Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Bayram; “Yeme, içme ve fakat Allah’ı zikir günleridir”
MesajGönderilme zamanı: 20.09.09, 21:10 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24.04.09, 13:19
Mesajlar: 55
Bayram; “Yeme, içme ve fakat Allah’ı zikir günleridir”

Serdar Demirel


serdard22@hotmail.com

Vakit

2009-09-20

Gece gündüz durup dinlenmeden, ecelinin peşinde koşup duran bizler, bir Ramazan ayının daha nihâyetine çatmış bulunuyoruz.

Mübarek Ramazan iklimine nasıl bir hızla girip çıktıysak, Bayram iklimine de aynı hızla girdik.

Bütün hızına rağmen yine de hız çağında hızımızı düşürmeyi başaran bu mübarek ay; varlığın anlamını, eşyanın hakikatini düşünmeye dâvet etti bizi. Mânen soluk almamıza bir imkân sundu. Tükettiklerimizle yorduğumuz bedenlerimizden çok modern dünyanın paraladığı ruhumuzu dinlendirdi.
Bu aydan geriye kalan ise, âhiret için biriktirdiklerimiz oldu; oruçla, namazla, yardımlaşmayla Allah’a sunduğumuz kulluk yani...

Kişiliğimizi inşaa eden ve teslimiyet azmimizi bileyen bir kulluk elbette...
İdrak edeceğimizi umduğumuz yeni bir yıla, günü levh-i takdirde kayıtlı ama mutlaka kavuşacağımız ölüme hazırlayan bir kulluk...

Varolmanın hakikatini şuurumuza aşılayan, bu şuurla hayata kuşanmayı ilzam eden bir kulluk velhâsıl...

Bayram dediğimizde çoğumuzun aklına ziyaretleşmeler, yemek, içmek ve bahusus tatlılar gelir. Tatlı geleneğimizi bile kulluğa, yani Peygamber sünnetine ittibaya bağlayan bir bayram bu.

Lezzetli tatlıları kulluğa rapteden bir bayram da nereden çıktı mı diyorsunuz!
Efendim, Efendimiz’in (s.a), Ramazan Bayramı namazına bir şeyler yemeden çıkmadığını bildiren hadisler var. Meselâ, Hz. Enes’in rivâyet ettiği şu hadis: "Resûlullah (s.a), Ramazan Bayramı’nda, sayıca tek olan birkaç hurma yemedikçe namaza gitmezdi.” (Buhari: 1/325, hn. 910)

Hurmanın tek kılınmasının hikmeti, Allah'ın birliğini remzetmektir. Bu yüzden Efendimiz "tek" ile teberrük için imkân olan her şeyi tek yapardı, böyle gösterirdi ashabına. Çünkü Allah tektir teki sever.

Bir taraftan tatlı yiyerek bayrama başlardı, bir taraftan da tattığı dünyalık bir lezzet de olsa Allah’ın birliğini zikretmeyi unutmazdı.

Hz. Peygamber’in (s.a) Ramazan bayramlarından önce hurma yemesi bir sünnet telakki edilmiş ve bu telakki zamanla bayramlarda tatlı ikramı geleneğine dönüşmüştür.

Efendimiz’in bayramı nasıl ihya ettiğini anlatan rivâyetlere baktığımızda, o günlerin sadece tatil ve eğlenme günü olmadığını, eğlenmenin bile ibâdet üst bilincine bağlandığını görüyoruz. Eğlenmek dahi, üstün ahlâkî değerlerle çerçevelenmiştir mü’minin algı dünyasında.

Bundan dolayıdır ki, Efendimiz bayramı; “Yeme, içme ve Allah’ı zikir günleri” olarak tarif etmiştir. (Ebu Davut: 3/58, hn. 2815, Tirmizi: 3/143, hn. 773)

İmam Malik’in İbn Şihâb’dan rivâyet ettiği bir hadisden de, Efendimizin Abdullah İbnu Huzâfe'yi Kurban Bayramı sırasında Mina'da hacılar arasında dolaşarak: "Bu günler yeme, içme ve Allah'ı anma (zikrullah) günleridir" diye ilân etmek üzere vazifelendirdiğini öğreniyoruz. (Muvatta: 1/376, hn. 838)

Bu hadis de, bayramın, yeme ve içmenin yanında bir zikir olduğunu Müslümanlara anlatmak için Efendimiz’in özel tedbir aldığını gösterir. Bayram günleri oruç tutmanın haram olmasının illeti de buradadır zaten.
Sürûr ve sevinç ise ancak paylaşarak çoğaltılabilir. Mutluluğu paylaşarak çoğaltmak için de Efendimiz’in yine bazı tedbirler aldığını görüyoruz. Bunlardan bir tanesi de; Bayram namazına giderken bir yoldan gider, dönerken başka bir yoldan dönerdi. (Ebu Davut: 1/449, hn. 1158)

Bundan da maksat mümkün mertebe daha fazla kişiyle görüşüp bayramlaşmaktı. Bayram namazlarının da en geniş yerde ve en geniş katılımla kılınmasının hikmeti de bu değil midir zaten. Mutluluğu paylaşarak çoğaltmak ve yine elemi paylaşarak hafifletmek...

Birçok vesilelerle bayrama daha fazla anlam derinliği katma çabası içindeydi Efendimiz. Bu da bayrama anlam derinliği katma arayışının bir sünnet olduğunu iktiza eder.

Not: Sizler bu yazıyı okuduğunuzda, Allah’ın izniyle, bendeniz de Açe’de olacağım. Bayramı Açe Müslümanlarıyla ve özellikle de tsunami yetimleriyle geçirmek üzere. Gelecek yazılarda oradaki izlenimlerimi sizlerle paylaşacağım inşaallah.

Bu vesileyle muhterem okurların Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle tebrik ederim!


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye