik borcumuzu yatırmak için gitmiştim. Faturayı ödedim ve geriye döndüğümde “ Hikmet leblebici” arkamdaydı.. Göz göze gelmiştik. Onu tanımıştım ama yıllar geçmişti. İçimden “Beni tanıyamaz. Hem bunamıştır!” dedim. Tam onu geçecektim ki, gözlerime öyle dikkatle baktı ki…“Saffet, insan ne kadar büyürse büyüsün ve değişirse değişsin gözler asla değişmiyor. Nasılsın evladım?“ demez mi. Öylesine onure olmuştum ama mahcupta! Kısa bir konuşma yaşadık ve ayrıldık.

Yıllar geçmesine rağmen ismini hala yaşatıyorum beynimde. Böyle ne öğretmenler kaldı nede öğrenciler. Ne zaman düşünsem, üzülüyorum bu tatlı anı aklıma gelse… Sizinde varmı böyle anılarınız? Paylaşır mısınız benimle…

Saffet Kuramaz

peygamberde öğretmendir
her sözünü dinler kul olan
dinleyen bir çevirmendir
ilim aşkıyla yol alan

o memleket müreffehtir
solmaz gülü saadettir
baş tacı ederim onu
öğrettiği Hak sanattır...

öğretmenler günü kutlu olsun...




Öğretmenleri Anlamak Zor!


Orta bir’de okuyorum. Sene 1973. Köyden gelmenin sorunlarını hala yaşamaktayım. Başım Türkçe ile hayli dertte. Yaşlı bir Türkçe hocamız var. İsmini hala hatırlıyorum “ Hikmet Leblebici”. Kısa boylu, ciddi bakışlı ve oldukça esmerdi. Her derste, öğretmen lisesinde okurken okulu ziyaret eden Atatürk konusunu işlerdi. Gözlerine baktığını ve derinden aşık olduğunu sanki yaşar gibi anlatırdı.

İlk dönem iki yazılımda “4” tü. İkinci dönem ilk yazılımda “ 4” tü. Korkmaya başlamış, artık korkunç hayaller görüyordum. Sınıfta kalacaktım belkide… Öğretmenimiz trafik kazası geçirmiş ve bir ay okula gelememişti. Kendi kendime söz veriyordum. Eğer gelirse çok iyi bir not alacaktım. Bunun içinde sanki yazılı olacakmışım gibi durmadan eski konuları tekrar ediyordum. Belirsizlik içinde kalmak ne kadar kötüydü, bu zamanlarda sabırlı olmakta. Öğretmenimiz okula geri döndüğünde ilk işi yazılı yapmak olmuştu. Sonuçta hazırdım ve “8” almıştım. Türkçeden geçmiştim. O günlerde bu mutluluk anlatılır cinsten değildi. Sınıfın üçte biri bu dersten geçebilmişti. Ertesi sene başka sınıfla birleştirilmiştik.

Yıllar geçti. Üniversiteye başlamıştım. Bir gün mahallemiz elektrik idaresine elektrik borcumuzu yatırmak için gitmiştim. Faturayı ödedim ve geriye döndüğümde “ Hikmet leblebici” arkamdaydı.. Göz göze gelmiştik. Onu tanımıştım ama yıllar geçmişti. İçimden “Beni tanıyamaz. Hem bunamıştır!” dedim. Tam onu geçecektim ki, gözlerime öyle dikkatle baktı ki…“Saffet, insan ne kadar büyürse büyüsün ve değişirse değişsin gözler asla değişmiyor. Nasılsın evladım?“ demez mi. Öylesine onure olmuştum ama mahcupta! Kısa bir konuşma yaşadık ve ayrıldık.

Yıllar geçmesine rağmen ismini hala yaşatıyorum beynimde. Böyle ne öğretmenler kaldı nede öğrenciler. Ne zaman düşünsem, üzülüyorum bu tatlı anı aklıma gelse… Sizinde varmı böyle anılarınız? Paylaşır mısınız benimle…

Saffet Kuramaz

peygamberde öğretmendir
her sözünü dinler kul olan
dinleyen bir çevirmendir
ilim aşkıyla yol alan

o memleket müreffehtir
solmaz gülü saadettir
baş tacı ederim onu
öğrettiği Hak sanattır...

öğretmenler günü kutlu olsun...




Öğretmenleri Anlamak Zor!


Orta bir’de okuyorum. Sene 1973. Köyden gelmenin sorunlarını hala yaşamaktayım. Başım Türkçe ile hayli dertte. Yaşlı bir Türkçe hocamız var. İsmini hala hatırlıyorum “ Hikmet Leblebici”. Kısa boylu, ciddi bakışlı ve oldukça esmerdi. Her derste, öğretmen lisesinde okurken okulu ziyaret eden Atatürk konusunu işlerdi. Gözlerine baktığını ve derinden aşık olduğunu sanki yaşar gibi anlatırdı.

İlk dönem iki yazılımda “4” tü. İkinci dönem ilk yazılımda “ 4” tü. Korkmaya başlamış, artık korkunç hayaller görüyordum. Sınıfta kalacaktım belkide… Öğretmenimiz trafik kazası geçirmiş ve bir ay okula gelememişti. Kendi kendime söz veriyordum. Eğer gelirse çok iyi bir not alacaktım. Bunun içinde sanki yazılı olacakmışım gibi durmadan eski konuları tekrar ediyordum. Belirsizlik içinde kalmak ne kadar kötüydü, bu zamanlarda sabırlı olmakta. Öğretmenimiz okula geri döndüğünde ilk işi yazılı yapmak olmuştu. Sonuçta hazırdım ve “8” almıştım. Türkçeden geçmiştim. O günlerde bu mutluluk anlatılır cinsten değildi. Sınıfın üçte biri bu dersten geçebilmişti. Ertesi sene başka sınıfla birleştirilmiştik.

Yıllar geçti. Üniversiteye başlamıştım. Bir gün mahallemiz elektrik idaresine elektrik borcumuzu yatırmak için gitmiştim. Faturayı ödedim ve geriye döndüğümde “ Hikmet leblebici” arkamdaydı.. Göz göze gelmiştik. Onu tanımıştım ama yıllar geçmişti. İçimden “Beni tanıyamaz. Hem bunamıştır!” dedim. Tam onu geçecektim ki, gözlerime öyle dikkatle baktı ki…“Saffet, insan ne kadar büyürse büyüsün ve değişirse değişsin gözler asla değişmiyor. Nasılsın evladım?“ demez mi. Öylesine onure olmuştum ama mahcupta! Kısa bir konuşma yaşadık ve ayrıldık.

Yıllar geçmesine rağmen ismini hala yaşatıyorum beynimde. Böyle ne öğretmenler kaldı nede öğrenciler. Ne zaman düşünsem, üzülüyorum bu tatlı anı aklıma gelse… Sizinde varmı böyle anılarınız? Paylaşır mısınız benimle…

Saffet Kuramaz


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye