Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: "Semerât'ul Meşâyih"te Hoca Ahmed Yesevî
MesajGönderilme zamanı: 22.01.13, 11:37 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 21.12.08, 12:25
Mesajlar: 641
Şeyh Zinde Ali'nin "Semerât'ul Meşâyih" Eserinde Hoca Ahmed Yesevî
Ve Onun Devamcıları Hakkında

Bağcılar B. Uluslararası Ahmed Yesevî Sempozyumu Kitabı, İstanbul, 2012, s.80-83.

Dr. Seyfeddin SEYFULLAH

Özbekistan Fenler Akademisi Alişir Nevâî Dil ve Edebiyat Enstitüsü Öğretim Üyesi

Özbekistan Fenler Akademisi Ebu Reyhan Birûni Şarkiyyat Enstitüsünün yazmalar hazinesinde (no:1336) Şeyh Zinde Ali'nin "Semeret'ul Meşâyıh" ("Meşayihlerin Meyveleri") eseri bulunmaktadır. Bu eserde Nakşibendiye, Kübreviye ve Aşkiyye Şeyhleriyle beraber Hoca Ahmed Yesevî ve Yesevîye Şeyhlerinin hayatı, faaliyetleri de geniş bir şekilde açıklanmıştır.
293 sayfadan ibaret olan ve nestalik yazısındaki yazma iyi korunmuştur. Onu kâtip Hacı Muhammed Kacdumagi, hicri 1277 (miladi 1862) yılında istinsah etmiştir.
Eser müellifi kendi adını Seyyid Zinde Ali al-Mufti ibn'ul hadim lîl-Fukarâi Azizan Hoca Mir al-Husâyni al-Kâsımî tarzında kayıt ediyor. Babasının evladı İmam Hüseyin (r.a), annesinin evladı ise İsmail Samani'ye bağlanacağını söyler.
Kendisinin, Nakşibendi olduğunu söylese de, daha sonra Yesevîye ve Kübreviyye tarikatları ile de içli-dışlı olduğunu vurguluyor. Eserin yazılma nedenini müellif şöyle beyan eder: "Mevlana Kemaliddin al-Kutbi Faganzavi (k.s.) vefat ettiği hicrî 1063 yıllarda Maveraunnehir'de durum çok zordu. Bu devirde Subhan Kuluhan padişahtı. O sufilere ilgi gösterilmsi hususunda bir ferman çıkarır. Tasavvuf ehli bu fermandan dolayı çok sevinir. Ondan sonra Nakşibendiye tArikatına mensup birçok zâtlar Seyyid Zinde Ali'den geçmiş meşâyihlerin halleri ve silsileleri hakkında bir kitap yazmasını talep ederler. Bunun sonucunda "Semeret'ul Meşayıh" eseri hicri 1094 (miladi 1682) yılında yazılır.
Eser müellifi hakkında Nâsiriddin Hanefi al-Hasanî al-Buharî "Tuhfatuz Zâirin" isimli eserinde şöyle diyor: "Seyyid Zinde Ali, al-Mufti bin Hazreti Azizan Hoca Amir al-Hasan Kâsimî Hasan Hoca'nın dostlarındandır. "Semeret'ul Meşâyıh" kitabı onun eseridir. Silsile-i Aliye-i Nakşibendiye'de de vazifedar olmuştu.)

Şeyh Zinde Ali, kitabında, Hamd-u naat'tan sonra peygamberler ve evliyaların vasıfları, mucize ve kerametin farkı ve dereceleri hakkında söz eder. Bu eser üç maksadı gözeterek yazılmıştır. Birincisi, Hacegan hakkında; ikincisi, Türk meşâyihi doğrultusunda; üçüncüsü, Kübreviyye ululan hakkında bilgi vermektir. Bunların yanında, eserde Aşkiyye şeyhleri hakkında da bilgi verilir.
Müellif onlan münferit bir fasılda zikretmediğini vurguluyor.
Yesevîlik sülukü Nakşibendiyye, Kübreviyye ve Aşkiyye tarikatlari ile manevi bağlı olduğu için diğer tezkirelerde de onlar birbirine ilgili tarikatlar olarak dile getirilir.
XVI. yüzyılda yaşayan Sultan Ahmad Mahmud Hazini "Câmi'ul-Mürşidin" eserinde dört büyük sülük: Hocagon, Yesevîyye, Kübreviyye ve Aşkiyye tarikatları ve pir-i kâmilleri hakkında bilgi verir.
Eserin 15, varağından 117, varağına kadar Yesevîyye devamcıları hakkındaki bölüm olup, müellif bu faslı "Der beyanı ahvali meşâyihi aliyyayi saniyyayi cehriyeyi fakriyeyi sultaniye" gibi tariflerle başlıyor. Müellif Yesevîye bölümüne başlarken, geleneksel olarak tarifi Hoca Yusuf Hemedanî ve onun dört halifesi Hoca Abdullah Barrakî, Hoca Hasan Andakî, Hoca Ahmed Yesevî ve Hoca Abdülhalik Gicduvani'lerden başlıyor. Bu dört halifenin hayatı ve çalışmalarıyla ilgili geniş bilgi verir. Örneğin, onun yazdığına göre, aslı Harezmli olan Hoca
Abdullah Barrakî'nin mezarı Buhâra'dadır.
Seyyid Celalî Buhâri'nin kütüphanesinde Barraki'nin şeriatla ilgili "Mutaf'ul-Fetava" adlı kitabını gördüğünü yazıyor. Ayrıca müellif "Hayref ul-Fukaha" kitabından naklen Hoca Abdullah Barrakî'nin mübarek ağzına Peygamber (s.a.s.)in sakal tanesi koyulduğunu söyler.
Tarihten belli ki, Yesevîye tarikatının silsilesi Hakim Ata, Zengi Ata, Usullu Uzun Hasan
Ata, Seyyid Ata, Bedr Ata, Sadr Ata, Elmin Baba, Şeyh Ali, Mevdud Şeyh, Şeyh Kemal İkânî, Şeyh Hadim, Şeyhzâde Kâtip gibi sufîler vasıtasıyla devam etmiştir.

Ayrıca Ahmed Yesevî'nin Mansur Ata, Said Ata, Sûfî Muhammed Danişmend, Hâkim Ata Süleyman Bakirganî, Baba Maçin, İmam Mergazî gibi halifelerinden bahseder.
Ahmed Yesevî ve talebeleri arasında geçen meraklı hadiseler üzerinde durur. Kitapta topluca yüzden fazla Yesevîyye Şeyhlerinin adları ve onlarla ilgili ilginç hikayeler rivayet edilmiştir. Meselâ, Kübreviyye'nin kurucusu Necmeddin Kübra, Zengi Ata'ya âsa ve seccade gönderir. Zengi Ata ise asayı ikiye parçalar, sığırlarından birinin boynuzuna bağlar. Seccadeyi ise yırtar ve ineğin başına giydirir. Tabii ki, Zengi Ata'nın bu yaptıkları tasavvufi anlama sahiptir, yani bu onun fena makamına eriştiğinin işaretiydi.
Zinde Ali, Yesevî Şeyhlerinin Türkler arasında sadece tasavvur! faaliyetiyle değil, şiir ve hikmetlerle de kültür hizmeti verdiklerini ayrıca vurguluyor örneğin, Zengi Ata'nın hikmetlerinden numuneler getirir. Eserden öğrendiğimize göre, Zengi Ata, hem Farsça hem de Türkçe hikmetler yazmış. Onun aşağıdaki rubaisi dikkate değer:
Zenciri darı sarayı sahi mohn,
Sandııkİ cevahiri ilahi moim.
Ez mah girifla tu ba mahi moim,
Ba in hama nur dar siyahi moim.
Anlamı: Şahlık sarayı kapısının zinciri bizleriz, ilahi cevherler sandığı biziz, Ay'dan balığa (yer altına) kadar örten biziz, bu kadar nur ile de siyah olan biziz.
Kitapta yazıldığına göre, "Firariyyûn" (yani, kaçaklar) adı verilen sufiler tabakası bir yerde kırk günden fazla oturamamışlar.
İbrahim Havvas isimli zat bu tabakadan olmuştur. Onların hareketleriyle Hz. İsa (a.s.)'ı takip ederler ve bu yüzden onlar kıyamette Hz. İsa (a.s) ile birlikte olurlar.
Müellif, Hoca Ahmed Yesevî ve onun devamdan hakkmda söz ederken, Fahriddin Ali Safi'nin "Reşehâtû Ayn'el Hayat", Âlim Şeyh'in "Lemehât" ve Muhammed Şerif Buhâri'nin “Huccetu'z-Zâkirîn” kitaplarındaki bilgilerden de istifadeeder. Kitapta söylendiğine göre, AhmedYesevî, Peygamber aleyhisselamın ruhundan feyz almış, tarikattaki hocası Hızır (a.s.)'dır. Tasavvuf piri ise Hoca Yusuf Hemedanı'dır. Bununla birlikte, ulu meşayihtan Hazreti Arslan Baba, Peygamber aleyhisselanun işaretiyle Ahmed Yesevî'yi terbiye etmiştir.
"Hoca Ahmed Yesevî'nin ahvali, kerametleri ve mukaddes nefesleri beyanı" hakkındaki fasılda yazıldığına göre, binlerce kişi Hoca Ahmed Yesevî'nin himmeti, sohbeti, iltifatı sebebiyle manevi kemalata ermişlerdir. Ahmed Yesevî, talebelerini yetiştirmek amacıyla yaptığı zikirlerde zikr-i ilahi cezbesinden zakirlerden akan terler mağara altındaki ağzı açık küpe dökülür ve şerbete dönüşürdü. Sâlikler mezkur şerbetten içer ve şevke kapılırlardı. Bu küp Ahmed Yesevî hikmetlerinde hum-ı aşk olarak geçmektedir.
Kitapta Hoca Ahmed Yesevî'nin aşağıdaki uzun soy kütüğü şöyle getirilir: Hoca Ahmed Yesevî, İbrahim Şeyh, Mahmud Şeyh, İftihar Şeyh, Ömer Şeyh, Osman Şeyh, Hasan Şeyh, İsmail Şeyh, Musa Şeyh, Yunus Şeyh, Harun Şeyh, İshak Bab, Abdurrahman Bab, Abdulfattah Bab, İmam Muhammed Hanefi, Hazreti Ali.
Bilindiği üzere, Yesevîler, Nakşibendiler v.s. tarikatlarının aslı-esası aynıdır. Ona göre, yazar eserinde Nakşibendiler ve diğer tasavvuf erbabının arasındaki samimi ilişkileri beyan eder. Meselâ, Hoca Ubeydullah Ahrar'ın Yesevî Şeyhlerine çok saygı gösterdiğini birçok yerde zikretmektedir. Hoca Ahrar'ın, Yesevîlerin zikri erresinden etkilenerek vecde kapılır ve: "Bas kunedki, az Arş ta Fars bi-suht" der, yani "Yeter, Arştan Farşa kadar her taraf yandı" diyor. Hoca Ahrar bazen Yesevî tarikatındaki dostlarına zikri erre yaptırır ve: "Bu zikir gönlümüzü dertle doldurdu. Eğer biri Yesevîliği inkar ederse, ona şöyle derim:

Murğoni çantan ba har sahohi,
Konand tura ba istilöhi.

Yani: Gülistan kuşları her sabah senin adını kendi lisan-ı haliyle zikir eder". Yani şâir bu
beytte her kimin ve her şeyin, Allahı, kendi diliyle zikir ettiğini söylemek istiyor.

Bu eser yardımıyla biz XV.-XVII. yüzyıllarda Orta Asya'daki tarihi, sosyal, politik, dini-tasavvufi hayat hakkındaki bilgilere sahip oluruz. Meselâ, Buhara halkının İsmail Şah kızılbaşlarıyla savaştığı bunların bir örneği olabilir. Ayrıca eserdeki olaylar hem Buhara'da, hem Semerkand hem de Taşkent'in çeşitli illerinde geçmektedir.
Kitapta saliklerin manevi derecesiyle ilgili hal ve makamlar hakkında geniş bilgi verilmiştir. Özellikle, kalbin yedi çeşit durumu: tavr-î kalp, tavr-î nefs, tavr-î dil, tavr-î sır, tavr-î ruh, tavr-î hafi, tavr-î zat ve salikların dört çeşit seyri: Seyr-i ilallah, Seyr-i maallah, Seyr-i billah ve Seyr-i fillah hakkında geniş bir şekilde bilgi verilmiştir. Onun fikrine göre, salık hal üzerinde aralıksız ve devamlı çalışırsa, onun hali makama dönecektir.
Müellif hal ve makamlar hakkında söz ederken, kendi tecrübesiyle eriştiği hallerden de bahs eder.
Bununla birlikte, müellif kitapta cehrî zikrin esasları ve faziletlerinden söz etmektedir.
Cehrî zikir hakkında söylerken, onu reddetmek Kur'an ayetleri ve Peygamber (s.a.s) hadislerini reddetmektir diyor. Zira, "Cehrî zikir, Kitap ve Sünnete uygundur, hatta Cehrî zikri reddedenin imarımda tehlike vardır," diye yazmaktadır yazar. Konuyla ilgili olarak Hoca Yusuf Hemedanı'nın cehri zikir yaptığını hatırlatır. Bunların yanında kitapta zikr ve zâkirlik, seyr-u suluk dereceleri, temkin, telvin, tecrid, fena, renksizlik, sıfatsızlık, murakabe, bekâ gibi tasavvufi düşünce ve istilahlar hakkında da genişçe bilgi verilmiştir.

Tasavvufî hal, makam, uzlet ve ıstılahlar konusunda söz ederken, bazı sufilerin Mansur Hallac'ın makamına takılıp kalmamaları, aksine ondan daha da ulvi makamlara yükselmek gerektiğini ileri sürmektedir. Manevi derecelere ulaşmakta Mevlana Mesnevisi'ni okumayı da tavsiye etmektedir ve eserde ismi geçen sufilerin Mesnevi okuduklarını hatırlatmaktadır.
Eserin kaynaklan üzerinde söz edecek olursak, kitapta birçok İlmi, tarihi, dini, tasavvufi eserlerin adı geçmektedir. Bu ise yazarın "Riyaz'ul-Âşikîn", "Keşf'ûl-Esrar", "Şerh-i Amali" (Aliyy'ul-Kâri), "Misbâh" (Şeyh Reşid), "Şerh-i Hayakil" (Tbn Sina), "Mecma'ul Fezail" (Mirak Zinde Ali bin Azizan Hoca), "Kenz'ul-İbad", "Lemehat" (Alim Şeyh), "Huccet'uz Zâkirin" (Muhammed Şerif Buhari), "Tefsir-i Kebîr" (Fahruddin Razi gibi muteber kaynaklardan geniş çapta istifade ettiğini göstermekledir. Ayrıca kitapta, müellif kendi fikirlerini delillendirme amacıyla zaman zurnan Kur'an ayetleri ve hadis-i şeriflere de başvurmaktadır. Bununla birlikte Feridüddin Attar, Mevlana Rûmî gibi mutasavvıf şâirlerin eserlerinden manzum parçalardan misal getirmektedir. Mesela, velilik fazileti hakkında söz ederken, Mevlana'nın "İnsanlar, Allah'ın sevdiği veli zatlar sayesinde güzel hayat geçirirler" gibi anlamlı sözlerini nakleder. Yazar, velayet mertebesinin Hz. Peygamber (s.a.s.)'den başladığı, velilik dereceleri ve onların sayası hakkında da maluma) verir. Bildirdiğine göre, evliya tabakası 356 çeşittir. Bunların 300’ü abdal, 40’ı ebdal, 7’si seyyah, 5'ı evtad, 3'ü kutb'ul evtad, l'ı kutb'ul aktab ve gavs). Yer yüzünde erenlerin sayısı hiç bir zaman 356'dan eksik olmayacaktır. Veli daima ibadette kaim, masiyetlen uzak, günahlardan korunmuş olan insandır. Ayrıca müellif "Kenz'ul erbain" adlı eserinden bahsetmekte ve ondaki velayetle ilgili bölümden geniş bir şekilde bilgi vermektedir.
Velhasıl, Şeyh Zinde Ali'nin "Semerat'ul-Meşâyıh" eseri sadece Hoca Ahmed Yesevî
ve Yesevîye Şeyhleri hakkında değil, Nakşibendiye, Kübreviye ve Aşkiyye meşâyıhına
dâir bilgi vermesi açısından da değerli kaynaktır. Onu karşılaştırmalı tetkik etmek ve
geniş kapsamda incelemek Yesevîlik araştırmaları için mühim bir katkı olacaktır.

_________________
"Bismillah dep beyan eyley hikmet aytıp
Taliblerge dürr ü gevher saçdım mena..."


Hazret-i Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî [ Qaddesallahu Teala Sırrahul-Azîz ]


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye