Sufiforum.com

2009'da başlayan SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. İçerik yenilemeleri tasavvuf.name sitesinden sürdürülmektedir. ALLAH YÂR OLSUN.

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 10 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Türkiye Üzerine Tezler / Daniel Pipes
MesajGönderilme zamanı: 09.03.10, 17:31 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 04.01.09, 01:40
Mesajlar: 24
Türkiye-AKP: Bekleyelim görelim

11/08/2003

Türkiye'nin, modernleşme ve laiklik yolunda tarihsel bir güç olan ordusu, yeni bir meydan okumayla karşı karşıya.

DANIEL PIPES


Türkiye'nin, modernleşme ve laiklik yolunda tarihsel bir güç olan ordusu, yeni bir meydan okumayla karşı karşıya. "Generaller şu sıralar kâbus görüyor olmalı." Bir Türk analizci, silahlı kuvvetlerin siyasi rolünü büyük ölçüde sınırlayan yasaların geçen hafta Meclis'ten geçmesinin ardından bu gözlemi yapıyordu. Britanya gazetesi Daily Telegraph da, "Bu yasalar Türk siyasetinin çehresini değiştirecek" yorumunda bulundu.Bazıları gelişmeleri bürokratik bir çekişme olarak görebilir, ama mesele çok daha derin, çünkü Türk ordusu uzun yıllardır siyasi itidalin ve ABD ve İsrail ile yakın ilişkilerin başlıca savunucusu olageldi.

Türkiye bu sarsılmaz iradenin yokluğunda nasıl bir seyir izleyecek?Asıl soruÇok hassas bir soru bu, çünkü söz konusu yasalar, Kasım 2002'deki ezici seçim zaferinden beri siyaset sahnesinin hâkim olan muğlak bir örgüt, yani AKP tarafından kabul edildi. Seçimden bu yana Türk kamuoyunu meşgul eden esas soru şu: AKP, otoriter eğilimleri ve gizli bir gündemi olan militan bir İslamcı parti mi, yoksa ılımlı muhafazakâr görüşlere sahip (AKP kendisini böyle sunuyor) laik bir parti mi?İlk göstergeler olumluydu. AKP lideri ve Başbakan Erdoğan, AKP'nin 'din esaslı bir parti olmadığına' dair güvenceler verdi ve İslam hukukunu uygulamak gibi bir niyeti olmadığını ısrarla vurguladı. Parti, seçmenlerin güvenini kazanana dek, köklü değişikliklere dair ılımlı bir tavır sergiledi.

Hassas İslami meseleler yerine, ekonomik kalkınmayı ve AB'ye katılımı öne çıkardı.İyimserler ve karamsarlarErdoğan'ın siciline bakıp iyimser sonuç çıkaranlar var. Sözgelimi önde gelen iki Türk profesörü Metin Heper ve Şule Toktaş, Erdoğan'ın "Siyasi İslam'dan yana olmadığı" kanısında. Daha ileri gidip, Amerikalı gazeteci Robert Kaplan gibi, AKP'nin "Protestan reformunun İslami versiyonunu hayata geçirebileceğini" ve Ortadoğu'da liberalizme doğru bir kayışın başını çekebileceğini öne sürenler de mevcut. Kaplan ayrıca, AKP iktidarının, ABD ile ittifaka Türk kamuoyunun desteğini artırarak, Washington'a fayda sağlaması ihtimalinden de dem vuruyor.Ancak karamsarlar, AKP'nin köklerinin, militan İslamcı faaliyetlerinden dolayı iki kez kapatılmış bir partiye uzandığına dikkat çekiyor.

Endişe içindeki Türk yetkililerinden biri, "AKP'yi kontrol eden insanlar, söylediklerinden çok daha aşırı uçta" diyor. Türk ordusu da benzer bir endişe içinde; bu yüzden Özkök'ün yeni kurulan kabineyi, "Türk silahlı kuvvetleri laikliği korumak konusuna bütün dikkatini vakfetmeyi sürdürecek" sözleriyle uyardığı söyleniyor.İyimserlik eğilimi Mart 2003'te, AKP'nin tam çoğunluk oluşturduğu Türk meclisi, ABD askerlerinin Irak savaşı için Türkiye'ye konuşlanmasını öngören tezkereyi reddedince sarsıldı; bu karar, ABD ile Türkiye arasında on yıllardır süren karşılıklı güven ilişkisini bir gecede kopardı. AKP'nin meclisin tecrübesizliği gerekçesinin ardına sığınma girişimleri de, Erdoğan'ın partisinin oylamada 'hata yapmadığı' yollu sözleriyle eriyip gitti.ABD'nin hayal kırıklığıMarttaki oylamanın birçok sonucu oldu. AKP ile ordu arasındaki gerilimi artırdı.

ABD yönetimini hayal kırıklığına uğrattı; Wolfowitz, kararı 'çok çok vahim bir hata' sözleriyle eleştirdi. Türkiye'nin Amerikalı dostları arasında çalkantıya sebep oldu; sözgelimi New York Times yazarı William Safire, düş kırıklığını, "AKP, eskiden sıkı bir Amerikan müttefiki olan Türkiye'yi, Saddam'ın en iyi dostu haline getirdi" sözleriyle ifade etti. Ve AKP'nin gizli bir İslamcı gündemi olduğuna dair yeni korkuları gündeme getirdi.İyimser yaklaşım, AKP'nin önde gelen isimlerinden Dışişleri Bakanı Gül'ün, yabancı ülkelerdeki Türk diplomatik misyonlarına Milli Görüş adlı aşırı bir İslamcı grubu desteklemeleri talimatı verdiğinin ortaya çıkmasıyla daha da geriledi.

Bir meclis komisyonunun, maaşları devlet tarafından ödenen cami görevlilerinin sayısını dokuz katına çıkarma kararı alması da, meselenin üzerine tuz biber ekti. Mayısa gelindiğinde Özkök Erdoğan'ı kapalı kapılar ardında azarladı; AKP ile ilgili 'hassasiyetlerinden' söz eden Özkök, başbakanı 'laiklik karşıtı faaliyetler'e kucak açmaması konusunda uyardı. Ordunun AKP iktidarını devirmesi ihtimalinden bile üstü kapalı dem vurdu.AKP orduya meydan okuyorBu bağlamda geçen hafta kabul edilen yasalar, AKP'nin meydan okuduğunu gösteriyor.

Parti, ordunun itirazlarını görmezden gelerek, Türkiye'nin AB'ye uyumu çerçevesinde generallerin siyasi nüfuzunu ağır şekilde sınırlandıran yasaları geçirmekten geri durmadı.Bu adım iki soruyu gündeme getiriyor: Ordu bu sınırlamaları kabul edecek mi? Ve bu, 80 yıldır Müslüman Ortadoğu'da laikliğin kalesi Türkiye'yi, İslam cumhuriyetine dönüştürecek bir sürecin başı mı? Sorulara bugünden yanıt bulmak çok zor.

Bekleyip görelim.

(DANIEL PIPES: Ortadoğu Forumu Başkanı, 6 Ağustos 2003)

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx? ... egoryID=99


En son free_soul tarafından 09.03.10, 17:49 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Türkiye Üzerine Tezler / Daniel Pipes
MesajGönderilme zamanı: 09.03.10, 17:33 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 04.01.09, 01:40
Mesajlar: 24
Washington laiklerin tarafını tutmalı

18/05/2007

İstanbul'a bu hafta yaptığım ziyaret, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin 1923'ten bu yana karşılaştığı en büyük meydan okumayla eşzamanlıydı.

DANIEL PIPES


İstanbul'a bu hafta yaptığım ziyaret, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin 1923'ten bu yana karşılaştığı en büyük meydan okumayla eşzamanlıydı. Cumhuriyeti Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkıntıları üzerine kuran Atatürk, Avrupa yönteminin küresel şablona dönüşecekmiş gibi göründüğü bir zamanda Batı'yı örnek alarak, bir dizi baş döndürücü değişiklik yaptı.

Bunlar, Avrupa tarzı yasaları, Latin alfabesini, Gregoryan takvimi, soyadı kanununu, fes yerine şapkaları ve alkol tüketimine yönelik yasal hakkı içeriyordu.Reformların çoğu kökleşti; Arap alfabesine dönülmesi veya soyadlarından vazgeçilmesi düşünülemez bile. Fakat, ülke genel olarak İslami yöntemlere dönüş yaşadı. Okullarda dini eğitim, devletin mali yardım yaptığı camiler ve başörtüsü takan kadın sayısı arttı.Bu gelişmenin birkaç nedeni var: Atatürk'ün aşırılıklarına karşı beklenen tepki, Türkiye'nin kitlelere kendilerini ifade etme şansını verecek biçimde daha da demokratikleşmesi, Atatürk'ün değişikliklerine genellikle daha soğuk yaklaşan Anadolular arasındaki daha yüksek doğum oranı ve 1970'lerin ortasında başlayan İslami dalga.Erbakan'ın derslerini mi uyguluyor?

Bu dalga mecliste, 1960'larda tek bir koltukla başlayıp, seçim sisteminin tuhaflıklarının yardımıyla bugün üçte iki çoğunluğa varan güçlü bir İslami temsille kendini gösteriyor. İslami partiler başbakanlığı 1996-97 ve 2002'de olmak üzere iki kez kontrol etti. İlkinde, Necmettin Erbakan'ın dik başlı karakteri ve açık İslami programı, Atatürk geleneğinin koruyucusu orduyu, onu bir yıl içinde iktidardan indirmek için harekete geçirdi.Erbakan'ın düşüşünden sonra, eski yardımcılarından Recep Tayyip Erdoğan şu an iktidardaki AKP'yi kurdu. 1996-1997'de yaşanan fiyaskodan ders alarak, Erdoğan ve çalışma arkadaşları İslamileşme konusunda çok daha tedbirli bir tavır takındı.

Bunun yanı sıra, ekonomi, AB, Kıbrıs ve diğer konuları başarıyla ele alarak hükümette beceri sergilediler. Fakat Erdoğan geçen ay yakın çalışma arkadaşı Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanlığına aday göstererek fazla ileriye gitti. Hızla gelişen bir dizi olay sırasında, Gül yeterli oyu almayı başaramadı, Anayasa Mahkemesi seçimi hükümsüz kıldı, milyonlarca laik sokaklara döküldü, ordu bir darbe yapabileceğinin sinyallerini verdi ve Erdoğan erken seçim çağrısı yaptı.

Pek çok soru var: AKP mecliste çoğunluğu yeniden kazanabilir mi? Bunu başaramazsa, bir koalisyon kurabilir mi? Kendi üyelerinden birini cumhurbaşkanlığına getirmeyi başarabilecek mi? Daha önemlisi, AKP liderliğinin niyeti ne? Erbakan'ın kaderini görmüş bir parti olarak, AKP gizli bir İslami programa mı sahip ve İslami amaçlarını saklamayı öğrendi mi? Yoksa bu amaçlardan gerçekten vazgeçti ve laikliği kabullendi mi?Niyete dair bu sorular sadece spekülasyonla yanıtlanabilir. 2005 ortasında Türkiye'ye yaptığım bir ziyarette şu kanıya vardım: AKP'nin gizli bir programa sahip olup olmadığını değerlendirmek, iki tarafta da ikna edici kanıtların bulunduğu 'entelektüel bir yapboz'a benziyor. İki yıl sonraki ziyaretimde durumun hâlâ aynı olduğunu gördüm. Sadece incelenecek ve yorumlanacak daha fazla veri var.Her Türk gibi yabancı hükümetler de AKP'yi kendi kendine yargılamalı. Anketler Türk seçmenlerin hâlâ kararsız olduğunu gösterirken, yabancı liderler Erdoğan'ın lehine davrandı. Avrupa Konseyi ordu müdahalesini kınadı.

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, 'Türkiye'yi Avrupa'ya yaklaştırdığı' için AKP'yi överek daha da ileriye gitti ve partinin bireysel ve dini özgürlükler alanındaki Türk kanunlarını Avrapa'nınkilerle uyumlu hale getirme çabalarını özellikle destekledi.AB üyeliği şeriata giden yol olabilir!Fakat Rice'ın açıklaması, AKP'nin zinayı suç haline getirmeye ve alkol satılmayan bölgeler yaratmaya çalışarak İslami hukuku uygulama çabasını göz ardı ediyor; ki AKP, İslami mahkemeleri laik mahkemelere tercih ediyor, dini azınlıklara taraflı yaklaşıyor.

Dahası, AB üyeliği AKP'ye büyük bir 'yan çıkar' sağlıyor: Türkiye'nin katı laik ordusunun siyasi rolünü azaltarak, AB üyeliği paradoksal biçimde İslami hukukun uygulanmasının yolunun açılmasını kolaylaştırıyor. Son olarak, Rice ABD-Türkiye ilişkilerinde AKP kaynaklı yaşanan gerginlikleri göz ardı ediyor.Fakat Rice'ın yüzeysel analizinin tali bir yararı da var: Türkiye'deki mevcut Amerikan karşıtlığı göz önüne alındığında, ABD desteği AKP'ye oy kaybettirebilir. Şaka bir yana, Washington AKP'yi desteklemeyi bırakıp, geleneksel müttefikleri olan laiklerin tarafını tutmalı.

(Daniel Pipes, Ortadoğu Forumu'nun yöneticisi, 16 Mayıs 2007)

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx? ... egoryID=99


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Türkiye Üzerine Tezler / Daniel Pipes
MesajGönderilme zamanı: 09.03.10, 17:37 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 04.01.09, 01:40
Mesajlar: 24
'Stratejik derinlik' Batı'yı ikinci plana itiyor

Daniel Pipes

Radikal

29 Ekim 2009

Özgün metin çevirisi: Turkey: An Ally No More


Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad hakkında "Kuşkusuz ki o bizim dostumuzdur" diyor, hemen ardından da İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman'ı Gazze'de nükleer silah kullanma tehdidinde bulunmakla suçluyor. Bu aşırı değerlendirmeler, Türkiye hükümetinin yönelimindeki derin değişime işaret ediyor. Türkiye 60 yıldır Batı'nın en yakın Müslüman müttefikiydi, ta ki Erdoğan'ın AKP'si 2002'de iktidara gelene kadar.

Ekimde yaşanan üç olay, bu değişimin boyutunu açığa vuruyor. İlki, uzun yıllardır laikliğin kalesi ve İsrail'le işbirliğinin savunucusu olan Türk ordusunun 11 Ekim'de aniden, İsrail güçlerinin Anadolu Kartalı tatbikatına katılmamasını istemesiydi. Erdoğan 'diplomatik hassasiyetleri' gerekçe gösterdi; Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da 'Gazze, Doğu Kudüs ve El Aksa Camii'yle ilgili hassasiyetten' dem vurdu. Türkler, Gazze operasyonunda Hamas'a saldırmış olabilecek İsrail uçaklarını özellikle reddetti. Şam bu kararı alkışlarken, ABD ve İtalya güçlerini Anadolu Kartalı'ndan çekki; bunun üzerine uluslararası tatbikat iptal edildi.

İsrailliler içinse bu 'ani ve beklenmedik' değişim, Türkiye'yle 1996'dan beri sürdürülen askeri işbirliğini temelinden sarstı. Sözgelimi eski hava kuvvetleri komutanı Eitan Ben-Eliyahu iptali 'ciddi endişelere yol açan bir gelişme' diye niteledi. Kudüs buna derhal, İsrail'in Türkiye'ye ileri teknoloji ürünü silah tedarikini (sözgelimi Türk hava kuvvetlerine 140 milyon dolarlık savaş uçağı hedef sistemleri satışını öngören son anlaşma) gözden geçirme kararı alarak karşılık verdi. ABD Kongresi'ne sunulan Ermeni soykırımı tasarılarının alt edilmesi konusunda Türklere yardım etmekten vazgeçme fikri de gündeme geldi.

Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Türkiye ve Suriye güçlerinin geçenlerde 'Ankara yakınlarında tatbikat yaptığını' açıkladı. Muallim bunun önemli bir olduğunu söylüyordu, 'zira böylece Türkiye'deki askeri ve siyasi kurumların Suriye'yle stratejik ilişkiler konusunda anlaşmazlık yaşadığı iddiaları boşa çıkıyordu'. Tercümesi şu: Türkiye'nin silahlı kuvvetleri siyasetçilere yenildi.

Üçüncüsü de Davutoğlu liderliğindeki 10 Türk bakanın 13 Ekim'de Suriyeli muadilleriyle, yeni kurulan 'Türkiye-Suriye Üst Düzey Stratejik İşbirliği Konseyi'nin himayesindeki görüşmelere katılmasıydı. Bakanlar 10 gün içinde u