Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Kuzey Afrika, Cezayir ve Mısır’da günümüz tarikatları
MesajGönderilme zamanı: 24.03.11, 09:54 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31.12.08, 16:59
Mesajlar: 308
Nerde hangi tarikat var?

Mehmet Emir Bahadıroğlu

Yüz yıllardır İslâmın sancaktarlığını ve mihenk taşlığını yapmış olan tasavvuf kurumunun vatanı sadece Anadolu değil elbet.

10 Mart 2011

İlk dönemde Ebû Haşim Sufî, Fudayl Bin İyâd, Bişr-İ Hafî, Ebû Yezîd Bistâmî, Şibli ve daha sonralarında Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Rabbani, Abdülkadir Geylani ve Mevlana Halid-i Bağdadi gibi tasavvufun tohumunu atan ve zihniyet babaları olan devasal zâtlar, gül kokusunu yalnız Horosan’a, Mavera’ya değil cihanın dört bir yanına nakşetmek ve hakim kılmak için gerilerinde halifeler, eserler ve varisler bıraktılar.

Birkaçının ismini saymakta zorlandığımız tasavvuf büyükleri ve yolları sandığımız kadar sınırlı değil. Yaşadığımız çevrenin dışında şu an dünyanın dört bir yanında mutasavvıflar, mürşid ve müridler var. Ümmet coğrafyası kadar zengin olan bu yol, bazı yerlerde siyah, bazı yerlerde beyaz sima ile karşımıza çıkıyor, ismini bilmediğimiz topraklarda ‘vay be orada da abidler varmış’ dedirtiyor.

Anadolu Mevlâna Halid (Hz.)’e emanet!

Türkiye'de tasavvuf ve tarikat hareketlerinin yakinen bilindiği ve takip edildiği için, ayrıca bir bilgi aktarma ihtiyacı hissetmedik. Malumdur ki, ülkemiz birçok tarikata beşiklik yapmış ve hala zenginliklerini taşımaya devam etmektedir. Her ne kadar amacını yitirmiş ve Hak yoldan sapmış olanlar olsa da, irşad gayeli batıla sapmamış olan Rahmani tarikatlar ülkemizde yüz yıllardır varlığını ve çalışmalarını sürdürmüş, Cumhuriyet’ten sonra belki fiziki olarak olmasa da resmi olarak yer altına inmiştir.

Türkiye'de şu an Kadiriyye, Rifaiyye, Cerrahiyye ve Mevleviyye gibi tarikatların yanı sıra tasavvuf mensuplarının büyük bir kısmını teşkil eden Şah-ı Nakşibend (Muhammed Bahaûddin Nakşibend) Hazretlerinin ismine nispet edilmiş Nakşibendiyye tarikatının, Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerine nisbet edilen Halidiyye kolu vardır. Bu ekolün 1000 yılı aşkın tarihinde yetiştirdiği devasa zatlar ve yeni ekoller saymakla bitmez. Ancak son dönem ülkemizde bu kolun topluma kanaat önderliği yapmış bir hayli alim ve arif zevatı var: Süleyman Hilmi Tunahan’dan, Mehmed Zahid Kotku’ya, Abdurrahim Reyhan'dan Mahmud Sami Ramazanoğlu'na Ali Haydar Efendi'den, Seyid Abdülhakim ve Muhammed Raşid Erol hazretlerine büyük bir nur zinciri oluşmasına vesile olmuştur.

Şazeliyye hakkında kısa bilgi

Kuzey Afrika, Cezayir ve Mısır’da günümüz tarikatlarını anlatmadan önce bu bölgenin mühim tarikatlarından olan Şazeliyye hakkında bilgi vermeden geçmek yanlış olacaktır.

Şazeliyye, Ebu’l Hasan Şazeli tarafından kurulmuş. Tunus Şazeli`de doğan Ebu’l Hasan Şazeli, tarikatını önce Tunus’ta yaymaya başlamış, pek çok kez hacca gitmiş. Sonraları seyahate çıkıp pek çok memleket dolaşıp, en son İskenderiye`ye gelerek yerleşmiş. Bir müddet İskenderiye`de kaldıktan sonra, Mısır`a gidip orada `İbn Atiyye ve Şifa` okutmuş. Bu tarikata mürid olanlar, özel kılık kıyafete önem vermiyorlar. Dilenmeyi hor görmüyorlar. Belirli kurallar ve kalıplar içinde hareket etmeyi kabul etmiyorlar. Elinin emeğiyle geçinmek, her zaman zikir ve duada bulunmak, halka boyun eğmemek, Allah`a dayanmak, her an Allah`ı anmak, sünnete riayet etmek başlıca prensipleri arasında yer alıyor. Kuzey Afrika toplumlarının bağımsızlık mücadelelerinde Şazeliyye tarikatının çok olumlu roller oynadığı biliniyor.

Kuzey Afrika ve Cezayir’de kimler var?

Cezayir, İslâm’la çok erken tanışan coğrafyalardan. Tasavvufun girdiği tarih hakkında kesin bir bilgi olmamakla 16 yy. olduğu tarihçiler tarafından söylenmekte. 18. yy’ın ikinci yarısı ve 19. yy.da tasavvuf hareketleri ve müntesiplerinin sayısı giderek artmış ve bölgede rağbet gören tarikatlar Kadirilik, Rahmanilik, Ticanilik ve Şazelilik olmuş.

20. yy.da Fransa’yla mücadelede önderlik yapan Abdülhamid Bin Badis gerek bölgedeki tarikatların yanlışlıkları, gerekse İslam’a baktığı pozitivist açıdan dolayı tarikatları birer şirk vasıtası olarak görmüş ve açıkça bir mücadele başlatmış. Yaptığı mücadeleler pek sonuç vermese de, var olan gerçek; ülkenin İstiklal mücadelesinde bir çok tarikat şeyhinden destek görmüş, sufiler ve âlimler mücadeleye iştirak etmişlerdir.

Bu bölgede tarikatların, misyonerlik faaliyetleri ve gizli sömürgeciliğe engel teşkil etme hususunda önemli bir yeri olmuş.

Mısır’da Tasavvuf hareketleri

Mısırdaki tasavvufi hareketlerin tarihine girmek kolay değil ama 20. yy.dan sonraki tasavvuf ve tarikat hareketlerinden ismen de olsa haber vermek arzusundayız. Bu dahi zor olmakla beraber, Mısır’da tasavvufi hareketleri yönetmek maksadıyla kurulan el-Meclis-ül Sûfiyyûl Alâ’nın başkanlığını Prof. Dr.Ebu’l Vefa Tartazani (1995) yürütmüş uzun bir süre. Şu an Diyanet İşleri Başkan yardımcılığını yürüten Altınoluk Dergisi yazarı Hasan Kamil Yılmaz 1987 Haziranında Ebu'l Vefa Teftazâni'nin ülkesinde o zaman için 3 milyondan fazla tarikat mensubunun olduğunu belirttiğini kaydetmiş. Mısır’daki hemen hemen tüm tarikatların meclislerin kaydının bulunduğunu söyleyen Teftazâni; Mısır’ın başlıca tarikatlarının, Şazeliyye, Ahmediyye, Burhaniyye, Kadiriyye ve Rifaiyye olduğunu söylüyor.

Teftazâni yazmış olduğu ‘Mısır'da Sûfi Tarikatların Tarihi Gelişimi Ve Günümüzdeki Durumları’ isimli makalesinde bu ismi geçen tarikatların dışında, ülkesinde hâkim olan Berhamiyye ve Halvetiyye tarikatlarının varlığından da söz etmiştir. Aynı makalede küçük grupları olan Nakşibendiyye gibi 13 tane tarikattan daha bahsetmiştir. Bunun dışında Teftazâni, ülkesinde gençliğin kitleler halinde tasavvufa yöneldiği haberini vermiş.

Şiiliğin himayesinde İran’da tasavvuf

Dünya Müslümanlarının yaklaşık %10’unu teşkil eden Şia mezhebinin büyük bir kısmı İran’da mukim bulunuyor. Dışarıdan bakıldığında tasavvufun Sünni dünyada olduğu kadar Şiada yeri yok zannedilir. Mustafa Kara’ya göre bunun sebebi tarikat psikolojisinin doldurduğu boşlukları bizzat Şiîlikteki irfanî geleneğin doldurması. Mevcut olan tasavvuf ise amelden ziyade zihniyette kalmış ve felsefi yönü varlığını sürdürmüş bu topraklarda. Muhyiddin Arabi ortak noktalardan sadece biri İran irfanı ile.

Nurbahşiyye ve Erdebiliyye, günümüzde İran’da varlığını sürdürmekle, tasavvufa meyledenlerin çoğunlukla tercih ettiği tarikatlar imiş.

Hindistan ve Güney Asya’da

Tarikatlarla iç içe bir yaşam halinde olan, Muhammed İkbâl diyarı Pakistan’da halkın çok büyük bir kısmı tasavvufi ekollere bağlı. Ancak Osmanlı’nın son dönemlerinde olduğu gibi şeyhlere duyulan hürmet ve ayrıcalıklardan istifade etmek isteyen samimiyetsiz insanların ortaya çıkması, İngilizlerin tasavvufu dejenere etme çalışmaları tasavvufa tepkiler doğmasına da sebep olmuştur. Muhammed İkbal, en-Nedvi, Mevdudi gibi âlimler bu hususlarda da büyük uğraşlar vermiş.

Çıkışı Hindistan merkezli olan ve Muinüddin-i Çeşti’ye nisbet edilen Çeştiyye tarikatı Hindistan ve Pakistan’ın en fazla müntesibi bulunduğu tarikatıymış. Kadiriyye, Sühreverdiyye ve Kübreviyye tarikatlarının da aktif olduğu topraklarda Nakşibendî izleri oldukça az.

Balkanlar ve Tarikatlar

Osmanlı’nın bölgede yaptığı fetihlerin akabinde tebliğe sadık olanların benimsediği tasavvuf ekolü asırlar boyunca nezih nesiller yetiştirse de son yüzyılda rejimden yediği baltayı hiçbir dönemde yememiştir. Tarihte Simavlı Abdullah İlahi gibi büyük zatların irşad verdiği topraklarda tasavvuf bugün yok olmaya mahkûm edilmiş olsa da yok olmuyor. Kızacaksak Bulgaristan ve Yunanistan’da yüzlerce tarih-i eser cami şeriflerin ayakta durmasına izin vermeyen, çoğunu yıkan, bir kısmını kiliseye çeviren ve toplamında iki ülkede iki elin parmakları kadar cami bile bırakmayan baskıcı yönetimlere değil, Evlad-ı Fatihan'ı oralarda öksüz yetim bırakan T.C. Hariciyesine kızmak gerekiyor öncelikle.

Bir zamanlar adı Yugoslavya olan bölgede Balkan mezalimi dönemi büyük zulümler yaşamışlar tüm Müslümanlar ama Tito döneminde çeşitli stratejik menfaatlerden dolayı tasavvufun nefes almasına müsaade edilmiş. Anadolu’da yayılan tüm tarikatlar tarihte Balkanlarda da yayılmış, ancak günümüzde mevcudiyetini sürdürebilenler A. Popoliç’in araştırmalarına göre Bektaşiye, Rifaiye, Mevleviye, Nakşibendiye, Kadiriye, Halvetiye, tarikatlarıdır. Özellikle Bektaşilik ve Halvetiye tarikatı aralarında en mühimi olmakla birlikte, Arnavutluk’tan söz ederken de ipin başını Bektaşiye çekmektedir.

(Devamı: Rusya, Amerika ve Avrupa’da ki tarikatlar...)

http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=5812


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye