Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 27 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Risale-i Nur'dan Tarikat'e: Hz. Şeyh Abdullah Gürbüz (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 27.02.09, 19:30 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 22:59
Mesajlar: 666
Nurcu Çevrelerin "Tarikat’tan Üstün Bir Mesleğiz" Balonunu Patlatan Mübarek Şahsiyet: HADİMU'L FUKARA ABDULLAH GÜRBÜZ (k.s) HAZRETLERİ Kimdir?

(1933-2004)

Risale-i Nurlardan Tarikat’a, Bir Rüya:

İslam aleminin ve Tasavvuf yolunun müstesna bir ferdi, ilim, irfan, edep, tevazu, aşk ve vecd hali ile İslam’ın rahmet kapılarını insanlığa açan Hadimu'l Fukara Nevşehirli Abdullah Gürbüz (k.s) Hazretleri, 5 Nisan 1933 yılında Nevşehir ilinin Herikli Mahallesinde dünyaya teşrif etmişlerdir.

...

Said Nursi merhum Rüyasında Der ki:

1953 yılında askere giden Abdullah Baba (k.s) Hazretleri 1956 da, askerlik vazifesini tamamlayarak memleketine döndükten sonra, bir yandan ailesinin nafakasını kazanmak ile uğraşırken, asli gayesi olan ALLAH’A kulluk görevini yerine getirmek için ibadetler yapıyor, aynı zamanda ilim kitapları okuyordu, bunlar arasında, Said Nursi Hz.lerinin risale-i nur külliyatını büyük bir ihlas ve samimiyetle okumaya devam ediyordu.

Aradan bir müddet geçer (1960 yılında), Said Nursi Bediüzzaman Hazretleri rüyasında ona Risalesinin tamam olduğunu ve Kadiri Tarikatından bir Mürşid-i Kamile intisap etmesini söyler.

Şıh Ağa, Rüyayı Soruyor:

Rüyayı gördüğü günün sabahı Şıh Ağa isminde bir zat evlerine gelerek; "Sen, bugün ne rüya gördün?" diye sorar. Daha sonra Şıh Ağa cebinden bir kağıt çıkarır;

Abdullah Efendi, bu ders, Abdülkadir Geylani Hz.lerinin dersidir, buna iyi çalış” diye nasihat eder.

Bundan sonra, onun verdiği dersi çekmeye başlar, bir yandan da baba mesleği olan deri imalatçılığına devam ederek imal ettiği derileri, civar illere götürüp satar, bu şekilde geçimini sağlardı.

Hacı Mustafa Anaç (k.s) Hazretlerinden Rufai Dersi Alışı:

Bir gün İskilip’e deri satmaya gider ve Tasavvuf yolundaki yolculuğu bu vesile ile başlar. Kendisi, Çorum'daki Mürşid-i Kamil Hacı Mustafa Anaç (k.s) Hz.leri ile görüşüp 1960 yılında gördüğü rüyasını o Zata anlatmış ve ondan Rufai dersi almıştır.

Muhammed Bilal Nadir (k.s) Hazretlerinden Kadiri Dersi Alışı:

Bu tarihten itibaren Abdullah Baba (k.s) Hazretleri bir takım manevi haller yaşamaya başlar ve içindeki yangını söndürecek, kendini ALLAH ve Resulüne vasıl edecek Hak dostu bir Mürşid-i Kamili, Cenabı Zülcelal Hazretlerinden niyaz eder ve bu yakarışı sonunda rüyasında 1965 yılında, Hızır As. ve Adem As.'ın işareti ile Antep’te bulunan Kadiri üstadı Muhammed Bilal Nadir (k.s) Hazretlerine intisap etmiştir.

Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerine İntisap Edişi:

Bilal Nadir Hazretlerinin himmet ve feyzi ile kısa zamanda kendisinde büyük manevi değişimler zuhur etmiştir, fakat Bilal Baba'nın 1969 yılında vefat etmesinden dolayı duramayarak, istiharesindeki Hızır As., İlyas As. ve Zekeriya As.'ın işareti ile kendisini Hakka vasıl edecek olan Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerine intisap etmiştir.

Bundan sonra Abdullah Baba (k.s) Hazretleri gönlündeki volkanı bir nur seli halinde akıtacak, Ledünni İlminin anahtarını verecek, gayelerin gayesi olan ALLAH’A kavuşturacak, O'na teslim edecek zatı bulmuş ve üstadına tam bir teslimiyet göstererek manevi yolda ilerlemesine devam etmiştir.

Mevlana Celaleddin Rumi (k.s) Hz. Türbedarı, Manevi Divan'dan Haber Veriyor: Nakşibendi Efendimiz “Erken” Dediler:

1978 yılında, Abdullah Baba (k.s) Hazretleri Konya'ya Mevlana Celaleddin Rumi (k.s) Hazretlerini ziyarete geldiklerinde, türbenin hizmetinde bulunan bir zat kendisine iltifat göstererek;

"Efendim, bu gece divan burada toplandı. Size manevi görev verilmesi için işaret ettiler. Mevlana Hazretleri sizin için çok hoş şeyler söyledi. Bütün Piran (Pirler) tasdik ettiler, ancak Muhammed Nakşibendi Hazretleri 'daha erken' olduğunu söyledi ve ileri bir zamana tehir ettiler. Sizinle tanışmak istedim, bizlere duacı olun", der.

Kırklar Divanı Toplantısı:

1980'de, Abdullah Baba (k.s) Hazretleri rüyasında kırklar divanının toplandığını ve orada bir takım sorular sorup o hali müşahede ettiğini görür. Ertesi gün üstadı Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerine giderek gördüğü rüyasını anlatır. O zat kendisine;

"MAŞAALLAH, SÜBHANALLAH evladım, kırklar divanına girmişsin. Sen hayret makamını da görmüşsün. İbrahim Hakkı Hazretleri de böyle hayret etmişti de hayret makamında su dizeyi söylemişti.

Hak şerleri hayr eyler
Zannetme ki gayr eyler
Arif anı seyr eyler
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Ancak gece ve gündüz çalışmamız lazım, köy köy, kasaba kasaba, kaza kaza dolaşıp, ALLAH’I unutan bu millete, ALLAH’I sevdirmeyi, O'na kul olmayı öğretmeliyiz" der.

Seyr-i Sülûkunu Tamamlaması:

1982 yılında üstadının işareti ile itikafa girmiş, Nefsin yedi makamını aşarak Seyr-i Sülûkunu tamamlamıştır. Artık Abdullah Baba (k.s) Hazretleri, denizlerin kendisine aktığı bir umman olur.

İtikaftan çıktıktan sonra, Çorum'a üstadının yanına Nevşehirlilerle beraber gider ve Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri orada bulunan cemaate;

Oğlum Abdullah ile bu fakirin şekline suretine, şeytan giremez, rüyada kendisini görürseniz sahihtir.” der.

"Üç Kez Hilafet Yazdım, Lakin Resulullah Efendimiz Mühürlemedi":

Yine 1982 yılında üstadımız Abdullah Baba (k.s) Hazretleri bir rüya görür. Rüyasında;

Büyük bir caminin içerisinde, bütün Peygamberlerin, Sahabelerin ve Piranın ve Evliyanın olduğu halde kendisine vaaz etmesi söylenir ve o mübarek topluluğa sohbet etme şerefine nail olur. Bu halet-i ruhiye içerisinde uyandıktan sonra ertesi gün üstadının yanına giderek yaşadığı hadiseyi anlatır. Çorumlu Hacı Mustafa Hz.leri;

"MAŞALLAH evladım, zaten Bilal Nadiri hazretleri, sana çok teveccüh etmiş, çok sevmiş. Nakib-i Nukaba makamına kadar getirmiş, bundan sonra her yere ders verebilirsin, çavuş, nakib yapabilirsin. Üç tane hilafet yazdım, Piran (Büyük Zatlar) mühürledi, ama Resulullah Efendimiz mühürlemedi. İNŞALLAH ölmeden önce açıklayacağım, bir bayram yapacağız" der. Abdullah Baba (k.s) Hazretleri ise;

"Aman efendim bir şey istemiyorum, İlahi Ente Maksudi ve Rizake Matlubi, Ya Hazreti ALLAH” der.

Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri kısa bir süre sonra Nevşehir’e ziyarete geldiğinde, orada bulunan talebelerine "Nevşehir’den bir güneş doğacak bütün cihanı aydınlatacak" diye söyler.

Mana Aleminde Peygamberler ve Büyükler ile Cuma Namazı:

1984 yılı içerisinde mana aleminde kendisinin, Peygamberlerin, Piranın, Mezhep İmamlarının ve büyük bir cemaatin Cuma Namazı kılmak için toplandıklarını müşahede eder ve yine orada kendisine vaaz etmesi telkin edilir ve orada vaaz eder.

Ertesi gün Çorum'a üstadının yanına gider ve rüyasını anlatır. “MAŞALLAH! Evladım, sen irşad ile vazifelendirileceksin! Böylece insanlara Hakk’ı anlatıp onları doğru yola getireceksin” buyurur.

Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri, sağlığında emanetleri teslim edecek bir Mürşid-i Kamil yetiştirmenin şevk ve muhabbeti ile Muharrem ayında, 29 Eylül 1984 tarihinde, kendi fakirhanesinde, Abdullah Baba (k.s). Hz.leri ile birlikte Nevşehir den gelen bir grup ihvanın olduğu zikir halakasında, çok sevdiği Rabbisine kavuşmuştur.

Abdullah Baba (k.s) Hz.leri, üstadının vefatından sonra insanlara vaaz ve nasihatlerde bulunarak her dem Hakk’ın rızasını gözetmiştir.

"Bu çok Veballi Bir Vazife, Efendim Mürşidlik İstemiyorum, Resulullah Efendimizin Emr-i Şerifi müstesna...":

Üstadının vefatından 1 yıl sonra 1985 yılının 20 Şubat’ında bir rüya görür. Rüyasında Resulullah Efendimiz, Evliyaullah ve 12 Piran Hazretlerinin bulunduğu bir mecliste Abdülkadir Geylani Hz.leri, bir beyaz kağıt uzatır ve: "Bu senin irşad icazetindir" der. Efendi Hazretleri;

"Efendim ben ümmiyim, vazife istemiyorum. Derviş olayım, bana kafidir" diye karşılık verir. 3 defa bu teklif kendisine yapılır. Efendi Hazretleri kabul etmezler. O esnada Mevlana (k.s) Hazretleri de;

Evladım, herkes ben şeyh olayım, Mürşid-i Kamil olayım diye ağlayıp sızlanırken, sana teklif edildiği halde, sen reddediyorsun

diye söyler. Bunun üzerine Abdullah Baba (k.s) Hazretleri;

Bu çok mesuliyetli, veballi bir vazifedir. Ben ümmiyim. Üstelik alimlerden vazife alanların helak olduklarını çok gördük. Eğer bana Resulullah Efendimiz vazife verirse, ben de bunu kabul ederim” derler. Böyle söyleyince, Resulullah (sav) Efendimiz memnun olurlar ve tebessüm ederek;

"Evladım Abdullah, senin istediğin 5 Nisan da verilecek" buyurur.

Resulullah Efendimiz, İrşad İcazetini Mühürlüyor:

Nihayet 5 Nisan 1985 mübarek Cuma gecesi Efendi Hazretleri Ümmet-i Muhammed’i irşad ile vazifeye getirildiği günü mana aleminde seyr eder:

O gece Çorum'da, bütün geçmiş Peygamberler bir yerde, Piran bir yerde, Mezhep Sahipleri bir yerde, velhasıl herkes intizamla yerlerinde toplu bir halde iken Resulullah Efendimiz, mübarek parmağındaki mührü önünde duran süslü bir icazete basar. Sarı renkli bir mühür daha alarak aynı kağıda tekrar basar ve ardından mübarek ağzından şu kelimeler dökülür;

Bunu mu istiyordun, evladım Abdullah?”.

İşte bu esnada Efendi Hazretlerinde bir takım haller meydana gelir ve kendisine talebe olacak insanların hepsini gösterirler. Efendi Hazretleri sayısını ancak ALLAH’ın bildiği, kendisine talebe olacak bu topluluğu görünce;

"Ya Rasulallah! Bu insanlara nasıl yetişeyim ve nerede bulayım" der.

Resulullah Efendimiz Hazretleri de;

"Bazen onlar senin ayağına, bazen de sen onların ayağına gideceksin. Hakkı ve sabrı tavsiye et. Kalpler ALLAH’ın elindedir, bundan sonra ismin Hadimu'l Fukara'dır, evladım" buyururlar.

Abdullah Baba Hazretleri, 1985 yılında irşad vazifesine başlayarak Yurtiçinden ve Yurtdışından binlerce talebesine ALLAH ve Resulünün sevgisini aşılamış ve bu gaye ile hayatlarını sürdürmeleri için önlerinde her zaman ışık olmuştur.

...

Nihayet "Külli nefsin zaikatül mevt" (Her nefis ölümü tadacaktır) ayet-i celilesi fehvasınca, 2004 Muharrem ayının 23. günü Pazar sabahı fena diyarından beka diyarına; sayılı nefeslerini ikmal ederek, hayatı boyunca hasreti ile yanıp tutuştuğu Resuller Resulüne kavuştu.

Vefat haberi duyulunca sanki yer yerinden oynadı, binlerce insan o büyük mürşidin cenazesine katıldı



Kaynak: http://edebyahu.blogcu.com/758539/


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Risale-i Nur'dan Tarikat'e: Eş-Şeyh Abdullah Gürbüz Hz.
MesajGönderilme zamanı: 27.02.09, 20:01 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 22:59
Mesajlar: 666
Hadim-ü'l Fukara Nevşehirli Abdullah Gürbüz Hazretleri buyurmuştur:

"Gaye, ALLAH ve Resulüne vasıl olabilmektir. Bunun gayrında, kendisine menfaat sağlamak için çalışanların sonu, hem bu dünyada hem ahirette hüsrandır. İnsanlar bu hüsrana uğramak istemiyor iseler, kendilerine, ALLAH Teâlâ’nın sıfatlarında fani olmuş, Resulullah (sav) Efendimizin varisi olan, Velayet veya Veraset nuruyla kemale ermiş, irşada yetkili bir Zât bulmalıdır. Değilse Hakikate ermek mümkün değildir."

"Şeriatı bulmayınca, Tarikatı bulmak imkânsızdır. Tarikatı bulmayınca, Hakikati bulmak imkânsızdır. Hakikati bulmayınca, Marifeti bulmak imkânsızdır. Öyle olduğu için Şeriattan zerre kadar ayrılmak, diğer güzelliklere ulaşmaya engeldir. Şeriatı olmayan insan, Tarikattan koku alamaz..."


Abdullah Baba (ks) Aziz Hz.leri Mürşid-i Kâmile olan ihtiyacın önem ve ehemmiyeti hakkında da şöyle buyurdular:

"Bazı âlimler, ulemalar; “Kur’an’a ve Sünnete bağlı olduğu müddetçe ehli tasavvuf gibi yaşayanlardan da Cenabı Zülcelal Hazretlerinin Evliyası olur” diyorlar. Evet, doğrudur. Fakat bu nadirattandır.

Tarikata girenler ile girmeyenlerin arasındaki fark dağdaki olan meyveyle bahçedeki olan meyvenin arasındaki fark gibidir. Çünkü bahçede yetişen meyvenin bir bahçıvanı olur. Toprağını havalandırır, temizler, gübresini atar, suyunu verir, aşısını yapar. Çiçeklendiği zaman onun flitini verir, haşerelerden korur. Mümbit bir şey olur.

Ama diğer taraf da kendi başına zikreden, ne nefs-i levvame'de olduğunu bilir ne mülhimede olduğunu bilir. O da meyvedir ama bu meyve kendiliğinden olur, sahibi olan meyve gibi olmaz. Doktoru olan hastayla doktoru olmayan hasta gibidir. Doktoru olan hasta ilaçlarla ameliyatla tedavi olur. Doktoru olmayan da "sabır ALLAH, sabır ALLAH" der. O hastalığı çeker. Yine de ALLAH’a dost olur ama çeke çeke gider.

Mürşid-i Kamile bağlı olan ise sıhhatli gider.

... Tarikata giren insan manevi askerdir. Manevi askerin de bir arayanı olur. Maneviyat, Evliyaullah da onları arar, onları kollar ve gelecek hadiseleri onlara bildirir ve uyarır. Aradaki fark budur.
"

http://www.abdullahbaba.com/soru/soru.asp?islem=kayitlar&shf=8

Kaynaktaki "Online Soru Sorma Bölümü"nde verilen cevaplardan derlenmiştir.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Risale-i Nur'dan Tarikat'e: Eş-Şeyh Abdullah Gürbüz Hz.
MesajGönderilme zamanı: 27.02.09, 20:17 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 22:59
Mesajlar: 666
Abdullah Baba Hazretlerinin hayatları, Tasavvufa girişleri ve sonraki seyirleri tam ibretlik.. Abdullah Baba Hz.leri, yaşantısıyla; maneviyatın, mana alemlerinin gölgesinde, ulu insanların divanında, gündemdeki bir çok konuya da açıklık getiriyor.. İcazetli bir Mürşid-i Kamil olması sebebiyle senedli isnadlı bir açıklık...

Mübarek Abdullah Baba açıktan aşikar hallerle, maneviyatla, rüyalarla, tabirleriyle yetişme seyrini geçirmiş biri..

Bu Zat-ı Muhteremin rüyasının "sadık" (Doğru Söyleyen) olduğuna hüsn-i zan ederek Said Nursi merhumun rüyada söyledikleri üzerinde dikkatlice düşünmek lazım.. Hemen ertesi sabah bir zatın gelip rüyasını sorması, aynı zatın rüyada geçtiği gibi Abdulkadir Geylani Hz.lerinden emanet cebinde hazır bir evradı çıkarıp vermesi, sonraları bağlanacağı Mürşidine o rüyasını anlatması ve peşinden dersini alması/intisabını yapması; hepsi bir bütün halinde bahsi geçen rüyanın sadık olduğunu bize gösteren verilerdir.. Ne görmüş ise, olağan dışı zuhuratlarla dünya aleminde karşılığını bulan bir rüya bu...

Benim dikkatimi çeken, bendenizi en çok duygulandıran; Mevlana Celaleddin Hazretleri Türbesi hizmetkarının canlı yayın gördüğü "Divan Toplantısından" bahsetmesi; O divanda mübarek Nakşibendi Efendimizin son sözü söylediğini bildirmesi..

Yani her yönüyle dikkate alınması gereken bir hayattır mübareğinki..

Şimdi, bahsi geçen ve Said Nursi merhumun vefat ettiği yıla rastlayan rüyada Said Nursi merhum ne diyordu:

"Risalelerin tamam, artık Tarikate bağlan.."

İşte bütün olayı gösteren ifade bu.. Burada bütün Nur talebelerine de bir ibret, bir manevi ders var..

Rüyadaki ifadelerden anlaşılıyor; demek ki Risaleler, ilim bahsindedir.. Esma nurlarının tecelliyatından.. İlme'l yakin verebiliyor en çok.. "Risaleler, seni bir yere kadar getirdi, aşk ve tarakki içün, Kemal mertebelerine seyr u süluk için Mürşid-i Kamilini bul artık" diyor Nursi merhum... Yani "Ayne'l Yakin ve Hakke'l Yakin iman için senin bir Mürşid-i Kamil'e ihtiyacın var" diyor... "Sıfat ve Zat Nurlarını bulabileceğin yer, "kitaplar" değil, İnsan-ı Kamildir" diyor.

Sözün kısası, "Risale okumalarından sonra, artık Hakikat'e yol bulabilmen için Tarikate bağlan" diyor.. "Bu rüya o zata aittir" bahanesiyle işin içinden sıyrılmak da mümkün değil... Bu ifadeyi İmam Rabbani Hazretlerinden de hatırlıyoruz çünkü:

"Ehli Sünnet akidesini tamamla, onunla amel et, daha sonra Tarikate girerek seyr u sülukunu yap"

Bu ifadeyi çok sayıda alim ve meşayih de dile getirmiştir.. Nursi merhumun tavsiyesi ilme ve ulemaya muvafıktır ve bir hakikattir.

E zaten Abdullah Baba Hazretleri, sohbetlerinde bu hususu çok açık vurgulamışlar:


"İnsanlar bu hüsrana uğramak istemiyor iseler, kendilerine, ALLAH Teâlâ’nın sıfatlarında fani olmuş, Resulullah (sav) Efendimizin varisi olan, Velayet veya Veraset nuruyla kemale ermiş, irşada yetkili bir Zât bulmalıdır. Değilse Hakikate ermek mümkün değildir."

Evet, efendim, işte bu husus bütün Tasavvuf ehli ulemanın icma ettiği yerdir: Değilse Hakikate ermek mümkün değildir..

Efendim Hakikat dedikleri, insana Velilik vasfını kazandıran yüce mertebelerdir.. Fena, Beka, Seyir alemlerini tamamlamadan yani Tarikatı tamamiyle yaşamadan "Veliyullah" olmak mümkün değildir.. Dikkat ediniz; bu gerçeği Abdullah Baba'ya haber veren ilk zat da Said Nursi merhumdur... İşte üstadlarından yepyeni bir haber... Nurculara yepyeni bir bilgi.

Artık, eski bir Risale aşığı olan Abdullah Baba'nın bu macerasından, yeni nesil Risale aşıklarına ibret ve ders almak düşüyor..


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Risale-i Nur'dan Tarikat'e: Eş-Şeyh Abdullah Gürbüz Hz.
MesajGönderilme zamanı: 28.02.09, 02:03 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 22.12.08, 23:18
Mesajlar: 245
Allah razı olsun Ruhan bey kardeşim.. bu değerli bilgilerden anlaşılan şudur: mücerred Risalat okumakla kemalat kazanılmıyor.. yalnızca risale takrirleri değil sair bütün okumaların hasılası dahi ilmel yakin'den ibaret olup nihayeti: la-neticedir..

Said-i nursi hz. dahi eser takrir ve tahrir etmekle Rical'e girmemiştir.. ya ne ile..? ciddi surette amel-i salih eylemiş perhiz kılmış hicrete çıkmış mücahedeyi bırakmamış hapislere düşmüş adanmış tecrid olmuş da: ondan sonra ne olmuş ise olmuş.......

ve hem bu 'ferdi' cehd yolu ile fütuh dahi fevkalade nadirattandır: ve aslında kümmeline göre bu dahi bi-neticedir..

ki fütuh ayrı mesele vasl-ı uryan ayrı meseledir: bunu da bir yere yazalım inşaallah...

cümle alem duysun şuraya yazıyoruz: Risalelerin kralını okusanız şu Tarikat-i aliyyenin ka'bına varamazsınız.. hatta o Risale yapraklarını suda kaynatıp şifa niyetine şürb etseniz yine maksud olan iyileşme hasıl olmaz: hastalık ve süst hali baki kalır........ :arrow:

bizde yalan yok kardeşim..! biz Allahu zül Celal hakkı içün diyeceğimizi diyelim: illa bir mürşid-i kamil'in yoluna uymak gerektir..

bizim meslek ve meşreb hodgamlığı yaptığımız yoktur: bizim davasını güttüğümüz şey: ekabir-i ümmetin gittiği rahdır.. bunlar beyhude laflar değil: kümmelin-i meşayıhın vasiyet kıldığı uyarılardır.. (yani kendi kafamızdan bir şey iddia ettiğimiz yoktur: Allah adamı çarpar nerden geldiğini şaşırırsın neuzübillah..!)

nurcu kardeşlerimiz kendi revişlerini ekmellerin usul ve erkanına göre analiz edip gerçek ma'nada Said ve Nuri olmayı denerlerse o vakit meramın niydüğünü (said-i nursi hz.nin emrini ve abdullah baba hz.nin dönüşünü) daha iyi anlayacaklardır... :idea:


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Risale-i Nur'dan Tarikat'e: Eş-Şeyh Abdullah Gürbüz Hz.
MesajGönderilme zamanı: 28.02.09, 09:06 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 31.12.08, 09:14
Mesajlar: 764
her ikinizdende Allah razı olsun.

_________________
Ehl-i Bidat-ı Red ve Tahkir Ediyoruz |


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Risale-i Nur'dan Tarikat'e: Eş-Şeyh Abdullah Gürbüz Hz.
MesajGönderilme zamanı: 28.02.09, 17:59 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator

Kayıt: 01.01.09, 18:04
Mesajlar: 145
Konum: http://askinsonhecesi.com
Allah razı olsun


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Risale-i Nur'dan Tarikat'e: Eş-Şeyh Abdullah Gürbüz Hz.
MesajGönderilme zamanı: 24.02.11, 10:03 #mesajın linki (?)
Esselamün Aleyküm.

Ben merhum Nevşehirli Abdullah GÜRBÜZ (ks) (Abdullah Baba) hazretlerinin talebelerinden olmaya gayret eden bir acizim.

Google'a üstadımın adını yazınca sitenizdeki bu başlığa tevafuk ettim ve birkaç söz söylemek istedim.

Burada yazılanların hepsi doğrudur. Üstadım seyr-i sülukunu tamamlamış kamil bir mürşittir.

Bediüzzaman hazretleri kendisine rüyasında "risalen tamam demiştir."

Üstadım bu sözün "ayda yapılan bir toplantıda (rüya aleminde)" söylendiğini belirtmiştir.

Allah himmetini üzerimizde baki kılsın.

Üstadımız vefat ettikten sonra, kendisine "efendim, yerinize birini bırakıyor musunuz, birisi var mı yetişen" diye sorulunca "Allah" bilir evladım" diye cevaplamıştır.

Kendisi 2004 yılında Hakkın rahmetine kavuşmuştur. 2006 yılında İzmir'in Tire ilçesinden Kamil KARASU adındaki Abdullah Babanın dervişlerinden (çorumlu hacı mustafa efendi zamanında ikisi de hacı mustafa efendiye bağlı oldukları için eski derviş kardeşlerdir) bir zat Divan-ı Salihinin toplandığını, bu divanda kendisine manevi görevin verildiğini, ancak kendisinin verilen göreve itiraz olarak değil de affını isteyerek kabul etmek istemediğini kendisinin o göreve layık olmadığını belirttiğini bildirmiş, akabinde kendisine en son "ya görevi kabul edersin ya da bir manevi kurşun seni bekliyor" denilince kabul etmek zorunda kaldıklarını açıklamışlardır.

Yapılan istiharelerde, görülen rüya ve hallerde Tireli Hacı Kamil Karasu Efendi Hazretlerinin postun yeni sahibi olduğu müşahede edilmiştir.

2006 yılından beri Üstadımız Tireli Hacı Kamil Efendimizin himmetiyle, Piranlarımızın ve merhum üstadımız Abdullah Babamızın gösterdiği yollardan gitmeye çalışmaktayız.

Yukarıda belirtilen Nakşıbendi Hazretlerinin Beklemeyi Tavsiye etmesinin nedeni ise, Üstadım Abdullah Gürbüz (ks) hazretlerinin 9 pirandan meratib almış olmasıdır. Yani Üstadımız; Kadiri, Rufai, Bedevi, Nakşıbendi gibi 12 tarikatın 9'undan meratib almıştır. Bu nedenle Nakşıbendi hazretleri kendisinin meratibi için bir müddet daha beklenilmesini uygun gördüğünü belirtince bu da kabul edilmiştir.

Üstadımız sonradan bu hadiseyi anlatırken: Evladım o zamanlar ayakkabı dükkanımız vardı, banka ile çek-senet işlerimiz oluyordu. Nakşıbendi hazretleri de Sünneti Seniyyeye çok bağlıdırlar. O yüzden beklemeyi uygun görmüşlerdi demiştir..


Selam ve dua ile..


Başa Dön
  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Risale-i Nur'dan Tarikat'e: Eş-Şeyh Abdullah Gürbüz Hz.
MesajGönderilme zamanı: 24.02.11, 10:06 #mesajın linki (?)
mübarek üstadımdan bir kaç video





Başa Dön
  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Risale-i Nur'dan Tarikat'e: Eş-Şeyh Abdullah Gürbüz Hz.
MesajGönderilme zamanı: 25.02.11, 03:02 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14.12.08, 22:59
Mesajlar: 666
Misafir yazdı:
Esselamün Aleyküm.

Ben merhum Nevşehirli Abdullah GÜRBÜZ (ks) (Abdullah Baba) hazretlerinin talebelerinden olmaya gayret eden bir acizim.

Google'a üstadımın adını yazınca sitenizdeki bu başlığa tevafuk ettim ve birkaç söz söylemek istedim.

Burada yazılanların hepsi doğrudur. Üstadım seyr-i sülukunu tamamlamış kamil bir mürşittir.

Bediüzzaman hazretleri kendisine rüyasında "risalen tamam demiştir."

Üstadım bu sözün "ayda yapılan bir toplantıda (rüya aleminde)" söylendiğini belirtmiştir.

Allah himmetini üzerimizde baki kılsın.

Üstadımız vefat ettikten sonra, kendisine "efendim, yerinize birini bırakıyor musunuz, birisi var mı yetişen" diye sorulunca "Allah" bilir evladım" diye cevaplamıştır.

Kendisi 2004 yılında Hakkın rahmetine kavuşmuştur. 2006 yılında İzmir'in Tire ilçesinden Kamil KARASU adındaki Abdullah Babanın dervişlerinden (çorumlu hacı mustafa efendi zamanında ikisi de hacı mustafa efendiye bağlı oldukları için eski derviş kardeşlerdir) bir zat Divan-ı Salihinin toplandığını, bu divanda kendisine manevi görevin verildiğini, ancak kendisinin verilen göreve itiraz olarak değil de affını isteyerek kabul etmek istemediğini kendisinin o göreve layık olmadığını belirttiğini bildirmiş, akabinde kendisine en son "ya görevi kabul edersin ya da bir manevi kurşun seni bekliyor" denilince kabul etmek zorunda kaldıklarını açıklamışlardır.

Yapılan istiharelerde, görülen rüya ve hallerde Tireli Hacı Kamil Karasu Efendi Hazretlerinin postun yeni sahibi olduğu müşahede edilmiştir.

2006 yılından beri Üstadımız Tireli Hacı Kamil Efendimizin himmetiyle, Piranlarımızın ve merhum üstadımız Abdullah Babamızın gösterdiği yollardan gitmeye çalışmaktayız.

Yukarıda belirtilen Nakşıbendi Hazretlerinin Beklemeyi Tavsiye etmesinin nedeni ise, Üstadım Abdullah Gürbüz (ks) hazretlerinin 9 pirandan meratib almış olmasıdır. Yani Üstadımız; Kadiri, Rufai, Bedevi, Nakşıbendi gibi 12 tarikatın 9'undan meratib almıştır. Bu nedenle Nakşıbendi hazretleri kendisinin meratibi için bir müddet daha beklenilmesini uygun gördüğünü belirtince bu da kabul edilmiştir.

Üstadımız sonradan bu hadiseyi anlatırken: Evladım o zamanlar ayakkabı dükkanımız vardı, banka ile çek-senet işlerimiz oluyordu. Nakşıbendi hazretleri de Sünneti Seniyyeye çok bağlıdırlar. O yüzden beklemeyi uygun görmüşlerdi demiştir..


Selam ve dua ile..


Allah razı olsun aziz kardeşim. Ve aleykum selam ve rahmetullah ve berekatuh


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Risale-i Nur'dan Tarikat'e: Hz. Şeyh Abdullah Gürbüz (k.s.)
MesajGönderilme zamanı: 25.02.11, 08:53 #mesajın linki (?)
Kırk erenlerden değilde kırk sahtekarlardan olmadığı ne malum. Bikaç videosunu izledim bana hiç inandırıcı gelmedi. Delil var mı diye sorsam pek bi anlamı yok. şöyle sorayım,
zamanındaki Meşur şeyhlerden bu zatı tasdikleyenler var mı


Başa Dön
  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 27 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye