Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Cum'a Hutbesi : "Allah'ın emridir yürüyen...."
MesajGönderilme zamanı: 10.04.09, 08:26 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13.03.09, 06:08
Mesajlar: 291
Bismillahirrahmanirrahim,

Ey müminler, Allaha tövbe edelim…

Ey insanlar, Allah’a dönelim…

Hz. Muhammed (s.a.v.) saadetle buyurdu: “İnsanlar topraktan yaratıldı; toprağa döneceklerdir…”

Bu vücudun şenliğine bakma şimdi sen. Allah kudretiyle toprağa hayat verdi; yeryüzünde yürüyor, koşturuyor, yakıyor-ediyor; “benim” diyor. Bir müddet sonra… takkadak aşağıya!...

“-Ne yapalım yahu bu konakların, bu apartmanların, bu sarayların sahibi bu, ne yapalım?”
“-Bırakalım dışarıda…”
“-Yok dışarıda işi yok o kimsenin… Yerin altı bekler onu şimdi; yeryüzünde canlılar dolaşır. Canını sahibine teslim ettikten sonra yeryüzünde de işi yok; yerin altına… Kim olursa olsun yerin altına! Ondan sonra, bas toprağı ensesine!...”
“Topraktan yaratıldınız; toprağa gideceksiniz, toprak olacaksınız” diyor Cenab-ı Peygamber..

Ne kadar büyük bir ibrettir bu…

Bu kadar kavgaya gerek yok bu insanlara bütün milletlere ayakta. Bütün insanlar ayakta: Bu köhne dünya senin olacak, benim olacak!.. Yahu ne senin oldu, ne benim oldu zaten. Bu kavgayı bırak; ne için yaratıldığına bak. Seni bir müddet yeryüzünde koşturtan, yaşatan, herşeyi sana gösteren; işittiren veya söyleten kimdir; onu düşün, sahibini kimdir diye bir düşün…

Yahu biz nasıl geziyoruz? Hiçbir makine var mı 50 sene 50-60-80 sene tamir etmeden gezsin, çalışsın, dolaşsın. İnsandaki Allah’ın kudretine bak! Allah’ın kudretidir seni dolaştıran... Kudret membaı kesildi mi; aşağıya…

Bitti.

Bunu insanlar düşünecektir.

Tabii Cenab-ı Allah yarattı yeryüzünü, insanlarla şenlendirdi ve insanlara kendi hakikatlerinden bildirdi. Melekut aleminden; görünmeyen alemlerden haber verdi; o haberi peygamberleriyle bildirdi; işin başından haber verdiler, sonundan da haber verdiler.

Her peygamber -peygamber manası gelecekten haber veren kimse manasınadır- Gelecekten haberi olmayan peygamber olmaz ki. O hayaliyle birşey söyleyen kimsenin hükmü yok. Hayal edebilir, nitekim dünyanın başlangıcını çok hayal edenler vardır; yeryüzünde hayat nasıl başladı diye bir sürü hayal mahsulü şeyler söylerler. aslı yok faslı yok. Aslını, faslını Allah’ın kitaplarında bulacaksın- gelecek günlerin bizi nereye getireceğini haber verir; müstesna şahsiyetler onlar.

Gelecekten haberi olmayan nebi olmaz.

Nübüvvet manası gelecekten bilen ve bildiren kimsedir.

Ahir zaman peygamberi geldi, ahir zaman nebisi geldi ve o en son olarak bütün insanlara peygamber olarak geldi. Gelen peygamberler kendi milletlerine, kavimlerine gönderilirdi; lakin Efendimiz -s.a.v.-’in peygamberliği bütün zamana ve bütün mekana şamil; bütün insanlara hitap ediyor. Hatime olduğu için, son olduğu için ve kıyamet peygamberidir yani kıyamet O’nun zamanında yani O’nun ümmetlerinin sonunda kopar. Ondan sonra başka ümmet gelmez; kıyamet kopacaktır.

“Nişanlarından haber ver bize” dedi. Cebrail A.S. huzuruna geldi de Peygamber-i zişan sual etti: “Kıyamet ne zaman kopacak? Kıyamet ne zaman kopacak?” Kıyametin kopmasını Allah bilir.
“Nişanlarından söyle” dedi Cebrail A.S.

Nişanlarından yani kıyamet alametlerinden Peygamber Efendimiz -s.a.v.- saydı, saydı ve bugünkü insanların içerisinde olacağı hal ve ahvali bildirdi…

Cebrail A.S. “Doğru söyledin ey Habib !...” dedi.

Şimdi biz kıyamete en çok yaklaşmış olan ümmetiz; ahir zaman Peygamberi’nin sonunda gelen ümmetleriyiz ki her gün yeni bir haberle Peygamber Efendimizin bildirdiği alametler zahir oluyor; şimdi beklenen başka büyük bir alamet vardır ki o olmadan kıyamet kopmaz.

Peygamber Efendimiz buyurdu: “Kıyamet kopmayacaktır ta ki dünya iki taraf oluncaya kadar. Bütün dünya iki taraf olacaktır ve bunların aralarında tarihte geçmeyen, işitilmeyen, görülmeyen ondan sonrada da olmasına imkan olmayan büyük bir harp olacaktır” diyor.

“Tekunu beynehuma makteletüm azîme” (Büyük bir insan kıranı olacaktır) ki tasavvur bile edemezsiniz, diyor. O zamanda okla-kılıçla veyahut tüfekle-topla yapılan harbin zamanında bu kadar insanın ölmesine imkan yok. Şimdi kitle imha silahları diyorlar. İşitiyorsunuz. Kitle imha silahı yani atıldığı yeri çöle çeviren; bırak insanı, ne ev bırakır, ne ağaç bırakır, ne mamur olan bir şey bırakır; dümdüz çöl yapar. Cesedler de görünmez; çöle çevirecek. Öyle acayip silahlar yaptılar şimdi.

Millet hâlâ oyunda-eğlencesinde. Bir tedarikte bulunalım; bir azim bir bela geliyor; ne yapacağız, nasıl kendimizi koruyacağız? Hiç işittiniz mi? Bu harbin yaklaştığı bellidir; görünüyor. Muharebenin alametleri yaklaştı. Bizim mıntıkadadır, hem biz de içerisindeyiz. Hiç duydunuz mu ya Türkiye’de, ya Bağdat’ta ya Şam’da veya Arabistan’da, Pakistan’da, Afganistan’da, ya İran’da? Bu insanlar çıksın gitsin; camilere girelim de “ya Rabbi bu gelen ahir zamanın büyük belasından bizi sen muhafaza eyle” diyen var mı? Sokaklarda bağırıp geziyorlar, o şeytan dolabında, kadınlar da sokakta. Bre kadınların sokağa çıkması şeran caiz değil ki bağırmaları sesleri de haram; sokaklara çıkarıyor kadınları bağırttırıyor. Bre kadınlarda akıllar kısa; erkeklere kanıyor; ellerinde yaftalar-maftalar bağıra çağıra.. Siz Allah’a inanmaz mısınız? Siz nasıl müminlersiniz?

“Ey belaları başımızdan defeden Allah!... Bizi korktuğumuzdan emin eyle ya Rabb…” desene be!

Nasıl İslam alemidir bunlar. Hadi biz cahil kaldık bunların içerisinde. Kendilerini birinci sınıf müslüman sayan Pakistan, 1. sınıf müslüman sayan Hicaz, Mısır, Şam… Türkler de % 99,9 “müslümanız” diyor; peki… ne çıkan sen sokaklara bağırırsın. Allah’ınız yok mu sizin?

Bu Peygamber haberidir.

Dünyadaki nüfusun belki altıda biri ancak kalır. Milyarlarla gidecek. Kitle imha silahıdır bu; düştüğü yerde milyon bulsa milyonu da kavurur bitirir, tüketir öyle. Onun için kıyamet alametinden söylüyoruz. Ne hutbelerinde söylerler; ne televizyonlarında söylerler; ne mecmualarında yazarlar, ne de gazetelerinde… Herkes “Aman barış isteriz. Barış olsun…” der… Ne barışı be? Barışın içinde değil miyiz zaten? Zaten barıştayız. Barışın belasıyla bu geliyor zaten; barışta olan insanların azgınlığından dolayı geliyor bu harp; sen kendini düzeltsene tövbe etsene. Tövbe etmezsen kül olacaksın. Sağlam olanlar kalır da cennet yolunda olmayanlar gidecektir. Cennet yolunda olanlara dokunulmaz. Nuh Peygamber’in zamanında tufan ile boğdu Allah bütün dünyayı. Dedi: “Ya Nuh, sen bir sefine yap, sana inananları bindir.” O’nun sefinesi ne kadardı? Belki bin-ikibin kişi alsın.
“-Eee, şeyhefendi daha çok olsalardı o gemiye sığacaklar mıydı?”

Bak ne akıl?

Bre Allah’ın emriyle yapılan gemi bu. Allah isterse fındık kabuğunun içerisine doldurur bütün insanları. Birbirine değmeksizin. Allah bu! İnanacaksın; Allah’ın herşeye kadir olduğuna. Nuh sefinesini istediği kadar büyütür.

Ben -Allah kısmet eyledi- 1945-1946’da Hicaz’a gittim. Belki buradaki çoğu gençler doğmadı o zaman. Mekke-i Mükerreme’nin Haremi, Harem-i Şerif sayıyla 150 bin kişi alır. İkinci büyük muharebeden sonra ilk haccül ekberdi benim gittiğim sene… 2 milyondan fazla hacı vardı, ben o sene gittiğimde… O Harem-i şerif’in dışarısında katiyen namaz kılmadım. En son Cuma namazında içeride durduk; kaç milyon insan içeri girdi: taaccüb. Şimdi oradaki birinci sınıf müslümanlar dediler ki: “Harem-i şerife sığmıyor hacılar; genişletelim.” “Genişletelim” dediler, sonra darlaştı, girilmiyor içerisine.

Bre Allah ile uğraşma Allah istediğini yapar. 150 bin değil 150 milyonu girdirir Allah. Allah bu!...
Seneliğine bir davet asarsın: “Benim sofram, vali masasında sekiz sandalyemiz var. Senin gümanın sekizedir.

Eeee, Allah davet ettiği vakitte yarısını dışarıda mı bırakacak? Davet ettiği vakitte içeri sığdırmaz mı? Sığdırır. Nereden geldik Nuh peygamberin sefinesine? “Sefinetül-necat” denir buna. Kurtuluş isteyen peygamberlerin getirdiği daireye girsinler.

Lailaheillallah hasni ve mendehala hasni emine minenazabi

“Lailaheillallah benim kalemdir kalemden içeri giren dünyada da ahirette de azabımdan emin oldu” diyor Cenab-ı Allah.

Girsene içeri!

“-Aaa, girmiyor…” Peki.
Vememalike alallahi aziz, bu Allah’a zor değil…

İsterse üzeride yaşadığımız küre-i arzı patlatsa nasıl olur? Gülle gibi patlatsa ne olur? Ortasında ateş çok; patlasa ne haber? Nasıl karşı koyacaksın?

Düşünce yok. İnsanları bitirmişler…
Allah’a kaç.
Nuh peygamber haber verdi: “Tufan olacak…” Güldüler.
“-Ne tufanı yahu; tufan olsa ovaları tutacak, dağlara çıkarız.”

Nuh peygamber oğluna dedi ki: “-Gel bu benim yaptığım gemiye gir ki, selamet bul…”
O dedi ki: “Eee, sana kimse inanmadı; ben mi inanayım sana? Tufan olacak olsa bile yüksek dağlara çıkarım…”
O zaman Allah’ın hikmetiyle -o oğlunun söylediği dağlar 70 zira-; su onun üzerinde 70 kulaç daha kalktı; altında kaldı o da bitirdi.

Bir ihtiyar acuze varmış ki bir ineği varmış ve daima Nuh Peygamber’e süt getirirmiş. Nuh peygambere de söylermiş ki: “-Ben sana iman ettim; beni tufan zamanında unutmayasın; gemiye ben de bineyim kurtulayım.” Aradan bir zaman geçti. O ineği süt vermez hale geldi. Sütten kesildiği vakitte, kocakarı kalmış, bekler. Aradan bir zaman geçti gene o ineğin sütü gelince, götüreyim demiş; Nuh peygambere bu yeni sütten vereyim… Sorayım ne var ne yok ortalıkta. Geldiğinde Nuh Peygamber bakmış: “Sen neredeydin?” demiş, kocakarı “olduğum yerdeyim ben” demiş. “Senin tufandan haberin oldu mu?” demiş… “-Eee, nerdeydin yahu sen?” “-Ben kendi kulübemde, gene bu ineğimle beraberdim; başka bir yere gitmedim. Hiç, ne bulut, ne yağmur, ne sel gördüm; hiç birşey yok. Ancak bir gün benim inek otlaktan geri döndü, ayaklarının açıklarına kadar çamurun içinde geldi bu hayvan. Dedim ki yahu gökyüzünde bulut yok, hiçbir şey yok; bu hayvan nereden çamura battı? Başka hiçbir şey görmedim…”

Allah onu orada setreyledi; o tufanın eserini o ineğin ayaklarında gösterdi; başka görmedi… Yani demek isteriz ki Cenab-ı Hak isterse mümin kulunu nerede olsa; ateşin ortasında olsa da gözetir…

Sen Allah’la beraber ol; başka diyeceğimiz yok.

Bu hafta, bu Cuma geçen cumadan daha sıkışıktır vaziyet; gelen cumaya daha yaklaşıyor ateşe; patlamaya doğru dünya… Onun için tedbirini al; çoluk-çocuğuna sahip ol… Çok açılıp saçılma; çok açıldık, açılanların hepsi dümdüz olacaktır. Başkaldıranların başları kalmayacaktır. Allah ile muharebeye kalkanların hepsi bitip gidecektir.

Bu peygamber haberi: 1500 sene evvel söylendi.
Bu harp olacaktır. İlla bu harp olacaktır.
Millet şaka zannediyor…
“-Eeee, Amerika muharebe yapacak mı?” diyorlar… Çünkü ahali, bütün dünya ayakta nümayiş eder. Bre senin nümayişini kim dinler?

Allah’ın emridir yürüyen.
Allah küfrü yıkacak. Küfür binası yıkılacak. Şeytanın saltanatı yıkılacak; ilahi saltanat kurulacaktır.
Allah’ın vaadi haktır!..


Yeryüzünde İslam kıyametten önce hükmedecektir; ona bak, onun için kalbini müsterih tut.

Yıkılacak küfür binasıdır; kurulacak İslam’ın binasıdır…

İsteyen inansın, istemeyen inanmasın.
Yalnız sen imanını ver, tut Allah ile ol!...
Cennet yolundan çıkma; sana dokunmaz.
Cehennem yolunda kimi bulursa, bey-paşa-sultan kimi bulursa süpürecektir; sel götürür.

Ya Rabbi bize tövbeyi nasip eyle!...

Bu zilkadenin son cumasına yetiştik.
Gelen Cuma zilhiccenin cuması olur; mübarek kurban bayramı gelmek üzeredir.
Ümid ederiz ki Huccâc-ı kirama birşey olmadan Hacc vazifelerini görüp dönsünler…

Cenab-ı Hakk ümmet-i Muhammed’i, mü’min kullarını hıfz u emanında tutsun…

[ Hz. Şeyh M. Nazım el-HAQQANÎ ]

Güzelyurt, KKTC.
Miladi 24 Ocak 2003
Hicri 21 Zilkade 1423
Cuma


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye