Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 6 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Nurları anlamamak, Cumhuriyet aydınının müşterek vasfı
MesajGönderilme zamanı: 19.10.09, 02:37 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 30.04.09, 09:08
Mesajlar: 148
Nurları anlamamak
Hüseyin Yılmaz

yilmaz@hyilmaz.net

Cumartesi, 17.10.2009 - 15:36

Nurları anlamamak, Cumhuriyet aydınının müşterek vasfı

http://timeturk.com/yazardetay.asp?Newsid=17282

Kelimelerle düşünür, kelimelerle konuşur insan. İnsanı mümeyyiz kılan düşünme melekesinin inşã malzemesidir kelimeler; düşüncenin geniş serhadleri kelimelerle fethedilir. Dillerin de bir iklimi, kendilerine has coğrafyaları vardır. Kimi uçsuz bucaksız sahraların ürpertici sükununa sahip, kimi bahar çağlayanlarının coşkusuyla raksa kalkar, kimi de Himalayaların başdöndürücü uğultusuyla sarar insanı. Dillerin coğrafyasında ya kelebekler gibi ürkek ve zârif hareketlerle danseder kelimeler, ya da ateşten kamçılarıyla arzı titreten şimşekler gibi delip geçerler şuurumuzu...



Bir dilin coğrafyası başka bir dilin coğrafyasına benzemez; mefhumlar aynı şeyi ifãde etmez, etmeyebilir. Kelimeler, bağrında serpildikleri iklimin, coğrafyanın ve kavmin hususiyetlerinden nişanlar takınarak sahneye atlarlar. Paris’de kelime bir “leydi”nin elindeki nârin yelpaze edãsı takınırken, Çaldıran’da kös, niğbolu’da çığlık, Hint’de şiir olur.



Ve kitablar... Kitablar yazıldıkları devrin dilleriyle yaşarlar... Kitaba hayat veren dili öldürdüğünüzde, bir kalıp tuğlaya dönüşür kitab; mânâsız ve değersiz bir tomar kâğıt olur. Onun için dillere müdahale etmemek, dilleri öldürmemek gerekir. Onun için dil dãvãsı, en az vatan ve bayrak dâvãsı kadar mukaddestir. Onun için dilin muhafazası, en az hudutların muhafazası kadar elzemdir...



Peki Türkiye’de ne oldu? Hangi ihanet bin yılın kütüphanelerini dilsizleştirdi, kitaplarını tuğla yığınlarına çevirdi? Hülâsa edelim...



Cumhuriyeti kuranlar enselerinde Osmanlı’nın soluğuyla yaşamak istemiyorlardı. Altıyüzyıl kendilerine rahat uyku yaşatmayan Osmanlı’nın yeniden diriliş ihtimalinden ödü kopan Batı da Cumhuriyeti kuran iktidar sahiplerinin kulağına kendi korkularını fısıldıyordu. Yapılacak tek şey: Osmanlı’yı bu milletin hãfıza ve tãrihinden bütünüyle silmek, onu hatırlatacak bütün emareleri, mezar taşları ve türbeler de dahil, tahrib etmekti. Ve kollar bunun için sıvandı...



Bu tahrib sarasının sebebiyet verdiği asıl felâket, dili tahrib etmek oldu... Bin yıllık irfãn ve an’anemizi, inanç ve değerlerimizi ademe mahkûm ettiler. Dili koruyan bütün hisarlar yıkıldı, bütün sedler dağıtıldı; mefhumların, kelimelerin üstü başı perişan, kan revan içindeler... Mefhumların muayyeniyeti kalmadı, kelimelere zihinler adedince farklı mãnãlar yüklendi. Ve kısacık ömürlü bir yığın hezeyãn “tilcik” adıyla tımarhaneden fırlamış deliler gibi salıverildiler Türkçe’nin damarlarına. Uydurukça kelime türetmek bir devrin en gözde meşgalesi oldu... Batı’da cinnetin bile bir edebi vardır, der Meriç. Bizde mefhumların müşterek vasfı edebsizlik oldu.



Geçtiğimiz günlerde Fâtih Altaylı’nın “Teke Tek” programında konuşan Türkiye’nin iki şöhretli ve yaşlı tarihçisi Risale-i Nurları anlayamamaktan yakınmışlar. Bediuzzaman karşısında cehl ve acziyetlerini itirafla irtifa kazanacaklarına, lafı geveleyip beceriksizliklerinin faturasını Üstãd ve eşsiz külliyatına ödetmeye yeltenmişler. Programı seyretmedim, değmezdi. Metnin ilgili kısmı önümde. Ortaylı bir malumatfuruşluğun ardından acziyetini Nurlar’ın zaafıymış gibi döküveriyor:



“Yazdığı Risaleyi anlamak fevkalade güçtür. Niye? Sentaksı bozuk, Türkçe değil o. Demek ki, Türkçe yazmamış. Siyak-sibak ilişkisi yok. Yani çerçeve ve muhteva birlikteliği olmuyor.”



Gidi şöhretli hoca... Bir devrin neye mal olduğunu daha güzel nasıl anlatabilirdin ki? Altaylı gazetecilikten gelme bir kıvraklıkla bu bataklığa girmemeye çalışıyor:



“Bardakçı ve sizin dediğiniz, Risalelerinden bir şey anlamak mümkün değil. Peki bunun Risalelerinden nasıl oluyor da bir yol ortaya çıkıyor?”



Bugün dünyada kabul görmüş, adına enstitüler kurulmuş ve cemiyetin her sınıfından müntesiblerinin dãvã edindiği bir hakikatı görmeyen hocaların körlüğünü Altay’lının suali de uyandırmaya yetmiyor. İlber Hoca cevap veriyor:



“10 tane kişi okuyor 100 kişi dinliyor, izah ediyor. Cemaatin mensubuna Nur talebesi denir. Okunuyor. Daha bilgili tecrübeliler izah ediyor. Sistem bu zaten.”



Dil bahsinde ahkâm kesen hoca “10 tane kişi” demenin Türkçeyi katletmek olduğunun farkında bile değil. Ve düşünmüyor ki, o “10 tane kişi” Nurları okumak ve anlatmak üzere gökten zenbille inmiş değiller. On kişiye değil, bir kişiye bile açılan bir hakikatin bütün insanlığa açık olduğunun bidihiyattan olduğunun bile farkında değil şöhretli târihçi.



Bardakçı da Altaylı’nın itirazıyla uyanmayıp Ortaylı’nın sarkıttığı çürük ipe tutunarak düştüğü kuyudan çıkmaya çalışıyor:



“Anlayamazsın. Bunu söyledim diye, bu da kabahat oldu. İlber hoca da aynısını söylüyor. Kelimeler arasında rãbıta kopuktur.”



Hezeyãn bu minval üzere devam ediyor... Bu abesle ne daha fazla meşgul olayım, ne de sizi yorayım. Bediüzzaman ve Nurları anlamamak, Cumhuriyet aydının müşterek vasfıdır. Yetiştikleri iklim, kulak ve gönüllerine şırınga edilen peşin hükümlerin doğurduğu fik-i sãbitle körleşmiş bu cãmianın Nurları anlamadıklarını Cemil Meriç, kendisini de dahil ederek yıllar önce, ama haysiyetlice ve bir acz ikrarıyla itiraf etmişti. Çok daha dürüstçe, çok daha insanca ve hakperestçe bir itiraf.



Meriç, Kader bahsi gibi zor bir mevzuu okuyucuları için Üstad’ın rehberliğinde vuzuha kavuşturmaya çalışır. Yirmialtıncı Söz’ün kısa bir hülâsasından sonra aczini ve Bediuzzaman’a duyduğu hayranlığı şu ifadelerle haykırır:



“Üstâd şimşek pırıltıları ile aydınlanan bu karanlık bölgelerde büyük bir güvenle dolaşıyor. Üslûb kesif v e izahlar inandırıcı. Asırları kucaklayan bir tefekkürün çağdaş idrâke seslenişi, yaralanan bir idrâke, yabancılaşmış bir idrâke. İrfanımızın madde-i asliyesi olan bu fikirleri ne kadar anlayabiliyoruz? Heyhat; ne meselenin kendisine âşinâyız, ne mefhumlara.”(*)



Meriç, Nurları yeterince anlayamayışını bütünüyle Nurlar ve Müellifi’nin lehine kaydedib, üslûb ve izahlar karşısında hayranlığını haykırırken, yaşlı târihçiler acziyetlerine kılıf bulma telaşıyla içinde boğuldukları çamuru sıçratıyorlar. Belki de uzak durmak en iyisi... Varol Meriç, nur ol!.. Farklıydın, farklı yaşadın, farklı gittin... Senin için Rabb’imden mağfiret ve rahmet diliyorum...





(*) Cemil Meriç, Kırk Ambar, sayfa 419, Ötüken Neşriyat, 1980


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Nurları anlamamak, Cumhuriyet aydınının müşterek vasfı
MesajGönderilme zamanı: 19.10.09, 03:23 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 22:59
Mesajlar: 666
10 kişi okuyor 100 kişi dinliyor, izah ediyor. Cemaatin mensubuna Nur talebesi denir. Okunuyor. Daha bilgili tecrübeliler izah ediyor. Sistem bu zaten.

İşte bugün 20 küsur nur cemaatleri, yüzlerce faklı anlayışın piyasada cari olması sebeplerinden en önemlisi de budur. Her okuyan kendi anladığını Risale diye meydana salıyor. Sonra bakıyorsunuz; aynı sözler etrafında farklı farklı anlayışların neticesiz mücadelesi ortalığa taşıyor. Bunu yapanlar, Ortaylı, Bardakçı gibi dışarıdan bakanlar değil. Ellerinden risaleyi düşürmeyenler...

Yazının en başındaki nefis "dil" anlatımının nurcu önde gelenlerine mutlaka okutulması lazım. Hem de en az 5 kere. ;)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Nurları anlamamak, Cumhuriyet aydınının müşterek vasfı
MesajGönderilme zamanı: 19.10.09, 19:34 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19.09.09, 21:50
Mesajlar: 105
Risalelerde dil açısından zayıf yerler olduğu gibi muhteşem bölümler dahi mevcuttur...


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Nurları anlamamak, Cumhuriyet aydınının müşterek vasfı
MesajGönderilme zamanı: 19.10.09, 21:05 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19.09.09, 21:50
Mesajlar: 105
günümüz gençliğinin "eğitim ve dil" durumu göz önüne alındığında "uyutma" ile "Risaleler" arasında bir bağ kurulabilir...

Risalelerin içeriği göz önüne alındığında da sadece "belirli" mevzulardan bahsetmesi bakımından zamanımızda daha baskın hale gelen meseleler bu mevzuların gölgesinde kaldığından dolaylı bir uyutma (her ne kadar uyutma kelimesi buraya uygun düşmese de) dan bahsedilebilir...


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Nurları anlamamak, Cumhuriyet aydınının müşterek vasfı
MesajGönderilme zamanı: 29.01.11, 20:26 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 30.04.09, 09:08
Mesajlar: 148
Ebu Hanif yazdı:
günümüz gençliğinin "eğitim ve dil" durumu göz önüne alındığında "uyutma" ile "Risaleler" arasında bir bağ kurulabilir...

Risalelerin içeriği göz önüne alındığında da sadece "belirli" mevzulardan bahsetmesi bakımından zamanımızda daha baskın hale gelen meseleler bu mevzuların gölgesinde kaldığından dolaylı bir uyutma (her ne kadar uyutma kelimesi buraya uygun düşmese de) dan bahsedilebilir...


Bu konuda söz etmek gereksiz.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Nurları anlamamak, Cumhuriyet aydınının müşterek vasfı
MesajGönderilme zamanı: 29.01.11, 21:50 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 06.07.10, 17:50
Mesajlar: 280
Arkadaşlar,
Ben size açıkça bir şey söyleyeyim mi ? Bu nurcu tayfalarının hemen her devirde kendilerini hoş görmeyenleri ve muhalif olanları, sürekli Risale-i Nurları anlamayanlar olarak yaftaladıkları bilinen ve müşahade edilen bir gerçektir. Bendeniz şu kadara söylelyim ki, bugün Risale-i Nurların merhum müellifi Sad-i Nursi mezadan kalkıp gelmiş olsa ve günümüzdeki durumu bir müşahade etse, en önce "nurcuyuz, Risaleleri biz çok yii anladık!" diyenleri esaslı bir FALAKAYA yatıracağına dair bende hiç değişmeyecek bir kanaate sahibim. Bu durumuma itiraz edecek olanlar varsa, onlarla da her zaman tartışmaya da hazırım. Vesselâm.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 6 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye