Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 34 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: İzlenimler - Gözlemler / 2010 Umre Notları
MesajGönderilme zamanı: 22.08.10, 01:11 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
MEKKE İZLENİMLERİ

Kabe yirmi yıl önce nasıl ise öyleydi. Mescid-i Haram'ın dışına adım atıldığı anda ise "felaket" mi desem "rezalet" mi desem yetmeyecek bir manzara vardı. Mescid-i Haram'ın odağında yer alan Ka'beyi tavaf ederken dahi gözler vasıtasıyla insanı rahatsız eden inşaat manzaraları Beytullah'ın fiziki çevresinin 3/4'ünü işgal etmiş durumdadır.

Basına "Mekke'ye 3 Milyar dolarlık Dev Saat Kulesi" başlıklı haberle yansıyan Ticaret merkezi + Otel + Kule olayı için fazlaca söze hacet yok. "Gören" göz için bir fotograf yeterlidir.

Resim


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İzlenimler - Gözlemler / 2010 Umre Notları
MesajGönderilme zamanı: 23.08.10, 08:35 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
Ka'be'de ve Mescid-i Nebevi'de kılınan namazlarda namaz kıldıran imamların namaz kıraatında güzel Kur'an okuyuşları meşhur hale gelmiştir. Bunun yanında bu imamların okudukalrı ayetlerin analamına göre ses tonlarının değiştiği; hatta bazen gözyaşlarına hakim olamadıkları da gözlenmektedir. 1990'daki ilk umremde dikkatimi çeken bu durum üzerine kendisinden bilgi aldığım Medine-i Münevvere'de mücavir evliyaullahtan Doğu Türkistanlı Uygur Türklerinden olan Abdulmecid Kaşgarî, "Mescid-i Nebevi'de, Kabe'de imam olarak görev alan kişilerin özellikle seçildiklerini söylemişti.

Mescid-i Haram^da kıldığımız son sabah namazında böyle bir sahneye yeniden tanık oldum. İmam Teğabun suresini okurken sureye ismini veren "żâlike yevmu-tteġâbun" cümlesine gelince sesi titremeğe başladı ve bu cümleyi ağlamaklı olarak tam 3 kere tekrarlayarak geçebildi. Ayeti tamamlayınca da rükua gidildi.

Alıntı:
SURE-i TEĞABUN / 9. AYET

Yevme yecme’ukum liyevmi-lcem’(i)(s) żâlike yevmu-tteġâbun(i)(k) vemen yu/min bi(A)llâhi ve ya’mel sâlihan yukeffir ‘anhu seyyi-âtihi ve yudḣilhu cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru ḣâlidîne fîhâ ebedâ(en)(c) żâlike-lfevzu-l’azîm(u)

Anlamı ise şöyle:
Alıntı:
SURE-i TEĞABUN / 9. AYET
Toplanma günü için sizi topladığı zaman var ya, işte o gün, kimin aldandığının açığa çıkacağı aldanma (zarar) günüdür. Kim Allah'a inanır ve yararlı iş yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onu, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.
(Elmalılı Hamdi Yazır)


İnsanların Ka'be'de Mescid-i Nebevi'de kıldıkları namazları unutamamalarında bu tür enstantanelerin önemli payı vardır. Çok kişiden "Bizim imamlar nerede buradaki imamlar nerede?" şeklindeki sitemin nedeni de budur.

Nitekim o sabah namazında benim dikkatimi çeken hal, grubumuzdaki iki öğretmenin de dikkatini çekmiş olacak ki öğle namazı sonrasında otelimizin lobisinde çaylarımızı yudumlarken aynı konuyu konuyu konuşuyorlar; Kabe'deki imamın neden ağladığını tartışıyorlardı. Tevafuken yanımda olan Yüce Kur'an Meali'ni açarak Teğabun suresinin ilgili yerini bularak imamı ağlamaklı hale getiren "Zalike yevmut-Teğabun" cümlesini gösterdim. Bu öğretmen arkadaşların çok etkilendiklerini gördüm; sanıyorum ömürleri oldukça o sabah namazını unutamayacaklardır.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İzlenimler - Gözlemler / 2010 Umre Notları
MesajGönderilme zamanı: 24.08.10, 08:44 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
YÜCE KUR’AN ve Açıklamalı-Yorumlu Meâli

9 Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof. Dr. M.Cemal SOFUOĞLU, Prof. Dr. Abdülkadir ŞENER, Prof. Dr. Mustafa YILDIRIM tarafından ortak bir çalışma ile hazırlanan Kur'an meali yaklaşık 1,5 yıldır elimin altında olmakla beraber tamamı ile tetkik edememiştim.

Umre yolculuğu için yol hazırlığı yaparken yanıma aldığım birkaç kitap arasında Prof. Dr. M.Cemal SOFUOĞLU'nun -okuyup gerekirse eksik-hata bildirmem dileğiyle- adıma imzaladığı YÜCE KUR’AN ve Açıklamalı-Yorumlu Meâli'ni de almıştım. İyi ki de almışım.

Medine-i Münevvere'de ilk birkaç gün intibak ile geçtikten sonra YÜCE KUR’AN ve Açıklamalı-Yorumlu Meâli'ni tamamını umre sırasında okuyup değerlendirme maksadıyla incelemek fırsatı bulabildim. Bu değerlendirmeyi bereketlendirmek için meal okuma faaliyetime Mescid-i Nebevi'de başlamıştım; elhamdulillah Mescid-i Haram'da Kabe'nin karşısında bir sabah namazı öncesi tamamlamak nasib oldu.

İlk mesajlardan birisinde bahsettiğim Uhud ziyaretinden birkaç saat sonra bu savaş sırasında ashabın bazısının gösterdiği tavırları şiddetle eleştiren Al-i İmran suresinin celali ihtarlarla dolu ayetlerini Mescid-i Nebevi'de okurken çok etkilendim.

Meali hazırlayanlar dipnot şeklinde esbab-ı nüzule; ayetlerin indiriliş nedenlerine de temas ettikleri için ayetlerin ardındaki Muradullah çok iyi anlaşılıyor. Ayrıca bazı kelimelrin farklı kıraatlere göre değişen anlamları da verilmek suretiyle metnin yorumlanması kolaylaştırılmıştır. (Kutsal mekanlardayapmış olduğum "Emeği geçenlerden Allah razı olsun" dualarımı burada da tekrarlıyorum.)

Bu nedenle Kur'an ya da meal-tefsir okurken hiç adetim olmadığı üzere dikkat çekici yerlere (*); (?) ; (!) gibi işaretler koydum. Bir kaç önemli dipnotun altını çizdim ; birkaç tane de ufak-tefek dizgi hatası tesbit ettim.
(İnşaallah bu küçük arızaları Kazakistan'da tanışıp "haldaş" olduğumuz Cemal Hoca'ya ileteceğim.)

***

Prof. Dr. M.Cemal SOFUOĞLU, Prof. Dr. Abdülkadir ŞENER, Prof. Dr. Mustafa YILDIRIM tarafından ortak bir çalışma ile hazırlanan YÜCE KUR’AN ve Açıklamalı-Yorumlu Meâli şu günlerde TDV tarafından Ankara/Kocatepe ve İstanbul/Bayezid'de düzenlenen kitap fuarlarında Türkiye Diyanet Vakfı standında satılmaktadır. Sağlam bir meal sahibi olmak isteyenlere tavsiye ederim.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İzlenimler - Gözlemler / 2010 Umre Notları
MesajGönderilme zamanı: 26.08.10, 08:34 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
Umre dönüşü gerek T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın gerekse yayınevlerinin Hacc ve Umre ile ile ilgiliş yayınlarına göz attım.

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın websitesindeki Web Kütüphanesi'nde bu konudaki yayınların e-kitap versiyonlarını görmek mümkündür.

Yayınlar arasında ise Ali Şeriati'nin klasik haline gelmiş Hacc kitabı ile akademisyen yazar Ahmet Turan ALKAN'ın "Hac Günlüğü" öne çıkan kitaplar.

Özellikle Ahmet Turan ALKAN'ın "Hac Günlüğü" kitabını kalem alırken ZAMAN gazetesi için yayınladığı notları hazırladığı 2002 Hacc'ında ben de görevli olarak Hacc ikliminde idim. Ahmet Turan ALKAN'a hacdan dönüşünde de devam eden Hac Notları'nı tavzih eden bir e-mail yollamıştım.
Alıntı:
Tuesday, March 19, 2002 11:23 AM

Aziz ....,

Bu yıl sizle beraber aynı günlerde Mekke'de idik.
Ben diyanet sağlık ekibi mensubu olarak 1992 de ilk kez yaptığım vazifeyi tekrar yapmak üzere 10 yıl aradan sonra ikinci kez Hacc'a gelmiştim. Sizin
kaldığınız Kuresi otelinde kalan Doç.Dr. ... ... adlı arkadaşımdan sizin de Hacc'da olduğunuzu öğrendim.
Ziyarete geldiğim gün siz Medine'ye gitmişsiniz. Neyse kısmet değilmiş.

Türkiye’ye döndükten sonra oralardan yazdığınız yazıları okudum. -zamandakiler ve aksiyondaki s'ay yazınız-. Doğrusu -aksiyondaki yazı kısmen
hariç- sizden beklediğim değerlendirmeleri bulduğumu söyleyemem.

Özellikle Hacc'ın siyasi anlamı hakkında gözlemleriniz, ümmet-i Muhammed’in halini aynel yakin gördükten sonra biraz derinlikli analizler beklerdim.
Mesela Arafat’ın veda hutbesi irad edilirkenki hali ile bugünkü herc ü merc ve panayır havasını [[[- yollardaki sac kavurma partilerini; sağda solda
allı-pullu, aynalı develerle hatıra fotoğrafı çektiren hacıları (!) , Mina'ya şeytan taşlamağa giderken gerek Muzdelife Mina arasında gerekse Şeytan mahallinde
geçiş yerlerini işgal eden Çin mali adi saat, tarak, incik-bocuk tezgahı açan tacirleri (!), bir yandan minik derecikler haline gelmiş akıntının kenarına
durmuş cemaatle namaz kılan Uzakdoğu, Hind kıtası Müslümanlarını görmemiş olamazsınız....]]] kıyas ile Rasulullah'ın ümmetinin halini müşahede ettiğindeki
hissiyatını dile getirmenizi isterdim.
Ben Arafat'ta vakfe yaparken Rasulullah'ın orada ruhani olarak varlığını ve ruhani temessülünü düşündüğümde - Allah şahid- gözyaşlarıma engel
olamadım.

Belki Cebel-i Nur'a, Hira mağarasına ziyaret fırsatı bulamamış olabilirsiniz. Öyleyse Hira mağarası tırmanışının zirveye yakın kısmında bir çardak
altında beslenen keçi sürücüğünü ve Cebel-i Nur yamaçlarındaki başıboş maymun kolonisini de görememiş olmalısınız.

Ennetice, Ümmeti Muhammed'in her ferdi için Mekke ve Medine bölgesinde mülkiyet hakki iddia edilmesi gerekliliğine olan inancım bu sefer 10 yıl ara ile yaptığım değerlendirmede gördüm ki artik farz-i kifaye olmaktan çıkarak her mümin için farz-i ayn olmuştur.

Bizim o topraklardaki 400 yıllık mazimizin ek mülkiyet hakkımız konusundaki anlamını göz ardı etsek bile bu hükmüm caridir.

Bilvesile Haccınızın ve Haccımızın mebrur u makbul olması niyazlarımı arz ederim...
Vesselam.

El-Hacc Dr. ... ....


Kitabın Haziran 2010 tarihli baskısında ismimi vermeden e-mailimin bir kısmı ile dile getirdiğim hususlarda kendi kanaatini de yazdığını gördüm.

Ahmet Turan ALKAN'ın kitabının sonundaki Hacc Rüyası'nı (Nasıl bir Hicaz görmek istediğini ve nasıl bir hacc yapmak istediğini anlatan satırları) okurken acı acı gülümsedim. Çünkü yazarın Hacc ruyası tam tersine çıkmış tenkid ettiği konular olumsuz yönde birkaç kez katlanırken görmek istedikleri birkaç Kaf dağının ardına hicret etmişti...
Alıntı:
Hac Günlüğü

Ahmet Turan Alkan


Resim

İstanbul / Haziran 2010
ISBN 978-975-437-775-0
2.Basım
Fiyatı: 8,00 TL

NEREDEN ÇIKTI BU MECANİ IRGATLAR YAHU?
Bundan on beş sene kadar önce Mimar Mahmut Kirazoğlu, Medine’de Kuba Mescidi’nin onarımı ve inşaat işlerini yürütürken nice zaman sonra bir aykırılık dikkatini çekmiş. Yevmiye defterine göre inşaatta kırk küsur civarında işçi çalışması gerekiyormuş; hâlbuki inşaat sahasında en az yüz civarında işçi çalışmakta imiş. Meseleyi biraz tahkik eden Mahmut Kirazoğlu Bey fark etmiş ki, bizim hacılar, “Efendimizin mescidinin inşaatında çalışmaktan daha âlâ sevap mı olur” düşüncesiyle çaktırmadan inşaat sahasına girip akşama kadar zevk ile çalışmakta imişler. Meğer bu inşaatta çalışma meselesi, o günlerde Medine’deki Türk hacılar arasında efsane haline gelmiş, millet neredeyse sıraya girip inşaata “sızmakta” imiş.

ÖTÜKEN YAYINLARI
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=475514


Yine de Hacc veya Umre yapmak isteyenlere Ahmet Turan ALKAN'ın kitabını ( baştan ayağa samimiyet ile yazılması yönüyle) yola çıkmadan önce okumalarını ve hatta yanlarına alarak bir de oralarda göz atmalarını salık veririm.

***
Bu son umre ziyaretimiz ile "2 Hacc ve 3 umreyi tamamlamış yeterince tecrube kazanmış bir müslüman" olarak kendi değerlendirmelerimi de inşaallah bir gün müstakil bir kitap halinde yayınlayabilmem için vesilelerini halketmesini Rabb'imden niyaz ederim.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İzlenimler - Gözlemler / 2010 Umre Notları
MesajGönderilme zamanı: 27.08.10, 09:05 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
ZEMZEM HAKKINDA

"Hacc veya umre yapanların ülkemize geri dönüşlerinde yanlarında getirdikleri en değerli şey nedir?" denilse muhtemelen hemen herkes "zemzem" diyecektir. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı herkese dönüşte 10 lt.lik bidonlarla zemzem vermekte ve özel ambalajı bu bidonlarla ülkemize her yıl milyonlarca litre zemzem getirilmektedir.

Zemzem konusunda son yıllarda kısmen basına da yansıyan bazı spekülasyonlar ortaya çıkmıştır. Bu söylentilerin en önemlisi zemzem suyuna başka suların katılarak zemzemin seyreltildiği ve buna bağlı olarak kalitesinin bozulduğudur. Bu söylentilerin etkisi ile bazı ziyaretciler Mescid-i Haramdaki zemzem çeşmelerinden veya bidonlardan küçük şişelere koymak suretiyle zemzem toplayarak bunları bidonlarda biraraya getirip "daha kaliteli zemzem" getirme telaşına kapılabilmektedir.

Zemzem kuyusu Kabe avlusunda; doğu tarafında birkaç metre mesafede ve 35 metre derinliğindedir.
Resim
Zemzemin kaynağı kabe civarında yeraltındaki kayalar arasından çıkmaktadır.

Önceki gün bir vesile ile ziyaret ettiğim Biokimya profesörü arkadaşımla umre/hacc - Suudi Arabistan vs. hakkında konusurken konu zemzem suyuna da geldi.

Zemzem hakkında da (biyokimya uzmanı oldugu için) bazı teknik konuları konuştuk.
Resim
Zemzem suyunun molekülü böyle görüntülenmiştir.

Hatta Biokimya profesörü arkadaşım odasında ZAMZAM markasi ile pet şişe içerisindeki suyu göstererek "Bu su ultraviole ile bütün canli bileşenlerden temizlenmemiş olsa idi şimdiye kadar çoktan yosun üretmesi gerekirdi" dedi.

Abdurrahman Dilipak da foruma nakledilen bugünkü yazısında tevafuken ZEMZEM konusundan bahsediyor.

viewtopic.php?f=52&t=4669

Biokimya profesörü arkadaşım, Zemzem ile ilgili bazı kimyasal analizleri gördüğünü ve bu konuda beni bilgilendireceğini vaad etti.

***

Resim
Kabe avlusundan yeraltına inilerek varılan zemzem kaynağına yakın çeşmeler kapatılmıştır. Sadece Kabe avlusunda Makam-ı İbrahim'e bakan duvar önünde zemzem çeşmeleri bulunmaktadır. Tavafı bitiren ziyaretciler burada zemzem içerler.

Resim
Mekke ve Medine'de ibadet mahallerinde sürekli olarak bidonlarla zemzem ikramı yapılır.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İzlenimler - Gözlemler / 2010 Umre Notları
MesajGönderilme zamanı: 28.08.10, 02:11 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
Vehhabi Hoyratlığından Örnekler

Resim
Arafat'ta Cebel-i Rahme'nin kenarına dikilen bu koca levhalar ile İslam ümmeti şirkten korunmaya alınmış (!) oluyormuş. Acaba ?

***

Resim

Hıra Dağı eteklerindeki "şirksavar" tabelası !!!

Alıntı:
Ahzab Suresi: 21. Ayet:

Meali: Şanım hakkı için muhakkak ki size Resullulah'da pek güzel bir örnek vardır. Allah'a ve son güne ümit besler olup da Allah'ı çok zikreden kimseler için.

Tefsiri: "Sizin için Resulullah'ta." Bu âyet, Resulullah'ın "Peygamber size neyi verdi ise onu alın, size neyi yasak ettiyse ondan sakının" (Haşr, 59/7) âyeti gibi, yalnız sözleriyle değil, fiil ve hareketleriyle dahi delil ve kendisine uyulan bir peygamber olduğunu hükme bağlar. Yani Resulullah din ve ahlakın teorik kısmını tebliğ ve hükme bağlamakla kalmamış, gerek savaşta ve gerek barış zamanında fiilleri ve uygulamaları ile ve bütün incelikleriyle kendisinde canlı olarak güzel bir uyma örneği olacak ders ve örnek vermiştir. Onun için Hz. Muhammed'in hayat hikâyesinde her açıdan insanlık dünyası için pek güzel bir örnek vardır.

ÜSVE, "teessi" edilecek, yani uyulacak, arkasından gidilecek örnek, meşk, nümûne-i imtisal demektir.

Allah'a ve ahiret gününe kavuşmaya inanıp Allah'ı çok zikretmekte olan kimseler için, yoksa sadece dünya hayat ve süsünü arayanlar ve Allah'ı, ahıreti düşünmeyenler için değil.

(Elmalılı Tefsiri)


Resim
Uhud Şehidliği Önündeki Şirksavar (!) Levhası


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İzlenimler - Gözlemler / 2010 Umre Notları
MesajGönderilme zamanı: 31.08.10, 13:37 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'de benim için özel bir anlamı olan bir husus da İslam dünyasının değişik yerlerinden "ehlullah" ve "hal sahibi" müslümanlar ile görüşüp tanışmak olmuştur. 1990 yılındaki ilk umremden bugüne kadarki 5 ziyaretimde bu görüşme ve tanışmalarda çok şeyler kazandığımı söylemeliyim. Bu tanışıklıklardan en önemlisi Şeyh Muhammed Zekeriya Buhari k.s. ile görüşmelerimiz olmuştur.
Resim
( Şeyh Muhammed Zekeriya Buhari k.s. hakkındaki bir yazıyı sufiforumdan okuyabilirsiniz.)

İlk ziyaretim sırasında Afganistan'da Ruslara karşı cihad yıllarının zafer günlerinin iklimi hakim olduğundan pek çok mücahid-sufi ile görüşmüş ve cihad yıllarının manevi boyutlarını konuşmuştum. Hatta mücahid komutanlarından Nakşbendi tariki mürşidi de olan Molla Muhammed Nazar ile Afganistan'da Ruslara karşı cihad sırasında yaşanan manevi olaylar hakkında uzunca bir röportaj yaparak bir dergimizde yayınlamıştım.

2002 Hacc'ı sırasında Mekke-i Mükerreme'de görüştüğüm Afganistan'ın Özbek Türklerinden Şeyh Abdulaziz Andhoyi ile görüşmemizden bir anekdot da hafızama kazınmıştır: Şeyh Abdulaziz Efendi, Beytullah'da 10 yıldır ikamet ettiğini söyledikten sonra "Ben Beytullah'a gelen insanlara bakarım; Allah'ın kullarından manevi hali iyi olanları hemen tanırım" demişti. İnsanalrın manevi halini nasıl anladığını sorduğumda şirin Özbek lehçesi ile gayet doğal bir şekilde cevaplayarak: "Her insanın iki kaşı arasında lambası vardır. Ben işte o lambalara bakıp anlarım insanların ahvalini.." demişti.

***
Bu yılki umrede de her iki kutsal mescidde ehlullahdan insanlar ile tanışma niyeti ile bulundum. Fakat garip bir durum vardı. Fukara taifesinden müslümanlar ortadan kaybolmuştu adeta... Nihayet Medine-i Münevvere'de tanıştığım 70 yaşlarındaki Molla Muhammed Sıddık Taharî, bunun sebebini izah etti. ABD'nin Irak ve Afganistan'ı işgal operasyonlarından sonra Suud yönetimi kutsal topraklarda mücavir olan fukara üzerinde büyük bir baskı kurmuş; oturma-çalışma izni olanların izinleri iptal edilmiş; pasaportlarında işlem noksanlığı olanlar ise acımasızca sınırdışı edilmişlerdi.

Mescid-i Nebevi'nin devasa sütunlarının birisi yanında "Peki siz nasıl kalabildiniz?" diye sorduğumda derin bir iç çekişi ile hüzünlü öyküsünü anlattı. Yanımdaki oğlumu göstererek "İşte böyle 4 oğlumu Rus işgali yıllarında şehid verdim. Geri kalan 3 oğlum ise Taliban zamanındaki iç savaşta hayatını kaybetti. Şimdi şu taş sütun altın kesilse de bana verseler neye yarar? 55 yaşındaki hatunum ile beraber ölümü bekliyorum. Senin sorduğun o mübarek zatlardan yaşlı olan birçoğu vefat etti; nisbeten genç olanları ise Suud devleti tarafından sınırdışına çıkarıldı."

Daha sonra bu konuyu soruşturduğumda Cidde'de bu sınırdışı etme işlemleri için özel tecrid kampları-tutukevleri oluşturulduğunu ve müslüman ülkelerinden umre-hac vizesi ile Hicaz'a gelen ve yasal eksiklikleri bulunan kişilerin oldukça kötü bir muamele ile 20-30 gün tutsak edildikten sonra ülkelerine gönderildiklerini öğrendim.
(Dün internetten okuduğum bir haber bu operasyonu "Suud Hac İşleri Bakanlığı"nın bir başarısı olarak yansıtıyordu.)

***


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İzlenimler - Gözlemler / 2010 Umre Notları
MesajGönderilme zamanı: 31.08.10, 23:14 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
Mukaddes topraklarda bilhassa Arafat, Hira gibi ücra yerlerde "profesyonel olarak dilendirilen kolu bacağı koparılmış" ya da "hasta çocuklar"ın ve onları kullanan "vicdansız şebeke üyelerinin neden sınırdışı işlemlerinden muaf tutuldukları ciddi bir soru idi.

Resim
Açıkça "duygu sömürüsü"ne maruz kalan "ziyaretci umreciler"in hemen hepsini taciz ve rahatsız eden bu dilendirilme senaryosunun masum ve zavallı figüranı olan dilendirilen çocuklar ümmet-i Muhammed'in ne acı bir kesitidir; -isterse milyarda bir tane olsa ki o kadar da nadirattan değildir maaalesef- ...


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İzlenimler - Gözlemler / 2010 Umre Notları
MesajGönderilme zamanı: 01.09.10, 08:54 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
Hacc ve umre yapanlar iyi bilirler: Ka'bedeki hemen tek izdiham yeri Hacerul-Esved'i öpmek; hiç değilse dokunmak isteyenlerin oluşturduğu girdaptır. Girdap demem şundan ki o akıntıya kapılıp Hacerul-Esved'e 2-3 metre yaklaştınız mı artık isteseniz de kolay kolay kenara çıkamazsınız.

Umremiz sırasında yılın en sıcak günleri yaşandığı için öğle ile ikindi namazları öncesi tavaf alanı oldukça boşalıyordu. Bu sıralarda dahi Hacerul-Esved'e ulaşmak oldukça zor oldu...

Resim
Hacerul-Esved resimlerinde görülen yekpare siyah alan da Hacerul-Escved sanılmasın. Hacerul-Esved'in parçaları siyah plastikten bir zemine yanyana serpiştirilmiş 8 küçük parçacıktan oluşmaktadır.

Resim
İzdihamdan farketmek mümkün olmuyor amma -Allahu alem- gerçek taşların yüzeyinin dahi plastik mahfaza ile kapatılarak fiziki temas imkanı olmaması sözkonusu olabilir.

Bunu bana düşündüren şey, Safa kayalıkları ile fiziki temas oluşturulan barikatla tamamen kesilirken kısmen açık bırakılan Merve kayalıklarının üzerinin şeffaf plastikten bir tabaka ile kaplanmış olduğunu fark etmemdir.
Resim
Safa tepesindeki kayalar önüne kurulan barikat ile temas edilemez haldedir.

Bunun hacıların çıplak ayaklarının temas edeceği kayalıkların keskin yüzeyleri tarafından yaralanmaması gibi bir maslahat düşünülmüş olsa bile vazifenin doğal seyrini saptıran bir yapay unsur olarak geldi bana...

Hz. Rasulullah (s.a.v.) çıplak ayaklarının temas ettikleri kayalıklara basmak isterdim doğrusu... Herhalde oralara kadar gidip de bunu istemeyen bir kişi bile çıkmaz.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: İzlenimler - Gözlemler / 2010 Umre Notları
MesajGönderilme zamanı: 02.09.10, 09:21 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
"Beytullah'ın Hizmetkarı" İmiş (!)

Yavuz Sultan Selim'in hutbede "Hâkimul Harameyn" (iki mescidin sahibi)diye ismi anılınca "Bu ünvan böyle olmaz; Hâdimul-Harameyn (iki mescidin hizmetkârı) olarak anılmak dileğimizdir" mealindeki sözü tarihe geçmiştir.

Bugün de Suud Kralları Cuma hutbesinde kendilerini "Hâdimul-Harameyn" olarak takdim ettirmektedirler. Suud'un zahirdeki bu saygısının nasıl da içinin boş olduğunu Kabe'nin yanıbaşında, Kubeys Dağı üzerine dikilen Kral Sarayı ile zaten ortaya çıkmıştı. Bu umrede Kabe üzerine örtülen kisvenin kabe kapısına denk kısmının alt kısmında iki küçük çerçeve içerisindeki alanlardan soldakinde siyah zemine beyaz yazı ile şu andaki Kralın İsmi bariz olarak okunacak şekilde nakşedilmişti: "Hadimul Harameyn-i Şerifeyn Abdullah bin Abdulaziz bin Suud" şeklinde...
Resim

Kral Hazretleri Ka'beye imzasını atmıştı yani... Ka'beyi tavaf edenlerden kaçta kaçı farkında idi bu ibretamiz durumun bilemem; ama doğrusu ben çok üzüldüm.

***

Ka'benin Irgatları

Ka'beyi 24 saat sürekli olarak temizleyen gariban işçilerin hali de içler acısı idi. Neredeyse karın tokluğuna denilecek bir ücret ile çalıştırılan bu işçiler İslam dünyasının ekonomik olarak geri kalmış ülkelerindendir.

Resim
Yaklaşık 300-400 TL ücret aldıkları söylenen bu "tam anlamıyla mustaz'af" işçilerin daha önce hiç şahid olmadığım şekilde bu defa dilencilik yaptıklarına (daha doğrusu mecbur bırakıldıklarına) da tanık oldum. Emek sömürüsünün yol açtığı bu nahoş duruma yol açan "müstekbir" hâdim(!)lere yazıklar olsun.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 34 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye