Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Cum'a Hutbesi:"Allah bize iman ve İslam heybetini giydirsin"
MesajGönderilme zamanı: 26.12.08, 07:06 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 12:14
Mesajlar: 1108

Bismillahirrahmanirrahim

...

Ey müslümanlar !...

Cenab-ı Allah insanlara İslam’ı ilahi lütuf olarak gönderdi; çoğu insanlar ilahi lütfu geri çevirdi.

İlahi lütuf 15 asır önce insanlığa geldiği halde insanlar veya insan suretinde olan insanlık dışı varlıklar İslam’ı reddettiler. İslam’ı kabule yaklaşmadılar. İslam’ı tebliğ eden, getiren Peygamber’e karşı geldiler; O'nunla harbe girdiler; O'nu ortadan kaldırmak istediler.

Lakin ilahi irade, bu ilahi lütuf, ilk defa tek başına geldi; Peygamber-i Zişan Efendimizin elinin altında ordular yoktu. O bulunduğu memleketin ileri gelenlerini toplamak hapsetmek kesip biçmek ve sözünü kuvvetle yürütmek için O'nun elinde bir şey yoktu. Eğer Cenab-ı Hakk’ın murad-ı ilahisi kaba kuvvetle bu ilahi lütfunu insanlara yetiştirmek olsaydı kafirler söylüyordu: “Sen peygambersen Senin yanında melaike olmalıydı”, “Sen tek başına olmasaydın yanında melekler de olsaydı ki, sana karşı geleni ezsinler. Sen nasıl peygambersin? Bu kadar kuvvet iddia ediyorsun “gökyüzünün haberini getiren peygamberim ben” diyorsun; sen tek başına bizim aramızda nasıl dolaşırsın?..”

İslam kaba kuvvet ile gelmemiş ki. İslam insanlara hitap ederekten geldi. Bununla beraber, evet Peygamber, yanında ordularıyla dolaşmadı. Peygamber-i zişan tek başına kılıç da taşımadı; 13 sene Mekke-i Mükerreme’de hançer de taşımadı; mızrak taşımadı; -belki ashâb taşıdı-...

O çok basit bir ferd olaraktan gitti, geldi ve davet etti. Kavga etmedi; zorlamadı. Onlar köpürdüler, kızdılar. "Sen nasıl bir kimsesin? “Ben size sultan olarak gönderildim” demiyor; “Ben Allah’ın kuluyum” “Ben Allah’ın kulu ve Allah’ın emrini size bildirmeye olmaya tayin edilmiş olan elçisiyim.” diyorsun.

“Ne yapıyorsun?”
“-Sizin putlarınızı devirmeye geldim.”
“Sen kimin tarafından geldin?”
“Mülk ve melekûtun mutlak sahibi olan ezeli Allah ebedi Allah tarafından gönderildim. “

Allah O’na öyle bir heybet giydirdi ya, yetişir!.. Ne ordular, ne top ve ne tayyare ister.

“Ben buyum. Ben sizi İslam’a çağırıyorum. İslam’ın manası Allah’a teslim olmaya çağırıyorum Allah’ın emrine boyun eğmeye çağırıyorum. Allah’a kulluğa çağırıyorum. Benim vazifem budur. putlarınızı kıracağım.”

Şaşırdılar; bir oraya, bir buraya koştular… Kılıçlarını çektiler, lakin “yaklaşamıyoruz” diyorlardı: “Yaklaşamıyoruz”

“Kıstırdık” dediler Sevr dağında ayak izlerinin bittiği yerde; o mağaranın önünde gelip durdular: “Burada o kimselerin, Mekke’den kaçanların ayak izleri burada!... Oraya girelim mi?.” Bir örümcek var ki o örümceğin yüzüne bakamıyorlar, onlar oraya yaklaştıkları anda örümcek hepsini yutacak ejderha olacaktı zaten.. Kendilerine dokunduğu vakitte belki milyon voltluk cereyan vuracaktı kendilerini... Öyle baktılar birbirlerine; dediler ki: “Yahu buraya gelmişler, burada ayak izleri bitiyor. Burada, içeride olmaları lazım!... Değilse ya bunlar yer yarılıp içerisinde kayboldular; saklandılar yahut gökyüzüne çıktılar... Çünkü buraya girseler bu belki 500 senelik bir mağaraya benzer; bu böyle örümceklerin ağlarıyla kapalı…"

Güvercinler otururdu orada; açacak olsaydı kartal kesilecekti.

İşte O tek başına kimse idi.

Nice krallar imparatorlar sultanlar halifeler doğmuşlardır; onlar meşhur memleketlerde dünyaya gelmişlerdir; amma böyle bir çölün ortasında, bilinmeyen çöllerinin ortasında bir kimsenin doğuşunu siz nasıl karşılıyorsunuz? Nasıl haberini alıyorsunuz?

Boyuna mevlid-i şerif okutuyorlar; O'nun muhteşem doğumunu dile getiren mevlidler yazılmıştır. Dinleyenler huşu içerisinde kalıyor, gözyaşlarını akıtıyor... Okuyup okuyup bıkılmıyor mevlid-i şeriflerden ve mevlid-i şerif meclislerinde hazır olmaktan müminler bıkmıyor. Mevlidhanlarımız da -Allah onlara seslerinden daha fazlasını versin ve feyizlerini artırsın-, onlar da okumaktan bıkmıyor. Her mevlid okuyuşunda başka bir neşe ile...

O his nasıl çölün ortasında nasıl...?

Bu 20 asrın insanı kadar ahmak insan yok. Avrupalı dediğin vakitte hiç akılları yok… Hrıstiyanlar zaten bitmiş; yahudiler hasedlerinden geberiyor.

O nasıl övüldü ve doğumu nasıl adım adım takip edildi ve hayatının bütün günleri nasıl adım adım yazıldı; bilindi ve naklolundu bize? Bu insanların aklı yok mu düşünmeye? “Düşüneniniz yok mu?” diyor Cenab-ı Allah.

İşte O, Peygamber Aleyhisselam öyle geldi. 40 seneden sonra insanları İslam’a çağırdı; Allah’ın emri üzerine çağırdı kendilerini: “Buraya geliniz size bir şey söyleyeceğim. Ben Allah tarafından gönderilmiş peygamberim.”

“-Putlarımızı yerle bir yapabilir misin?”
“-Yapabilir miyim yapamaz mıyım? Siz de bileceksiniz.”

1400 sene geçti ey müminler!...

Ey peygambere aşık imana ve İslam’a akan müminler!..

İman ve İslam’ı kabul eden müminler!...

O’nun şanına burada Cum'a namazı kılıyorsunuz… O’nun şanına geçen hafta milyonlarca müminler o Kabe’ye, O şanlı Rasul’e ziyarete gittiler; “Lebbeyk” çekerekten…

Elbette ki bir cismin hareketi bir kuvvete bağlıdır; araba motoru olmasa yürümez. Araba çeken atı olmasa yürümez. Öküzü olmasa kağnı yürümez.

Peki bu kadar milyonlarca insanı tahrik eden; harekete geçiren ve Mekke’ye, Medine’ye doğru onları oluk-oluk akıtan kuvvet nedir?

Orada para mı dağıtılıyor yoksa buradan gidenler kemerlerini; ceplerini para ile doldurup mu gidiyorlar?...

İşte O Peygamber’in şanına hükümetler de bayram yapıyor. Ne kadar “irtica-mirtica” sözü olsa da “İslam” diyemiyor kimse. “İslam’ın namazını kılmayacaksın” diyemiyor; “Ramazan günü oruç tutmayacaksın” diyemiyor. “Hicaz’a Hacc’a gitmeyeceksin” diyemiyor. “İslam’ın beş farzını yerine getirmeyeceksin; getirmen yasaktır” diyemiyor.

“İrtica” diyorlar. Desinler.

Biz müslümanız. İrtica ve mürteci ile işimiz yoktur. Biz sadece müslümanız.

Onlar başka türlü tercüme yaparsa onları da başka türlü tercüme yaptıracak manevi kuvvet sahipleri vardır.

Dilleri tutulduğu vakitte onlar da tercümana muhtaç olacaklar Rabblerinin huzurunda dilleri tutulacak.

“İrtica” deme İslam’a; “mürteci” deme müslümana!... Allah ile muharebe etmiş olursun Allah ile kim muharebe ederse kahrolmuştur, bitmiştir; tarih olmuş...

Peki, İslam garib başladı; geldi ve gitti Peygamberimiz…

13 sene neler yaptılar her eziyeti yaptılar O’na da; O’nunla beraber olana da…

Netice ne oldu? Cenab-ı Allah garib müslümanlara kapıyı açtı: “Siz çıkın Mekke’den Medine’ye gidin de; Ben sizin aleyhinizde olanların hadlerini bildireyim; onlara derslerini vereyim, onları süpüreyim.”

Oldu mu öyle?
Öyle…

Peygamber-i zişan’dan sonra tarih neler neler yazdı?...

Ecdad-ı izamımız ki bu senede Osmanlı'nın 700. imparatorluk yılını kutlamaktayız. İslam tarihinin içerisinde en kudretli en muazzam İslam imparatorluğu ecdad-ı izamımız; ecdadımız Osmanlı kurulmuştur… 700 senedir hâlâ Osmanlı ismi söyleniyor. Kimse diyemiyor "Bu Osmanlı’nın ismi niye kalmıştır?". Atalarımıza olan saygımız ve sevgimiz bunu istiyor, bizi oraya sürüklüyor ki bütün dünyaya karşı koyan azametli Osmanlı imparatorluğunun sahibi daha dün Çanakkale’de bütün dünyanın canına okuyan ecdad-ı izamımız… Böyle bir imparatorluğa sövülür mü, böyle bir devlet-i aliyye alçaltılabilir mi?.. Daha dün gazetelerinde yazıyorlar ki 18 Mart Çanakkale zaferi, (ki bitmiş olduğu devredeydi bu kudretli zamanı değil) son günlerinde… Avrupa’nın Amerika’nın en kudretli en azametli zırhlılarını tek gülleyle, göz nişanı değil kalp nişanıyla (şimdi çeşit türlü nişan aldıran aletler var, onlar olmadan) baktıran arslanların Osmanlı imparatorluğu ile iftihar ederiz. Kim bizi kınarsa bizden değildir.

Ve bugün Peygamber-i Zişan’ın buyurduğu üzere “İslam garib olarak başladı tekrar garibliğe dönecektir.”

Maalesef İslam şimdi garib kalmış; evlad-ı fatihan olan Rumeli’ndeki insanımızı kıtır-kıtır koyun boğazlar gibi boğazlıyorlar. O koca azametli ordular ses çıkaramıyor. Kaldık istavrozluların merhametine!... İstavrozlularda, haçlılarda merhamet yoktur.

“Seni kayırıyorum” der, yalan söyler. Bizden olmayana inanma!... Onlar sana bir şey yapamazsa hiç olmazsa gövdene basar. Dikkat et, derlen ve toparlan.

Onun için ayet-i kerime okudum ki Cenab-ı Mevla “Sizden olmayan ve size düşman olanları korkutmak için, size saldırmalarına meydan vermemek için kuvvet hazır ediniz! Kuvvetli durunuz…” diyor.

Nefsi müdafaa vaciptir: Önce kendi canını ve ırzını, üçüncü derecede de malını muhafaza etmek için her müminin hazırlıklı bulunması vaciptir.

Silah? Silah ne olacak? 1 milyon insan seller gibi yollarda akıp gidiyor; nefsi müdafaaya imkan yok.

İslam alemi bitmiş, biz tükenmişiz. Onun için tekrar garibliğe dönecektir diyor başlangıçtaki gibi. Lakin Cenab-ı Allah; İslam alemi uyanıklığa gelsin diye onları bir müddet bırakacak; sonra ilahi inayet yetişecektir.

Ey mümin!...

İmanına sahip ol!.. Topa-tüfeğe fazla güvenme, imanına sarıl… Allah’a güven; Allah’a dayan!...

Amerikan sana rahmet okumaz, ne de Rus okur…. Yok!...

Biz Allah ile beraber olduğumuzda Allah bize heybet giydirir. Bir tekbir alsak tekbirin heybetinden onların kalpleri titrer. Onu da unutmuşuz. Çok şeyi unutmuşuz. Onlar gibi olmaya çalışıyoruz; onlar gibi olma. Onlar cehennemliktir.
Dünya saltanatından belki 5-10 gün verilmiştir; lakin sonları cehennemdir!...

Ey mümin!..

Dünyada izzet ve şeref sanadır; ahirette ebedi saadet te sanadır. Bu kadar yetişir.

İşitenler-duyanlar bu nasihata kulak verin. Bilemiyoruz 2000 yılını nasıl idrak edeceğiz gelen senenin Kurban bayramını nasıl idrak edeceğiz? Belli değildir. Çok kimseler gidecektir; kalmak isteyen dinine-imanına sarılsın; İslam’a sarılsın.

Allah ile olun; şeytan ile olmayın. Her kim şeytan ile olursa şeytan ile beraber kahrolacaktır.

Allah bize iman ve İslam heybetini giydirsin!...

Tekbirin heybetini ve kuvvetini bize versin ve tekbirin korkusunu küffarın kalplerine atsın.

Allahuekber !...

...

Âmin…

[Hz. Şeyh M. Nazım el-HAQQANÎ ]


02.04.1999

Ağa Cafer Paşa Camii / Girne / KKTC

_________________
" Hayrlar feth olsun ; şerler def olsun !..."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Cum'a Hutbesi:"Allah bize iman ve İslam heybetini giydirsin"
MesajGönderilme zamanı: 07.05.10, 08:11 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13.03.09, 06:08
Mesajlar: 291
Hayrlı Cum'alar...


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye