Sufiforum.com

2009'da başlayan SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. İçerik yenilemeleri tasavvuf.name sitesinden sürdürülmektedir. ALLAH YÂR OLSUN.

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Lemezât-ı Hulviyye
MesajGönderilme zamanı: 20.09.11, 10:05 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 20.05.09, 11:50
Mesajlar: 69
Lemezât-ı Hulviyye (ez Lemezat-ı Ulviyye)

Büyük velilerin tatlı halleri

Resim
Yazarı : MAHMUD CELALEDDİN EL-HULVİ
Sayfa Sayısı : 656

Şâir, edib, devlet adamı, hattâ hükümdarlar gibi pek muhtelif marifet ve meslek erbabını sinesinde toplayan, 40 küsur şubesi, binleri aşan halife, onbinleri bulan muakkib ve muhibleriyle geniş Osmanlı coğrafyasına yayılan, Tîcâniyye kolu ile Sudan, Hartum, Tunus, Cezayir ve Fas'a, Gülşeniyye, Rûşeniyye ve Demirtâşiyye kolları ile Mısır, Habeşistan ve Yemen'e, Rûşeniyye kolu ile Azerbaycan, İran, Türkistan, Afganistan ve Hindistan'a, diğer sayısız kol ve şubeleri ile bütün Anadolu ve Rumeli'ye yayılan Halvetîliğin meşhur şeyhlerinin menkıbelerini derleyip toplaması bakımından bu eser, gerçekten mühimdir ve temel eser itibârına layıktır. Hulvî Efendi, hâl tercümelerine dair 50'ye yakın muteber kitabı tarayarak, Lemezâtı vücuda getirdiğini zikr ile, faydalandığı eserlerin adlarına da işaret etmektedir.

***

Lemezât-ı Hulviyye

Lemazat’ın telifine 1018h. (1609) da başlanmış ve eser 1030h. (1621) de tamamlanmıştır.
Tertib bakımından da bir “Mukaddime”, 23 “Lemza” ve her lemza üçer “Zaika”ya ayrılmıştır. Bir de “hatime”den terekküb eden eserin “Mukaddimesi”sinde ilk dört halife ve dört mezheb imamları, oniki imam; lemzalarda ise, Halvetiliğin isnad halkasını teşkil eden büyük şeyhleri; zaikalarda ise bunların halifelerinin menkıbeleri, doğup vefat ettikleri yerler, yaşadıkları devrin hükümdarları ve bazı siyasi olaylar da kaydedilmiştir.

Mü’minlerin Emiri Hz. Ebu Bekri’s Sıddık (ra)’ı Beyan Eder.
Sultan-ı Resül “-Gayb aleminin askerleri bizimledir ve bizi gözlemektedirler” buyuruyor. Hz. Sıddik; “Ey Allah’ın Resulü ben de onları görebilseydim” diye niyazda bulunurlar. Hazret de; “- Onun görülmesi zikre devam ile olur” demesi üzerine “Ey Allah’ın Resulü, ben Allah zikrinden uzak değilim” der. Hazret “- Doğru söylüyorsun ya Ebu Bekir.... ama, bu ancak zikir telkini ile olur” diyerek “ahfa” (gizlilikle, gizlice) ile “hafi zikir”i kendisine verip öğretir ki bu tarz zikir, “Nakşibendiyye” azizlerinin ve “Hacegan” taifesi ve azizan taifesinin zikirleridir.
“- Ya Ebu Bekir, sizi, sık oruç ve namazınızla değilse, daimi zikrinizle diğerlerinden faziletli kılar ve o hal sende yerleşmiştir. “- Hazret-i Ebu Bekri’s-Sıddık’ın İslamla şereflenmesi de vahiy emrine benzer.
Diğer bir kerameti ise vefatında Hz. Ebu Bekir (RA) “- Benim tabutumu Resulullah’ın ravzasına arzeyleyin ve; - Ya Resulullah, Ebu Bekir huzuruna geldi, deyin. İzin verilirse, hücreye defin edin” dedi. Defin esnasında hücrenin kapısı açılıp, “- Dostu dost’a ulaştırın” diye bir nida geldi.
Ashabı toplayarak halkın ve Hakkın rızasını kazanmış birisini halife bırakayım deyince, ashab “ O zat kimdir?” diye sordular. O, “Ömeru’l- Hattab’dır” dedi. Abdurrahman İbn Avf: “- Güzel düşünmüşsün, ama Ömer asabi mizaçlı bir kişidir” diye cevap verince; Hz. Ebu Bekir “- Ömer benim yavaşlıkla işleri hallettiğimi gördükçe ızdırap çekerdi. Ama iş kendi başına gelince, o halinden vaz geçer”dedi.
Bazı güzel sözleri şöyledir:
“- Mülkün sahibine baş kaldırılmasın ve O kişi o yere hakim tayin edilmesin. İdareci, halkın makbülü olmazsa zayi olmuş eşyadan sayılır”
“- Sözünü yakıcı eyleme bağış ve ceza’da sana güveneni ümitsizliğe düşürme, senden o çekinsin fakat sen onu korkutma”

Mü’minlerin Emiri Hz. Ömer b. El Hattab (ra)’ı Beyan Eder.
Sahabenin süsü, hakkın ve hukukun koruyucusu, Resulullah (SAVS) Efendimizin can dostu olan Hz. Ömer’e Efendimiz “Kelime-i Tevhidi” cehrile (Açıkça, seslice) Hz. Ömer (ra) na ayakta iken telkin buyurdu. Hz. Ömer (ra) ayakta duramayıp düşerek oturdu. “Kübreviyye” azizleri otururlarken tevhid ve zikr ederler. Resulullah Efendimiz “- Şeytan, senin gölgenden kaçtı ya Ömer”dedi. Onun devrinde Medine-i münevvere’de, deprem meydana gelir hak korkuya düşer. Onları teskin için Hz. Ömer (ra) hemen o anda hilafet asasını eline alarak arza bir kere vurup; “Ey! arz! hareket etme” der ve deprem o anda durur.
Naklolunur ki; vefat ettiği gün, hava aniden karardı, güneş görünmez oldu. Hak kıyamet kopacağını sandı.
“Kendinden küçüklerden çekinen, büyüklerden bağış görür”

Mü’minlerin Emiri Hazret-i Osman b. Affan (ra)’ı Beyan Eder.
Resulullah’ın dostu ve ashab’ın ulusudur. “el-Haya ü Minel-İman vel-Osman mine’l- haya” (Haya imandandır ve haya Osman’dandır) diye kendisini Efendimiz (sav) hazretleri överlerdi.
Efendimiz “Batının tahliyesi” emr olunarak karşılıklı olarak yüz yüze sessizce oturup, harfsiz ve sözsüz, kalbi bir ifade ‘tarzı ile “Kelime-i Tevhid”i Hz. Osman’a talim ettirdiler. “Nurbahşiyye” tarikatı bu yolu izler.
Şehit edilince “fesilefikunum” ayet-i kerimesi üzerine mübarek kanı aktı.
Bazı güzel sözleri şöyledir:
“- İbadetin halavetinin vecdine dört şey sebep olur; 1) Farzların edası 2) Haramlardan kaçınma,3) Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehyi ani’l-münker (Allah’ın emrini yerine getirip, yasaklarından kaçınma) 4) Sevabları Hakka ulaştırıcı ve Hakk’ın gazabından korkmaktır”
“- İman ve yakinin işareti beş şeydir; 1) Dinde, ihlas sahibi olmak, 2) Galip olmak 3) Lisanını kötülüklerden korumak 4) Dünyayla ilgili bir murad nail olsa, o şeyi vebal görüp olmasa nimet bilmek, 5) Karnını helal lokma ile dahi doyurmamak, içine haram karışmış olacağından kuşku duymak ve halkı dahi doyurmamak, içine haram karışmış olacağından kuşku duymak ve halkı kurtuluşta, kendini helakta görmektir” .

Mü’minlerin Emiri Ali b. Ebi Talib Kerremallahu Vechehu Hazretlerini Beyan Eder.
O safa esrarının ve Mustafa’nın varisi, bağış ehlinin yücesi fena ikliminin seçkini, “Allah’ın galip arslanı” (Esedullahü’l-galip) Ali b. Ebi Talib “Kerremallahü l-veche” diye bilinir. Zikir’de “Cehri” yolunun kurucusu, batın şeyhlerinin nur ışığıdır. Hiç putlara tapmadığı için kendisine “Kerremallahu veche” denirdi.
Hz. İmam Ali Efendimiz, çocukluğundan erginliğe kadar Hz. Resul (sav) un yanında ve sohbetlerinde bulundu. Onun terbiyesinde yetişti.
Nakledilir ki, manevi hilafet ihsanına sebep bu gaza’nın fethidir.(Hendek gazası)
Kerametlerinden biri şöyle naklolunur: “- Birgün Hz. Resul ü Ekrem (sav) Hz. Ali (ra) ın evinde otururken, Hz. İmam’ın dizleri üzerinde yatıp uyudu. İkindi namazı vakti geçip akşam namazı vakit geldi. Hazret uyanınca: “- Ya Ali, ikindi namazı geçti mi?” diye sorunca, Hz. Ali (ra)” Evet, ey Allah’ın Resulü, ama ben ima ile namazı eda ettim” dedi. O zaman Hz. Resülü Ekrem (sav); “- Ya Ali sen dua et ben amin diyeyim. Allah Teala güneşi geri döndürsün ki, ikindi namazı eda edebilelim diye buyurdu.
“- Akıl sahiblerine bir günah bin ibadetten çoktur. Zira günah ihmalle büyür taat ise gururla heba olur.”
“- Kişinin lisanı kalbindeki kavl ve fiilindekilerin aynasıdır. Ve onun niyetine delil olur.”

İmam-ı Azam Ebu Hanife (ra)’yi Beyan Eder.
İnsanların faziletlisi, keremli sıfatlarla mevsuf, abid ve asrının seçkini sır ehlinden bir kişidir.
Münşi ve yüksek seviyede bir alimdir.
İmam-ı Azam “Benim ilmimin yükselmesine sebep, İmam-ı Ali (ra) hazretlerinin hayır duasıdır”dedi. On yaşlarında iken babasıyla birlikte Hacc’a gitti. Geri kalan zamanında ise geceleri bin rek’at namaz kılarak ihya ederdi. Yeni bir elbise giyse ona eşdeğerde birini mutlaka alimlerden fakih birisine verirdi.

Hz. İmam Şafi’i (ra) Hazretlerini Beyan Eder.
O ulemanın seçkini hadisçilerin müceddidi Şafi mezhebinin kurucusudur. İsmi “İmam Muhammed b. İdrisü’ş- Şafi’i dir.
İmam Şafi’i’nin geceyi üç kısma ayırdığı nakledilir. Bir kısmını ilme, diğeri ibadete öbürünü uyku ve istirahate ayrılırdı. Her gün Kur’anı hatm ederek okurlardı. 16 yaşından sonra karnı doyuncaya kadar yemek yemedi ve nefsinin arzularına uymadı. Bütün ömrü boyunca gerçek için dahi yemin etmedi. Her hangi bir şeyi elde etmediği için üzülmez ve bunun için konuşmazdı.
Bir keresinde İmam hayattayken onu sınamak için bir zat kasden biri zayıf biri kuvvetli iki ferace dikmiş, götürüp İmam Şafi’ye giydirmişdi. Buna karşılık imam ne kadar iyi bir terziymişsin ki birini kitap okurken, diğerini de kitaplarımı yerine yerleştirirken giyerim” dedi. O sırada halifeden gelen on bin akçeyi de bu zata hediye edince terzi İmam Şafi’ye intisab etti .
“Oğul adaba riayet eyle ki, seri’at sahibi seni korusun”
Yine “Riya” hakkında soranlara; “- Nefsin neyi isterse ondan kaç senden kaçan şeyin peşinden git. Zira nefsine muhalif olduğun her an riyadan uzaksın demektir.” diye buyurdu.

Hz. İmam Malik (ra) Hazretlerini Beyan Eder.
O hak yoluna bağlıların seçkinlerinden dinin sünnetinin koruyucularındandır.
Zamanın en yüksek alimi, fakihi, akli, ve nakli ilimlerin üstadı, hadis ilimlerinde devrinin en seçkini idi. “Muvatta” adlı bir hadis kitabı te’lif etmişti. Bu kitab, mücahid ve müctehidlerin yegane sığınağıdır.

Hz. İmam-ı Ahmed Hanbel (ra)’ ı Beyan Eder.
“- İmam Ahmed’in meclisi, ahiret meclisi idi. Dünyaya dair kelimeler olmazdı. Ticaret ehli ve nakliyatçılarla sohbet etmezdi. Zühdü ve takvası o derece ileri idi ki, kendi oğlu “Salih,” Isfahan velayetine kadı olduğundan pişirdiği ekmeği yemezdi.
Nakledilir ki: Hiç bir zaman Bağdad havalisinde ekilip biçilen buğdaydan yapılan ekmekten yemezlerdi. Bu şehirde küfür ve haram çoktur, ihtimal ki birbirine karışmıştır” dedi.
“- İhlas odur ki yaptığın hayırlı işden bir karşılık beklemeyesin ; Rıza odur ki, kendi karını, Allah’a adayasın ve Zühd odur ki, seni Allah’tan uzaklaştıran her şeyden uzaklaşasın.”

Hz. İmam Ali’nin İkinci Halifesi Olan Kümeyl b. Ziyad (ra) Hazretlerini Beyan Eder.
Hz. İmam’ın ikinci halifeleri, Hz. Ali’den tarikatlara intikal eden batın sırlarının ve velayet ışığının kaynağıdır.

Hz. İmam Ali’nin Üçüncü Halifesi Cabir-i Ensari (ra) Hazretlerini Beyan Eder.
O, fakir haline sabırlı, Hakk’a şükürde seçkinlerden bir kişiydi. Kendisi “Ensar” dandır. Hz. Resulü Ekrem (sav) ile yakın sohbetleri vardı.

İkinci İmam Hz. İmam Hasan (ra)’ı Beyan Eder.
Nur çeşmesinin sakisi Peygamber (sav) in sevgilisi, cennet ehlinin seçkini, beşer neslinin en hayırlısının torunudur.
Nakledildiğine göre; İmam-ı Hasan Hazretlerinin bedenlerinin yukarısı Hz. Resul ü Ekrem (sav)’e bilhassa yüzü ona çok benzerdi. Hz. İmam Ali (kv)’nin vefatından sonra İmam Hasan’a biat edilmiş ve kendileri 6 ay halifelik yapmışlardır. Vefatında 46 yaşında idi. Cesedi yeşil renkteydi.

Üçüncü İmam Hz. Hüseyin (ra)’ı Beyan Eder.
O Allah’ın tebcil ettiği Resulünün canından çok sevdiği torunu ve yolunun rehberidir. Akıl sahibi, reşid vefa ehlinin İmamıdır. “- Cibril-i Emin gelerek bunun da ikinci oğul gibi Musa’ya Harun ne ise İmama ve Resule bu çocuğun da o olduğunu müjdelemiş ve yücelikler Sultanının selamını iletmiş lisanında “Hüseyin’in (Hüseyn) manasının bu olduğunu”bildirmişti.

Dördüncü İmam Zeynelabidin (ra) Hazretlerini Beyan Eder.
O, imamların seçkini Murtaza’nın gözünün ışığı, Mustafa (sav)’nın torunu, imamların dördüncüsü, cihad hazinesinin gerçek eridir. Abdest almaya kalksa çehrelerinin rengi hemen değişir, va’z etmeye kalksa vücuduna huşudan doğan bir titreme gelirdi.
“- Nasıl korkmayayım salat (namaz) mü’minin mi’racıdır. Kimin huzuruna çıktığınızı biliyor musunuz? Herkesin korkusu ve saygısı Hakkı bildiği ve anladığı ölçüdedir” derdi .
Nakledilir ki vefat ettiği gece Ehl-i Beyt’den yüz kişi daha vefat ettiler.

İmam Muhammed Bakır Hazretlerini Beyan Eder.
O, temiz kişilerin kutbiyyetinin delili, temiz soyu herkesçe bilinen, Murtaza’nın vasiyetini yerine getirmeye muktedir, bütün ilimlerde kudret sahibi olan beşinci imam Muhammed Bakır adıyla tanınan kişidir. İlk ve sonraki ilimlerin tek temsilcisi olduğundan, kendisine “Bakır” ismi verildi.
İmam; “- Allah’a hamd olsun bana öyle bir ilim verildi ki, bir derya kenarına varsam deryanın içindekileri isimleri ve şekilleriyle soy ve soplarını bilip söyleyebilirim” derdi.

Altıncı İmam Ca’fer Sadık (ra) Hazretlerini Beyan Eder.
O şeriate ve tarikata sözüyle ve yaşayışıyla tam manasıyla uyan imamların seçkini, velayet bağının çiçeği cefr ve hakikat ilminin imamı, gizli gerçeklerin ulaştırıcısıdır. Nakledilir ki, tarikatlerin ekseriyeti bu zata muntehi olur.
Yedinci İmam-ı Musa Kazım (ra) Hazretlerini Beyan Eder.
O, cezbedici imamların seçkini Hak yoluna yönelenlerin rehberi Hakk’a tapanların faziletlisi, Mustafa (sav)’nın esrarının varisi, Murtaza’nın velayetinin eli, ilim ve hikmet sahibi imamların yücesidir. “Hacı Bektaş Veli’nin kurduğu “Bektaşi Tarikatı” bu İmam’da müntehi olur. Keza soyu da “İbrahim Mücab”dan buna ulaşır.

Sekizinci İmam Ali Musa Er-Rıza (ra) Hazretlerin Beyan Eder.
O, doğru imamların seçkini vefa ehlinin önderi gönüllerin sevinci, yücelik ikliminin habercisi, seyyidlerin ve gariplerin bayraktarı idi.
“Cehri silsile”nin serçeşmesi olan Ma’rüf Kerhi, İman’ın kemer bestesi (kemer kuşanmış) dir. Nice yıllar, İmam’ın mutfak hizmetini yapmıştır. Biatı da İmam’dan olmuştur.

Dokuzuncu İmam Muhammed Cevad (ra) Hazretlerini Beyan Eder.
O, ilm-i Ahmedi’nin varisi, Muhammedi soyunun seçkini, Ahmed’in gözünün nuru, aba ve ecdadının esrarının kaşifi ve aşıkların şifa dağıtıcısıdır. Kendisine “Reyhane” de denirdi.
Hazret-i İmam Muhammed Cevad, küçük yaşta iken zahir ve batın ilimlerde seçkin bir yere sahipti. “Cemaleddin Mücerred-i Kalenderi tarikatı” imam Muhammed Cevad’a bağlanır.

Onuncu İmam Aliyyü’l- Hadi (ra) Hazretlerine Beyan Eder.
O, seçkin soyun evladı, şeri’atın koruyucusu tarikat ehlinin yol göstericisi, Hakk dostlarının şefaatçısı idi.

Onbirinci İmam Hasan Askeri (ra) Hazretlerini Beyan Eder.
O, biat ehlinin rehberi aşk erbabının serdefteri, Peygamber ilimlerinin varisi, Hazret-i Haydar’ı soyunun seçkini, cefr (cifir) ilminin senedi, Ca’feri soyunun sonuncusudur.

Onikinci İmam Muhammed Mehdi (ra) Hazretlerini Beyan Eder.
O, nurun tecellisi hayrın zuhuru, İmam’ların seçkini, halkın hidayet rehberi ve hidayet sanatının Mehdi’sidir.

Tabi’nin Seçkini Şeyhü’ş-Şüyuh Hasan Basri (ra) Hazretlerini Beyan Eder.
O, nübüvvet makamının hizmetkarı fütuvvet ehlinin yakını, şeriatin efendisi ve tarikatın rehberidir. “Şeyh Hasan Basri” hazretleri, “Basra” şehrinde, Hz. Ömer (ra) nın halifeliği zamanında Ümmü seleme (rah.) hazretleri onu kendi oğulları gibi bakıp gözetmişlerdi. Hatta bir gün annesi ortalıkta yokken Hasan ağlayıp feryad edince; Hz. Ümmü seleme buna dayanamayarak, bebeği bağırlarına basarak, susması için memesini ağzına vermesi üzerine kurmuş memeden bir iki damla süt gelerek, Hasan’ın ağzına akmıştı. Bu sebeple Hasan Basri Hazretleri, gizli ve güç ilimlerle, şeri’at ve tarikatte yed-i tula sahibi olmuştur.
Hasan Basri Hazretleri inabe etmezden önce ticaretle uğraşıyordu ve ticaretin zevkine kapılmıştı. Kendisine “Hasan Lu’lu” veya “Süslü, şatafatlı Hasan” denilmekteydi. Rivayet edilir ki, bu hikaye Şeyh Hasan Basri’ye çok tesir edip, onun tevbe ve hidayetine sebeb oldu. Dönüşünde şehre girer girmez, biat ehlinden olup, bundan böyle mal karı yerine ahiret karı için ibadetle uğraşmaya kara verdi. Basra hakimi olan Muhsin Ali’den el alarak, tarikat ve tasavvuf vadisine yöneldi. Tarikatı tamamlayıp esmanın esrarına yol bulunca, mücahede ile o derece çalışıp seçkin hale geldi ki, zamanında onun mertebesine ulaşabilen bir başka kişi görülmedi. Öyle ki yetmiş yıl abdestsiz yere basmadı. Hiç bir zaman halkdan bir şey kabul etmedi.
Kendisi dervişliği irşad’ı ve kendinden geçişi beş kişiden aldım der. Biri bir oğlancık, biri bir kadın, biri hennes, biri sarhoş, biride bir zenci araptır. Bunlar dervişliği almama ve öğrenmeme sebeb ve vesile oldular.
Dört halifesi vardır: Bunlar sırasıyla: “Malik b. Dinar, Utbe-i Gulam, Ebu Haşim Mekki ve postnişini olan Habib Acemi’dir.

Malik b. Dinar (ra) Hazretlerini Beyan Eder.
O, itikat sahibi şeyhlerin ve doğruluk ehli mürşidlerin seçkini, Hakkın dostu, gayrinin düşmanıdır.
Rivayete göre, gençliğinde mal mülk sahibi, zengin ve yiğit bir kişiydi. Şeyh Hasan Basri’ye intisabdan sonra, bütün mallarını ve parasını vecde gelerek, şeyhine ve dervişlere harcamış, gönlünde Allah aşkından gayri bir şey bırakmamıştı. Bu zühd, ibadet ve niyaz hali tam bir yıl aralıksız sürdü. Bu olay ona Malik-i Dinar denilmesine sebeb oldu .
Halil Kürdi, Abdullah Kudsi, Habib Rai ve postnişin’i ve kaim-i makamı Davud Tai’dir.

Şeyh Halil Kürdi Hazretlerini Beyan Eder.
O tevhid bağının virdi ve derd ehlinin bülbülü idi. Halil Kürdi hazretleri asrının arifi, kürt taifesinin Hüseyni (seyyid) lerindendir.
Şeyh Halil Kürdi’ye Alevi olduğu için düşmanlık göstermeye başladılar. Üstündeki tek elbisesi arslan postlarındandı. Kabrini halen arslanlar bekler.

Şeyh Abdullah Kudsi Hazretlerini Beyan Eder.
O, Hakk ile ünsiyet eden, ehl-i hakkın seçkini zamanın kutbu ve halkın hadi’sidir.
“Allah Teala hazretlerinin lütfü şu kimselere müyesser ve deruni sıfatlarına uygun olur ki, o kişinin fena-yi vücudla gerçek mevcudu anlayıp, gayretullahi afak ve enfüsde ma’düm ve mevküd bilmesi gerekir. Zira bir saat fikr, zikr erbabı yanında daha hayırlıdır. Dünya ve mafihada, çalışma ve çabalaması ukbaya dönük olmalıdır. Zira sülukün önü zikr ve şükr sonu tahayyur ve tefekkürdür. Açlık ve tecerrütle fazla meşgul olan zikr ve şükür de tereddüt etmez. Şükür zikri olduğu gibi tahayyürde mevcuttur.”

Şeyh Davud Tai Hazretlerini Beyan Eder.
O, ilim erbabının danişmend