Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: Her yazıda bir meşhur / Ali Aytaç ŞENOL
MesajGönderilme zamanı: 22.12.10, 12:27 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 22.12.10, 12:15
Mesajlar: 91
Hikem kardeş bu yazıyı biraz yorgunken yazmıştım, daha sonra bazı düzeltmeler yaptım, yazıyı güncelledim. Son şeklini yapıştırıyorum.


Bu yazı dizisinde, başta islâm entelektüelleri olmak üzre, müspet veyâ menfî İslâm ile bir şekilde bağlantısı olan meşhur vatandaşlarımızı şahsî penceremden incelemeyi düşünüyorum. Her yazımda bir meşhuru mercek altına alacağım inşAllah.

İlk yazıma Adnan Oktar ile başlamaya niyetlenmiştim. Yakın zamânda cereyân eden ilginç bir hâdise sebebiyle, ilk yazıma, başımdan geçen bir vakıayı (Rü’yâyı) anlatarak başlamaya karâr verdim.

Rü’yâmızın kahramanı olan şahsın ismini en ufak bir işâretle dahî olsa zikretmeyeceğim. Herkesin tanıdığı bu şahıs hakkında, yaklaşık bir buçuk yıl önce görmüş olduğum bir rüyâyı anlatacağım… Bu meşhur hakkında böyle bir rüyâ görmemiş olsaydım bu yazı dizisinde kendisine yine ve elbette bir bölüm tahsîs edecektim… Hakkında,, kimliğini açıklamakta bir mahsûr görmediğim zamân ikinci bir yazı kaleme alacağım Allah izin verirse.

Bundan yaklaşık bir buçuk sene evvel, bu şahsın zihnimi epeyce meşgûl ettiği sıralarda şöyle bir rüyâ gördüm.

Alıntı:
Rüyâyı gördüğüm esnâda güneş ışıkları yoğun biçimde yattığım odanın içine giriyordu… Bunu nerden biliyorum? Genelde uyanma ânımdan hemen önce rü’yâ görürüm (gösterilir, unutmayayım diye)…

Yattığım odanın penceresinden kuvvetli gün ışığının içeriye girmesi gibi, bahsettiğim kişinin evinin salonundan gün ışığı aynı şekilde giriyordu… Evin içindeki kristal ve cam eşyâların çokluğu dikkat çekiciydi. Gün ışığının üzerlerine düşmesiyle ışıl ışıl parlıyorlardı. Ev züccâciye dükkânı gibiydi…

Bahse konu kişi, salonun ortasında ayakta duruyor ve tâmm gözümün içine bakıyordu. O beni görmüyor, evin penceresi yönüne doğru bakıyordu. Ben onu tam karşıdan izliyordum. Gözlerimi yüzünden ayırdım ve Kıyâfetini incelemeye başladım. Başında bir takke üstünde çok ince sarılmış beyâz bir sarık vardı… Elbisesi ise tek parça, yakasız Arap örfüne mahsûs bir kıyâfet idi… Ev içine mahsûs ince bir kıyâfet gibiydi… Kıyâfetini incelerken belinde halat kalınlığında bir ip-kuşak dikkatimi çekti. Kıyâfet beyaz, beldeki kuşak ise siyahtı…Bu bağın (kuşağın), Hıristiyân keşişlerin bellerine bağladıkları zünnâra işâret olduğunu anlamıştım. Arap örfüne mahsûs cübbeye benzer bu kıyâfetin ve hiç bir İslâmî kıyâfetin,, bir ögesi olarak bele kalın bir ip gibi bir kuşak dolandırılmayacağını biliyoruz. Kıyâfeti incelemeye devâm ediyordum… Hıristiyânların önemli bir alâmeti fârikası olarak bilinen bu kuşağın,, tek parça yakasız ve ayak bileklerine kadar uzanan kıyâfetin formunu değiştirdiğini farkettim. Dümdüz bir kolon gibi bileklere kadar inmesi gereken kıyafetin,, kuşağın da etkisiyle bir etek formu aldığını gördüm. Bir de baktım ki, ayak bileklerinde bitmesi gereken elbisenin ucu, diz kapağının hemen altında bitiyor. Ya’nî elbisenin boyunu kısalmış gördüm. Kuşağın varlığı ve bileklere kadar inmesi gereken kıyâfetin diz kapağın altına kadar kısalması,, kıyâfeti etek formuna yaklaştırmıştı. Buna ilâve olarak, elbisenin içinde düz olması gereken beden formunu da hafifçe yamulmuş olarak gördüm. Uzun bir cübbe veyâ umre elbisesi gibi olan kıyâfet etek gibi olmuştu…

Olağandışı bir şey olduğunu rü’yâmda farketmeden malum şahsı izlemeye devâm ediyordum. Dikkatimi çeken etek formuna baktığımda bir detay beni irkiltti. Dizkapağı ve ayak bilekleri arası çok yoğun bir biçimde kıllıydı… Bu bacağın insân bacağı olmadığını farkettim fakat yine de hiç bir anlam veremiyordum.

Bu duruma bir anlam veremeyişimin hemen ardından, salonun ortasında ayakta duran ve direkt olarak bana bakan (pencere istikâmetine bakan) malum şahıs, büyükçe olan salonun ortasından salonun bana göre sağ tarafına doğru atik bir şekilde yürümeye başladı. Yüzünün istikâmetini bana doğru dönük tutma gayretiyle hafif yan yan gidiyordu… Yürümesini gördüğümde bu sefer korkuyla karışık irkildiğimi hatırlıyorum. Bembeyaz kıyâfetin içindeki Çarpık siyah bacaklar yürürken sekiyor, her adımında omuz bir düşüyor bir kalkıyordu. Yürürken omuz bir iniyor bir çıkarak salınıyordu. Cübbeyi andırır kıyafetin içinde dehşetli bir manzara izliyordum. Salonun bir ucuna gittikten sonra tekrâr ortasındaki konumuna geldi. O manzaradan sonra anladım ki baş kısmı hâriç (ellere de dikkat etmedim) elbisenin içi maymun bedeniydi.

Rü’yâ hakkında özetin özeti, bir paragraflık bilgi verdikten sonra rü’yâmızı yorumlayalım.

Rü’yâ; mübeşşirâttandır*. Kaynağı i’tibâriyle melekî ve dolayısıyla ilâhîdir. Nübüvvetin 46 cüz’ünden bir cüz’dür. Nübüvvetten bir şûbe olan sâdık rü’yâlar, istisnâsız bütün ümmet fertlerine kalan bir mirâstır. Evliyâullaha göre rü’yâ, özetle iki kısımdır. “Keşf-i mücerred” ve “keşf-i muhayyel”… Keşf-i muhayyel kapsamına giren rü’yâlar, rainin tahayyül gücünün ve şeytânın dahlinin olabildiği rü’yâlardır. Ta’bîri genelde mümkün olmayacak kadar karışık ve zordur. “Keşf-i mücerred kapsamındaki rü’yâlarda ise şeytânın dahli olamaz. Bu rü’yâlar, meleklerin aktardığı ilâhî (gerçek) mesajları muhtevîdir. Keşf-i mücerred kapsamındaki rü’yâlar veyâ sâdık rü’yâlar, çoğunlukla ta’bîre ve tevîle muhtâçtır. Çoğunlıkla diyoruz çünkü, bir vâkıanın aynen resmedilmesi hâriç bütün rü’yâlar sembol ve işâret içeriklidir. Meselâ; Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Mekke’yi fethetmeden önce rü’yâsında bu vakıanın resmedilmesinin ta’bîre muhtâç bir dırumu yoktur. Velâkin Efendimiz’in rü’yâsında içtiği süt, bir sembol ve şifredir. O süt, süt değildir. Melekler tarafından ilim gibi soyut bir hakikati temsîl etmesi için rü’yâda bir malzeme olarak kullanılmıştır. Melekler, üç boyutlu (cisimler) ve dört boyutlu (soyut anlamlar) gerçekleri, Rainin iki boyutlu görüntü vatanına, ancak sembol ve işâretler vâsıtasıyla aktarabilirler. Bu da demektir ki, rü’yâda melekler tarafından en uygun biçimde seçilip, gösterilen sembol ve işâretlerin, şifresi çözüldüğünde ya’nî doğru ta’bîr ve doğru te’vîl yapılabildiğinde râiye mesaj iletilmiş, hakikat açıkça ortaya çıkmış olur.

Rü’yânın Yorumuna gelirsek,

Her şeyin bir özü ve tafsîlâtı, bir merkezi ve çevresi olduğu gibi. Bu rü’yânın merkezinde maymun motifi vardır.

Rü’yâda Maymun görmek, büyük bir günâha, haddi aşmaya, büyük bir ahlâksızlığa işâret eder. İşlediği büyük bir günâhtan ötürü nîmeti elinden gitmiş bir adama işârettir. Yüzde bir değişimin olmaması (Yüzün maymun yüzü olmaması), sâdece bedenin maymun bedeni olması, haddi aşmanın fiilî (bedene taalluk eden) bir çirkinlik olduğunu bu çirkinliğin itikâda ve inanca sirâyet etmediğini göstermektedir. Veyâ şöyle bir tesbît yapabiliriz; bu haddi aşma ne kadar büyük ve çirkin bir iş olsa da sıfâtîdir zât’î değildir. Veyâ arızîdir aslî değildir. Ya’nî gelip geçicidir Zât’a sirâyet etmemiştir… Eğer rü’yâmda ben hiç bu şahsı görmeyipte bir maymun görseydim, zikrettiğim aşağılık sıfatlar benim hakkımda geçerli olurdu. Eğer şöyle bir soru sorulsa; “sen sıfâtî ve arızîdir diyorsun çünkü yüz maymun yüzü değildir diyorsun. Belki yüz de maymun yüzü olması gerekiyordu fakat böyle olsaydı şahsın kimliği sana meçhûl kalırdı, yukarıda belirttiğin gibi rü’yâyı kendi hakkında zannederdin. Dolayısıyla mecbûren sen şahsı tanıyasın diye yüz, maymun yüzü değildir. Ve bu şahsın problemi arızî ve sıfâtî bir problem olmayıp Zâ’tî bir problem olma ihtimâli göz ardı edilebilir mi???” Bu yorum yanlıştır. Çünkü, mecbûren ben teşhîs edebileyim diye bana gösterilen şahsın yüzü, mümkündür ki, daha sonra maymun yüzüne çevrilebilir… Ancak böyle bir değişim durumu olsaydı bu şahsın suçunun Zât’a sirâyet ettiğini veyâ i’tikad ve inancının ifsâd olduğunu söyleyebilirdik… Bu şahus hakkında Kesin olarak şunu söyleyebiliriz ki, bir ahlâksızlık sebeebiyle, düşme ve nîmetin elden gitmesi var fakat, inanç bakımından bir sapıtma yok.

Rü’yâda maymun görmek,Yahûdîlik meşrebine temâyüle de işârettir. (Yahûdîleşme: Dinde ve dîndarlık olgusunda kaşarlaşma… Dînin kuldan yararlanması esâs iken, kulun dînden nemâlanması… Özü ve aslı yitirip, fasla ve taklîde yönelme).

Bele bağlanan kuşağa gelirsek… Yukarıda Zünnârın Hıristiyânlık alâmeti olduğunu belirtmiştim. Rü’yâda gösterilen Hıristiyânlık alâmetleri genel olarak iki günâh veyâ noksânlığa işâret olarak kullanılır. Birincisi; amelsiz ilimdir veyâ sırf inanca yoğunlaşmak amelleri terketmek. Nitekim Hıristiyânlık dîninde belirli bir şerîat yoktur. Mâ’nâ vardır, o mâ’nânın madde boyutu yoktur. İslâmı sâdece akıl ve idrak planında yaşayan müslümânlara bir ihtâr mâhiyetinde, rü’yâ melekleri, hıristiyânlık motiflerinden ba’zılarını seçerek mesaj verirler. Ben bu birinci şıkkın zikredilen şahısla bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum… Hıristiyânlık motiflerini kullanan rü’yâ meleklerinin ihtâr ettiği kişinin muhtemel ikinci yanlışlığı; Zât-ı Hakk’tan ba’zı insânlara yönelmeye varan bir dalâlet (Hakk’tan sapma) durumudur. Hazret-i Muhammed Efendimiz’in (s.a.v.) zâhiri nübüvvetinden önce yaşamış hıristiyânların ba’zılarının gerçekten bir tereddüde düşüp, Allah’ın Zât’ını zât-ı Îsâ’dan tenzîh etmeyip, Allah’tan Îsâ’ya sapmaları gibi b’azı müslümânlar da veliyy, kutup, mürşîd veyâ kitap veyâ sünnet veyâ hangi varlık olursa olsun, o varlık mertebesinin mâhiyetini karıştırıp, putlaştırıp, Hakk Teâlâ’dan sapabilirler. işte bu gibi durumlarda mesaj melekleri, kula yanlışlığını bildirip, hıristiyânlıktan islâma terakkî etmesi için ihtâr mâhiyetinde Hıristiyânlık simgelerini gösterirler.

Orjinalinde uzun olan elbisenin rü’yâda etek boyutlarına kısalmasına gelirsek. Yahûdiliğe temâyül (Hatırlayalım: Dînde kaşarlaşma, Dînin kuldan yararlanması esâs iken, kulun dînden nemâlanması… Özü ve aslı yitirip, fasla ve taklîde yönelme) yorumuna bir ilâve olarak, yahûdî egemenlerin iktidârında onların rızâsına itâat ve edilgenliğe (Edilgenlik: Kadınlık, mağlûbâne teslîmiyyet) bir işâret olsa gerektir.

Kristâl gibi cam eşyânın çokluğu ve ışıl ışıl parlaması. Ma’lum şahsın halk içindeki itibârının çokluğuna veyâ maddî zenginliğine veyâ kalbinde maddî zenginliğe temâyü olduğuna bir işâret olabilir. Nitekim ev kalbe işâret olabilir.

Keşf-i mücerred kapsamındaki rü’yâlarda görülen en küçük unsurun bile bir anlamı olsa da zannediyorum bu kadar ta’bîr kâfidir.

Şu samimî duygumu ifâde edeyim. Gördüğüm bu rü’yânın ta’bîri basit ve çok korkunç anlamlarla yüklü olsa da gerçekten bahse konu şahısın böyle bir ahvâle sâhip olacağına inananasım gelmedi. Bu yazıyı kaleme alırken çok tereddüd ettim. İftirâdan korktum. İsim zikretmemek yoluyla bir çıkış buldum. Ben de sonucu merakla bekliyorum.

*Mübeşşirât: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki;
“Rü’yâ nübüvvetin kırkaltı cüz’ünden birisidir.”
Buhârî: Ta’bîr; 2,4,10,26 – Müslim: Rü’yâ; 5,7,8, 9
Ebû Dâvud: Edeb 88 – Tırmızi: Rü!yâ; 1,2,6,10
İbn Mâce: Rü’yâ 1,3 – Ahmed bin Hanbel: II; 18,50,219
IV; 10,11,12,13 V; 316, 319

Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki;
“Peygamberlik kesildi, mübeşşirât kaldı”
Buhârî: Ta’bîr 5 – Müslim: Salât 207, 208 -İbn Mâce: Rü’yâ
Muvattâ: Rü’yâ 3 – Dârımî: Salât, 77; Rü’yâ; 3 – A.b.H: I; 219
III; 267 V; 454 VI 129, 381.

Not: Vahiy 23 senede tamamlanmıştır. vahyin ilk 6 ayı rü’yâ yolu ile olmuştur. Bu da 46′da 1 olur.

Ali Aytaç Şenol

***
2. YAZI: Lay-lay-lom-mehdi
http://www.haberlotus.com/lay-lay-lom-m ... yY0A856VPx


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Her yazıda bir meşhur / Ali Aytaç ŞENOL
MesajGönderilme zamanı: 25.12.11, 18:07 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 25.12.11, 17:31
Mesajlar: 5
DİKKAT!!!
Burada adı geçen Ali Aytaç Şenol, takma bir isimdir. Bu ad altında bazı yazıları Sait Mermer yazmış bulunmaktadır. Ali Aytaç Şenol adı altında faaliyette bulunanlarla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılmış bir suç duyurusu için bakınız: www.beyanname.blogcu.com


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye