Sufiforum.com

2009'da başlayan SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. İçerik yenilemeleri tasavvuf.name sitesinden sürdürülmektedir. ALLAH YÂR OLSUN.

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Sarı Saltuk İle İlgili Bir Fetva Tartışması
MesajGönderilme zamanı: 22.08.12, 14:07 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.03.09, 09:49
Mesajlar: 308
Sarı Saltuk İle İlgili Bir Fetva Tartışması

Dr. Ahmet Vehbi ECER

avehbiecer@hotmail.com


Fetva İslâm Hukuku’nda, sorulan bir meseleye din bilgini (fakih) bir kişinin verdiği cevap olarak kullanılan bir terimdir. Soruyu sorana sâil veya müstefti, sorunun cevabını veren bilgin kişiye de müftü denilir. Tarih boyunca fetvalar Müslüman halklar tarafından uyulması gereken bir emir gibi algılana gelmiştir. Oysaki fetvalar Kur’an hükmü, Peygamber emri değildir. Zamanın sosyal yaşantıların şartlarıyla kayıtlıdır ve şartların değişmesiyle fetva da değişebilir. İzmirli İsmail Hakkı merhum bir kitabında "Fetva zaman, mekân, hal, niyet, âdetin tağyiriyle tagayyür eder (değişimiyle değişime uğrar) muhtelif olur (1)" ifadesini kullanır. Aşırı değerde kabullenilerek İslâm Hukuku’nun ana ilkeleri üstünde kabullenilmesinin yanlışlığına işaret eder.
Fetva ile ilgili en önemli ayrıntı fetvanın, yaptırım ifade etmediği, bir Müslümanın fetva ile eylemde bulunmazsa zorlanamayacağı ve kınanamayacağı hususlarıdır. Fetva genel bir hükümdür, bir haber vermedir (ihbar) ve müftü verdiği bir fetvadan dönebilir. Bir başka ayrıntı da fetva kurumunun ortaya çıkışından sonra müftülerin toplumun sosyal hayatının bütün ilişkilerini düzenleme görevi ile görevlendirildiği anlayışıdır. Bu anlayış, halkın aklına gelen –dinî olsun, olmasın- her şeyi müftüye sorabileceği ortamını doğurmuştur. Müftü ve Şeyhülislâmlar (Başkent müftüleri) da kendilerinde sorulan her soruyu cevaplandırma yetkisini bulmuştur. Aile ilişkileri, yiyecek-içecekler, ticarî ilişkiler, kılık-kıyafet… gibi din ve ibadet dışı konularla da karar verme durumunda olan müftü ve şeyhülislâmlar, her zaman geçerli olmayan, konu ve ilim dışı, gülünç fetvalar vermişlerdir. Fetva kitaplarında bunların birçok örneklerini bulabiliriz. Bu konuda bazı örnekleri içeren iki makalemizde küçük örnekler vermiştik (2). Bu yazımızda bazı şeyhülislâmların tarihî şahsiyetler hakkında tartışma yaratan fetvalarından bir örnek vereceğiz. Aslında müftülerin ihtisasları dışında kalan yiyecek-içecek, hastalık-sağlık, sosyal ilişkiler ve haklar, kılık-kıyafet, borçlar-alacaklar… ve benzeri konularda verdikleri fetvaların bazıları ilim dışı ve gülünçtür (3).
Kanuni Sultan Süleyman’ın, Türk Tarihi’nde iz bırakan Şeyhülislâm Ebussuud (el-imadî) Efendi’den sorduğu soruya verilen cevap 1952 yılında Ankara Ü. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Merhum Prof. Dr. M. Tayyib Okiç’in "Sarı Saltuk’a Ait Bir Fetva" başlığını taşıyan makalesi tartışmalar sebep olmuştur (4). Bu konuyu bana hatırlatan, bir dergide (5) yayınlanan makalem üzerine değerli bilim adamlarımızdan Prof. Dr. Nuri Köstüklü’nün mektubu (6) oldu. Sayın Köstüklü mektubunda Makedonya gezisinde Hıristiyan halkının Müslümanlar arasında Sarı Saltuk’a ait diye bilinen türbeyi St. Naum türbesi olarak ziyaret ettiklerini gördüğünü anlatıyor. Bu doğru olan tespit 1952 de iki bilim adamı arasında yapılan tartışmayı hatırlattı.
Merhum Okiç anılan makalesinde Kanuni Sultan Süleyman’ın bir sorusu üzerine Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’nin verdiği fetvayı incelemeye alır.

Fetva şöyledir:
"Soru: Sinde sindaşım, halde haldaşım, ahret karındaşım, eimme-i selef, bu meselede ne buyurur ki; Sari Saltuk dedikleri şahıs evliyaullah mıdır, beyan buyurulup müsab oluna.
Cevap: Riyazet ile kadîd olmuş bir keşiştir (7)"


Okiç bu makalesinde Ebussuud Efendi gibi birinin böyle bir fetvayı veriş sebebini anlatmaktadır. Bu makale metnine maalesef ulaşamadığım için, makalenin içeriğini anlatan bir bildiriden (8) aktarma yapacağım. Sayın Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın şöyle diyor:
"Sveti Naum manastırındaki Şapel’de (9) Hıristiyanların Sveti Naum’a ait olduğunu düşünerek ziyaret ettikleri ve sesler geldiğine inanarak dilek tutup kulaklarını dayadıkları bir mezar, geçmişte Türkler tarafından da Sarı Saltuk mezarı olarak kabul edilmiş ve saygıyla ziyaret edilmiştir. Tarihte bu mezarın hem Hıristiyanlar, hem de Müslüman Türkler tarafından ziyaret edildiği, Hıristiyanların mezarda Sveti Naum’un yattığına inandıkları, Müslüman Türklerin ise mezarda Sarı Saltuk’un yattığına inandıkları araştırmacıların çalışmaları ile ortaya konulmuştur.

Sarı Saltuk’un rahiplerle mücadelesi, onların yerine geçmesi gibi menkıbeler Saltukname’de yer almaktadır. Birkaç dil konuşabilen Sarı Saltuk, Tevrat’ı, İncil’i baştanbaşa ezbere bilmektedir. Kiliselerde rahip kılığında vaaz vermekte, bu yolla Hıristiyanları İslâm Dini’ne davet etmektedir… Rumeli’de Müslümanlığın yayılışı sırasında İslâm Dini’nin propagandacıları, yöredeki Hıristiyan azizlerinin menkıbelerini Müslüman Türk azizlerine mal etmişler, hatta bu Hıristiyan azizlerinin gizli Müslüman olduklarını veya Müslüman Türk azizleriyle yakın arkadaş oldukları propagandasını yaymaya çalışmışlardır."
"… Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’nin Sarı Saltuk’un bir keşiş olduğu şeklinde fetva vermesi… Bu sebepledir, Şeyhülislâm Efendi’nin Sarı Saltuk hakkındaki fetvasını araştıran Prof. Dr. M. Tayyib Okiç, konuyu incelerken, Sarı Saltuk’un Hıristiyan azizleriyle münasebeti üzerinde de durmuştur… Okiç bu fetvanın veriliş sebebini aydınlatmaya çalışmıştır:
"Ölümü üzerinden uzun zaman geçmeden Sarı Saltuk’a ait menkıbelerle arasında bir irtibat (ilişki) kurulmaya başlandığı anlaşılıyor. Sarı Saltuk menkıbelerinin Hıristiyan azizlerinden en çok Nikola, sonra Cörc, Simeon, Eli, Spridon ve Naum’un menkıbeleriyle karışık olduğu görülmektedir diyen Okiç, böyle bir fetvanın verilmesinin Sarı Saltuk’un yanlış tanıtılmasından kaynaklandığını belirtmektedir"

Bu makaleye aynı fakülte öğretim üyelerinden Prof. Yusuf Ziya Yörükân, "Bir Fetva Münasebetiyle" başlığı altında yazdığı makalesinde bu fetvanın fetva tekniğine uygun olmadığını ve bu sebeple uydurma olduğunu anlatıyor. Bu arada Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’nin derin bilgisinin böyle bir böyle bir fetvayı vermeye izninin olamayacağı üzerinde durur (10). Ancak Okiç bu uzun makaleye "Bir Tenkidin Tenkidi" başlığı altında daha uzun soluklu (91 sayfa) bir yazıyla cevap verir (11). Ebussuud’un böyle bir fetvayı verişinin sebebinin Sarı Saltuk hakkında –o günkü şartlarda- doğru bilgiye sahip olmayışına bağladığı ifadesiyle şu cümleyi nakleder:
"… O makalemizde Ebussuud’un, o zaman, bugünkü bilgi ve şartlara sahip olsaydı hükmünün aksi şekilde tecelli edebileceğini tahmin ettiğimizi açıklamış bulunuyoruz"

Okiç Yörükan’ın vefat etmiş kimseler hakkında fetvaların gereksizliği konusuna cevaben de Yörükan’ın güvendiğini beyan ettiği fetva kitaplarında Muaviye, Gazalî gibileri için verilen fetvaların varlığına işaret eder. Sarı Saltuk’u gereği kadar tanımadığı, Müslümanlar ve Hıristiyanlar tarafından aynı mezarın kutsandığı, Sarı Saltuk’un Hıristiyan azizleriyle karıştırıldığı bilgilerine dayanarak böyle bir fetvanın verildiği anlatılır. Oysaki Sarı Saltuk bir Ahmet Yesevî dervişidir. Balkanlarda tasavvufî bilgi ve telkinleriyle hizmet etmiştir. Bu konuda Prof. Dr. İ. Agâh Çubukçu’nun şu ifadeleri önemlidir:
"Sarı Saltuk etkisi geniş olan bir düşünürdür. Özellikle tutucu Hıristiyanların vicdanlar üzerinde baskı yaptığı bir dönemde tasavvufî duygularla İslâm’ın sevilmesini sağlamıştır. Kendisi bozacıların pîri olarak tanınır (12)"

Bu örnek tek değildir. Bazı ilmi, sanatı, yöneticiliği sebepleriyle tarihe geçmiş kişilerle ilgili sorular sorulmuş ve şeyhülislâm da bu sorulara cevap vermiştir (13). Ayrıca bazı yiyecekler (pırasa, ısırgan otu, yılan balığı, istiridye, boza…) hakkında da fetvalar alınmıştır. Hatta bazen çok ileri gidenler olmuş meşhur şair Nefî’yi şöyle isyan ettirmiş:
"Bana kafir demiş müftî efendi
Tutalım ben diyem ona Müselman
Varıldıkta yarın rûz-i cezaya (ahrete)
İkimizde çıkarız anda yalan"

Gene Ebussuud Efendi’nin tam metnini konuyu uzatmamak için alamadığımız fetvasıyla Yunus Emre’nin şiirlerinden dolayı tekfir edildiğini hatırlatmalıyım (14).

Sonuç
Fetvalar yaptırım ifade etmezler. Eski fetvalar şeyhülislâmların yaşadıkları dönemlerin sosyal, kültürel durumlarını aksettirdikleri için kültür ve medeniyet tarihçileri, sosyologlar, din bilginleri, İslâm tarihçileri, din sosyolog ve psikologları… için önemli kaynaklardır.
Milli Mücadele’den sonra oluşturulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin oluşumundan sonra demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti" niteliği kazandı, şer’iye vekâleti kaldırıldı, Diyanet İşleri Başkanlığı "Laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında" kalacak şekilde Anayasal (Madde 136) teminat altına alındı. Bir danışma kurulu olan Yüksek Din Kurulu fetva mahiyetinde verdiği kararlarla "… siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri (Madde 24) istismar edecek, kötüye kullanılacak kararlar alamaz, fetvalar veremez." Din, ibadet, ahlak konuları dışına çıkamaz ve bunların dışındaki konular (sosyal kurumlar, ilişkiler, ticaret, sağlık, emniyet… gibi) kanun konularıdır. Bu bakımdan artık bugün yılan balığının yenilip yenilmeyeceği, kimlerin cezalanıp cezalanmayacağı, ısırgan otunun, pırasanın, midye, istiridye, istakoz’un yenilip yenilemeyeceği müftüye sorulmamalıdır, sorulduğu zaman da müftüler bu soruların cevabını verecek kurum ve bilginlere yönlendirmelidirler. Artık müftüler ve din bilginleri siyasete ve kendi konuları dışına ait fetva ve görüş beyan etmemelidirler.

Dipnotlar:
1.İsmail Hakkı İzmirli, İlm-i Hilâf, İstanbul, 1330, I, 294; Bu eser İnönü Üniv. İlahiyat Fakültesi İslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Duman tarafından İhtilaflar Bilimi (Malatya, 2010) başlığı altında notlar eklenerek anlaşılır şekilde sadeleştirilmiştir. Bu cümle adı geçen kitapta 270. sayfadadır.
2. A. Vehbi Ecer, "Türk Kültürünün Tetkikinde Fetva Kitaplarının Önemi", Türk Kültürü Dergisi, Nisan 1970, Sayı 90, 400-405; Ecer, "İçtimai Hayat ve Kültür Tarihi Bakımından Fetva Kitaplarının Önemi", Atatürk Ü. İslâmi İlimler Fak. (Tayyib Okiç Armağanı), Ankara, 1988, 251-265.
3.Ecer, önceki makaleler; A. Vehbi Ecer, Dinimiz İçin Dilimiz, Ankara, 2012, II. Baskı, 87, 201; Fahir İz, Eski Türk Edebiyatında Nesir, İstanbul, 1964, I, 58 vd.
4.M. Tayyib Okiç, "Sarı Saltuk’a Ait Bir Fetva", Ankara Ü. Alahiyat Fakültesi Dergisi, Ankara, 1952, I, Sayı 1, 48-58.
5.A. Vehbi Ecer, "Ahmet Yesevî Dervişlerinden Saru Saltuk", Bilgi Yurdu Dergisi, Ocak-Şubat 2012, Sayı 29, 7-8.
6. Nuri Köstüklü, "Vehbi Ecer Hocaya Mektup Var", Bilgi Yurdu Dergisi, Mart-Nisan 2012, Sayı 30, 13.
7.Sin: yaş; karındaş, kardeş; eimme-i selef: selef imamları; musab: açıklama; riyazet: nefsin isteklerini kırma; kadid: bir deri, bir kemik kalmış kimse; keşiş: kilise papazı.
8.Şükrü Haluk Akalın, "Rumelide Sarı Saltuk’un İzleri ve Ohri’deki Sveti Naum / Sarı Saltuk Ziyaretgahı", Çukurova Ü. Türkoloji Araştırmaları Merkezi Sempozyum Bildirileri; http:turkoloji.cu.edu.tr
9. Şapel: Hıristiyan mescidi.
10.Yusuf Ziya Yörükan, "Bir Fetva Münasebetiyle", Ankara Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Ankara, 1952, II-III, 137-160.
11.M. Tayyib Okiç, "Bir Tenkidin Tenkidi", Ankara Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1953, II-III, 219-290.
12.İ.A. Çubukçu, "Sarı Saltuk’un Türk İslâm Kültüründeki Yeri", 07.07.2012, www.kozanbaris.com
13.Örnekler için bak:Ecer, "Fetva Kitaplarının Önemi", makalesi.
14. Bak: İst. Millet Kütüphanesi, Şer’iye Nu: 80’de kayıtlı Feteva-yı Ebussuud eserin 217 va-217 vb de, http/www.İslam-tr.net


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Sarı Saltuk İle İlgili Bir Fetva Tartışması
MesajGönderilme zamanı: 05.12.12, 11:38 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.03.09, 09:49
Mesajlar: 308
Alıntı:
Okiç, böyle bir fetvanın verilmesinin Sarı Saltuk’un yanlış tanıtılmasından kaynaklandığını belirtmektedir.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye