Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Arslan Baba ve Baba Mansur
MesajGönderilme zamanı: 02.06.11, 09:03 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 21.12.08, 12:25
Mesajlar: 641
ARSLAN BABA:

Arslan baba Kazakistan ve Türkistan dolaylarında uzunca bir ömür yaşamış evliyalardandır. Arslan baba Hace Ahmet Yesevi'nin ilk hocasıdır.Doğumu ve ölümüyle ilgili kesin bir bilgi mevcut değildir.Aslen Türkmen olup Taşkentli olduğu öne sürülmektedir.

Yesi Şehrinde anlatılan menkıbelere göre Ashabı kiramın büyüklerinden olduğu söylenmektedir.Yine yesi menkıbelerinde anlatılanlara göre 400 yıl gibi uzun bir ömür yaşadığı söylenmektedir.Kimi kaynaklara göre 700 yıl kimine göre ise 850 yıl gibi çok uzun bir ömür yaşadığı rivayet edilmektedir.Arslan baba'nın ömrüyle ilgili rakkamların abartıldığını söyleyebiliriz ancak normal bir insanın yaşamımdan çok daha uzun bir ömür yaşadığı anlaşılmaktadır.Aslan Babanın bir zamanlar Mezar-ı Şerifte bulunduğu ve İmam Rıza'nın öğrencisi olduğu söylenir.

Arslan Baba Ahmet Yesevi'nin manevi yücelmesinde çok büyük emeği olduğu anlatılmaktadır.Arslan Baba Ahmet Yesevi'nin geleceğiyle ilgili aldığı işaret üzerine Türkistana gitmiş uzun yıllar Türkistanda yaşadıktan sonra Ahmet Yesevi'yi bulmuş ve onun hocası olarak kendisine ilim öğretmiştir. Ahmet Yesevi de Arslan Babayı kendi piri olarak kabul ederek ona saygı göstermiştir.Divan-ı Hikmette bu hadise şu şekilde anlatılmaktadır.
Yedi yaşta Aslan Bab'a selam verdim.
Hak Mustafa emanetini lütfedin dedim.
Hem o vakit bin bir zikrimi tamam ettim.
Nefsim ölüp La mekana yükseldim.

Bir rivayete göre Arslan Baba Hz.Muhammed'in kendisine verdiği hırkayı Ahmet Yesevi'ye giydirdikten sonra ona bin bir zikir telkininde bulunur.Ahmet Yesevi Aslan Baba'nın bilgisiyle yoğrulup eren mertebesine yükseldikten sonra piri ve hocası Arslan Baba vefat eder.Aslan Baba fefat etmeden önce oğlu Mansur Ata'yı (Baba Mansur) Ahmet Yesevi ye emanet ederek onu yetiştirmesini söyler.Ahmet Yesevi Aslan Baba'nın son söylediği sözlerine uyarak Buhara'ya gidip dönemim en önemli bilgin ve mutesavıflarından olan Yusuf Hamenadi'ye bağlanır.Burada tam manasıyla olgunlaştıktan sonra Yesi şehrine geri döner ve Yeside kurduğu tasavvuf okulunda öğrenci yetiştirir.Bu arada Piri ve hocası Aslan Baba'nın kendisine emanet ettiği oğlu Mansur Aya'yı(Baba Mansur) kendisine halife tayın ederek kendini tamamen ibadete verir.Ahmet Yesevi artık evliya mertebesine ulaşmıştır.Bilindiği gibi Türkiye de yaşayan Baba Mansur oymağının soyundan geldikleri zat olan Baba Mansur(Mansur Ata)Ahmet Yesevi tarafından 12 Türkmen aşiretiyle birlikte Anadoluya gönderilmiştir.(Ky.Evliyalar ansiklopedisi S.703).

Aslan Baba nın türbesi Kazakistanda'dır Türkistan'ın Yesi Şehrine yakın olan Otrar da bulunmaktadır.Ahmet Yesevi'nin Türbesini ziyarete gidenler önce Otrar da bulunan Aslan Baba nın Türbesini ziyaret ettikten sonra Ahmet Yesevi'nin türbesini ziyarete giderlermiş.Bu ziyaret şeklinin yöredeki eski bir geleneğe dayandığı söylenmektedir.Yesi menkıbelerine göre Aslan Baba'nın sahabe olduğu kimi anlatımlara göre ise Salman-ı Farısi olduğu söylenir.Çok uzum bir ömür geçirdiği söylenen Aslan Baba'nın peygamberden 300 yıl önce doğduğu rivayet edilmektedir.Aslan Baba'nın 33 dini çok iyi bildiği sonradan İslamiyeti seçtiği yönündeki bilgilerle Salman-ı Farısi iddiasıyla çeliştiği söylenmektedir.Aslan baba kimi anlatımlara göre 400 yıl kimine göre 700 yıl kimine göre ise 850 yıl yaşadığı belirtilmektedir.Şayet 700 yıl yaşadığı doğruysa o halde peygamberden 300 yıl önce dünyaya geldiği de doğrudur aksi takdirde bu söylem kulaktan dolma uydurma bir söylemden öteye gitmez.Aslan Baba nın yaşamıyla ilgili sözlü rivayetler şöyledir.Hz Muhammed bir gün sahabelerine bende bir emanet var bu emanetin bizden yıllar sonra yaşayacak olan çocuk yaşta birine ulaşması gerekir bu emaneti alanın ömrü çok uzun olur dedikten sonra bu emaneti kimin alacağını sorar.Peygamberin bu söylemi üzerine emaneti sahibine ulaştırma görevini Aslan Baba nın kabul ettiği söylenir.Hz.Peygamber cebinden çıkardığı bir hurmayı ve bir de hırkayı Aslan Babaya teslim ederek bu emanetleri o çocuğa ulaştır dedikten sonra senin ömrün uzun olsun diye de dua eder.Ahmet Yesevi uzun yıllar dolaştıktan sonra Yesi Şehrine giderek araştırır ve daha çocuk yaşta olan Ahmet Yesevi'ye ulaşır.Ahmet Yesevi Aslan Babayla ilk karşılaşır karşılaşmaz kendisine emanetlerimi getirdinizmi diye sorar.Aslan Baba önce cebinde itinayla sakladığı hurma tanesini çıkartır ve Ahmet Yesevi nin dilinin altına koyduktan sonra Hırkayı kendisine giydirir.Böylece görevini tamamlamış olan Aslan Baba Ahmet Yesevinin tasavvufi anlamda yetişmesi için onun hocası olur.Anlatılan menkıbelerin doğruluk derecesi nedir ne kadarı doğru ne kadarı yanlıştır yada tamamı doğrumudur konusunda kesin bir karara varmanın imkanı yoktur.Ömrüyle ilgili söylenenlerin abartılı olduğu kanısındayım zira bir insanın 700 yıl yada 850 yıl gibi aklı zorlayacak bir ömür yaşamasının olanaksız olduğunu düşünmekteyim.Ömrüyle ilgili söylenenler abartılı olsa dahi Aslan Baba nın çok uzun yaşadığı bir gerçektir.Aslan Baba nın ölümünden sonra Ahmet Yesevi artık bölgenin manevi lideridir.Türklere ve Türkmenlere müslümanlığı sevdiren kutlu bir kişidir.Aslan Baba nın türbesi 1200 lü yıllarda yaptırılmıştır.1400 yılında Timur tarafından yenilenmiştir.1907 de ünlü mimar Kalbirza tarafından restore edilmiştir.İlk türbesinden iki direğin hala ayakta olduğu söylenir.Halk bu iki direği kutsal sayıyır.İnsanların türbeden içeriye girdikten sonra adeta sürünerek saygı gösterdikleri Türbeye giden ziyaretçiler tarafından anlatılmaktadır.Kazakistan'a gidenler Aslan Baba nın türbesini şöyle anlatmaktadırlar.Çok muhteşem bir türbe Aslan Babaya ait olan secere türbenin duvarında asılı duruyor.Türbenin bakıcısı yaşlı bir kazak kadın bu kadın elinde bıçak yada tesbihle gelen ziyaretçilere dua ettirdiği söylenmektedir.Bu yaşlı Kazak kadının Atilladan Timur'a dönemim bütün Türk hakanlarının isimlerini tek tek saydığı yine giden ziyaretçiler tarafından anlatılmaktadır.Aslan Baba Türbesi Eski Kültür bakanlarından Namık Kemal Zeybek tarafından da ziyaret edilmiştir.

BABA MANSUR:

Türkiye de yaşayan ve Orta Asya'dan Anadolu'ya göçeden Baba Mansur ailesi çoğalarak binlerce aileye ulaşmıştır.Baba Mansurlular olarak bilinen ve Baba Mansur adlı bir zatın soyundan geldikleri söylenen bu aileler daha önceleri kırsal kesimde köylerde yaşarken daha sonra ağırlıklı olarak şehir merkezlerine göç etmiş bulunmaktadırlar.Başta İzmir,İstanbul,İzmit,Ankara,Metsin ve Adana gibi iller olmak üzere Erzincan,Tunceli,Bingöl,Malatya,Erzurum'un bazı ilçeleri ve Muş'un Varto İlçesi ile köylerinde yaşamlarını sürdürmektedirler.Ayrıca Türkiyenin diğer bir çok ilinde de Baba Mansur evlatları yaşamaktadırlar.

Baba Mansurluların soy seceresi Mansur'un babası olan ve Türbesi Kazakistanda bulunan Aslan Baba'ya dayanmaktadır.Bazı araştırmacılar ve bazı Baba Mansurluların iddiası Baba Mansurluların Hallac'ı Mansur'un soyundan geldikleri yönündedir.Bu düşünce tamamen yanlıştır. Hallac'ı Mansur hiç Anadolu ya gelmemiştir Arap yarımadasında doğmuş orada yaşamış.Son dönemlerinde Bağdatta yaşamış ve Hallac-ı Mansur'un İblis yani şeytan için yazdığı Ta sin ül ezel risale ile Miraç adlı risaleler nedeniyle kendisine karşı olan düşmanları harakete geçerek aleyhinde kampanyalar başlatmışlar.Bunun üzerine Halife El Müktedir'in emriyle 25 Mart 922 de 64 yaşındayken Hanbeliler ile Şafiiler tarafından önce asılmış sonrada parçalanarak öldürülmüştür.Tarihlere bakıldığında Hallac-ı Mansur Baba Mansurdan 276 yıl önce ölmüştür.Çünkü Baba Mansur'un ölüm tarihi 1198 olarak geçmektedir.Baba Mansur hakkında yazılanların hemen hemen hepsinin benzer özellikler taşıdığını görmekteyiz.

Sonuç olarak vardığım karar Baba Mansurluların kökeni Ahmet Yesevi'nin hocası ve Baba Mansur'un da babası olan Arslan Babaya dayanmaktadır.Arslan Babanın vasiyeti üzerine Ahmet Yesevi nin yanında irşad olan Baba Mansur yine Ahmet Yesevi'nin isteği üzerine 12 Türkmen aşiretiyle birlikte Anadolu ya göç etmiştir.Türkmenistan türkçesiyle Mansur Ata Selçuklu Türkçesiyle de Baba Mansur olarak bilinen bir zat olduğu belirtilmektedir.Baba Mansurluların soyundan geldikleri zatın Türkmenistandan Anadolu ya göç eden Baba Mansur olduğu kesinlik kazanmaktadır. Daha önce Türkmenistanda yaşamış olan Mansur Ata(Baba Mansur) Ahmet Yesevi'nin hocası Arslan Baba'nın oğludur. Önce Babası tarafından yetiştirilen daha sonra Aslan Baba tarafından Ahmet Yesevi ye emanet edilerek Ahmet Yesevi tarafından irşad edilen Mansur Ata(Baba Mansur) Hocası Ahmet Yesevi kendisini tamamen ibadete verince Baba Mansur'u kendi halifesi yapar.Dergah içerisinde yaptırdığı çilehaneye çekilerek ibadet eden Ahmet Yesevi 1166 da vefat etmiştir.

Baba Mansur Anadoluya göç ettiği için Ahmet Yesevi ye sırasıyla Tac Ata,Zengi Ata,Sadr Ata,Yahya Ata ve en ünlüleri olan Süleyman Hekim Ata Halife olmuştur.

Bir çok kaynağa göre 12 Türkmen aşiretiyle birlikte Türkmenistan ve Horasan bölgesinden göç ederek Anadolu ya gelen Baba Mansur ve ailesi Anadolu'nun bir çok bölgesini dolaştıktan sonra o dönemler adı Dersim olan bu günkü Tunceli'nin Mazgirt ilçesinin hudutları içerisinde kalan ve o dönemler belde olan daha sonra Selçukluların Artuklu beyliğini ortadan kaldırmaları üzerine yapılan yağmadan bu bölgede nasibini alarak harabeye çevrilmiş olan ve günümüzde köy konumunda bulunan Mohunduya yerleşmiştir.Baba Mansur bu belde ve civarında büyük saygı görür.

Baba Mansur'un saygın kişiliği Selçuklu sultanı II Alaaddin Keykübat'a kadar ulaşır.Mohundunun karşı yakasında bulunan Bağin kalesine gelen Alaaddin Keykübat Bu arada adını duyduğu Baba Mansur'u da görmek ister ve Mohunduya hareket eder.Alaaddin Keykübat ve adamları Mohunduya geldiklerinde Baba Mansur duvar örmekteydi Sultan Alaaddin Keykübatı gören Baba Mansur duvarını örmeye devam eder bunu gören Alaaddin Keykübat kendisini önemsemediğini düşündüğü için kızarak Baba mansur'un derhal duvardan inerek huzuruna gelmesini söyler Durumdan haberdar edilen Baba Mansur işini bırakmayacağını söyleyerek çok istiyorsa Sultan buraya gelsin diyerek haber gönderir.Buna çok içerlenen Sultan Keykübet atını hışımla duvarın örüldüğü yere doğru sürer ve Baba Mansur'a senin ermiş bir kişi olduğunu duydum kimsin nereden geldin şayet ermiş isen keramet göster diyerek azarlar.Sultan Alaaddin Keykübatın bu sert çıkışı üzerine Baba Mansur Ya Allan diyerek elindeki çekici duvara vurur ve duvara atfen yürü der.Duvar bulunduğu yerden başka bir alana kayarak sapa sağlam durur.Bunu gören Alaaddin keykübat Baba mansur'dan kendisi ve ailesiyle ilgili detaylı bilgi alıp bu bilgileri başka kaynaklardan da doğruluğunu teyid ettikten sonra bir soy seceresi düzenleyerek Baba Mansur ailesine gönderir ve bu ailenin vergiden muaf olmasını sağlar.soy seceresinin selçuklular döneminde düzenlenmesinin nedeni bu çekişme ve kırılmaların selçuklular döneminde meydana gelmesinden kaynaklanmaktadır.

Baba Mansur Orta Asyadan Anadolu ya gelip bir çok yerde konakladıktan sonra Doğu Anadoluya yerleştiği bilinmekle birlikte artuklulardan kalma el yazması iki sahifelik bir belgenin dışında herhangibir belgenin bulunmaması tesadüfü değildir.Bu nedenle Baba Mansur ile ilgili anlatılan ve dilden dile dolaşan menkıbelerden dolayı yaşamıyla ve kişiliğiyle ilgili farklı görüşler ortaya çıkmaktadır.

Bir çok kişi Baba Mansur'u kulaktan dolma sözlerle kendi kafasında canlandırdığı bir karakter biçiminde yazdıkları bir gerçektir.Mesela Baba Mansur'un aslında Hallac'ı Mansur olduğu yada Cansız duvarı yürütmedeki farklı anlatımlar gibi pek çok mesnetsiz ve bilgiden yoksun yazılar ve söylemler bulunmaktadır.Baba Mansur Doğu Anadolu da hüküm süren ancak Selçuklulara vergi bağımlılıkları olan Artuklu Beyliğinde yaşamını sürdürmüştür.Bazı kaynaklara göre Bağın kalesinin karşı yakasında bulunan Mohunduya yerleşen Baba Mansur'un yakınları Mohundudan ayrılmazken kendisinin Harputa göç ederek buraya yerleştiği söylenir.Baba Mansur'un Harputtan başka bir yerde Türbesinin olmaması bu tezi doğrulamaktadır.Artuklular döneminde sekiz köşeli olarak inşa edilen türbe Selçukluların Artuklulara saldırıp 1234 te bu beyliği ortadan kaldırmasıyla yakıp yıkılan Harputla birlkikte Baba Mansur türbesi de zarar görüp yıkılmıştır.

Türbe ve etrafı sahipsizlikten dolayı arsaya dönüşür ve üzerinde otlar yeşermeye başlar.Aradan yüz yıllar geçer ve Türbenin bulunduğu bölge yavaş yavaş yapılaşmaya başlayarak bu bölgede evler yapılır.Bu evlerde oturan Şahande isminde bir bayan bulaşık suyunu sürekli evlerinin önündeki boş arsaya döker.Şahande hanım bir gece rüyasında piri fani ak sakallı birinin evine gelip kendisine neden pis suyunu hep benim üzerime döküyorsunuz ya suyunuzu benim üzerime dökmeyiniz ya da benim yerimi değiştiriniz dedikten sonra çıkıp gider.rŞahande hanım sabah uyandığında rüyadır deyip önemsemeden günlük yaşantısına devam eder.İki gece daha peş peşe aynı rüyayı görünce telaşlanır ve konuyu kendi yakınlarının aracılığıyla dönemin Harput Müftüsüne ulaştırır.Müftü anlatılan rüyayı ciddiye alarak konuyu Harput valisine iletir.Valinin talimatıyla sözkonusu arsada kazı çalışmaları başlar.Bu çalışmalar esnasında arsanın ortasında lahit şeklinde üç lahit mezar bulunur bunlardan birinde yaşlı aksakallı öldüğü günkü gibi sapa sağlam duran nurani yüzlü birinin yattığını görürler.Lahit'in üzerindeki yazıdan adının Baba Mansur olduğu anlaşılır.Diğer iki mezardan birinin bir kadına diğeri ise bir çocuğa ait olduğu söylenmektedir.Baba mansurun yanında bulunan diğer iki lahitin de Baba Mansur'un ailesinden olduğu söylenmektedir.Artuklu Mimari özelliğine göre sekizgen biçimde inşa edilmiş olan Türbe dip kısmındaki kalıntıdan anlaşılmış ve bu türbenin yeniden yapılması kararı alınmıştır.Eski temel üzerine sekiz köşeli olarak yeniden yaptırılan Türbe iki katlıdır.Bu türbenin üst katı makam odası olarak adlandırılmıştır.Yandan bir merdivenle çıkılan bu odanın ön kısmında birde selamlık vardır.Baba Mansur adına en çok Artuklular döneminde rastlanmaktadır.

Pir Sultan Abdal Baba Mansur için şöyle demiş:

Bülbül figan eder bağ-ı gülşende
Mansur'un kimsesi yoktur meydanda.

Ozan bu deyişinde Baba Mansur'un yanlız bırakıldığını söylemektedir.Böyle önemli bir zatın kayıt altına alınmaması imkansızdır; bu konu akademisyenler tarafından araştırılarak Baba Mansur'un gerçek kimliğinin gün yüzüne çıkarılmasında yarar vardır.

KAYNAK: http://tengdere.tr.gg/EVL%26%23304%3BYA ... ZANLAR.htm

_________________
"Bismillah dep beyan eyley hikmet aytıp
Taliblerge dürr ü gevher saçdım mena..."


Hazret-i Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî [ Qaddesallahu Teala Sırrahul-Azîz ]


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye