Sufiforum.com

2009'da başlayan SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. İçerik yenilemeleri tasavvuf.name sitesinden sürdürülmektedir. ALLAH YÂR OLSUN.

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 5 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Hz.Celâleddin:"Gökten gönüllere vahiy gelmede"/Dîvân-ı Kebîr
MesajGönderilme zamanı: 27.04.10, 13:46 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
Garip olan rûh, mekânsızlık âleminin özlemini çeker.

Her an gökyüzünden gönüllere gizli olarak şöyle vahiyler gelmede: "Ne zamana kadar, tortu gibi yeryüzünde çöküp kalacaksınız? Göğe yükselin, göğe yükselin!"
• Ancak tembel olanlar, ağır canlılar şarap tortusu gibi dibe çökerler. Tortudan kendini kurtaran, arınan, temizlenen ise küpün üstüne çıkar.
• Hemen balçığı, çamuru karıştırma! Suyunu bulandırma da arınsın. Tortun aydınlansın ve derdine derman bulunsun.
•İnsanda şu'le gibi bir can var. Fakat onun dumanı, nurundan daha fazla. Duman haddini aşınca, fazla olunca, gönül evinde bulunan Hakk ışığını göstermez olur.
• Eser, gönül evindeki dumanı azaltırsan yani günah kirlerinden arınırsan, senin nûrun ile her iki dünya da, bu dünya da, öteki dünya da aydınlanır.
• Bulanık bir suya bakarsan, orada ne ay görebilirsin, ne de gök! Hava kararınca güneş de gizlenir, ay da!
• Güney rüzgârı esince, havayı tertemiz eder. Bu yüzdendir ki, sabahın erken saatlerinde seher yeli eser. Âdeta dünyayı cilâlar, parlatır.
Alıp verdiğimiz nefes de gönüldeki sıkıntıyı, derdi temizler, arıtır, âdeta insanın içini cilâlar. İnsan bir an bile nefes alıp veremezse, varlığına yokluk gelir çatar.
•Bu dünyada garip olan rûh, mekânsızlık âleminin özlemini çeker. Hayvan nefis ise bilmem ki, ne diye şu dünya otlağında otlar durur? Geldiği yeri unutur da dünya nimetleri için çırpınır durur.
• Ey mayası hoş, aslı temiz arı can, nice bir sefer edip duracak, gezip dolaşacaksın? Sen Padişah'ın doğanısın, Padişah'ın ıslığı nereden geliyorsa uç oraya.

----------------------

Şefik CAN çevirisi esas alınmıştır; son beyit (449.) A. Gölpınarlı çevirisidir.

KAYNAK:
1. Divan-ı Kebir'den Seçmeler, Çev. Şefik CAN, ÖTÜKEN Yay. 82. Gazel.(c. I, 26)
2. Dîvân-ı Kebîr (Tam Metin); Çev. Abdulbaki GÖLPINARLI, T. İş Bankası Yay., Cild: 1 s.58. 440-449. beyitler (XXXIV)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Hz. Celâleddin : Dîvân-ı Kebîr'inden Gazeller
MesajGönderilme zamanı: 27.04.10, 13:49 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
Kudsî kardaş; ne demiş bu adam ya...

Ne demek ya: "her an gönüllere vahiy gelip duruyor?"


***

Şerh lâzım şerh...


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Hz. Celâleddin : Dîvân-ı Kebîr'inden Seçmeler
MesajGönderilme zamanı: 28.04.10, 04:01 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 22.01.10, 04:41
Mesajlar: 345
< Her an gökyüzünden gönüllere gizli olarak şöyle vahiyler gelmede: "Ne zamana kadar, tortu gibi yeryüzünde çöküp kalacaksınız? Göğe yükselin, göğe yükselin! >

hz.Mevlana (ks.) efendimiz bu beyt-i şerifinde "Vahiy" buyurmakla cenab-ı Allah'dan (bila-vasıta) "İlham" üzere gelen kudsî ma'naları kasd etmiştir.. konu ile alakadar mufassal açıklama Mevlana muhibbi ve Mevlevi araştırmacısı abdulbaki Gölpınarlı'nın (rh.a) Mesnevi'nin ilk iki beytine yazıp/söylemiş olduğu şerhin evvelinde kayıtlıdır..

bknz: (pdf dosyası başlığı) "abdulbaki Gölpınarlı'nın kendi sesinden Mesnevî'nin ilk iki beytinin şerhi" (yrd.doç.dr.şener Demirel)

ve sonra burada bir sitem de var: toprak ve balçığa saplanıp kalmış olan insanın halini resm ediyor.. bu aynı zamanda "ne zamana kadar leylek gibi başınızı kuma gömeceksiniz?" demeyi tefhim eder.. ve akabinde seyr-i ilellaha (mebde-i taayyünümüze uruca) davet ediliyoruz: "Göğe yükselin!.." malum olsun ki meleklerde ki kanatlar aslen tenezzül (iniş)içindir suud (yükselmek) için değil: evet, ecniha-i melaike yeryüzüne envar-ı rahmeti saçmağa tenezzül için yaratılmıştır.. (zaten melaikede uruc ve suud zâtidir)..

insanda ise görünen iki ayak vardır bir de görünmeyen manevi kanadlar (kuvvâ-i kalbiyye).. işte insanın bu görünmeyen kanadları (kuvvâ-i istidadı) aslen uruc ve suud için yaratılmıştır.. eğer insanoğlu kanatlarını kullanmaz ise onlar mürur-i zamanla hareket ve uçma kabiliyetini yitirir.. o vakit insanın hali: evlerde kafesler içinde duran kuşlara (kanatlı kanatsızlara) benzer.. öyle ise çırpınmak (kalbi Allah zikri ile çalıştırmak) lazımdır ki hareket ve uçuş levazımatımız (duygularımız kabiliyetimiz) körlenmesin.. vesselam...


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Hz. Celâleddin : Dîvân-ı Kebîr'inden Seçmeler
MesajGönderilme zamanı: 28.04.10, 08:27 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
Alıntı:
Kudsî kardaş; ne demiş bu adam ya...

Ne demek ya: "her an gönüllere vahiy gelip duruyor?"




:)

"Eğer yerdeki ağaçlar hep kalem olsa deniz de mürekkeb, arkasından yedi deniz, Allahın kelimatı tükenmez, hakıkat Allah, azîz hakîmdir" Lokman '27

"Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler!6 Biz suçluları işte böyle cezalandırırız." A’râf 40 .
;)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Hz.Celâleddin:"Gökten gönüllere vahiy gelmede"/Dîvân-ı Kebîr
MesajGönderilme zamanı: 28.03.11, 09:25 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 06.07.10, 17:50
Mesajlar: 280
Gökten daha önceleri cinler ve şeytnalar tarafından alınan haberler şu ayetlerle enellenerek yasaklanmış ve son bulmuştur.

“Doğrusu biz (cinler) göğü yokladık; fakat onu, kuvvetli (ve şiddetli) bekçilerle ve alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk. Oysa biz (daha önce) onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinlemek istese, kendisini gözetle(yip izle)yen bir alev huzmesi buluyor. Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murad edildi, yoksa Rabbleri onlara bir hayır mı diledi.” (Cin, 8-10)

“Doğrusu biz dünya göğünü bir süsle, yıldızlarla süsledik. Ve onu inatçı her şeytandan koruduk. Onlar Mele-i Âlâ’yı dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar, uzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azap vardır. Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir sözü kapan olursa, onu da delip geçen alevli yıldızlar takip eder.” (Sâffat, 6-10)

“Andolsun ki, yakın göğü kandillerle donattık. Onlarla şeytanların taşlanmasını sağladık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.” (Mülk, 5)

“Andolsun ki biz gökte burçlar yaptık ve onları bakanlar için donattık. Ve onları, kovulmuş her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, apaçık görülen bir ateş onu kovalar.” (Hicr, 16-18)

Müslim, Tirmizî ve Nesâî’nin yer verdiği bir rivayette Abdullah b. Abbas r.a. şöyle demiştir:

“Rasulullah s.a.v. (Mekke döneminde) ashabından bir cemaatle Ukaz panayırına gitmek üzere yola çıkmış. O tarihlerde (cinnî) şeytanlar gökten haber almaktan men edilmiş, üzerlerine gök taşları atılmış, bunun üzerine şeytanlar kavimlerinin yanına dönmüşler. Kavimleri onlara, ‘Size ne oldu?’ diye sorunca, ‘Gökten haber almaktan men edildik. Üzerimize gök taşları gönderildi.’ diye cevap vermişler. Kavimleri, ‘Bu, mutlaka yeni zuhur etmiş bir şeyden olacak. Hemen yeryüzünün doğusunu-batısını dolaşarak bakın bakalım, gökten haber almanıza mani olan şu hadise nedir?’ demişler. Bunun üzerine şeytanlar yeryüzünün doğusunu-batısını dolaşmışlar. Tihâme tarafına giden şeytan grubu, Ukaz panayırına gitmekte olan Rasulullah s.a.v. Efendimiz, Nahle denen yerde ashabına sabah namazını kıldırırken O’nun yanına uğramış. (Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in okuduğu) Kur’an’ı işitince kendi aralarında, ‘Gökten haber almamıza mani olan işte budur!’ diye konuşmuşlar. Sonra da kavimlerine dönerek, ‘Ey kavmimiz! Biz, doğru yolu gösteren şaşılacak bir kıraat dinledik ve ona iman ettik. Bundan sonra Rabbimize asla hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.’ demişler.”

Yalnız şu kadar var ki, Cenab-ı hak dilediği kimselere gaybı bildirebilir ve onların kalbine vahyedebilir. Bu hakikati de söylemiş olalım.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 5 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye