Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 5 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Hz. Pîr Ali Alâeddin Karabaş-ı Veli (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 15.03.11, 17:02 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 23:16
Mesajlar: 123
Hz. Pîr Ali Karabaş-ı Veli (k.s.)

Kerim Kara (rh.a)*

1020’de (1611) Arabgir’de doğdu. Asıl adı Ali’dir. Boyu uzun olduğu için "Etvâl", siyah Halvetî sarığı sardığı için "Karabaş" ve pekçok açık kerâmeti olduğu için "Velî" lakâbını almış ve bunların birleşmesiyle Aliyyü'l-Etvâl Karabâş-ı Velî diye meşhur olmuştur. Dindeki yüksek mertebesine binâen Alâeddin sıfatı verilmiştir.

İlk tahsilini çocukluğunu geçirdiği Arabgir ve Çankırı’da yaptıktan sonra İstanbul’a giderek Fâtih Medresesi’ne girdi. Medrese tahsîli esnâsında tasavvufa meylederek Kastamonu’ya Şeyh Şa‘bân-ı Velî(976/1568) Dergâhı’ na gitti ve İsmâil Çorûmî’ye (1057/1647) intisap etti. Kısa sürede büyük mesâfeler kat ederek şeyhinin îtimâdını kazandı ve İsmâil Çorûmî’nin emriyle 1040 (1630-1631) yılında Çankırı’ya dervişân arasında çıkan bâzı anlaşmazlıkları çözmeye gitti. Çankırı’daki vazîfesini başarıyla tamamlayan Ali Efendi Kastamonu’ya döndüğünde İsmâil Efendi vefât etmiş ve yerine oğlu Mustafa Muslihiddîn Efendi(1073/1659) geçmiştir. Karabâş-ı Velî sülûkünü Mustafa Efendi’den tamamlamıştır.

Karabaş Velî 1081(1670) târihinde Üsküdâr’a gelip Rum Mehmed Paşa Câmii’nde inzivâya çekildi. Dört sene burada kalıp birbiri ardınca kırk erbain çıkardığı söylenir. 1085 (1674/75) târihlerinde Vâlide-i Atîk Câmii Zâviyesi meşîhatine getirildi. Aynı yıllarda mezkür Câmii vâizliğinde bulundu. 1090 (1679/1680) târihinde Limni Adası‘na sürgün gönderilir. Sürgün sebebi tam olarak anlaşılamamakla birlikte Karabâş-ı Velî’nin zamânın pâdişâhı IV. Mehmed’in kendisine olan meylini çekemeyenlerin tertîbine uğradığı görüşü ağır basar. O kendisi gibi bir Halvetî şeyhi olan Niyâzi-î Mısrî ile Limni’de aynı yıllarda ikämete mecbur edilmiştir. Aşağı yukarı dört sene süren bu sürgün hayatından sonra devlet tarafından affedilerek yeniden Üsküdar’a dönmüştür (1094/ 1683 ).

Daha sonra 1097(1685-1686) senesinde deniz yoluyla hacca gitti. Hac vazîfesini îfâ ettikten sonra Medîne’ye giderek bir müddet orada kalır. Bu esnâda Medîne’de halîfelerinin sonuncusu olan Şeyh Mustafa b.Ali el-Boluvî’ye hilâfet görevi vermiştir. Müteâkip günlerde onunla birlikte Mısır kâfilesine katılarak Medîne’den ayrılmıştır.

Karabâş-ı Velî’nin içinde bulunduğu kırk bin hacılık kâfile Mısır’a doğru yaklaşırken, Kâhire’ye üç mil kadar kala Nahle Kalesi civârında Geylan Karyesinde hastalanır ve vefat eder 1097(1685/86). Orada Şeyhü’l-Gazzâli denilen bir zâtın türbesine defnedilir.

Kaynaklar aynı zamanda kendisinin halîfeleri olan Mustafa Ma’nevî, Hasan Çelebî ve Hüseyin Çelebî adında üç oğlundan bahseder. Mustafa Ma’nevî Sokollu Mehmed Paşa Zâviyesi meşîhatinde bulunmuş aynı zamanda dîvan sâhibi bir şâirdir. Üsküdâr’da Nasûhî Efendi Âsitânesi’nde medfûndur. Çelebi Adnî Hasan Efendi Kâhire’de Kara Meydân diye bilinen mahalde Kırklar Makâmı ta‘bîr olunan âsitânede şeyh idi. Karabâş-ı Velî’nin bir diğer oğlu Çelebi Hüseyin Efendi ise irşâda icâzetli olmakla birlikte târik-i dünyâ olduğu için Karabâş-ı Velî onu herhangi bir beldeye tâyin etmemiş.

Sağlığında otuz iki bin kişiye biat veren ve altıyüz seksen beş halîfe yetiştiren Karabâş-ı Velî halktan zamânın Pâdişâh’ı IV. Mehmed’e kadar geniş bir kitleyi etkilemiştir. Halîfelerinden Ünsî Hasan Efendi’yi Pâdişâh’ın isteğiyle saraya gönderip devrân ile zikir yapmasına izin vermiştir.

Karabâş-ı Velî’ye has özelliklerden birisi de başka tarîkatlere mensup dervişleri tarîkatlerini değiştirtmeksizin kendi mensup oldukları tarîkat üzere eğitmesi ve bu yolla pek çoğuna bulundukları tarîkat üzere hilâfet vermesidir. Osmanlı’da ve diğer Islâm ülkelerinde hızla yayılan ve bu arada pek çok şûbesi ve kolu bulunan Halvetiyye tarikati Karabâş-ı Velî ile birlikte yeni bir atılım ve canlılık kazanmıştır.Yetiştirdiği yüzlerce halîfesi vâsıtasıyla Osmanlı ülkesinin büyük çoğunluğunda özellikle Anadolu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da büyük bir alana hitap etme gücü bulmuştur.Pek çok yeni şûbe kazanmıştır.

Gerek devrinde gerekse daha sonra yazılan bibliyografya kitaplarında “Kutbü’l-aktâb,mürşid-i kâmil” gibi ünvanlarla anılması tasavvuftaki yerinin büyüklüğünü gösterir. Mensupları O’nun Kadem-i Îsâ üzerine vâki olduğuna inanırlar. Tasavvufta her mürşidin bir peygamberin kademi üzere olduğu kabul edilir. Bu konuya yabancı bâzı yazarlar bağlılarının onun Îsâ olduğuna inandıklarını yazarlar ki bu tâmâmen konuyu bilmemelerinden kaynaklanmaktadır. Dilden dile nakledilen menkıbe ve kerâmetleri onun Velî lakabı almasına sebep olmuştur.

Yazdığı ondan fazla eserleriyle dînî ve tasavvufî görüşlerini ortaya koymuştur. Arabça yazdığı eserlerinden bâzısının Türkçe’ye tercüme edilerek Arabça bilmeyen müridlerinin de istifâde etmesini istemiştir. Eserlerinin Istanbul kütüphanelerinde pekçok nüshasının bulunması onların tasavvuf muhitlerince ne denli kabul gördüğüne delildir. Gerek kendi yazdığı eserlerinden gerekse hayatını anlatan otobiyografilerden onun İslâm’ın kurallarına son derece riâyetkâr bir insan olduğunu anlamak mümkündür. Tasavvufta ana hatlarıyla İbnü’l-Arabî’nin sistemleştirdiği vahdet-i vücûd anlayışına bağlıdır.

Kurucusu olduğu Karabâşiyye tarîkatı Nasûhiyye, Bekriyye, Ârifiyye, Hüseyniyye adlı dört kola ayrılmıştır.

Eserleri

Karabâş-ı Velî devrinin ilim anlayışına uyarak eserlerini ekseriyâ Arapça yazmıştır. Başlıca eserleri şunlardır:

Kitâb-ı Şerh-i Fusûsu’l-Hikem el-Müsemmâ biKâşifi’l-Esrâr: İbn Arabî’nin Fusûsu’l Hikem’ine Arabça yapılmış bir şerhtir.

Câmi‘u Esrâri’l- Fusus: Karabâş-ı Veli yapmış olduğu Fusus şerhini bu eserinde özetlemiştir. Bu eserin dikkat çekici bir özelliği baş tarafında geniş bir biçimde ilimler tasnifi yapılmasıdır.
Devrân-ı Sûfiyye: Karabâş-ı Velî’nin yaşadığı dönemde üzerinde bir hayli tartışma yapılan devran ile zikrin cevâzına dâir yazdığı Arabça bir risâledir. Eser kendi isteği üzerine halîfelerinden Mustafa el-Bôlûvî tarafından bâzı önemli açıklamalarla Türkçe’ye çevrilmiştir. Âdâbu’t-Turuk adıyla basılan risâle Karabâş-ı Velî’nin basılmış tek eseridir.

Mi‘yâru’t-Tarîka: Tarîkat âdâbına dâir yazmış olduğu Arabça bir risâledir. Pek çok Türkçe tercüme nüshaları mevcuttur.

Risâle-i Tarîkatnâme: Müslümanları avam, havas ve ehas olmak üzere üçe ayıran Karabâş-ı Velî önce avâma lâzım olan zarûri dînî bilgileri anlatır ve daha sonra havâs ve ehassa gerekli olan tarîkat âdâbını anlatan eser Türkçe’dir.

Şerh-i Akâidi’n-Nesefiye: Karabâş-ı Velî Ömer Nesefî’nin Akâid’ini tamâmen tasavvufî bir yaklaşımla, özellikle vahdet-i vücut anlayışıyla şerhetmiştir. Bu eser müellifin oğlu Şeyh Mustafa Ma‘nevî tarafından daha babasının sağlığında Lübbü’l-Akâid adıyla Türkçe’ye tercüme edilmiştir.

Esâsü’d-Dîn: Dinde önem verilecek konulardan bahseder.

Risâle fî Beyân-ı Usûl-i Erbaa: Âlemin asılları ve bir takım hurûfî mânâları ihtivâ etmektedir. Eser Arapçadır.

Şerh-i Kasîde-i Aşkiyye: İbn Arabî’nin Kasîde-i Aşkiyye’sinin Arabça bir şerhidir.

Ta‘bîrnâme: Rûya tâbiri konusunda yazdığı Arabça bir eseridir.

Tefsîr-i Sûre-i Tâhâ: Tâhâ Sûresi’nin tasavvufî bir tefsîridir.

Risâle fî’t-Tasavvuf: Bâzı tasavvufî konular üzerine yazılmış Arabça bir eseridir.

Diğer yandan bâzı ansiklopedi ve Kütüphâne kataloklarında Karabâş-ı Velî’ye nisbet edilen Tecvîd-i Karabaş’ın Ali Atval ile bir ilgisi yoktur.

Bibliyografya

Karabâş-ı Velî, Kâşifü Esrâri’l-Fusûs, Süleymâniye Ktp., H.Mahmut Efendi, nr.2225;
Senâîzâde Hasan Efendi, Menâkıb-ı Hazret-i Şeyh Nasûhî, Süleymâniye H.Mahmut Efendi, nr.4573/1,v.r.11/b;
Hâs Ibrâhim, Menâkıb-ı Hz. Şeyh Hasan Ünsî Süleymâniye Ktp. H.Mahmut Efendi, nr.4607, vr.21/b;
Harîrîzâde Kemâledin, Tibyânu Vesâil-ü’l-Hakâik fî Beyâni Selâsili’t-Terâik, Süleymâniye Ktp. İbrâhim Efendi, nr.430, vr.58/a;
Vassâf Hüseyin, Sefînetü’l-Evliyâ, Süleymâniye Ktp. Yazma Bağışlar; nr.2308. IV.s.12;
Vicdânî Sâdık, Tomâr-ı Turuk-ı Aliyyeden Halvetiyye Şehzâdebaşı 1338/1341. S.65;
Hocazâde Ahmet Hilmi, Ziyâret-i Evliyâ, İstanbul 1327s.127;
Tabibzâde Mehmet Şükrü, Silsilenâme-i Turuk-ı Aliyye. H.Selim Ağa Ktp. Hüdâyi Efendi Blm.1098 8/a.;
Mehmed Reşad, Târîh-i Râşid,I.s.357;
Bursalı M.Tâhir, Osmanlı Müellifleri, İstanbul 1333.I.s.148;
Mehmet Süreyyâ Bey, Sicill-i Osmâni Yâhut Tezâkir-i Meşâhir-i Osmâniyye. İstanbul, 1311,III.;
Bursâlı M. Tâhir, Kibâr-ı Meşâyih ve Ulemâdan On Iki Zâtın Terâcim-i Ahvâli, İstanbul, 1317;
Pakalın M.Zeki, OsmanlıTârih Deyimleri Ve Târih Terimleri Sözlüğü, M.E.B. İstanbul 1983.II. s.188;
Bilmen Ö.Nasûhî, Büyük Tefsir Târihi -Tabakâtü’l-Müfessirin- İstanbul, 1974.II.s.378;
M.E.B. Türk Ansiklopedisi, Ankara 1974,XXI.s.251.

http://www.kerimkara.com/karabas-i-veli.html#more-22

-----------------
(*)Bu makalenin yazarı Kerim Kara, 26 Temmuz 2010 günü genç yaşında geçirdiği bir trafik kazasında irtihal etmiştir. Rahmetullahi aleyh.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Hz. Pîr Ali Alâeddin Karabaş-ı Veli (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 16.03.11, 12:26 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 06.07.10, 17:50
Mesajlar: 280
Karabaş Velî -kuddise sırruh-

HAYATI ve ESERLERİ

1611 yılında Malatya'da dünyaya gelen Hazret-i Karabaş Velî, Osmanlı âlim ve mutasavvıflarının en meşhurlarından biri olup, asıl imi Ali Alâedddîn'dir. Siyah Halvetî sarığı sardığı için, halk tarafından "Karabaş Velî" diye isimlendirilmiş; çok uzun boylu bir zât olduğu için de, yaşadığı dönemde kendisine "Aliyyü'l-Etvâl"; yâni "Uzun Ali" lâkabı verilmiştir.

Aslen Arapkir'li olan Karabaş Velî -kuddise sırruh- Hazretleri ilmî tahsilini İstanbul'da tamamlamış; sonra da tasavvuf'a gönül vererek Kastamonu'ya gidip, Şeyh Şâbân-ı Velî -kuddise sırruh- Hazretleri'ne intisab etmiş ve 1631 yılında halifeliğe yükseltilmiştir. Bu sıralarda yirmi yaşlarında olması, onun çok büyük bir istidâda sâhip olduğunu gösterir.

Mânevî bir işâretle Üsküdar'a yerleşen Hazret, 1674 senesinde Vâlide'-i Atîk dergâhı şeyhliğine tâyin edilmiş; burada bir taraftan ilim ve irşadla meşgul olurken, diğer taraftan da yazdığı eserlerle etrâfını nurlandırmaya gayret etmiştir. İrşad ve sohbet meclislerine devrin pâdişâhı Sultan Dördüncü Mehmed de iştirâk etmiştir. 1680 yılında Limni adası'na sürgüne gönderilmiştir.

1685 yılında Hacc'a giden Karabaş Velî -kuddise sırruh- Hazretleri, dönerken Mısır'a çok yakın bir belde olan "Kal'a'-i Nahl" mevkiinde ebedî âleme göçetmiştir.

Çoğu bâzı zâtların eserlerine yazmış olduğu şerhlerden meydana gelen kitap ve risâlelerinin en meşhurları; "Fusûsu'l-Hikem"i şerhetmek maksadıyla yazdığı "Kâşifü'l-Esrâri'l-Fusûs" ve bu şerhteki izah ve te'villerin hülâsasını ihtivâ eden "Mağzü'l-Fusûs" ile; "el-Mi'yârü't-Tarîka", "Risâle fî Usûli'l-Erba'în", "Risâletü'l-Berîkıyye fî Kasîdetü'l-'Âşıkiyye li'ş-Şeyhu'l-ekber", "Şerh-i 'Akâ'idü'n-Nesefî bi'l-Lisâni't-Tahkîk" ve "Tarîkat-nâme" kitaplarıdır.

Bunların dışında "Tefsîr-i Sûre'-i Tâhâ" ve "Ta'bîr-nâme" adında iki kitabı; semâ ile ilgili kısa bir eseri ve iki küçük risâlesi daha vardır.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Hz. Pîr Ali Alâeddin Karabaş-ı Veli (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 16.03.11, 17:43 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07.12.10, 00:24
Mesajlar: 424
Alıntı:
Kerim Kara; 1965 yılında, Uşak’ın Banaz İlçesine bağlı Büyükoturak Kasabası’nda doğdu. İlkokul ve ortaokulu Büyükoturak’ta okudu. Lise eğitimini İzmir’de tamamlayan Kerim Kara, 1992 yılında Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı yıl İstanbul Ümraniye’de öğretmenliğe başladı.
1994 yılında Marmara Üniversitesi’nde Aziz Mahmut Hüdâyi’nin Hulâsatü’l-ahbar Adlı Eserinin Tahkik, Tahric ve Tahlili adlı yüksek lisans tezini hazırladı. Aynı üniversitede 2002 yılında Karabaş Veli Hayatı, Eserleri ve Fikirleri adlı doktora çalışmasını bitirdi.
İstanbul’da çeşitli okullarda öğretmenlik, müdür yardımcılığı ve müdür vekilliği yaptı, sonrasında ise Karabük Üniversitesi’nde Yardımcı Doçent Doktor olarak göreve başladı. 26 Temmuz 2010 günü İstanbul’dan Karabük’e giderken üzücü bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetti.
Evli ve üç çocuk babası olan Kerim Kara, Arapça ve İngilizce biliyordu.

Yayınlanmış Eserleri

Kitaplar
Âlemin Yaratılışı ve Hz. Muhammed’in Zuhûru (Hülâsâtü’l-ahbâr fî ahvâli’n-Nebiyyi’l-muhtâr, Aziz Mahmud Hüdâyi, Arapça, tercüme) Mustafa Özdemir ile birlikte. İnsan Yayınları 1997, 6. Baskısı 2009
Karabaş Velî Hayatı, Fikirleri, Risaleleri. İnsan Yayınları, İstanbul 2003. Ayrıca içerisinde Karabaş-ı Velî’ye âit aşağıdaki eserler;
Akâid Risâlesi (Arapça, tercüme)
Risâle-i Devrân Tercümesi (Âdâbu’t-turuk)
Risâle-i Esâsü’d-dîn (Arapça, tercüme)
Şerh-i Kasîde-i Aşkıyye (Arapça, tercüme)
Mi’yâru’t-tarîka Tercümesi
Risâle der Beyân-ı Şerâit-i maa Usûl-i Aşere
Risâle-i fî’t-Tasavvuf (Arapça, tercüme)
Risâle-i Usûl-i Erbaa
Risâle-i Ta’birnâme
Tefsîr-i Sûre-i Tâhâ (Arapça- tercüme)
Şerh-i hadîs-i Hubbibe ileyye min dünyâküm
Risâle-i Tarîkatnâme
XVII. Asır Şairi Uşaklı Ahmed Matlaî, Dîvançe-i İlâhiyât, Yard. Doç. Dr. Mustafa Tatçı ile birlikte. Bizim Büro Yayınları, Ankara, 2007

Makaleler
Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde Kalp – Gönül, Tasavvuf İlmi Akademik Araştırma Dergisi, yıl 6 sayı 14, Ocak – Haziran 2005, s. 483- 523

Ansiklopedi Maddeleri
Karabaş Veli, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 24, s. 369-371
Karabaş-ı Velî, Yaşamları ve Yapıtlarıyla Ansiklopedisi, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul 1999, cilt 2, s. 7-8
Mehmed Nasûhî, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 28. s. 500-502

Yarım Kalan Çalışmaları
Mârifetnâme Sâdeleştirilmesi, tam metin. Cafer Durmuş ile birlikte. Teslim edildi, henüz neşredilmedi.
İbrahim Hakkı Hayatı, İlmi ve Edebi Kişiliği ve Eserleri, teslim edildi.
Kâşif-ü esrâri’l- Fusûs, Karabaş-ı Velî’ye âit 214 varak Arapça eserin tercümesi. 160 varak tercüme edildi.
Hayreddin Tokâdî, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, teslim edildi, henüz neşredilmedi.

http://www.kerimkara.com/hakkinda


:cry:

"Şu dünyada bir nesneye, yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere, gök ekini biçmiş gibi..."


Yunus (k.s.)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Hz. Pîr Ali Alâeddin Karabaş-ı Veli (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 16.03.11, 22:51 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 22.01.10, 04:41
Mesajlar: 345
ne güzel te'lifler ne güzel sadakalar: akar da akar, gelir de gelir.. [inşallahur Rahman..] Kerim Kara hocaya Allahu Teala'dan Rahmet niyaz ediyorum, Mevla'm kusurlarını affeylesin, Habîbinin şefaatlarına mazhar buyursun.. Âmin..


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Hz. Pîr Ali Alâeddin Karabaş-ı Veli (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 17.03.11, 14:12 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07.12.10, 00:24
Mesajlar: 424
Alıntı:
Âlemin Yaratılışı ve Hz. Muhammed’in Zuhûru (Hülâsâtü’l-ahbâr fî ahvâli’n-Nebiyyi’l-muhtâr,
Aziz Mahmud Hüdâyi, Arapça, tercüme) Mustafa Özdemir ile birlikte.
İnsan Yayınları 1997, 6. Baskısı 2009


Şu eser kütüphanemde mevcut. Fakat "Aziz Mahmud Hüdai kitabı" olarak hafızamda idi. Mütercimlerini unutmuştum.

Allah, Kerim Kara kuluna gani gani rahmet eylesin;
Aziz Mahmud Hüdai Hz.nin ; Aliyyül-Etval Karabaş-ı Velî hz.nin ve bilumum evliyaullah hazerâtının himmetlerine muhatab eylesin.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 5 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye