Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 6 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Hz. Dihye Bin Halife el-Kelbi -rz-
MesajGönderilme zamanı: 03.02.09, 16:05 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 12:14
Mesajlar: 1108
Hz. Dihye Bin Halife el-Kelbi
-r.z.-


Kuzey Arabistan'daki Benî Kelb kabilesine mensuptur.
Ashabın büyüklerinden olan Hz. Dihye'nin hayatının ilk ve son yılları hakkında pek bilgi yoktur. Hz. Dihye (r.a) nisbeten geç olarak müslüman oldu.

Bedir gazasından önce müslüman olduğu halde bu savaşa katılmamış fakat Uhud gazvesinden itibaren önemli savaşlarda bulunmuş bir seriyyenin de kumandanlığını yapmıştır. Kızkardeşi Şeraf binti Halifetülkelbi, meşhur kadın sahabelerdendir.

Hz. Dihye b. Halife el-Kelbi -r.z- yüzünün ve endamının güzelliği bakımından o devirde yaşayan insanların en güzeli idi. Kadınların fitnesinden korunması için Hz. Peygamber -s.a.v.- çarşıda yüzü kapalı dolaşmasını istediği rivayeti vardır. Hoş tavırlı, kibar, zengin bir tacir idi. İslamiyet'ten önce de Hz. Peygamber'in dostu idi. Bir rivayete göre ortağı idi. Ticaret maksadıyla bir çok seferler yapmış ve o çevreyi ve insanlarını yakından tanımıştır.

Peygamberimizin habercilerinden biriydi. Yaptığı seyahatlerden her döndüğünde mutlaka Peyamberimize hediyeler getirirdi. Peygamberimizin de ona hediyeler verdiği bilinmektedir.
Ruhul-Beyan tefsirinde müslüman oluşu geniş olarak anlatılmaktadır. Buna göre; Peygamberimiz Kelbi'nin müslüman olmasını bilhassa arzu ediyordu. Zira onun müslüman olmasıyla eli altındaki yediyüz kadar akrabası da müslüman olacaklardı.

Dihye'nin İslamı kabul etmeye karar vermesi üzerine Hz. Allah (c.c) vahyi ile durumu bildirdi. Ashabına "Dihye'ye teenni ile davranın" buyuran Rasulüllah (s.a.v) O içeri girince de ridasını sırtından çıkarıp Dihye'nin önüne serdi, "Şu ridanın üzerine otur!" diye işaret ettiler. Dihye bu kereme tahammül edemeyip ağladı. Ridayı alıp başına koydu. Yüzüne gözüne sürdü.

Kelime-i tevhidi huzur-u risaletpenahi'de getirdikten sonra malını ve canını ortaya koyduğunu, nasıl dilerse öyle davranacağını söyledi. Günahlarının keffaretinin ne olduğunu sordu. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) "Lailahe illallah" demekle geçmiş günahlarının affedildiğini bildirdi. Hz. Peygamber heyetler tertip ederek komşu kabile ve devlet başkanlarına dine davet mektupları göndermiştir. Bunlardan Bizans İmparatoru Heraklius'a yazılan mektup, Dihye b. Halife tarafından hicretin yedinci yılı Muharrem'inde götürülmüştür. O sıralarda Filistin'de bulunan Heraklius'a mektubu bizzat vermiştir.

Heraklius, Hz. Peygamber'in mektubunu okuduktan sonra Rumiye'de oturan yakın dostu Dağatır'a götürmesini ve İslamiyet hakkında onunla görüşmesini istedi. Zaten Dağatır'a da ayrı Hz. Peygamber'den bir mektup getiren Hz. Dihye onun yanına gitti. Dağatır, İslamiyet'i hemen kabul etti. Kiliseye gidip Rumlar'a İslamiyet'i kabul etmelerini teklif etti. Fakat onlar Dağatır sözlerini bitirir bitirmez hep birden üzerine atıldılar ve onu döverek öldürdüler.

Bir mucize olarak Peygamberimiz'in elçileri gönderildikleri ülkelerin lisanlarını bellediler ve onlarla kendi dilleriyle konuştular. Bu meyanda Hz. Dihye'nin Rumca bildiği kitaplarda kaydedilmektedir.

Cebrail (a.s) insan suretinde vahiy getirdiği zaman çoğu kez Hz. Dihye'nin suretinde gelirdi. Bu vahiy şekli Hz. Peygamber'e en kolay olanı idi.

Dihyetül-Kelbi hane-i saadete geldiğinde Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e de hediye getirirdi. Hatta onlar Dihye'nin ceplerini ararlardı. Bir defasında Hz. Cebrail'i Dihye sanıp ceplerini aradılar, bir şey bulamadılar. İşin nedenini Hz. Peygamber (s.a.v) açıklayınca, Cebrail (a.s)'ın Cennet'e uzanıp taze üzüm ve narı Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e ikram ettiği de rivayet edilmiştir.

Peygamberimiz (s.a.v.) "Gördüğüm kimselerden Cibril'e en fazla benzeyeni Dihyetül Kelbi'dir" buyurmuşlardır.

Rivayet ettikleri hadis sayısı beş civarındadır. (r. anh)

Hz. Peygamber'in vefatından sonra Hz. Ebu Bekir (r.a) zamanında Suriye taraflarındaki savaşlara iştirak etti. Hz. Ömer (r.a) devrinde Şam valisi tarafından Tedmür'ün fethi ile görevlendirildi. Bu şehri İslam hudutları içine soktu. Yermuk savaşında da bulundu.

Hz.Dihye b. Halife el-Kelbi'nin Hz. Osman ve Hz. Ali devirlerindeki faaliyetleri hakkında geniş bir bilgi yoktur.

Doğum tarihi bilinmediği gibi ölüm tarihi de bilinmiyor. Ancak Hz. Muaviye devrinde vefat ettiği belirtiliyor. Bundan hareketle onun hicri 50 miladi 670 yılı dolaylarında vefat ettiği söylenebilir.

Suriye'nin fethinden sonra Şam'ın Mezze semtine yerleştiği ve orada vefat ettiği rivayet edilir.

Kabr-i şerifi Şam'da olup ziyaretgahtır.



(Hamdi Boydak)

_________________
" Hayrlar feth olsun ; şerler def olsun !..."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 6 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye