Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Sağımdaki Melek Diyor ki
MesajGönderilme zamanı: 25.09.12, 09:32 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15.12.08, 23:23
Mesajlar: 664
Sağımdaki Melek Diyor ki,

Kırdıysan düzeltebilirsin
Düştüysen kalkabilirsin
Üzdüysen güldürebilirsin
Küstüysen barışabilirsin
Sustuysan konuşabilirsin


Öyle bir devir ve fırtınalı hayatın içinde yaşıyoruz ki, aslında olumsuzluğa alıştırıldık. Olacak şeylere bile olmayacak gözüyle bakabiliyor ve olumsuz anları çoğaltıyoruz. İçimizden gelen bu baskın güce karşı gelemiyoruz. Çünkü dışımızda onu destekleyen yandaşları o kadar çok ki… Duyduğunu zannettiğimiz kulaklarımız o seslere karşı duymaz olmuş, gördüğünü zannettiğiniz gözlerimiz o ilahi nuru kucaklayamaz olmuş… Dokunuyoruz ama onu ne hissediyoruz nede tanıyoruz. Zengin cevherlerimizi ortaya çıkartacak bir özgüven nerede bile diyemiyoruz. Güzel bir şeyi yapmak istediğimizde acaba bu güzel olabilir mi gibi garipsellikler ruhumuzu sardı. Doğanın cömertçe sunduğu görsellikler bile yitik ışık renkselliğinde anlık bir haz verir oldu.

Oysa bir yükseltici alsak, kulaklarımız duymaya başlayacak,
Oysa dereceli bir gözlük alsak gözlerimiz ışıklarda dans edecek!

Karmakarışık olmuş renk ve ses karmaşasına bir filtre gerekli. İşte sağdan gelen melek bu filtreyi sağlayacak. Ama ilk önce biz bunu bir yerden okuyup, inceleyip keşfetmememiz lazım. Hazıra ne dayanır ki… Başkasının malı sadece ağız yorar. Biz üretmeliyiz ve araştırmalıyız onu kendimizde kalıcı olması için.

İlk önce temiz akan bir su kaynağı bulmalıyız ki, yüzümüz ve tenimiz temizlensin, gül kokulu olsun. Sonra yeşilin her tonuna uzanıp, kimselerin olmadığı aykırı bir yer bulmalıyız. Bizi şaşırtmalı gördüklerimiz ve duyduklarımız. Korku olacak elbette ama varsın olsun. Zaten her masalda, hikâyede, dramda korku var ya, bizde yaşayalım ne kaybederiz ki, kazanmaktan başka!

O temizliğin ve güzel kokuların içinde şer yavaşça bizi terk eder. Pozitif düşünmeye başlarız hissederek. Her ses güzel bir melodi, her ışık bir dans, her nefes yeniden doğan baharı sembolize edecektir. Geçmiş hafızamızdan çıkacak, uçacak kapkara zindanıyla arşa doğru. Zindan duvarları yıkıldıkça özgürlüğün baş döndürücü hafifliğini hissedelim. Yürümeyi unutmuş, hareketi özlemiş bedenin hissiyle, doğaya karışalım.

Bir ağacın altında oturalım. Yapraklardan gelen zikirleri, otlardan gelen tekbirleri, rüzgârdan gelen cennetsi esişleri göz ve kulakla bütünleştirelim. Newton’un elması değil de, bir tespih düşsün elimize. Onun her tespih taşı arasındaki manyetik alanını parmaklarımıza o ses ve görüntüyle besteleyelim. O besteyi hem söyleyip hem de dinleyelim. Bak o zaman keşfettiğimiz enerji formülüne. Dünyaya sığmayan sonsuza dar gelen tenin coşkusu saracaktır. Hep hayal ettiğimiz sanki gerçek olmuştur ve yanı başımızdadır.

Sağ yanımızdan seslenir melek, pozitif ol… Hiçbir şey olumsuz değildir, yanlış değildir, amaçsız değildir… Sen tezatları arama, sen tek olan Rabbinde birleştir her duyduğunu ve gördüğünü. Hem her tezat bir bütündür tersiyle. Sen var olanı keşfetmek yerine, sana rehber verilenin dediğine yönel ve dünyada yaşayacağın her şeyden fazlasını iste. Sınırlanmış bu yarışma zincirlerinde sona en kısa yoldan giderek ikramiyeleri çeşitlendir. Hepsini sen kazan, kaybedende seni kazansın. Hep hareket et, şikâyet asla etme… Verenin mülkünü ancak, hakkıyla gören ve işiten keşfeder.

Boşuna ruh hapsedilmemiş. Bu yüzden zindanları istemez. Özgürlük yanlısıdır. Kendisi bedenle hapsedildiği günden beri dünya donanımlarını hiç istemez. Her aldığı ruha fazlalık ve hararet yapar. Ruh ancak bedenden çıktığında özgür olur. Her ruh mutlaka özgür olacaktır ama özgürlüğün değerini anlayabilen ancak, kıymetlenecektir. Bedende esaret ruh, gerçek zenginliğini özgür olduğunda anlayacaktır. Ama ya bu özgürlüğü gerçekten tadacak ya da ah deyip, başka esaretin içinde hoplayıp zıplayacaktır, esas gerçeği hissedene kadar.

Bu yüzden sağdaki sesi duyalım, dinleyelim ve pozitif olalım. Yanlışa, negatife, sinire, kavgaya, savaşa… Ve daha nicelerine kanmayalım. Anlık heyecanlara değil, ebediyetin verdikleriyle sevişelim. Etrafımızı saran ve her gün belirli olaylarla meydana gelen ölüm haberleri ile sarsılan zavallı beynimize ve aklımıza acıyarak onu yıkayacak temiz bir bengisu bulalım. Yanlışın sesine, onun görüntüsüne değil, sağdaki meleğin sesine ve gösterdiklerine yönelelim.

Newton’u aşalım, Einstein’ı geçelim enerjide… Biz eğer pozitif olursak neleri başarmayız ki?

Saffet Kuramaz


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye