Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 27 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: M. Es'ad Erbilî (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 02.03.09, 21:06 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
SUALLERE CEVAPLAR

Sual: 1 - Bir tarikata mensub olan kimse bir başka tarikata intisab edebilir mi?

Cevap: 1 - Eğer bu şahıs şeyhi vefat etmiş ise, herhangi bir tarikattan kamil bir zata ulaşırsa tereddütsüz ona intisab etmeli ve tarikattaki noksanlarınını ikmal etmelidir. Şayet şeyhi vefat etmemiş ise yine teberrüken intisab edebilir. Çünkü tarikatta tekamül etmiş olan bir zat bütün tarikat kaynaklarından feyz almış ve hepsine aşina olmuş demektir. Sual: 2 - Teberrüken tabirinden maksad nedir?

Cevap: 2 - Bir salikin, kemal sahibi şeyhi hayatta olduğu halde diğer bir şeyhe rabıta etmesi veya terbiyesi altına girmesi edebe muhalif olduğundan başka bir şeyhin sohbetiyle şerefyab olmak ve ondan feyz ve bereket almak maksadıyla intisab etmesi ise caizdir. Ancak bu ikinci şeyhine rabıta edemez.

Sual: 3 - Bir salik ne zamana kadar rabıta etmelidir?

Cevap: 3 - Ey mü'minler! Allah Teala'yı çok çok zikredin1 Ayet-i celilesindeki mü'min şüphesiz iç ve dış dünyasıyla tam bir mü'mindir. Zikir ile emrolunan da bu zahir ve batın; iç ve dış a'zalardır. Yani yalnız dil veya kalb gibi bir cüz' değildir. Binaenaleyh insanın batınında bulunan kalp, ruh, sır, hafiy, ahfa ve nefs latifelerinin zikreder hale gelmesi lazımdır. Bu zikre erişmek ise yol gösterici ve gönül doktoru mürşidin, zahir ve batınından feyz ve yardım almasıyla mümkün olabileceğinden bir salik bu zikirleri te'minedince ve murakabe2 derslerine varıncaya kadar rabıtadan uzak kalamaz. Murakabelere muvaffak olduktan sonra ihtiyaç duyarsa rabıta yapar, duymazsa yapmaz.

Sual: 4 - Bir şeyhin kamil olup olmadığının alameti nedir?

Cevap: 4 -., Söz ve davranışlarıyla şeriat ve sünnet çizgisinden ayrılmayan, sohbetlerine devam eden salikte Allah'ın zikir ve sevgisinin husüle gelmesini sağlayabilen şeyh, kamil bir mürşid sayılır. Şu kadar var ki, temyiz kuvveti olmayan bir kimsenin, şeyhinin veliliği hakkında şayet bir tevatür3 varsa, şer'an bu tevatüre uyarak onun kemalini kabül etmesi gerekir.

Sual: 5 - Bir salik şeyhinin irşad ve terbiyesinden istifade edemediği takdirde ne yapmalıdır?

Cevap: 5 - İlim ikidir. Biri bedenlere müteiillik olanı diğeri de dinlere ait olanıdır.4 Mealindeki hadis-i şerife göre tababet ilmi ile diyanet ilmi arasında bir hayli alaka vardır. Binaenaleyh hasta olan bir kimse önce bir doktora başvurur. İlacını, perhizini ve diğer malzemesini öğrenir ve doktorun söylediklerini tamamiyle yerine getirir. Fakat hasta istenilen şifaya ulaşamazsa, şüphesiz başka bir doktora müracaat der. Bundan dolayı da ayıplanamaz. Şu kadar var ki, aldığı emirlere riayet etmediği takdirde kusür ve ayıp kendisine aittir.

Bir salik ile mürşidi arasındaki hal vedurum bu minval üzeredir. Salik mürşidin emir ve yasaklarını titizlikle ta'kib ettiği halde neticeye ulaşamazsa başka bir mürşid aramakta ma'zürdur. Hatta araması gerekir. Sual: 6 - Bir salik kalp, ruh, sırr, hafiy veya ahfadan herhangi birinin zikri ile meşgül iken fazla hararet hisseder ve bu sebeble rahat ve huzurunu kaybedecek olursa ne yapmalıdır?

Cevap: 6 -Hararetin şiddeti ortadan kalkıp normal hale dönünceye kadar o latifenin zikrini terkeder. Şu kadar var ki, hararetin izalesi mümkün olmazsa bazan rabıta, bazan da salat ü selam ile meşgül olabilir. 1. el-Ahzilb, 41.

2. Murakabe için bk. 17. Mektup.

3. Tevatür: Yalan üzere birleşip anlaşmaları mümkün olmayan bir topluluğun verdiği haber.

4. bk. Keşfü'l-hafa, II/89.

Kaynak: MEKTUBAT Muhammed Esad Erbili (11. mektup) Erkam yayınları


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: M. Es'ad Erbilî (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 02.03.09, 21:12 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
HAKK YOLCUSUNUN VAZİFELERİ

«Tarikat-i aliyyemizin feyz nurIarından hakkıyla faydalanabilmek için sadık bir müridin ne yapması lazım geleceği» seklindeki sorunuza cevaptır.

Bir salikin ma'nen yükselip ilerlemesi diğer bir ifade ile makamları geçebilmesinin şüphesiz sülukü esnasında yapmakla yükümlü bulunduğu evrad ve ezkara sımsıkı sarılmak ve devam etmekle- mümkün olacağı tabii olmakla beraber esas i'tibariyle iki hakikatten ayrılmaması da gereklidir.

Bunlardan birincisi:

- Peygamber size neyi verirse alınız. Neyi yasaklarsa ondan da- uzaklaşınız.! Ayet-i celilesine uyarak şeriat-i mutahhatada gösterilmiş ve Aleyhi's-salatü ve's-selam Efendimiz Hazretleri'nin söz ve fiillerinden anlaşılmış olan emir ve yasaklardan kıl kadar sapmaması lazım geldiği gibi ikincisi de,

- Sadıklarla yani salih kimselerle beraber olunuz.2 ilahi emrine imtisal ederek salikin itikadınca emniyet ve sadakati gerçeklesmiş, şeriat ve tarikata sarılmak gibi iki adil şahidin sehadetiyle ehliyeti sabit olmus bir mürşidin rabıtasina devam etmekten ibarettir. Şunu da ilave edelim ki, şeriatin emir ve nehiy itibarıyle başlıca iki kısmı vardır. Emirlerden maksad bütün farz ve nafileler olduğu gibi nehiylerden maksad da Cenab-i Hakk'ın haram kılmış olduğu söz ve fiillerden ibarettir.

Peygamberimiz (a.s):

- İman-ı kamil iki yarımdan müteşekkil bir bütündür ki, bir yanını yasak olan şeylerden ictinab manasına sabırdır. Diğeri ise Cenab-i Hakk'ın emirlerine itaat ve sarılmak demek olan şükürdür, buyuruyor.

Bilindiği gibi hadis-i şerifte yasaklardan sakınmanın emirlere sarılmaktan önce zikredilmiş olmasında iki nükteye işaret vardır. Bunlardan birincisi "Def -i mefsedetin ceIb-i maslahattan önce" bulunduğu gibi ikincisi ise, ibadet ve taatların tamamını yerine yerine getirmenin insan gücünün üstünde olup yasaklardan sakınmanın ise her ferdin imkanı dahilinde bulunduğundan faydalarının daha şümullü olduğudur.

Hatta diyebilirim ki, İslam alemi için tasavvur olunan yükselme ve ilerlemenin en mühim sebebi günahları terketmektir. Fitratan günahlardan uzak ve masiyeti terk sevabından mahrum olan meleklerin tabii makamlarından terakki edememeleri de bu manayi te'yid eder. Netice olarak nehiy ve yasaklardan korunup sakınmanın ma'nevi terakkilere hizmet ettiği kadar maddi menfaat ve cismani faydalari da gözden uzak tutulmamalıdır. Yasakların, İnsanların mal ve canına şeref ve şanına verdiği zarar ve ziyanin telafisinin mümkün olmadığı basiret sahiplerince bilinip kabul edilmektedir.

Mevlam Hazretleri, gözlerimizi Hakk'ı görmekten, kulaklarımızı da Hakk'i işitmekten mahrum buyurmasın, amin.

1. el-Haşr. 7.

2. el-Tevbe, 119.

Kaynak: Muhammed Esad Erbili Mektubat 12. Mektup Erkam Yayınları


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: M. Es'ad Erbilî (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 02.03.09, 21:14 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
RABITA MUHABBETTİR

Rabıta anında kardeşinizin göğsünden yukarısının Zat-ı-Muhammedi olduğu ve onun nuruyla kusatıldığını ver bazan Zat-i Muhammedi gibi üzerinde hırka bulunduğunu müşahade etmekte olduğunuz, bu defaki iltifat dolu mektubunuzda beyan edilmekteydi.

Bunun için Hakk - celle ve ala - Hazretleri'ne bilhassa şükürlerimi arzettim. Bildiğimiz gibi rabıtadan maksad feyz almaktır. Gerçek feyz kaynağı, feyzi yaratan ise Cenab-ı Hakk'tan başkası olmadığı şüphesiz bir gerçektir. şu kadar varki, Allah'ın sevgilisi Muhammed Mustafa Efendimiz Hazretleri de Cenab-ı Hakk'in zat ve sıfatının tecelli mahalli ve mazhari bulunduğundan,

- Ben onu sevince onun, duyan kulağı, gören gözü ve konusan dili olurum.1 hadis-i kudsi'sine göre Peygamberimizden feyz almak Cenab-ı Hakk'tan feyz almak demektir.

- Allah'ın ve Rasülünün ahlaki ile ahlaklanınız, şeklindeki Peygamber emrine uyarak beşeri sıfatlardan çıkıp arzulanan güzel ahlak ile ahlaklananları yani tam bir fena2 duygusu ile «Fena fi'r-rasüi" ve daha doğrusu «Fena fillah» in üstün şerefine nail bulunanların da rabıtası

- Ona yaklaşmaya vesile yani yol arayın,3 ayet-i kerimesiyle bütün mü'minlere emir ve ferman buyrulmuştur.

Rabıta olunacak mürşidin tavır ve ahlakı Hazreti Peygamber (s.a.v) in ahlakına uymadıkça rabıtadan beklenen feyzin meydana gelmesi mümkün degildir. Rabıta yapan salikin de şeyhinin ahlak-i Muhammedi sahibi olup olmadığını şeriat ve tarikat çerçevesi içinde tahkik edip araştırması boynuna borçtur. Sizde meydana gelen bu zuhurat rabıtanızın sıhhatini müjdelediği gibi benim hakkımda da büyük bir iltifat ve teveccühat muştusudur. Binaenaleyh bir taraftan tebrik, bir taraftan da teşekkürlerimi arz ve beyana bu yüzden acele ettim. Ve's-selamü aleyküm.

1. Buhari, Rikak, 38.

2. Fena: Maddi varlıktan sıyrılıp Hakk'a ulaşmadır.

3. el-Maide, 35. Kaynak: Muhammed Esad Erbili Mektubat 13. Mektup Erkam Yayınları


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: M. Es'ad Erbilî (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 02.03.09, 21:15 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
VELAYET VE ÇEŞİTLERİ

Maddi ve ma'nevi fetihlerle süslenmis, ruhani delillerin uğurlu feyizleriyle bezenmiş olan iltifat dolu mektubunuzu aldım. Sevinçle okudum. Nasıl sevinç ve sürur ile okunmasın ki? Mektubunuz;

- Sen olmasaydın ben felekleri yaratmazdım1 ve

- Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik 2 mealindeki ilahi hitaba mazhar bulunan kainatin medar-i iftiharı sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz HazretIeri tarafından velayet-i nübüvvete3 işaret olan;

- Biz seni yeryüzüne halife ta'yin ettik, dilediğin şekilde hükmet4 ve velayet-i risalete delil olan:

- Allah Teala emaneti ehillerine vermenizi emreder6 ve velayet-i ulu'l-azm? ile münasebeti açık bulunan:

- Allah hakkında gerçekten başkasını söylemeyin8, ilahi emriyle muhatab olmak suretiyle müşerref olduğumu müjdeliyordu.

Bu şekilde nail olduğum cihan-değer iltifat, kıyamet gününde günahkarlann şefaatçisi Peygamberimizin ma'nen izafe etmiş oldugu feyz ve gönül ferahlığını vicdan aleminde tefsir ve izaha gelmez bir vecd hali ile karşıladım. İlerleme vesilesi ve yükselme alameti diye yordum.

Cenab-i Hakk sizi en iyi mükafatlarla mükafatlandirsin. Kiyamet günü Mevla, sizi tebsir buyursun, amin. Salat ü selam, Peygamberimiz'e onun ehl-i beyt ve ashabının hepsine olsun. 1. Keşfu'l-hafa. II/214.

2. el-Enbiya, 107.

3. Velayet-i nübüvvet: Nebilik makamına kaim Allah dostluğu.

4. Sad, 26.

5. Velayet-i risalet: Rasüllük makamına kaim Allah dostluğu.,

6. en-Nisa, 58.

7. Velayet-i ulu 'I-azin: Büyük peygamberlerin makamına kaim Allah dostluğu.

8. en-Nisa, 171.

Kaynak: Muhammed Esad Erbili Mektubat 15. Mektup Erkam Yayınları


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: M. Es'ad Erbilî (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 02.03.09, 21:20 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
MURAKABE

Maddi ve ma'nevi olgunluklarla tezyin edilmiş buduğunuzu göstermeye kafi, sonsuz ilahi inayetlerle nurlandığınızı isbata delil olan misk kokulu kaleminizin incileştirdigi kıymetli sözleriniz ile iftihar vesilesi ifadelerinizi değerli cevher gibi, gururla gördüm. Murakabeden dolayı birkaç kelime sarfetmiş olduğunuz için bilmünasebe sunları söylemek isterim:

Asil yüce makamından ayrılıp süfli ten-kefenine inen ve tekrar yüksek burçlara yükselmeye kaabiliyetli bulunan ruhani latifelerimiz ancak peşpese yapılacak murakabelerle yükselebilir. Fazla olarak salik, murakabe-i ahadiyetten 1, ma'iyyete2, ma'iyyetten akrabiyyete3 akrabiyyetten muhabbete4 muhabbetten vahidiyyete5 kadar uzanan hakikat yoluna da nail olabilir. Allah Teala hadis-i kudside:

- Kulum bana nafilelerle yaklaşır. O kadar ki, ben onu severim ve ben onu sevince işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum,6 buyuruyor. Çünkü farzların edasi ile mükellef olan beden oldugu gibi nafilelerle me'mür olan da ruhaniyyettir.

- Rabbini kendi içinde yalvararak gizlice ve sözle bağrıp çağırmadan sabah ve akşam zikret. Sakın gafillerden olma ayet-i kerimesine göre devamli murakabe ve tam bir ihlas ile Cenab-i Hakk'a yakınlaşmayı arzulayan bahtiyar bir kul için yükselme ve feyz kapılarının açılarak başarı sebebIerinin hazır bulunduğu açık bir gerçektir. Cenab-i Hakk, zat-i alinizi bu gibilerin arasına dahil buyursun. Zahiri, halk ile batını Hakk ile olan kimselerden ayırmasın. Hür kimse , nefsini esir edip ona kumandan olabilendir, hükmünce nefsi emmareye amir, nefs-i mutmainiye de nail buyurarak;

- Gerçek kullarım arasına katıl ve cennetime gir,8 şeklinde güzel latif ilahi hitaba layık buyursun.

Fakiriniz hayir duadan gafil olmam, inşaallah Teala muvaffak olursunuz. Fakat kabulü için Yüce Mevlaya çok muhabbet beslemek gerekli ve şarttır.

V'e's-Selamün aleyküm.

1. Murakaba-i Ahadiyyet: İhlas Suresi'nin ma'nası düşünülerek yapilan murakabe.

2. Maiyyet: «Nerede olursanız Allah sizinle beraberdir.» el Hadid, 4. ayetinin manası düşünülerek yapılan murakabe.

3. Akrabiyyet: «Allah size şah damarınızdan yakındır.» Kaf,16, ayeti düsünülerek yapilr. 4. Muhabbet: «Allah onları sever. Onlar da Allah'ı severler el-Maide, 54. ayetinin meali düsünülerek yapılır.

6. Buhari, Rikak, 38.

7. el-A'raf, 205.

8. el-Fecr, 28.

Kaynak: Muhammed Esad Erbili Mektubat 17. Mektup Erkam Yayınları


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: M. Es'ad Erbilî (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 02.03.09, 21:20 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
ZiKİR VE RABITA



Hakir bir zerre mesabesinde olan bu kusurlu fakirin, sevincine sebeb ve bekleyişimin iftihar ve nurIanmasına vesile olan iltifat dolu arifane mektubunuzu alınca başarı dualarımı riyasızca Cenab-i Hakk'a arzettim. ",Hazineyi harabede arayan» saadeti de tarikatte bulan ariflerden olduğunuz apaşikar olduğundan, Hakk Teala Hazretlerine şükrettim.

Daha önce gönderdiğim mektubuma cevab olarak yazdığınız mektupta evrad ve zikirlerle çokça meşgul olup feyz ve sevap kazanma hususunda kendinize isnad ettiğiniz tenbeIlik ve bilhassa kusurunuzu itiraf şeklini gösteren edibane maazeretiniz süphesiz Cenab-i Hakk'a hos gelmiş olmalı ki, beni de son derece sevindirdi. Hakk Teala Hazretleri güzel tabiatinizi ma'rifet denizi, kaleminizi de lütuf ve ihsan ırmağı yapsın, amin.

Bildiğiniz gibi tarikatımız «in'ikas» yani karşılıklı hallerin birbirine te'siri esasına mebni bulunduğundan beşer tabi'atini teşkil eden on letaifin zikrullah ile uyanması ve bütün cesedin şeriat adabıyla nurlandırıması ancak Cenab-ı Hakk'a teslim olmuş fena-fillah'a ermiş bir mürşidin feyz ve bereketi sayesinde mümkün olabilir. Bu gibi kimseler ise zamanimizda kibrit-i ahmer2 gibi ender bulunduğundan,

- Kim taşa inanır, güvenirse ondan fayda görür. hadis-i serifine uyarak şeriat ve tarikat yolcusuna ihlas, muhabbet ve cismani musahabe mümkün olmadigi takdirde,

- Sadıklarla beraber olun,3 ayet-i celilesine imtisal ile giyaben ruhaniyete sarılmak zaruridir. Zira böyle bir ihlas ve muhabbete malik olan akıllı bir mü'min, dünyada salih ve zakir kullar arasına dahil, ahirette de evliya-i kiramin yanında bulunma şerefine nail olabileceği açıktır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.)

Kişi sevdiği ile haşrolunur,4 buyuruyor. Allahım, bize Hakkı hakk olatrak gösterip ona tabi olmayı, batılı batıl olarak gösterip ondan sakınmayı nasip et.

Rabıta anında şahsımla mülakat ve diğer zamanlarda nasip olan yüksek zuhurat ma'lumum oldu. Cenab'ı Hakk'a hamd edildi. Bu gibi lütuf ve ihsanların hepsi rabıta ve zikir sayesinde kalpte hasıl olan safiyetin müjdeleyicisidir. Hazreti Allah arif zatınızı,

- Eğer şükrederseniz nimetimi arttırım,5 ayet-i celilesinin sırrına mazhar buyurarak irfanınızın gereklerini nefsin vesveselerine galib ve muzaffer buyursun, amin.

Evrad ve zikirler bildiğiniz gibidir. Evvelki mektubuzda öyle güzel ta'rif buyurmuştunuz ki hayran kaldım. Bir şey ilave etmek lazım gelirse yalnız rabıtanın çoğaltılmasıdır. Tarikata ilk girenlere herşeyden daha faydalı olan şey rabıtadır.Hace Muhammed Ma'sum - kuddise sirruh-Hazretleri saliklerine baslangıçta yalnız rabıta emrederlermiş.Zira fena-fi'ş-seyh olmayan, fena-fi'r-resul, fena-fi'resul olmayan fena-fillah olamaz. Terakki merdiveninin ilk basamağı fena-fi's-şeyh olmaktir. Ya Rab sen kolay kil, zorlaştırma! Ve hayirla tamamlat! Saadetli Haci Mes'ud Bey kardeşimiz dönmüş ise duamın tebliğine vekilsiniz, Baki selam.

1. Fena-fillah: Allah'ın varlığında fani varlığın yok olması.

2. Kibrit-i ahmer: Kırmızı yakut, manasına olup değerli ve ender zat demektir.

3. et- Tevbe, 119

4. Keşfü'l-hafa, 2/265.

5- İbrahim, 7.

Kaynak: Muhammed Esad Erbili Mektubat 21. Mektup Erkam Yayınları


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: M. Es'ad Erbilî (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 02.03.09, 21:21 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
SOHBETTE MUHABBET VARDIR

Hatıralar gülistanınızdan bir deste gül ve ilham sünbülistanınızdan bir paket sünbül mesabesinde telakki ettiğim, Ya'kup için Yusuf'un gömleği ne ise benim için o demek olan kıymetli mektubunuz manevi hazlarımı sevinçle doldurdu. Güzel ve latif sözleriniz bülbül şakıması gibi kulaklarıma küpe oldu. Tatli dilinizden damlayan belagat damlacıkları ve misk kokulu kaleminizden dökülen fesahat katreleri öteden beri beğendiğim kalem ve ifade gücünüz ile fikri derinliğinizi isbat için kesin kanaat hasıl eden birer delil oldu. Binaenaleyh son derece sevindim.

Gösterilen tevazu ve mahviyetinize bayılmamış olduğumdan Allah'a hamdettim.

Gönüle ferahlik veren mektubunuzun eseri olan sevk ve neş'e ile maneviyatıma katmış bulunduğu lezzet, tefsir ve izaha gelmez bir minnet borcu meydana getirdi. Cenab-i Rabbu'l-izzet - celle ve ala - Hazretleri, sizi ve bütün aile efradınızı zamanin sıkıntılarından koruyarak türlü türlü lütuflarla yüceltsin, amin.

Muhterem evladım,

Arzu ve özleyişim, sabır ve tahammül çenberini çok fazla zorlamakta olduğundan kışın siddetine mukavemet edemeyen bu ihtiyar pederinizi o güzel yüzünüzIe bahtiyar etmenizi arzu etsem ve davetimize icabet etmemiş bulunan babanızın izinde gitmemenizi söylemek cesaretinde bulunsam ne lazim gelir? «Hiç!»O halde gelmenizi beklemek tabiidir.

Şah-ı Nakşibend Hazretlerinin: - Bizim tarikimiz sohbetledir şeklindeki hikmetli sözünü şüphesiz duymuşsunuzdur. Gençliğinizin zindeliği ihtiyarlik hazani ile perişan olmadan yüce tarikatin feyiz çiçekieriyle, maneviyatin güzel kokularıyla gönlünüzü zinde kılmak bendenizin biricik emelidir.

Allah muvaffak buyursun. Gayretlerinize köstek olabilecek masiva bağ ve alakasından azade olasiniz. Bihurmeti Taha ve Yasin.

Kaynak: Muhammed Esad Erbili Mektubat 25. Mektup Erkam Yayınları


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: M. Es'ad Erbilî (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 02.03.09, 21:22 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
CİSMANİ SOHBET-MANEVİ SOHBET

Muhterem Ziya Bey'e arz ve takdim ettigim mektubumun bir mislini de size takdim ettikten sonra ifade etmek istererim ki, yüzyüze görüşmek hakkındaki sadık arzunuz beni çok memnun etti. Çünkü bu arzunuzun büyük kısmı beni de mecalsiz bırakmaktadir. Evet asılda mevcut olan arzunun,o aslın cüz'ünde olandan üstün bulunduğu açıktır. Cenab-ı Allah bu yüksek noktaya yönelik arzuları gerestirip isteklerine nail eylesin, amin.

Başınızı ağrıtmaz inancıyla bu hususta şunları arzedebilirim: Arşu'r-Rahman olan ve bu meziyetle güneş aydınlığının üstünde bir ziyaya sahip olan mü'min kalbi için mesafenin uzaklık ve yakınlığının önemli olmadığı her mahalde sadık ihvan nezdinde sabit ise de cismani sohbetin üstünlügü de ashab-i kiram ve tabiinin hal ve durumlarıyla aşikardır. Bendenizi ihvanın feyzleri besbelli olan teveccühlerine layık gören Cenab-ı Mevla sizlere kavusmanınlezzetiyle kana kana doyuracağından kat'iyyen ümidimi kesmem.

«Allah için bir kaç zaman bir iki dostum kendisinde oturdu diye gökyüzü yeryüzünü kıskandi.»

mealindeki Farsça beyit, cismani sohbet ve görüşmenin yücelik ve meziyetini layıkyla takdir ediyor.

Bütün evliyaullah'in hatta gavs ve kutupluk makamlarına yükselen mukarrabin1'in bas-tacı makamında bulunan Üveys el-Karam Hazretlerinin bir saat olsun Hazret-i Peygamber'in sohbetine nail olan ashab-i kiramin derecesine varamıyacağı bu söylediklerimizi isbata kafidir.

Baki, es-Selamu aleyküm.

1. Mukarrabin: Allah'a yakinlik peyda etmis evliya ve suleha. Kaynak: Muhammed Esad Erbili Mektubat 25. Mektup Erkam Yayınları


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: M. Es'ad Erbilî (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 02.03.09, 21:23 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
GERÇEK SEVGİ ALLAH SEVGİSİ

Tarikat kardeşlerimin, hakk etmediğim halde hakkım­ da beslemiş oldukları merhamet hissine ne kadar teşekkür etsem azdır.

Ayrılık yarası ile yaralanmış bulunan derviş gönlümüze, teselli olmak üzere tam bir zevke layık, gerçek bir heyecanla ihsan buyurmuş olduğunuz kavuşmanın yarısı demek olan mektuplarınızı şükranla elime alıp minnet gözüyle okuyarak hakkınızdaki dervişane duamı Cenaboı Hakk'ın kabul dergahına arzettim. Cenab-ı Allah - celle celalüh - Hazretleri kalp evinizi kendi muhabbet ve zikirleriyle nurlandırsın. Masiva sevgisinden halis kılıp temiz eylesin, amin.

Hakk Teala ve Tebareke şöyle buyurdu:

- Allah Teala bir adamın göğsünde iki kalp yaratmamıştır,1 Yani Cenab-ı Allah insana biri Allah sevgisine, diğeri masiva sevgisine mahsus olmak üzere iki kalp vermemiştir. Sevgi yuvası olan kalp evi birdir. Kalb hangisine raptedilirse diğeri ehemmiyetten sakıt olacaktır. Binaenaleyh tarikatla amil olan kamil bir müminin fazlaca meşgüliyyetinin arasında bile kalben Cenab-ı Hakk'ın zikriyle meşgul bulunması icab eder. Allah Teala, rızasını kazanmak, kaza ve kaderimize rıza göstermek hususunda sizleri ve bizleri muvaffak buyursun, amin.

Bildiğiniz gibi hakikat daima zahir ise de dünyanın muhabbeti ve aşırı meşguliyeti sebebi ile kalb üzerine vaki olan perde, insanı hakkani müşahededen bir derece mahrum ediyor. Yoksa Mani', men edici; Mu'ti, verici; Nafi, faydalı; Zarr zarara mukabele eden; Muhyi, diriItici; Mümit, hayata son verici; Settaru'l-uyub, ayıpları örten; Gaffaru'z-zünub, günahları bağışlayan yalnız Cenab-ı Halık olduğu halde başka bir şeye sevgi beslemek ve kalbi ona bağlamak asla caiz olamaz.

Büyük peygamberler, kerametli veliler mal ve çocuk gibi bir şeye sevgi göstermişlerse malı Allah'ın rızasını kazanmak yolunda sarf, evladı da ümmet-i Muhammed'den bir kişinin artması ve «Sadaka-i cariye,,2 olmak maksadı üzere göstermişlerdir. Bildiğimiz gibi masivaya can u gönülden muhabbet etmemişler, kalplerini yalnız Allah zikir ve sevgisiyle nurlandırarak süküna erdirmişlerdir. Şimdi de bir insan zahiri halk ile, batını Hakk ile olursa aynı muvaffakiyyete ulaşacağı tabiidir.

Mevlam bizi ve sizi zikrin yapıldığı meclise kabül buyursun. Muhabbet-i masivaya mübtela olanlar gibi yakınlık kapısından uzaklaştırmasın, amin.

Ve's-selamü aleyküm.

1. el-Ahzab, 4.

2. Sadaka-i cariye: Devamlı hayır, kişinin öldükten sonra da sevabından istifade edebileceği bir hayır müessesesini kurması. Mesela: cami, köprü, çeşme v.s. gibi şeyler yaptırması.

Kaynak: Muhammed Esad Erbili Mektubat 41. Mektup Erkam Yayınları


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: M. Es'ad Erbilî (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 02.03.09, 21:23 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
İNSANLAR ÖLÜNCE UYANIRLAR

İki gece önce sizi rüya gördüm.

- Yüce taifenizi rü'yada gören hayra nail olur güzel cümlelerinin darb-ı mesel hükmünü almış olduğunu bilirsiniz. Duacınız da hamdolsun ertesi gün uzak bir ihtimalle muhtemelolan bir hayra mazhar oldum, teşekkür ederim.

Mu'teriza cümlesi kabilinden olarak şu hakikat ifade olunduysa da mektup göndermekten acizane maksadım bu' değil, belki gördüğüm rü'yanın bir dereceye kadar beyanıdır. Şöyle ki; rü'yada vaki' olan ma'nevi kavuşmada hissettiğim sevinci, nail olduğum mahzüziyyeti on-onbeş sene müddetle sevgilisinden ayrılmış, mahbübundan uzak düşmüş, yanık bir aşıkın, vuslat zamanındaki hal ve durumuna, hislerine benzetsem mübalağa etmemiş olurum. Zira damarlar ve sinirlerimizde Allah nezdinden emanet bulunan sevgi, yakınlık, dostluk ve münasebet, zamanın geçmesi; gündüz ve gecenin birbirini ta'kib etmesiyle bulutlar içinde bir güneş gibi gizlendiği halde gece yarısında böyle bir güneşin doğması ve batıni kuvvetlerimizi aydınlatmasıyla husüle gelen sevincimizin tasviri için bu gibi benzetmelere hakikat nazarı ile bakmak gerekir. Size kavuşmakla aydınlanan gecemiz, karanlık bir sabaha tebdil olunduysa da hayal hazinemize akseden gerçek güzelliği· nizin te'siriyle uzun müddet sevinçle doldu. Ve belki bir­ kaç saat gönlüm ve gözüm aydınlandı. Hayır dualarınızı Rabb-ı Müteal'in sarayının perdesine ulaştırdım. Cenab-ı Hakk'a emanet olunuz Efendim.

Rü'yayı yazarken İnsanlar uykudadırIar, öldükleri zaman uyanırlar,1 hadis-i şerifi hatırıma geldi. Yani insanlar gaflet uykusundadırlar. Ölümden sonra uyanırlar. Filvaki' dünyanın uyku ve hayal olduğunu, itimada layık olmadığını insana öğreten ölümdür. Şu kadar var ki Cenab-ı Hakk'tan Ölmeden evvel, ölünüz2 sırrını istirham edelim. Ve o sayede istikbalimizin te'minine muvaffak olalım.

Baki, es-Selamu aleyküm.

1. Keşfü'l.hafa, II/312. 2. a.e. II/291.

Kaynak: Muhammed Esad Erbili Mektubat 48. Mektup Erkam Yayınları


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 27 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye