Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Bu başlık kilitlenmiştir mesajlarınızı düzenleyemez veya cevap gönderemezsiniz.  [ 4 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Dua Evliyaya mı, Allah'a mı yapılır?
MesajGönderilme zamanı: 08.12.13, 19:27 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 24.12.09, 22:13
Mesajlar: 147
s.aleyküm,

Şu videodaki anlatılanlar doğru mudur? Doğru ise bunu şirke bulaşmadan açıklamak mümkün müdür?
Allah'a inanan kişi ve her namazında "Biz yalnız sana dua eder ve yalnız senden isteriz" (fatiha) diye biri, Allah dururken, kime dua etmeli.

Allah'ı bırakıp başka dostlar mı edinmektir, (bu yüzyılın) sofu'larındaki davranış? (Düşünce demiyorum, çünkü Mekke putperestleri de Allah'a inanıyorlardı, tek fark, Allah'a ulaştıran aracılarının kendi diktikleri bir takım semboller ve anlamlar barındıran heykelleriydi. O yüzden, müslüman olmanın şartı, Allah vardır
olmamış, Allah'tan başka ilah yoktur olmuştur.)


http://youtu.be/goiYW1dfrJ8

peki bu videodan sonra sorum şudur?
"biz Allah'a inanıyoruz, ama Hübel dualarımızı Allah'a ulaştırıyor" diyen Mekke'li adam arasındaki fark nedir?"


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şirk üstüne - Dua Evliyaya mı, Allah'a mı yapılır?
MesajGönderilme zamanı: 13.12.13, 02:16 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 22:59
Mesajlar: 666
Aleyküm selam ve rahmetullah.

Forumda tanıdığım tanhu tasavvuf ehliydi... Yukardaki ve benzeri sorular, tasavvuf ehlinden velev öğretmek maksadıyla da olsa bu üslubla sadır olmaz. Tereddüt ettim. Acaba, o tanhu, bu tanhu mudur? Şifreyi alan başka bir kimse midir? :)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şirk üstüne - Dua Evliyaya mı, Allah'a mı yapılır?
MesajGönderilme zamanı: 13.12.13, 02:30 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 22:59
Mesajlar: 666
Alıntı:
"biz Allah'a inanıyoruz, ama Hübel dualarımızı Allah'a ulaştırıyor" diyen Mekke'li adam arasındaki fark nedir?"


Soruya gelirsek... Haşa ilahlık atfedilen canlı cansız şeylerle Nebileri, Sadıkları, Şehidleri ve Salihleri bir tutmayalım. Vesile haktır. Nass ile emredilmiştir. Nebiler, Sadıklar, Şehidler ve Salihlerle arkadaşlık ile madden ve manen onlarla beraber olmak methedilmiş, emredilmiştir.

Bunları vesile kılarak, bunlar hürmetine Allah Tealadan istemek, alimler nezdinde, duanın edeblerindendir.

Bunlardan istigase ile medet istemek, bana şu işte yardım et dediğin komşun Ahmet ağa'dan aldığın yardım gibidir. Rica edince gelip senin işinde sana yardım etse ne lazım gelir? Haşa dinen ne sakıncası vardır? Yardım eden, sebebde Ahmed ise hakikatte onun eliyle yardım eden Allah Tealadır. Bunu bilmen kalbine vaciptir.

Nasıl, maddi olarak nastan yardım isteyebiliyorsak. Manevi olarak da Nebiler, Sadıklar, Şehidler ve Salihler'den yardım isteyebiliriz. Allah Teala, dilerse onlara işittirir, dilerse onları vesile kılarak maneviyatlarıyla imdadına yetiştirir. Sebeb olarak onlar vesile olmuşsa hakikatte onların eliyle yardım eden de ancak Allah Tealadır. Bunu bilmen de kalbine vaciptir.

Bu tür bir bilme ve vesile edinme, haşa ilah olduğu iddia edilen putlarla nasıl beraber olabilir?

Allah'a emanet olunuz.

Evliyadan yardım istemek dinimize uygun mudur?

Evliyadan ve ruhanilerden manevi yardım istemenin açık delillerini hadis-i şeriflerde bulabiliriz. Utbe ibni Gazvan (radıyallahu anh)’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Resulullah (sallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

"Sizin biriniz; bir şey kaybederse yahut yanında arkadaşı bulunmadığı bir yerde yardım isterse 'Ey Allah'ın kulları bana yardım edin! Ey Allah'ın kulları bana imdat edin!' desin. Çünkü Allah'ın bizim görmediğimiz kulları vardır." (1)

İmam-ı Taberanî (rahimehullah)’ın beyanına göre, bu hadis-i şerif tatbik edilmiş, böylece yardım görülmüştür.

İbni Abbas (radıyallahu anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulüllah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

"Şüphesiz ki Allah’ın, hafaza meleklerinin dışında yer yüzünde melekleri vardır ki, ağaç yapraklarından düşenleri yazarlar. Sizin birinize çöl arazisinde bir aksaklık isabet ederse, 'Ey Allah'ın kulları! (Bana) yardım edin diye seslensin " (2)

Abdullah ibni Mesud (radıyallahu anh)’dan rivayet edilen diğer bir hadis-i şerifte, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

"Sizin birinizin sahrada hayvanı kaçarsa, 'Ey Allah'ın kulları hapsedin! Ey Allah'ın kulları durdurun!' diye seslensin. Çünkü Allah'ın yer yüzünde hazır bulunan kulları vardır, Onu tutarlar. " (3)

İşte bütün bu hadis-i şerifler, mukaddes ruhlara sahip olan varlıklarla tevessülün ve onlardan himmet (yardım) istemenin caiz olduğunun, açık delilleridir.

Devenin bulunması için yardım edenler, Mevlâ'nın bulunması için yardım etmezler mi?

Allâme Muhammed İbni Allan (rahimehullah) "Ezkâr" şerhinde şöyle demiştir; “Bu hadis-i şeriflerde geçen, "Allah'ın kulları"ndan maksat, ya melekler veya müslüman cinler ya da, "Ebdâl" diye isimlendirilen "Ricâl-i Gayb" (seçkin veliler)’dir.”

İmam-ı Nevevî (Rahimehullah) ise şöyle demiştir: “İlimde büyük hisse sahibi olan bazı büyüklerimiz, içlerinden birinin katırı kaçtığında bu hadis-i şerifle amel ederek, Allah'ın kullarından yardım istediklerini ve o anda hayvanlarının bulunduğunu bize nakletmişlerdir.

Bir kere benim de aralarında bulunduğum bir cemaatte, hayvan kaçmağa başladı, insanlar onu tutmaktan âciz kalınca, ben bu isti'âne'yi (yardım isteme lafzını) söyledim. Benim bu sözümden başka görünen hiçbir sebep ortada yokken hayvan o anda durdu.” (4)

İmam-ı Nevevî gibi Şâfi'î Mezhebinde ictihad mertebesine ulaşmış büyük bir âlimin bu beyanı, bu hadis-i şerifin sağlamlığına ve bununla amel etmenin cevazına açıkça delâlet etmektedir.


Dipnotlar:
1)Taberanî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, No: 290, 17/117, Heysemî, Mecme'u 'z-Zevâid, No: 17103, 10/188
2)İbni Hacerel-Askalânî, Muhtasar-u Zevûidi'l-Bezzâr, No: 2128, 2/420
3)Ebu Yâ'la, Müsned, No: 5269, 9/177, ibni Hacer, el- Metâlibu'l-Âliye, No: 3375, 3/239, Taberanî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, No: 10518, 10/217, Deylemî, Müsned-i Firdevs, No: 1311,1/330
4)îbn-i Allan, el-Fütûhâtü'r-Rabbâniyye, 5/150-151


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Dua Evliyaya mı, Allah'a mı yapılır?
MesajGönderilme zamanı: 17.12.13, 02:30 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 22:59
Mesajlar: 666
Tanhucum, kusura bakma; böyle bir sitede, Tasavvuf ehliyken, kendi yoluna eğri bakan birinin mesajlarına müsaade etmeyiz. Senin, o tanhu olup olmadığından emin olamadım, tedbiren yazılarını sildim.

Yukarıda kaynaklar verdik bakabilirsin.

Hanefi fıkhının en meşhur eserlerinden birisi olan reddül muhtar'da duanın edeplerinden dediğimiz cümleleri var diye hatırlıyorum. Oralardan ya da başka muteber kaynaklardan bakabilirsin. Tabii yanılıp yanılmadığını görmek istiyorsan bunu mutlaka yapmalısın.

Selamlar, sevgiler.

Not: Yazıyı yazdıktan sonra, Reddul Muhtar'a baktım ve tevafuk ettim, elhamdulillah. Himmettir:

İZAH KISMI [REDDUL MUHTAR]

«Peygamberlerinin hakkı için demesi mekruhtur ilh...» Burada Ebu Yusuf imama muhalefet etmemiştir.

Ama metinde geçen meselede İtkani'nin ifade ettiği gibi, muhalefeti vardır.

Hatta Tatarhaniye'de geldiğine göre; eserlerde bunun caiz olduğuna delalet eden ifadeler vardır, denilmektedir.

«Çünkü hiçbir mahlukun halik üzerinde hakkı yoktur (Allah Tealayı bir şeye mecbur tutma ihtimali) ilh...» ibaresine gelince; Allah'a vacib olan bir hakları yoktur, denilebilir

Fakat Allah, faziletinden onlar için bir hak kılmıştır. Veya haktan maksat, hürmet ve azamettir.

Bu takdirde şu ayette geçen vesile kabilinden oluyor. Cenab-ı Hak ayette: «Ona vardıran vesileyi arayınız» (Maide, 35) buyurmuştur.


Hısn'de sabit olduğuna göre, tevessül duanın edeplerinden sayılmıştır.

Bir rivayette şu varid olmuştur:

«Ey Allah’ım ben senin katında diliyenlerin hakkıyla senden istiyorum. Sana atılan adımların hakkıyla senden istiyorum. Kesinlikle ben fitneci ve saldırgan olarak çıkmadım

Molla Ali el-Kari'nin Nihaye üzerindeki şerhinden nakletmiştir.

Muhtemel ki: «Peygamberlerin hakkından maksat, bizim boynumuzdakidir; onlara iman etmek, onları tazim etmek görevimiz olmasıdır

Yakubiye'de şu hüküm yer alıyor:

Hak kelimesi mastar olabilir; sıfat-ı müşebbihe değil. O taktirde mana:

«Peygamberlerin hakkıyetiyle senden istiyoruz» demek olur. O zaman herhangi bir mani yoktur. Düşünülsün.

Yani ibarenin manası: Onların hak olmaklığıyla senden istiyoruz olur, onların senin katında müstahak oldukları bir hakkı vardır da ondan istiyoruz, demek değil.

Derim ki: Lakin bütün bunlar, bu lafızdan insanın zihnine ilk anda gelen ibareye muhalif düşen ihtimallerdir.

Lafız caiz olmayan bir şeyi iham ettirirse; sadece bu, onu kullanmaktan men için yeterli olur.

Nitekim bu durumu da önceden söyledik.

Binaenaleyh ahad haberlere zıt düşmez. Bunun için -Allah her şeyi daha iyi bilir- bizim imamlar bu tür ibarelerin kullanılmasının memnu olduğunu mutlak olarak söylemişlerdir. Bu manaların irade edilmesi takdirde Allah'dan başkasıyla yemin etme vehmi dahi vardır. Bu da ikinci bir manidir. Düşün.

Evet Allame Münavi, «Ey Allah’ım, Rahmet Peygamberi olan Peygamberlerinle sana yöneliyor ve senden istiyorum» hadisinin şerhinde İzzuddun b. Abdüsselam'dan rivayet etmiştir ki:

Bu sadece Muhammed hakkında söz konusudur. Ve Muhammed'den başka hiç kimseyle Allah'a ant verdirmek uygun değildir.

Bu Resulü Ekrem'in özelliklerindendir.

Münavi der ki: "Subki dedi ki: (Herkes için) Peygamber ile Peygamberin Rabbine tevessül etmek güzeldir.

Seleften ve haleften İbni Teymiyye hariç hiç kimse bunu mekruh görmemiştir, inkar etmemiştir.

İbni Teymiyye ise, kendisinden önce hiç bir alimin söylemediğini söylemiştir"


Reddul Muhtar nakli burda Bitti


***

"İbni Hacer", asrının en büyük hadis alimi olduğu kabul edilen İbni Hacer el-Askalani'dir (vefatı m. 1448). Miladi 1566'da vefat etmiş olan büyük Şafii fıkıh ve hadis alimi (Hafız) İbni Hacer-i Mekki (Heytemi) de rivayetin sahih olduğunu açıkca yazmıştır. İbni Hacer Mekki'nin sözleri:

"...Bundan başka, Resulullah ile tevessül, istigase etmek demek, Onun dua etmesini istemek demekdir. Çünkü O, kabrinde diridir, istiyenin istediğini anlar. "

***

Şafii ulemasından Allame Şihab er-Remli'ye (Rahimehullah), "Bazı insanlar zorluklarla karşılaştıklarında: 'Ya Resulallah!', 'Ya Şeyh filan!' gibi nidalarla, Peygamberlerden, Velilerden, Alimler ve Salihlerden istiğasede bulunuyorlar (meded dileniyorlar), bu caiz midir? Bu zatların, vefatlarından sonra bir iğaseleri (yardımları) var mıdır?" diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:

"Resullerin, nebilerin ve velilerin, vefatlarından sonra da yardımları vardır. Çünkü Peygamberlerin mucizeleri ve velilerin kerametleri ölümlerinden sonra kesilmez.

Zira birçok sağlam hadis-i şeriflerde varid olduğu üzere, peygamberler kabirlerinde diridirler, namaz kılarlar, hacca giderler, dolayısıyla onların yardımları mucizelerinden sayılır.

Şehitler de diridirler, gündüz gözüyle aşikare kafirlerle harbettikleri açıkça görülmüştür. Velilerin yardımı ise onların kerametleridir.
"


Kaynak: (Fetave'r-Remli, fiHamişi'l-Fetave'l-Kübra, libni Hacer el-Heytemi, 4/382,el-Fetave'l-Hayriyye, fiHamişi'l-Ukudi'd-Dürriyyefi Tenkihi'l-Hamidiyye, 2/279-280, Tehanevi, Ahkamü'l-Kur'an, 3/67, Nebhani, Şevahidü'l-Hak, Sh.141)

Vesselam


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Bu başlık kilitlenmiştir mesajlarınızı düzenleyemez veya cevap gönderemezsiniz.  [ 4 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye