Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Dilencilik ve Zekât
MesajGönderilme zamanı: 30.07.12, 09:18 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15.12.08, 23:23
Mesajlar: 664
Dilencilik ve Zekât

Her oyunun sanatçısı farklıdır. Oyuncu sergilediğinde başarılı olduğu müddetçe kazançlı ve daha çok para kazanır. Dilencilikte böyledir. Dilenci olabilmek için kullandığın kelimeler, giydiğin kostümler, vücudunda sergilediğin acınası görüntüler ve mimikler çok önemlidir. Bir kere her sözüne inanıp da para verecek kişide kesin bir ön yargı vardır. Ya yalan söylüyorsa… Bunu bilen dilenci, kişinin bu ön yargısını yıkacak şekilde öylesine usta bir oyun sergiler. Kişi onun muhtaç olduğuna inanır ve belki de vereceğinden fazlasını verir.

Günümüz toplumunda para kazanmak bir reklâm gerektirir. Her kişi işe giriştiği zaman kendisinde olmayan maharet ve cilveleri işi alacağı kişilere karşı sergiler. Yağ çeker, acıklı öyküler söyler, işiyle ilgili her türlü yalanlar içeren ve söylenmesi gerekenleri ortaya koyar. Günümüzde para kazanmak iyi bir oyunculuk gerektirir. Üstelik bu oyun bir hile gerektirir, yalan üzerinedir.

Dilenciliği sadece, sokakta gördüğünüz, eli kesik, ayağı olmayan, çaresiz bir kanser hastası, böbrek yetmezliği gibi birçok sıkıntıları olup da paraya ihtiyacı olduğunu söyleyen insanlara has olduğunu düşünmeyin. İhale almak için aracı olacak kişilere söylenen her türlü yalan ve dolanla, korkutmalarla, türlü türlü senaryolarla girişimde bulunan bir iş adamında da bu hali görebilirsiniz. Ya da işe girecek kişinin mülakat komisyonunda sergilediği tutum ve onu destekleyebilecek kişilere yazdığı senaryolarda da… Yüksek makamlara gelebilmek için, siyaset makamında bulduğu aracılarla, sanki o çizginin adamıymış gibi izlediği yollarda da…

Dilenmek gerçekten günümüzün üstü örtülü bir mesleği. Eğer dilenmezsen iş bulamazsın, ihale kazanamazsın, unvan sahibi olamazsın, çok para sahibi de… Eğer maharet sahibi değilsen sokakta bile dilenemezsin.

Eğer kalpte Allah sevgisi ve korkusu yoksa her söylenen mubahtır ve ayıp değildir. Sonuçta paran varsa güçlüsündür. Seni kimse eleştiremez. Böylesine para sahipleri de oyunculukla kazandıkları paraları ile o toplumun yöneticisi, yönlendiricisi olduğundan; iki yakası bir araya gelmeyen, sıkıntı ve acıların kol gezdiği bir ahlaksız toplum düzeninin oluşmasını sağlarlar.

Ahirete iman yetisi kalmayan kişiler, elbette dünya için yaşarlar ve yaptıklarından sorgulanmayacakları düşüncesiyle, her şeyi yapmayı ve oynamayı maharet zannederler. Her dilenci, dilenci meslektaşını tek rakibi zanneder ve onu hor görür. Etrafında istemez. Böyle para kazanmanın kanunlarımızda bir yasağı mı var. Kanunlar bu tip işlere yasak mı koymuş ki…

Eğer bir toplumsal huzur istiyorsak, biz ilk önce dilenmeyeceğiz. Biz dinimizin çizdiği helal yollardan, yalansız ve beceri ile para kazanmayı isteyeceğiz. İşi hak edene yöneticilik vereceğiz. Kazandığımızdan zekâtımızı ve sadakamızı vereceğiz ki, sokaklarda dilenen kişiler olmayacak. Çaresizlik içinde derdine çare arayanları görmeyeceğiz. Buna rağmen dilenen varsa, kimse onlara para vermeyecek, vermedikçe de onlar dilenemeyeceklerdir.

Allah c.c. rızkı ben veririm diyor. Rızkında şüphe eden Allah’tan da şüphe eder, hâşâ… Tembellik etmeyin. Rızkınızı helal yollardan arayın. Eğer oyunculuğu seviyorsanız, tiyatro sahnesine çıkın ve bunların yapılmasının yanlış olduğunu seyircilerinize oynayarak gösteriniz. Toplumsal huzur, yalnızca sizin huzurlu olmanızla olmuyor. Bu ancak, her kişinin huzuruyla mümkündür ancak.

Ramazan dolayısıyla, zekâtlarımızı hesaplayalım ve onları sahiplerine ulaştıralım. Bol sadaka verelim. Zekât vermeyenin, parası pul olur, buna inanın. Tıpkı baharda ağaçların budanması gibidir zekat ve sadaka. İlk etap da zannedersiniz ki, ağaç ölür ve meyve vermez. Ama sonra görürsünüz ki, ağaç geçen seneden daha fazla meyve vermiştir, şaşarsınız. Eğer ağaç budanmazsa, meyve vermediği gibi, kurumaya başlar zamanla. Ağaçsız ve meyvesiz kalırsınız. Hani deriz ya, bakarsan bağ bakmazsan dağ olur diye. Bizde varlıklarımıza bakıp, çoğalmasını istiyorsak, zekât ve sadaka vermeliyiz.

Zekâ ve yeteneklerimizi helal yollara çevirelim. Dilenmeyelim. Ölene kadar çalışıp, kimseye muhtaç olmayalım. Huzur İslam’ı öğrenip, uygulayarak yaşamaktadır. Ahiret gününe hakkıyla inanalım ve sadece Allah’tan korkalım.

Saffet Kuramaz


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye