Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 31 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3, 4  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Şeyh Kuddûsi’nin Mevlânâ Sevgisi
MesajGönderilme zamanı: 06.04.11, 21:50 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 23:16
Mesajlar: 123
Şeyh Kuddûsi’nin Mevlânâ Sevgisi

Ethem Cebecioğlu
tasavvufdergisi@yahoo.com

Hz. Mevlânâ"yı alemşümûl yapan husus, onun Kur"ân-ı Kerim"i anlayıp hayatına geçirerek, Allah (c.c) önünde bir “KUL” olmasıdır. Nitekim “Kul oldum, kul oldum, kul oldum bende şudem” sözüyle, bizzat kendisi bu hususa açıklık getirmiştir.

Kul olarak kendini Rabbisine sevdiren Hz. Mevlânâ, “Allah sevdiği kulunu, bütün meleklere ve insanlara sevdirir” fahvasınca, herkes tarafından sevilmiştir.

Mevlânâ"yı ve şiirlerini anlatırken ağlayan Mevlânâ aşığı Yaman Dede, niçin ağladığını soranlara;

“…Onu niçin sevmeyeyim ki, o benim manada elimden tuttu Hz. Peygamber (s.)"e götürdü” diyerek hidâyetini O"na borçlu olduğunu söyler ve onu çok severdi. Yine rahmetli İslâm Tarihi yazarı Mustafa Asım Köksal"ın mürşidi İbrahim Edhem-i İskilibî (ö. 1972) hazretleri de çocuk yaşlarda, çok istediği halde Mesnevî"yi anlamayınca çok üzülür ve ağlar. Çok geçmeden Pakistan"dan İskilib"e gelen bir mânâ eri tarafından Mevlânâ"nın Mesnevî"sini takririyle okur ve anlar. Pakistan"dan gelen bu zat, bizzat Hz. Mevlânâ tarafından “İskilib"e gidip falan isimli şu çocuğa Mesnevîmizi okut” talimatı alır ve 3000 km.lik yoldan, sırf İbrahim Edhem"e Mesnevî okutmak için İskilib"e gelir. 5-6 sene Mesnevî dersi okuduktan sonra İbrahim Edhem Efendi, çok genç sayılacak bir yaşta mana olgunluğunu elde eder. Gerçekten Hz. Mevlânâ, kendisinden sonra Mesnevî"sinin kıyamete kadar irşad görevini yapmaya devam edeceğini söylemişti. Yani Mesnevî “Mürşid kitap”dır. İbrahim Edhem Efendi Mevlânâ"dan daima sitâyişle bahseder. Manevî tasarrufunun ve hikmetinin âlî olduğunu bizzat gördüğünü söylerdi. Hz. Mevlânâ"yı çok severdi, onun bağrı yanık aşıklarındandı.

İşte, tarih boyunca ona meftun olan kalbi yanık âşıklar kervanına katılanlardan biri de, Borlu Şeyh Kuddûsî Hazretleridir.

Kuddûsî Hazretleri 1769"da Niğde-Bor"da aslen Kahramanmaraş"lı olan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Anne karnında el-Kuddûs ism-i şerifine mazhariyet kazandığını söyleyen Kuddûsî Hazretlerinin babası, Nakşî meşayıhından, Mar"aşîzâde Seyyid İbrahim Efendi (ö. 1786)"dir.

Zahirî ilimleri tasavvufî terbiyeyle birlikte tahsil eden Kuddûsî Hazretleri, daha çocuk yaşta iken mayasının ilâhî aşk ile yoğrulduğunu, kendi tercihi olmaksızın Hakk tarafından kendisine ilâhî letâfet şarâbının içirildiğini kaydeder.

İlk eğitimini babasından alan Kuddûsî hazretleri daha sonra tahsilini tamamlamak üzere yola çıkar. Turhal"da Müceddîdî Nakşibendî meşayıhından ve şeyh Murâdî hulefasından Turhallı Mustafa Efendi (ö. 1794) nin manevî eğitiminden geçerek Nakşî icâzeti alır. Aynı zamanda mana âleminde Üveysî olarak Kadirî"dir. Kendisi cami"u"t-turuk"dur, yani çok sayıda tarîkattan icâzetlidir.

Bir şiirinde bu hususu şöyle dile getirir:

Yok ayrı gayrı evliyânın yolları Hak cümlesi
Hem Halvetî, hem Celvetî hem Kâdîrî hem Nakşîyem.

Resûlullah sevgisiyle yanıp tutuşan Kuddûsî Hazretleri Hira ve Uhud"da on yedi yıl halvet ve uzlet hayatı yaşar. Medine"de mücâvir olur, ruhâniyet-i Peygamberî"den istifade ederek mânevî kemalâtını tamamlar.

Sonunda Bor"a dönen Kuddûsî, burada ham ervah, sevgisiz, bilgisiz insanların baskısıyla on üç yıl süreyle evinde uzlet hayatı yaşar. Bu ve başka sıkıntılar altında meşakkatli ömrünü 1849 senesinde tamamlar. Vasiyeti üzere cenâze namazı, Bor"un Paşa Camii"nde Sabah namazına katılan ihlaslı mü"minler tarafından kılınır.

Kuddûsî Hazretleri, Hz. Mevlânâ aşığı bir Allah dostudur. Hz. Mevlânâ"ya derin bir saygıyla bağlıdır.

Kuddûsî Hazretlerine göre, Mevlânâ öyle yüce bir ruha sâhiptir ki, Allah Mirâc Gecesi onun ruhunu sevgili Peygamber (s.)"ine göstermiştir. Ve bu gecede Hz. Mevlânâ, gökteki bütün meleklerin hayranlığını kazanmıştır.

Yine Kuddûsî"ye göre Hz. Mevlânâ"nın üstün kişiliği, kendisine bağlanan hiçbir mürîdini yalnız bırakmaması ve onlara hesapsız maddî ve mânevî ikrâmda bulunmasından kaynaklanmaktadır.

Ona göre, Hz. Mevlânâ"nın rûhâniyeti kendisini sevenlerin kalplerini dirilten ve onlara cân veren bir iksir gibidir.

Kuddûsî coşkulu şiiriyle Hz. Mevlânâ"yı şöyle anlatır:

Alıntı:
Sabî iken semâya oldı çün seyrân-ı Mevlânâ
Velîler üzre her vech ile var rûchan-ı Mevlânâ

Bulur her demde rûhâniyyetinden mürîde dile cân
İrişür çâresiz dertlilere dermân-ı Mevlânâ

İder deryâda hem bedre olan muztarlara imdâd
Hemân çağır olur lâ-büdd sana ihsân-ı Mevlânâ

Kerâmâtı anın günden "ayan her ân zuhûr eyler
Gürûh-ı "ârifan içre bülenddir şân-ı Mevlânâ

Cihânda evliyânın her biri gösterdi bürhânlar
Sekiz yaşında zâhir oldı bil bûrhân-ı Mevlânâ

Giren anın tarîkına olur Mevlâyâ tîz vasıl
Hudâm sevgülü dostları dervîşân-ı Mevlânâ

Şeb-i mi"râcda gösterdi anı Yezdân Habîbine
Melâik oldılar ol gice heb hayrân-ı Mevlânâ

İder züvvârına ikrâm u in"âm ol kerem kânı
Seni mahrûm komaz sen ol hemân mihmân-ı Mevlânâ

O şâhin bende-i ednâsdır bî-çâre Kuddûsî
Bu "âli câhı bahş itmiş ana Yezdân-ı Mevlânâ.
(Dîvân,s. 15.)

Kuddûsî, kendisine Pîr olarak kabul ettiği Hz. Mevlânâ"nın ruhâniyetinin ulvîliğini şöyle anlatır: “ Sekiz yaşında yaşıtlarıyla oynarken, arkadaşlarının “Damdan dama atlayalım!” sözüne Mevlânâ; “o iş kedi köpeklerin işidir, gelin biz göklere çıkalım” karşılığını verir.

Kuddûsî yaptığı bir yorumda, ilâhî lutufla donanmamış bir ruhtan böylesi sözlerin çıkmasının mümkün olmadığını söyler. (Kuddûsî, Pendnâme, 241)

Kuddûsî hazretleri Mevlânâ"ya olan aşırı muhabbetinden dolayı bir gün Konya"ya giderek türbesini ziyaret etmek ister. Fakat oraya vardığında türbe kapanmıştır. Kuddûsî"nin ısrârına rağmen türbedâr kapıyı açmaz. Bunun üzerine kapının önünde duran Kuddûsî, Hz. Mevlânâ"ya dilekçesini şiir olarak arzeder.

Alıntı:
Sensin velîler şâhı yâ hazret-i Mevlânâ
Avf it şu ben gümrâhı yâ hazret-i mevlânâ

Bed-kâr u âvâreyim pûr-zenb ü bî-çâreyim
Âsî yüzü kâreyim yâ Hazret-i Mevlânâ

Gâyet azîmdir câhım mahbûbîsın Allahın
Dâru"l-emân dergâhın yâ Hazret-i Mevlânâ

Sen şol ulu sultânın ki server-i merdânsın
Hem ma"den-i "irfânın yâ Hazret-i Mevlânâ

Çün tıfl iken ey sultân eflâkı itdin seyrân
Oldı melâik hayrân yâ Hazret-i Mevlânâ

Muhtâcınam in"âm it mihmânınam ikrâm it
İhsânını itmâm it yâ Hazret-i Mevlânâ

Kapunda çok muhtâcân irer murâda her ân
Devrinde sürer devrân yâ Hazret-i Mevlânâ

Bencileyin yok gümrâh lâkin didim eyvallah
Geldim sana şey"li"l-lah yâ hazret-i Mevlânâ

"Âriflerin sultânı dertlilerin dermânı
Kuddûsînin cânânı yâ Hazret-i Mevlânâ

(Kuddûsî, Dîvân, s. 15)


Rivayete göre, bu şiiri okuduktan sonra türbenin kapısı ilâhî lutufla açılır ve Kuddûsî çok sevdiği Hazreti Mevlânâ"yı ziyâret eder.

Bu hadise Kuddûsî Hazretlerinin de anlattığı gibi Hz. Mevlânâ"nın ruhâniyetinin büyüklüğünü gösterir.

Bugün onun dilinden çıkan İslam"la bütün bir dünya etkilenmekte ve onun çekim alanına girerek, İslamlaşmaktadır. Yani Hz. Mevlânâ hâlâ diri, hâlâ etkili…

Allah"ın selamı ve rahmeti senin üzerine olsun ey büyük veli.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Kuddûsi’nin Mevlânâ Sevgisi
MesajGönderilme zamanı: 07.04.11, 00:24 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 22.01.10, 04:41
Mesajlar: 345
Mevlana sultan adamın aklını başından alır: :?
gözlerini de fal taşı gibi açar: :shock:

◄ Aşk ve Mevlana ► deyince: Celaleddin-i Rumî sultanın hatıra gelmesi bir tahsîs-i Sübhani ve ata-i Mevlaîdir...

raviyan-ı ahbar eytti:

Alemlerin Fahr-i Ebedisi (s.a.v.) hazretleri bu zatı leyle-i Mi'racda bir
vecd-i azîme ile Sema'-ı ruhani eylerken müşahede eyledi... Allah Allah!..

O mübarek gecede görüldüğü rivayet eylenen diğer zat hazret-i Veysel karani sultandır ki: O da bir pöstekiye sarmalanmış da Allah Resulünün mübarek ayakları altında yuvarlanıp duruyor, yuvarlanıp duruyor....

Allah aşkına agah oluna!..

Mevlana oku..
Onu okuduğun zaman:
ruhun ferahnak olur,
gönül agahistan olur,

nihayette o gönül:

"nazargah-ı celil-i ekberest" olur..

O sutur-i Mevlana sudur-i insana "Nakş" olduğu zaman:
gönlün içinden bir çağıltı ve gümbürtü gelmeye başlar..

neden?..

çünkü Söz: "..biz sabahlara kadar coşup köpüren Sevda dalgalarıyız!.." buyurana aiddir..

soru: bu alemde müslüman olup da hazret-i Mevlana ile müste'nis olamayan kimse var mıdır?..

eğer var ise: onun müslümanlığının haritada ki yeri neresidir?.. acep onu nerelere atmışlardır?..

hatıra: bizim istanbullu bi asker arkadaşı vardı, [acemi birliğindeyiz..] izinden bir süre önce herkesin gideceği usta birlikleri belli oldu, bir baktım bu hüngür hüngür ağlayarak yanıma geliyor, noldu lan dedim hayırdır?..

dedi ki: "hay ben böyle ask....... beni öyle bir yere atmışlar ki haritada bile yeri yok yuuhh!!..."

biz Mevlana deyince Müslümanlığın payitahtından bahsediyoruz..

Antartika nere Mekke nere?..
Maçin nere Medine nere?..


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Kuddûsi’nin Mevlânâ Sevgisi
MesajGönderilme zamanı: 07.04.11, 09:07 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 11.04.10, 21:30
Mesajlar: 29
Kuran okumayan bir zihni bu tür yalanlara inandırmanız mümkündür. Yalanla beslenen bir ruh söylediklerinizi kolay hazmedecektir. Ancak doğruların peşinde olanlar asla.
Mirac'ta Rasul'ün Rumi'yi gördüğü, hem de dans ederken gördüğü gibi bir haberi kim hangi temele dayalı olarak rivayet etmektedir? Hakkında ne bir ayet ne de bir hadis olmayan bir konuda, hem Allah'a hem de Rasul'üne iftira etme cür'etini kim göstermiştir?

Ayrıca, Kudsi, eğer bu dini ve peygamberini sen göndermiş, kurallarını sen belirlemiş olsaydın, Müslümanlığımızı Rumi ile muste'nis olmaya kısıtlama yetkin olurdu. Ya da dinin haritasını sen çizmiş olsaydın, Rumiye ait toprakları da sen belirlerdin, vatandaşlarını da.
Lakin biz Allah'ın dinine tabi olanlar olarak, bu tür çirkin bir nitelemeyi kabul edemeyiz. Bizi "müslimler" olarak isimlendirmiş olan İbrahim babamız bu tür yakışıksız ifadelerden dolayı da sizden davacı olacaktır, meğer ki tevbe edesiniz.

"Bilin ki halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başkasını dost ve koruyucu edinenler, "Biz bunlara sırf bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz!" (derler). Şüphesiz Allah, (Kıyamet Günü) onlar arasında (hakikatten saptıkları) her konuda mutlaka hüküm verecektir, çünkü Allah, (kendi kendine) yalan söyleyen ve inatla nankörlük yapan hiç kimseyi rahmetiyle doğru yola ulaştırmaz!" (39:3)

Adem peygamberden bu yana Müslümanlar gelmiştir, ve onca rasul, nebi, sahabe Rumi'yi tanımadan - belki de tanımadıkları için :) - sapasağlam müslüman olmuşlardır.

Aşk konusunda gelince, insan ile Allah arasındaki ilişki, bir rab - abd ilişkisidir. Kimse bunun aksini iddia edemez. Eder ama, kendine bir delil bulamaz.

"De ki: "Doğrusu, Rabbim, yalnızca, açık ya da gizli, utanç verici davranışları, günahı(n her çeşidini), (başkasının elindekine) haksız yere göz dikmeyi, Allahtan başkasına hakkında hiçbir delil indirmediği halde tanrısal nitelikler yakıştırmanızı ve bilmediğiniz şeyi Allaha izafe etmenizi yasaklamıştır." (3:151)

Şunu bilin: Allah bize, kendisini nasıl niteliyorsa o şekilde inanıp yaklaşmamızı öğütler; hakkında bir delil ve bilgi indirmediği şeylerle değil.

Müslümanlığımızı Rumi mihengine vurmaktansa - Mesnevi'nin önsözünde Rumi'nin Mesnevi için yaptığı nitelemeleri okuduktan sonra - Rumi'nin Müslümanlığını Kuran mihengine vurursak "ruhumuz (çok daha) ferahnak, gönlümüz (acayip fazla) agahistan" olmaz mı?

düşünelim...


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Kuddûsi’nin Mevlânâ Sevgisi
MesajGönderilme zamanı: 07.04.11, 17:57 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 22:59
Mesajlar: 666
cogito, İbnu Cevzi'yi muteber bulur musunuz?


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Kuddûsi’nin Mevlânâ Sevgisi
MesajGönderilme zamanı: 07.04.11, 19:09 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 11.04.10, 21:30
Mesajlar: 29
"Ama hayır, Rabbine andolsun ki onlar, (ey peygamber), aralarında anlaşmazlığa düştükleri her konuda seni hakem yapmadıkça ve sonra da senin kararına kalplerinde hiçbir burukluk duymaksızın tam bir teslimiyetle tabi olmadıkça, (gerçekten) inanmış olmazlar." (4:65)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Kuddûsi’nin Mevlânâ Sevgisi
MesajGönderilme zamanı: 07.04.11, 20:36 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 11.04.10, 21:30
Mesajlar: 29
Ruhan yazdı:
cogito, İbnu Cevzi'yi muteber bulur musunuz?


Allah'ın hakkında delil indirdiği kişi ve kitaplar dışında hiç kimse ne tamamen muteberdir, ne de tamamen muteber değildir. Bir kişi bir sözünde muteberken, diğerlerinde olmayabilir.

Bahsettiğiniz kişi için de aynı şey geçerli: doğru söyledikleri şeyler için muteberdir, yanlışları için değildir. Öyle olmalı değil mi?


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Kuddûsi’nin Mevlânâ Sevgisi
MesajGönderilme zamanı: 08.04.11, 09:43 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 22:59
Mesajlar: 666
cogito yazdı:
Allah'ın hakkında delil indirdiği kişi ve kitaplar dışında hiç kimse ne tamamen muteberdir, ne de tamamen muteber değildir. Bir kişi bir sözünde muteberken, diğerlerinde olmayabilir. Bahsettiğiniz kişi için de aynı şey geçerli: doğru söyledikleri şeyler için muteberdir, yanlışları için değildir. Öyle olmalı değil mi?


Alimlerin doğruları ve yanlışlarının ölçüsü (mihengi) nedir?

(Aslında konuya geleceğim ama önce muhatabımı anlamam lazım, mazur görünüz)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Kuddûsi’nin Mevlânâ Sevgisi
MesajGönderilme zamanı: 08.04.11, 10:03 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 11.04.10, 21:30
Mesajlar: 29
Alimin doğruluğunun ölçüsü bildiği şeyin doğru olmasıdır. Bildiği şeyin doğru olup olmadığı ise, kesin doğru olarak iman ettiğimiz Vahiy mihengine vurularak anlaşılır. Bunu yaparken kullanılacak vasıta da akıldır, önyargısız, taassubsuz, insaflı akıl.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Kuddûsi’nin Mevlânâ Sevgisi
MesajGönderilme zamanı: 08.04.11, 10:14 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07.12.10, 00:24
Mesajlar: 424
cogito yazdı:
Mirac'ta Rasul'ün Rumi'yi gördüğü, hem de dans ederken gördüğü gibi bir haberi kim hangi temele dayalı olarak rivayet etmektedir?


"Sadece Kur'an" denildi mi "Mirac'ın Mescid-i Aksa ötesine ilişkin" rivayetlerini (dolayısıyle onlarca hadisi) külliyyen inkâr gerekir mi gerekmez mi?

(Hafazanallah)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Kuddûsi’nin Mevlânâ Sevgisi
MesajGönderilme zamanı: 08.04.11, 10:39 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 11.04.10, 21:30
Mesajlar: 29
Hadisler Kuran bütünlüğü içerisinde tabi ki anlaşılır - gerekirse ayıklanır. Ancak Rumi'nin dansı ile ilgili bir rivayetin ciddiye alır bir tarafı bile olmadığı açık. Kuran ve hadisle, onun bunun sözlerini karıştırmamak lazım.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 31 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3, 4  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye