Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Ak Şemseddin Şiirleri
MesajGönderilme zamanı: 06.05.13, 15:15 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
AKŞEMSEDDİN'İN DİNÎ - TASAVVUFÎ ŞİİRLERİ

PROF. DR. KEMAL ERASLAN

XV. yüzyılın önde gelen ilim ve irfan sahibi ulemasından, mutasavvıf ve evliyaullahtan Akşemseddin, kaynaklara göre Hicrî 792-Milâdî 1390 yılında Şam'da dünyaya gelmiştir. Babası Hz. Ebubekir soyundan, Abbasîler devrinde yaşamış olan ünlü sûfî Şihabeddin-i Suhreverdî'nin ahfadından Şerefüddin Hamza'dır. Babası ile Anadolu'ya göç edip Amasya'da yerleşen Akşemseddin'in annesinin bazı kaynaklarda Osmancık'lı gösterilmesinde her halde bir yanlışlık bulunmaktadır. Akşemseddin'in Arap diyarında Şemseddin veya Mehmed Şemseddin olarak anıldığı da bazı kaynaklarda kaydedilmiştir.
Akşemseddin klâsik öğrenimini Amasya'da tamamladıktan sonra bir süre Osmancık medresesine müderris olmuştur. Daha sonra tasav¬vuf akidesini benimseyerek kâmil bir mürşit aramış, o sıra Haleb'de büyük bir şöhreti olan Zeynüddin-i Hâfi'ye intisap etmek üzere Haleb'e gitmiştir. Ancak orada gördüğü bir rüya üzerine geri dönmüş ve Ankara'ya gelerek zamanın büyük sûfîsi ve mürşidi Hacı Bayram-ı Velî'ye intisap etmiştir. Hacı Bayram dergâhında sülük erkânını tamamlayan Akşemseddin, şeyhin halifesi mertebesine yükselmiştir. Bir süre Beypazarı ve İskilip' te bulunan Akşemseddin, daha sonra Göynük kasabasına yerleşerek irşat ve tedrise burada devam etmiştir. Milâdî 1429 yılında şeyhi ve pîri Hacı Bayram'ın vefatından sonra halife olarak irşat postuna oturmuş ve tarikatin Bayramiye kolunu devam ettirmiştir.
Fâtih Sultan Mehmed'in dileği ile İstanbul kuşatmasına katılan Ak-şemseddin, fethi gerçekleştiren askerin manevî terbiyesi ve moral gücünün yükseltilmesiyle meşgul olmuştur. Daha önce İstanbul'u kuşatan Emevî ordusuyla birlikte kuşatmaya katılan ve şehit düşen Ebâ Eyyub-i Ensarî'nin bilinmeyen kabrini keşfiyle de manevî mertebesinin yüceliğini ortaya koy¬muştur.
Fetihten sonra Göynük'e dönen Akşemseddin, burada Hicrî 863-Milâdî 1459 yılında Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Kabri Göynük'tedir.
Vefatından sonra Bayramiye kolunu Göynük'te dört oğlundan biri olan Fazlullah, Anadolu'nun diğer şehirlerinde ise halifeleri devam ettirmişlerdir.

412 Akşemseddin'in Dinî-Tasavvufî Şiirleri
Hakkında biri Emir Hüseyn-i Enisî'nin, diğeri de Eyüp'lü Müezzinzade Abdurrezzak'ın olmak üzere iki menakıb-nâme yazılmıştır. Gerek menakıb-nâmelerde gerek çeşitli kaynaklarda Arapça ve Türkçe pek çok eseri zikredilmiştir. Bir kısmı henüz ele geçmeyen bu eserlerin adları şöyledir :
1. Maddetü’l- hayat;
2. Hall-i müşkilât;
3. Risâletü'n - nûriyye;
4. Def-i mata'in;
5. Telhis-i Def-i matâ'in;
6. Risâle-i Zikrullah;
7. Risâle-i. şerh-i ahvâl-i Hacı Bayram-ı Velî;
8. Makamât-ı evliya;
9. Nasihat-nâme-i Akşemseddin.

Bu eserlerin bir kısmı tasavvufa, bir kısmı tıbba, diğerleri ise çeşitli din ilimlerine aittir.
Akşemseddin'in yukarıda belirtilen- eserlerinden başka dinî - tasav¬vuf î şiirlerinin bulunduğu kaynaklarda zikredilmiş, Osmanlı Müellifleri, Türk Şairleri gibi eserlerde bazı beyitleri verilmiş ise de, şimdiye kadar bu hususta yeterli bilgi edinilememişti. Oysa Türkistan'da Ahmed-i Yesevî ile başlayan, Anadolu'da Yunus Emre ile en mükemmel örneklerini veren dinî - tasavvufî şiir geleneğini Hacı Bayram-ı Velî gibi halifesi olan Akşemseddin'in de devam ettirmesi gayet tabiî idi.
Nihayet Millî Kütüphane müdiresi sayın Dr. Müjgân Cunbur'un lütfederek varlığından bize haber verdiği merhum Fahri Bilge'nin kitapları arasında bulunan bir mecmuada Akşemseddin'in bu türdeki 45 kadar şiirini tespit edebildik. Genellikle aruz vezniyle yazılmış olan şiirler, gerek muhteva gerek ifade yönünden oldukça başarılı ve güzel eserlerdir. İlmî yayıma hazırlamakta olduğumuz bu değerli şiirleri ve Akşemseddin'in bilinmeyen bu yönünü tanıtmak maksadıyla bu yazımızda altı tanesini edebiyat araştırıcılarına sunmayı yerinde bulduk. Şiirlerin yer aldığı yazmayı geniş şekilde tanıtmayı da hazırlamakta olduğumuz yazıya bıraktık.

***
I
1 Ölümdür yârdan ayru zindegânî Belâdur ansuz olan şâdumânî
2 Belâsı âşıkun ayruksı olur
Ne bilsün ışkı yok kimseler anı
3 Belâlar âşıka cân râhatıdur Belâlu kişilerdür kâmurânî
4 Güzin itdüm belâsın başum açdum Habîbün yolına kurbânı canı

Kemal Eraslan- 413
5 Nedür cân kim yolında minnet idem Vücûdum terk idem hem dii cihanı
6 Yolında sâdıkısan Şemsiyâ ger Bulınur da'vîsine ma'nî kânı
7 İlâhî lûtfınun pâyânı yokdur Seni Kıl munisim dâyim nihânî
1 Sevgiliden (Hak'tan) ayrı olan dirilik ölümdür; onsuz olan mutluluk
ise belâdır.
2. (Hak) âşıkının belâsı başka türlü olur; aşkı olmayan kimseler bunu ne bilsin?
3 (Hak) âşıkına belâlar can rahatlığıdır; gerçek mutluluğa erenler belâya uğramış kişilerdir.
4 Belâsını üstün tuttum, başımı açtım; sevgilisinin yoluna kurban olarak canımı sundum.
5 Can nedir ki (Hakk'ın) yolunda esirgeyeyim; vücudumu, hatta iki cihanı (uğrunda) terk edeyim.
6 Ey Şemsî, eğer (Hak) yolunda sadık isen, onun meselesine mâna kaynağı bulunur.
7 İlâhi, senin lûtfunun sonu yoktur; kendini bana daimî olarak gizlice dost kıl.

II
1 Sâkiyâ gel bizi hayran eylegil
Ben garibi ışka mihmân eylegil
2 Derd-i yârı cân içinde saklaram
Ol kadar kim derde derman eylegil
3 Işk-ı ma'şûk gönlümi yağmaladı
Gel benüm karşuma ceylân eylegil
4 Bilmezem ma'şûk ben mi yoksa sen
Gel benüm müşkilüm âsân eylegil
5 Âşıkısan ma'şûka ey Şems eğer Ma'şûkun sırrını penhân eylegil
1 Ey saki, gel, bizi hayran eyle; ben garibi aşka misafir eyle.
2 Sevgilinin derdini can içinde saklarım; o şekilde ki onu derdime derman eyle.
3 Sevgilinin aşkı gönlümü yağmaladı; karşıma gelip dolaş.
4 Bilmem ki sevilen ben miyim, yoksa sen misin; gel, benim bu müşkülümü kolaylaştır.
5 Ey Şems, eğer sevgiliye âşık isen, bu sırrı gönlünde sakla!

***
III
1 Düşelden ten kuyusına gözüm Yûsuflayın ağlar
Kalup kurbet diyarında gözüm Ya'kûb'layın ağlar
2 Bana dostum belâ saldı meğer inildimi sevdi
Direm "Messeniye'z-zurru" gözüm Eyyûb'layın ağlar
3 Bu cân kuşı kafes tende diler uça gide anda Sanasın batn-ı balıkda gözüm Yûnus'layın ağlar
4 Ezel görüp biz işidüp "Terânî" va'desin dostun
Yine görem diyü dün gün gözüm Mûsâ'layın ağlar
5 Bu Şemse'd-dîn diler canı içe ol âb-ı hayvanı Temâşâ eyleye anı gözüm ırmaklayın ağlar

1 Ten kuyusuna düşeli beri gözüm Hz. Yûsuf gibi ağlar; kurbet diyarında kalıp gözüm Hz. Yakup gibi ağlar.
2 Dostum beni belâya saldı, meğer iniltimi sevdi; "Bana zarar (has-talık) dokundu" (bk. Kur'ân-ı Kerîm, El-Enbiyâ sûresi, 83. âyet) gözüm Hz. Eyyûb gibi ağlar.
3 Ten kafesinde olan bu can kuşu uçup gitmeği diler; sanasın gözüm balığın karnındaki Hz. Yûnus gibi ağlar.
4 Ezelde görüp, dostun (Hz. Allah'ın) "Göremezsin" (bk. Kur'ân-ı Kerîm, El-A'raf sûresi, 143. âyet) vadesini işitip, tekrar göreyim diye gözüm gece gündüz Hz. Mûsâ gibi ağlar.
5 Bu Şemseddin'in canı ebedî hayat suyunu içmeği diler; onu (Hakk'ı) seyr eyleye, gözüm ırmak gibi ağlar.

IV
1 Bu ışkı ben bilmezidüm bu bir aceb sevdâyımış
Bir zerresi ay u güneş bir katresi deryâyımış
2 Bahşişde kemter bahşişi bu akl u fehm ü cân u ten
Himmetde ednâ menzili ol çerh-i heftüm tâyımış
3 Bu ışkımış varlık kamu eyü yavuz uçmak tamu
Girü kalanı ey amû dek bir kuru gavgâyımış
4 Geh yil gibi dönerimiş gâh od olup yanarımış
Gâh toz olup tozanmış gâhî yağmur gâh kayımış
5 Tan mı eğer Belkîs'e taht ile Süleyman gönlini
Kem nökeri İskender ü kemter kulı Dârâ'yımış
6 Bu ışka ders idememiş Ebû Hanîfe, Şâfi'î
Hikmetleri şâgirdi hem ol Bû Alî Sînâ'yımış
7 Ey Şemse'd-dîn gel Hüdhüd'e uy kim bulasın ışkı sen
Kim lâ-mekân Kaf'ında ol bir bî-nişân Ankâ'yımış

***

1 Ben bu aşkı bilmez idim, acep bir sevda imiş; bir zerresi ay ve güneş, bir katresi derya imiş.
2 İhsanda en az bağışı bu akıl, anlayış, can ve tendir; himmette en aşağı menzili o yedi tabaka (kat) gök imiş.
3 Bütün varlık, iyi, kötü, cennet ve cehennem hep bu aşk imiş; ey amca, geri kalanı sadece boş bir kavga imiş.
4 Bazen yel gibi döner imiş, bazen ateş olup yanar imiş, bazen toz olup savrulur imiş, bazen yağmur, bazen de bora imiş.
5 Eğer Belkis'e taht ile Hz. Süleyman'ın gönlü verildiyse, şaşılacak şey mi? Onun en değersiz hizmetçisi İskender, en âdi kulu Dârâ imiş.
6 Ebû Hanîfe ve Şâfi'î bu aşka ders edememiş; hikmetlerinin çırağı o Ebû Alî Sînâ imiş.
7 Ey Şemseddin, Hüdhüd'e gel ki aşkı bulasın; çünkü Lâ-mekân (mekânsızlık) Kaf'ında o nişansız bir Anka imiş.

***
V
1 Canı terk itmek gerek bu evde cânân isteyen
Kahrı nûş itmek gerek derdine derman isteyen
2 Ma'şûkun yolında âşık nâ-murâd olmak gerek Ma'şûka vasi olmaya hicrinde pâyân isteyen
3 Ben ki ma'şûkun rızâsın (isteben) buldum bugün Sâdıku'l-kavl olmaya küfrine îmân isteyen
4 Ben bu suret milkini kıldım harâb anuniçün Genci buldısa aceb olmaya vîrân isteyen
5 Şems firakı ağusın nûş eyle vasl-ı yâr içtin
Hâr cevrini çeker şol gül-i handan isteyen

1 Bu evde (bedende) sevgiliyi isteyenin canını terk etmesi gerek; der-dine derman isteyenin de kahrı içmesi gerek.
2 Âşıkın sevgilisinin yolunda muradına ermemiş olması gerek; ayrılığının sona ermesini isteyen için sevgiliye (Hakk'a) kavuşmak mümkün olmaya.
3 Ben ki sevgilinin (Hakk'ın) rızasını isteyerek bu gün buldum; küfrüne iman isteyen sözüne sadık olmaya.
4 Ben bu suret milkini (maddî varlık) onun için harap kıldım; viraneyi isteyenin hazineyi bulmasında şaşılacak bir şey yoktur.
5 Ey Şems, sevgiliye kavuşmak için ayrılık zehrini iç; çünkü açılmış gül isteyen diken eziyetine katlanır.

***

VI
1 Sinelerin ışk elinden itdi biryân sûfîler
Dîdelerin hicr elinden kıldı giryân sûfîler
2 Perde-i nefsi geçüben Ka'be-i kalbe irüp
Ol haremde nefslerini itdi kurbân sûfîler
3 Baş u canlar terk idüben dostlarını gördiler
Şol cemâl-ı lâ-yezâlî cân u cânân sûfîler
4 Kendülerden kendülere seyr ü seyrân itdiler Kendülerde gördiler hem nûr-ı Yezdan sûfîler
5 Hem cihanı gördiler kim cümle esma zıllıdur
Zilli koyup buldılar hoş dâr-ı Sübhân sûfîler
6 Ayn-ı tevhîd açıluban gördiler kim kâinat Cümle esma vü mezâhir zât-ı Sübhân sûfîler
7 Mâ-sivâyı terk idüben buldılar ma'şûkların
Pes anunla bakî kalup itdi cevlân sûfîler
8 Her neye kim bakdılarsa gördiler şenlerini Enfüsî âfâk içre mest ü hayran sûfîler
9 Kendülere âşık oldı fi'l-hakîka kendüler Pes anunçün kendülere itdi seyrân sûfîler
10 Cân u cismi çün münevver itdiler envârıla
Dü cihanda oldılar hoş şems-i tâbân sûfîler
11 Çünki mir'ât oldılar esma vü zâta aşikâr
Oldılar pes dü cihanda Hakk'a bürhân sûfîler

1 Sûfîler, aşk elinden göğüslerini kebap ettiler; ayrılık elinden de gözlerini ağlayıcı kıldılar. .
2 Sûfîler, nefis perdesinden geçerek kalp Kabe'sine varıp, o haremde (kutsal yerde) nefslerini (Hak yolunda) kurban ettiler.
3 Sûfîler, baş ve canlar terk ederek zevalsiz (sonu olmayan) güzelliğe sahip can ve canan (sevgili) olan dostlarını (Hakk'ı) gördüler.
4 Sûfîler, kendilerinden kendilerine dolaşıp (varıp) Hakk'ın nurunu (ilâhî nuru) kendilerinde gördüler.
5 Sûfîler, cihanın Hakk'ın isimlerinin gölgesi olduğunu gördüler; gölgeyi terk edip hoş (bir yer olan) Hakk'ın huzuruna vardılar.
6 Sûfîler, Tevhid (Hakk’ın birliği) gözü açılınca kâinatın tama¬men Hakk'ın zâtının isim ve tecellisinden ibaret olduğunu gördüler.

7 Sûfîler, Hak'tan gayrı olan her şeyi (dünya ile ilgili şeyleri) terk ederek sevgililerini (Hallac'ı) buldular; onunla ebedî hayata erip cevlan kıldılar (dolaştılar).
8 Nefis ufuklarında mest ve hayran olan sûfîler, her neye baktılarsa, padişahlarını (Hallac'ı) gördüler,
9 Hakikatte kendilerine yine kendileri âşık oldular, onun için sûfîler yine kendilerine döndüler.
10 Sûfîler, can ve cisimlerini ilâhî nurla aydınlattılar, iki cihanda parlak bir güneş haline geldiler.
11 Sûfîler, açık bir şekilde Hakk'ın zâtına.ve isimlerine bir ayna ol-dukları için cihanda Hakk'ın varlığına delil oldular.


Aktaran: Prof. Dr. Kemal Eraslan

http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK% ... iirler.pdf


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye