Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 6 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Şeyh M. Nazım El-Hakkani En-Nakşibendi Hz. / 8-28 Nisan 2012
MesajGönderilme zamanı: 01.05.12, 23:23 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13.03.09, 06:08
Mesajlar: 291
Alıntı:
ŞAM’IN TAHTI KİMİNDİR?

Şeyh Muhammed Nazım El-Hakkani En-Nakşibendi Hz.’nin 8 Nisan 2012 Sohbeti


Meded ya RicalAllah. Meded ya İbad'Allahis Salihin.
Meded ya Büdelâ-u Şam. Büdelâ, Nücebâ, Nükebâ ve Evtâd-ı Mısır. Ve Doğu'yla Batı arasındaki Ahyâr.

Bu hitab bütün dünya içindir. Ve bu hitap bilhassa Ümmet-i Muhammed (sav) içindir. Ve bilhassa Tarikat-ı Aliyye'nin meşayıhları içindir. Ve bilhassa, şimdi bu zamanda Doğuyla Batı arasında mevcut olan bütün Müslüman Uleması/Alimleri içindir.

Biz zayıf bir kuluz ama Allah'ın bizi affetmesini ümid ederiz ve Kıyamet Günü’nde Efendimizin (sav) şefaatini dileriz.
Artık bu dünyadan hiçbir şeye isteğim, ihtiyacım yok. Sadat-ı Kiram Efendilerimizin bize öğrettikleri gibi: "Dünya bir leştir, ona talip olanlar da köpeklerdir". Leştir!

Ama Allah kullarını öyle bir şeyle şereflendirmiştir ki, onu eğer O'nun yolunda kullanmazlarsa leş olurlar.

Dikkat etmemiz lazım ki, talebi dünya olan o insanlar gibi olmayalım. Dünyayı taleb etmek, istemek
dünya üzerindeki en kötü, şer olan şeydir. Ve, dünyayı taleb edenler de insanların en kötüsüdür. Çünkü
bütün Peygamberler (as), Allah'ın kullarını Cenab-ı Allah'ın rızâ ve rıdvânını, ve Ebedi hayatı taleb etmeye teşvik için geldiler. Ebedi - Sermedî! Cahiller o kimselerdir ki,bu hiç kıymeti olmayan, fani dünya hayatını isterler.

Bu bütün Peygamberlerin (as), ve bilhassa Efendimizin (sav) talimidir- Ahir Zaman Nebisi,Habibur Rahman (cva) Seyyidina Muhammed (sav).

Selamu aleyküm Şeyh Hişam Efendi, bu asrın alimlerinden ve dünya üzerinde mevcut olan meşayıh-ı
izam'dan. Bütün dünyaya hitab için kalbime işaret-ilham geldi. Şimdi öyle bir zamanda yaşıyoruz ki bütün
insanlar.. İnsanlar dünyayı taleb ediyor, istiyorlar. Tıpkı vaktin birinde, o makam için yetkisi olmamasına rağmen Şam'da bir caminin mimberine çıkması istenen o adam gibi: O kimse hutbesine şöyle başladı:
"Eyyuhen nas, entumun encas, imamuküm Abbas bila libas"
- Ey insanlar, hepiniz necissiniz, imamınız da libassız Abbas'tır!"

O fakire saldırıp yaka paça dışarı attılar. Halbuki bu adamın, dünyanın halini insanlara naklettiği ortaya çıktı. Encas'ın manası, necaset'ten daha pis birşey demektir. Ve bu dünya necistir.
Dünyanın-bu leşin talipleri de, Efendimiz (sav) böyle buyurur - onu taleb edenler köpeklerdir. Neuzu
billah. Şimdiki zamanımızda en az mümküni olan, bu dünyayı taleb etmekten beri olmak. İnsanların
çalıştığı şey..Onların çoğu bu dünyadan toplamak ister. Ama bu dünya, bu dünya içindir. Allah'ın
üzerinizdeki fazlına karşılık salih amel işlemezsen, bu necisliktir. Bu dünyanın kıymeti, Allah yolunda infak etmekledir.

Kıyamet gününde Allah sual edecek: "Ey kulum, ne getirdin?" "Dünya malından getirdim"
"Dünya malının miktarından sormadım. Dünyada malıyla işlediğin salih amellerin miktarından
soruyorum. Salih amel olarak ne getirdin?" Ve insanlar şimdi bu dünyadan toplamakla meşgüller, ve
infak etmezler. Bu Yahudilerin sıfatıdır. Onlar kendileri, nefisleri için toplarlar.

Nefisleri için saklarlar- Şeâirillâh (Allah'ın nişanelerini) izhar için, Şeriat'Allahı ikame etmek ve salih ameller için harcamazlar. Bu onlar için bir fırsattır, ama ondan faydalanmazlar. Bu, bu sohbete
başlamadan önce iptidadır- bir giriş kabilindedir; Sadat-i Kiram Efendilerimiz’in sohbetlerden önce
söylemeleri gibi: "Tarikatuna sohba ve hayrun fiy cemiya". Bu mukaddime-önsöz kabilindedir. Şimdi
gerçekten çok hassas olan noktaya geldik ki bu, bu zamanın bütün alimlerinin boynunadır. Ama onunla
amel etmeyi unuttular. Nedir o? Ey alimler! Ey Profosörler! Siz Ahireti unuttunuz, siz Rabbinizi
unuttunuz! Siz şeytanı kendinize hami olarak, destekçi olarak aldınız. Dünyanın necasetini aldınız. Onların ilimleriyle kazandığı bu mudur?

Estağfirullah. Kulun bu dünyadan kazandığı meblağ budur, dünya leştir!

Ve şimdi, Ey Allah'ın kulları! Ey Doğu’dan Batı’ya bütün İslam alimleri, size hitab ediyorum kalbime ilham edildiği ve size tebliğ etmem emredildiği için.
Kabul edin veya etmeyin, benim için mühim değildir.


Ey Allah'ın kulları, biz şimdi hangi zamanda, hangi devirde yaşıyoruz? Cebabire devrinde yaşıyoruz. Cebabire ki, onlar Allah'ın sağlam Şeriatı ile amel etmezler de nefislerinin hevasına göre amel ederler ve insanlara zulmederler- Onları öldürürler, şereflerini ellerinden alır, haklarına tecavüz ederler. Allah'ın kullarının hak ve hukukuna tecavüz ederler, hadlerini aşarlar. Dünyanın hazinelerinden toplar, insanlara vermezler.

Cebabire! Cebbarin kavmi - bu hitap bugünün cebabiresi içindir. "Inne fiyha kavmin cebbariyn- Orada
zorba bir kavim var" (5:22). Allah Azze ve Celle her şeyi gösteriyor. Biz şimdi cebabire devrinde yaşıyoruz.

Bilinir ki cebabire, Allah'ın sağlam Şeriatı ile amel etmeyip nefislerinin hevası ile amel eder ve
gazaplarıyla hükmederler- sanki gazapları dünya üzerine Semadan inmiş gibi, onunla hükmederler ve
insanlar da onların yolunu takip ediyorlar. Selamet yolunu bırakıp onların yoluna tabi oluyorlar. Bu
cebabire ilk olarak Osmanlı devleti zamanında çıktı. İkinci olarak, Osmanlı devleti yıkılırken. Belki de
dünyada 50 devlet vardı; Osmanlı krallarından geri kalan. Biz şimdi cebabire devrinde yaşıyoruz, şek ve
şüphe yok.

Ama Efendimiz (sav) müjde verdi ki bu devrin de bir sonu olacaktır. Sonuna gelmesi lazım, sonuna
ulaşınca biter. Ve mümkündür ki, 20. yüzyıl tamamiyle cebabirenin asrıydı, ve 21. yüzyılın şimdiki
zamanımıza kadar olan kısmı da. Şimdi bize lazım olan nedir, ey alimler? Çünkü bu cebabirenin ilk
saldırdıkları yer Hilafet Makamının merkeziydi, Halifelerin olduğu yer. İslamı temsil eden her mekana her
yere saldırdılar.

Şimdi önemli bir noktaya geldik, dikkat edin ey alimler!
Hilafet Allah'ın Şeriatındandır. Halife Allah'ın Şeriatını tutar. Halife olmadan Allah'ın Şeriatını ikame
ettirebilecek bir devlet yoktur. Ve siz bunu biliyorsunuz, ey alimler. Alim olduğunuzu iddia ediyorsunuz.
Hangi devir? Cebabire devri. Siz ne yaptınız? "Hiçbir şey yapmadık" derler. "Hangi sebeple?" "Çünkü
elimizden bütün kuvveti aldılar ve bizi kendi başımıza bıraktılar. Biz birşey değiliz. Onlar hükmeder, biz
onlara mahkumuz. Onlar hakim oldular, biz onların hükmü altına girdik. Eskiden biz onlara hükmederdik.
Şimdi onlar hükmeder,biz onların hükmündeyiz".

Peki. Efendimiz’in (sav) risaleti o devirde ulaştı. Türkiye'de, Anadolu'da bir avuç insan bir araya gelip
dediler ki: "Biz Saltanatı kaldıracağız, Saltanatla beraber Hilafeti de kaldıracağız". Onların ne işi vardı bununla? Allah'ın laneti üzerlerine olsun! Ve, emirleri terk edip böyle yapan bütün devletler de aynı şekilde. Türkiye'de yeni bir devletle, bir avuç insan Saltanatı ve onunla birlikte Hilafeti de kaldırdı? Ey alimler, bu zalimler hangi hakla Hilafeti kaldırdı? Onların böyle bir kuvvet ve selahiyeti var mıydı? Neden buna bakmazsınız?

Kitap üstüne kitap yazarsınız, profesörüm diye iddia edersiniz. Hiçbir kıymetiniz yok! Şu anda içinde
bulunduğumuz devir en kötü zamandır, Müslümanlar birbirini öldürür. İslamı zelil ettiler, her yönden.
Müslümanları da aynı şekilde, Müslümanlıktan çıkarıp insanların içinde en zelili yaptılar, en alt
seviyedeler şu anda. Müslümanların tarafından da bu cebabireye tek bir kelime dahi edilmedi.

Ey Doğuyla Batı arasındaki alimler, ben zayıf bir kulum ama Hakk’ın emriyle, O'nun buyurduğu üzere: "Sen
öğüt ver. Çünkü hatırlatmak mü'minlere fayda verir" (51:55) Öyle değil mi? Sadak'Allahul Azim.
"Vezekkir-hatırlat".

Neden bu Hilafet meselesini hatırlatmıyorsunuz? Nasıl bir avuç insanın Hilafet makamını kaldırmasına razı geldiniz? Bir avuç insan, nasıl razı geldiniz ey Hint alimleri? Ey Arap ülkelerinin alimleri, Mısır, Libya, Kuzey Afrika ve bütün Arap ülkelerinin alimleri, nasıl razı geldiniz? Hangi hakla o makamı korumadınız?

O makam ki, dünyada Hilafet makamından daha yüksek bir makam yoktur.
Bütün kralların, mülukun şerefi İslam Hilafetini taşımaları sebebiyledir. Bir kişi bile İslam sancağını
korumak için elini kaldırmadı; neredesiniz alimler? Ve insanlar..

Bir avuç insan Doğuyla Batı arasında Müslümanları öldürüyor ve siz susuyorsunuz.

Kim Hakkı söylemeyip susarsa, dilsiz şeytandır. Ve şimdi, size sesleniyorum ey alimler! Siz Efendimizin
(sav) soyundan olan ve onun (sav) sancağını kaldıran bir zatın yok edilmesine şahitlik ettiniz.
Hilafet'Allah-Hilafet makamı ve Saltanat o kişideydi. Biz böyle bir devre yetiştik. Ve şu anda, bugün biz,
Hilafet makamının ehli kim olabilir diye araştırdık. Halife olmanın ilk şartı Efendimizin (sav) evladından, soyundan olmaktır. Dünya'nın Doğusundan Batısına baktık ve Efendimizin (sav) evlatlarından bir avuç dışında başkasını bulamadık- Bir avuç insan, Amman-Ürdün Krallığında. Ehl-i Beyt'tendi onlar, ve orada hapsedildiler.

Ve bütün o zengin Araplar, kuvvetleri ve servetleriyle Efendimizin (sav) evladlarını korumak,
desteklemek için hiçbir şey yapmadılar. Her şeyleri vardı ama onu hiç desteklemediler. Onlar görecekler!
Ama şimdi bize vacib olan, yaşayan bir Halife aramaktır. Biz onu, Amman Krallığında, bu iş için ehil olarak bulduk. Ürdün'de Ehl-i Beyt’ten bir avuç zat vardır idarede olan, ve onları kestiler, sahranın ortasında terk ettiler bir yere kımıldayamasınlar diye.

Ayıp onlara, Allah'ın Gazabı üzerlerine olsun!

Ve siz alimler, size hitab ediyorum. Bizim üzerimize vacibtir Hilafet sancağını taşımaya kimin hakkı vardır aramak vazifemizdir, yalnız Efendimizin (sav) evladından biri taşıyabilir.

Doğudan Batıya bakın, onları yalnız çölün ortasında, Amman'da bulacaksınız. Ehl-i Beyt orada tecrit
edilmiştir, kımıldayamasınlar diye. Ayıp alimlere, onları orada mahzun, mahrum, kırgın bir şekilde terk
edenlere! Ve şimdi vazifemizdir, vacibdir ey alimler, sizden bir fetva istemek: Halife aramak hakkımız ve
vazifemiz midir? Bütün İslam alemi için ilk emir, onlara soruyorum. "Lazım değildir" diyen Ehlul İslam'dan
değildir, sürgün ve mahrum edilsin, cebabireden sayılsın. Efendimizin (sav) nesebinden geriye kalan bir
avuç insan son Şeriflerdendir.

Mekke Şerifi Hüseyin, Allah rahmet etsin. Onu aldattılar, ta ki Osmanlı Devletindeki İslam Hilafetine karşı durana kadar. Ona yalanlar vaad ettiler: "Seni bütün Araplara Melik yapacağız" dediler, yalan ve hileydi bu vaad.

Bu cebabire hep Yahudilere tabidir, bütün emir ve talimlerini Yahudilerden alırlar. Şerif Hüseyini
kandırıp, sürdüler, zincire vurdular. O zaman ben Kıbrıs'taydım, küçüktüm, 10 yaşındaydım. Onu burada,
Lefkoşa'da gördüm basit bir evdeydi. Sürdüler onu. Allah rahmet etsin. Babamla gidip elini öperdik onun.
Çünkü babam o zaman burada Kıbrıs İslam Vakfında çalışırdı. Ve Şerif Hüseyin'e her türlü hizmet ve
ihtiramı gösterirdik. Hakkın Rahmetine intikal edince onu Kudsü Şerife götürmek için geldiler. Bu ilim
ehlince iyi bilinir ama onlar bu konu hakkında birşey bilmezler. Bu mevzu ile onlara bir yol açayım ki
Halife arasınlar yoksa Doğudan Batıya hepimiz Gayri Müslimler tarafından, onların silahlarıyla yıkılacağız.

Ve onların maksadı, Doğudan Batıya bütün dünyayı kontrol etmektir. Ve onların çoğu İslamı aşağı,
kendilerini üst seviyeye koymak ister. "El-Hakku Ya'lû Velâ Yu'lâ Aleyh- Hak en yücedir ve onun üstüne
çıkılamaz" İslam en yücedir. Ey alimler dinleyin! Ne yapmamız gerektiğine dair sizden fetva istiyorum.
Ben zayıf bir kulum ama, Efendimizin (sav) Ehl-i Beytinden olan ve şu anda yaşayan bir halife alalım
istiyorum. Ve siz Mukaddes Şam topraklarında neler oluyor biliyorsunuz. "Müslümanlar için en hayırlı
evler Şam- Dimaşk denilen yerdeki topraklardadır" buyurdu Efendimiz (sav). "Müslümanlar için en hayırlı
yer orası, insanlar orada toplansın" buyurdu.

Şimdi Hilafet ve İslam Saltanatının hakkı Kral Abdullah'tadır. Adı Abdullah'dır.

Allah onu öyle bir heybet libası ile giydirdi ki herşey onun heybetinin yanında hiç kalır. Allah onu desteklesin. Ve şimdi, ey alimler sizden onu desteklemenizi istiyorum. Şimdi, yetkilerinin verilmesi için sizin tarafınızdan desteklenmeyi bekliyor. Ve ey alimler, duydunuz mu İslamın ve Müslümanların düşmanları Şam topraklarında ne kadar ilerlediler. Ve şimdi Şam'da, onlar kesildi. Ve İslama karşı olanların hepsi Suriye'nin kuzeyine çekildiler.

Allah'ın Şerefli kıldığı Şam-Dimaşk'ı boşalttılar, Şam'da hükmeden kimse kalmadı, koruyacak bir Melik de
yok.Ve şimdi biz her şeyin, yetkisi ve hakkı olana verilmesini istiyoruz. Şam boştur şimdi.


Ve biz, Doğuyla Batı arasındaki alimlerden fetva vermelerini istiyoruz: Efendimizden(sav) gelen İslam Hilafetini taşımaya en müstehak ve hak sahibi olan Ürdün/Amman Kralı Abdullah'tır. Allah onu desteklesin. Onu destekleyin, eğer desteklemezseniz artık telef olana kadar üzerinize Allah'ın gazabı gelir.

Ve şimdi biz, fetva sahibi, fetva verebilecek herkesten Hilafet makamında hak sahibi olanın Kral
Abdullah olduğuna dair fetva vermelerini istiyoruz. Allah onu desteklesin, Melaike onu desteklesin. Eğer
ona destek vermezseniz biriniz bile Mehdi (as)'ın zamanına yetişemez. O gelmeden önce bu dünyadan
göçersiniz ve, ya Müslüman mezarlığına veya kafirlerin mezarlığına gömülürsünüz. Şimdi bu, zayıf bir
kuldan tebliğdir. Sizin gibi alim değiliz ama varidat gelir. Bizim varidat sahibi olup olmadığımızı mutlak
ilim-ehli yakin sahiplerine sorun, söylediklerim sahih mi değil mi. Eğer sahih derlerse kurtulurlar, inkar
edenler telef olacak.

Şimdi Ürdünde liva-sancak taşıyan alaylar vardır. O liva Efendimizin (sav) livasıdır.
İkinci liva, Sahibu Zaman Mehdi (as)'ın adınadır. Razı mısınız? Amman/Ürdün Kralı Abdullah'ın Hilafet makamı için en uygun, ehil ve ümmet için en iyisi olduğuna, Allah'ın aslanı olduğuna dair fetva verin. Şam, Hicaz, Bağdad topraklarına onun hükmetmesi vaad edildi. Bütün İslam devletleri Mehdi (as) gelene kadar onun tasarrufu altında olacak, Kutsal emanetleri ona vermesi için. Mehdi (as) ile İstanbul'a gidecek ve Kutsal Emanetleri ona teslim edecek.

Bu tebliği biz kitaptan okumadık. Ama bu RicalAllah'tan gelen varidattır.
Onlar, en zayıf kul iken bütün dünyaya bu tebliği yapmamız için bizi kuvvet libası ile giydirdiler. Kulların en zayıfı.


Allahım bizi affeyle. Allahım bizi affeyle.
Biz hayırdan başkasını istemeyiz. Biz bütün şerri bırakıp hayrı isteriz. Dünya üzerinde İslam sancağını, Hakkın sancağını, Melekut sancağını kaldıracak olanı isteriz.

Bizim gayretimiz budur, başka şey değil. Ya Şeyh Hişam, senden de istiyorum ve bütün fetva verenlerden
istiyorum: bu kelamın sahih olduğunu ve Hilafet Hakkının, Allah'ın aslanı Ehl-i Beyt'ten gelen Ürdün Kralı
Abdullah'da olduğunu beyan etsinler.

Bizim tebliğimiz budur. Fetva verebilen her alimden bu hitabı destekleyecek fetva vermelerini istiyorum.
Ki "Hak sahibine hakkını verin" Hadisteki gibi hak olanı versinler. Bu Efendimizin (sav) kelamıdır.
Yoksa Allah'ın gazabı üzerlerine olacaktır.


Kral 2 sancak ile hazırdır: biri Efendimizin (sav) sancağı, ikincisi Sahibu zaman Mehdi (as)'ın. Onların isteklerine rağmen Kral Şam'a girecektir! Ve onun mülkü Doğudan Batıya Müslüman dünyasında genişleyecek ve bu rezil insanlar yeryüzünden sürülecek. Ya kaçacaklar ya ölecekler. Yalnız Efendimizin (sav) sancağı ile Mehdi (as)'ın sancağı kalacak birlikte.

Kral Abdullah Mehdi (as) değildir, hayır.
Mehdi (as) geliyor, geliyor. Mehdi (as) Hicaz topraklarındadır. Onun ailesi onu bilir, ailesinin dışında kimse onu tanımaz.


Ve biz onunla görüşmek istiyoruz, ayaklarını öpüp onunla beyat almak için. 60 sene önce onunla beyat
aldık ya Şeyh Hişam, Şeyhim, Sultanul Evliya Abdullah Dağıstani Hz ile birlikte. Bu mektubu onun büyük
dedesi Emir Abdullah'a yazdım, onun makamını muhafaza etsin diye. Çünkü onun evlatlarından Abdullah
II bu makamın sahibidir, sahibu seyftir.

Ey Melik, korkma. Yürü, Allah ve Sema'nın orduları seninledir.
Korkma, ilerle. Başına İslamın şerefi olan sarığını tak ve yürü. Yeryüzü önünde, senin için açılacak.


Nereye yönelirsen yönel senin için açılacak ve galip geleceksin. Allah seninledir, ve sabredenlerledir ve
Allah'ın salih kulları ile beraberdir. Ya Rabbi, bize bu zamanda selamet ver. Allah (cva) Şam topraklarını
onun hükmetmesi için boşalttı. Kral Şam'a girecektir. Fetva verebilen bütün alimlerden Kral Abdullah'ın
Şam'da hilafet sahibi olmaya hak sahibi olan tek kişi olduğuna dair fetva vermelerini istiyorum. Sonra,
ceddi olan Efendimiz’in (sav) kutsal emanetlerini almak için İstanbul’a gidecek. Allah söylediklerime
şahittir, Rabbim bizi affeyle. Bize hidayet ver, Müslümanlara neler olduğunu gördükten sonra İslamın
şanlı günlerini göster bize.

Ümid ederiz ki İslamın izzeti ile şeref buluruz, insanlar arasında zelil olmayız. Ey Araplar! Özellikle siz "parçalanıp ayrılmayın. Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın" (3.103). Allah'ın ipini Kral Abdullah temsil eder. Allah'ın ipi Kral Abdullah'dır, ona sımsıkı tutunun ve korkmayın Allah sizinledir, yaptıklarınızı bilir.
Ya Rabbi bizi affeyle, Habibi Ekrem (sav) hürmeti için.

Kalbim konuşmak için doludur ama şimdi acz yaşına geldim. Kalbime gelen ve söylemekle emrolunduğum bu kadardır ve 70 dünyaya yetişir.
Allah söylediğimize şahittir. Allahu Ekber, ve Resulu (sav) bilir. Onun Resulü (sav), katında en yüce ve
kerim olandır.

Ben tebliğ ettim, ben tebliğ ettim, ben tebliğ ettim.
Rabbimden istiyorum ki Sultanın elleri arasında, İslamın o şanlı günlerini bana göstersin. Ya Rabbim, Sen Kadiri Muktedirsin. Şamı bize de aç.

Şam senin için açıktır Ey Melik! Gir ya Melik, Allah'ın arslanı.
Senin için korku yoktur. Yerlerin ve Göklerin orduları seninledir. Git!


Fatiha.

Ve min Allahu't-tevfik.

Video Link: http://saltanat.org/Blog/tabid/271/Post ... Sham-am-n-
Taht-Kimin-ar.aspx




***
Alıntı:
ANCAK SULTANLA OLUR : "Sultanı getirin ve kurtulun."

Şeyh Muhammed Nazım El-Hakkani Er-RABBANÎ Hz.’nin 19 Nisan 2012 Sohbeti

Selamu aleykum Ey Allah'ın Mu'min, Müslim ve Müsellim (teslim olmuş) kulları.
Bu hitap bilhassa Mısırlılar için- Mısırlıların alimleri, ve sonra da geri kalan bütün ahalisi için.
Elhamdulillah, Mısırlıların çoğu Müslümandır. Rabbimiz Celle ve Ala'ya, Resulune (sav) ve Habibi Mustafa'ya inen Kitaba iman
etmişlerdir. Biz fakir ve zayıf bir kuluz, Arapçamız da azdır.

Kalbimize varidat gelmiştir Mısırlıları uyarmak için. Özellikle de Mısır'daki yetki sahibi kimseleri uyarmak için- alimleri veya okumuş olanları.
Avam-ı nas kendi halindedir.
Duydum ki, duyuyorum ki Mısır'da kimin hükmedeceği ile ilgili bir tartışma var.
Onlar kendi aralarında tartışıyorlar ve Mısırlılar fırkalara bölündü. Mısır bölündü.
Ve Rabbimiz Celle ve Ala "Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın" buyurdu (3:103).
İslam'da bölünmek, parçalanmak haramdır.
"Allah'ın ipine sımsıkı sarılın". Allah'ın ipi- Zannımca Arapçanız iyidir, Arapça anlarsınız. "Allah'ın ipi".
Kur’an-ı Azimüşşan, Allah'ın sağlam ipidir. Bu kavim Rab'leri (Celle ve Ala) ve Resulü’nün (sav) kelamına
sarılmıyorlar. Ve Melekutun varidatı, Ehlullah'ın tarafından kabimize, bu fakir kula yollandı ki sizi ikaz
etmek için.
Bizim istediğimiz bir Ayet-i Kerime'yi okumak ve siz de buna dikkat edin, anlamı üzerinde düşünün,
tefekkür edin. Arapçamız azdır ama sizin Arapçanız daha iyidir. Allah (Celle ve Ala) bu Ayet-i Kerime'leri
yalnız Ümmet-i Habib'in onlara sıkıca sarılması için yolladı. Hak Sübhane Hu ve Teala bir Ayet-i Kerime'de
buyuruyor. İnşa'Allah kalbime geleni söyleyeceğim, üzerinde düşünmeleri için onlara yeter. Rahman
suresinde Allah Celle ve Ala buyuruyor. Bu Ayet-i Kerime üzerine düşünsünler.
Estaizu billah:
"Yâ ma'şerel cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuzu.." (55:33)
Bu Ayet-i Kerime gelecekten haber veriyor.
Ve şimdi ümmetten tartışanlar, ve hayatta kalmak isteyenler, ülkelerinde ve Allah'ın kulları arasında
cereyan eden mevcut olaylardan kaçıp kurtulmak isteyen insanlar: "Ey cin ve insan topluluğu!"
Bu hitap yalnız Efendimizin (sav) zamanı için mi yoksa bize de geldi mi? Bunun üzerinde düşünün.
"Ey cin ve insan topluluğu!" Göklerin ve yerin ötelerine geçmeye gücünüz yeterse.."

Ümmetin içinde, insanlar hayret içinde olacaklar. Geçmek, kendilerini kurtarmak isteyecekler ama kendi başlarına, kendi hal ve akıllarıyla
bu mümkün değildir.
Sizin halinizi düzeltip doğrultacak olanı Allah söylüyor: "Tenfuzu-o zaman geçin".
Uğraşırlar ama neticesi yoktur. Bunu düşünsünler. "Ey insan ve cin topluluğu! Göklerin ve yerin ötelerine
aşıp geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin, ama geçemezsiniz". Siz anlarsınız, ben konuşmuyorum.
"Ama bir Sultan olmadan geçemezsiniz" (55:33)

Mısırlı alimler anlarsa anlasın, anlamazlarsa kendileri bilir. Siyasiler: siyasi miyasi yoktur İslam'da.
Bizim kanunumuz, düsturumuz Kur’an-ı Kerim'dir. "Lâ tenfuzûne illâ bi sultân" "Sultanı getirin ve kurtulun."
Bırakın bu Ayet-i Kerime üzerine düşünsünler.
Ve min Allahu tevfik.
Sadak’Allahul Azim. Fatiha.
Bu bir uyarı ve bildirimdir ki, bilirlerse onları kurtaracaktır.
Fatiha.

Budur. Mısır'dan sonra diğer bütün İslam memleketleri de bunu düşünsünler. İslam alemi düşünmeli, bitti!
Sadakallahul azim.
Düşünsünler.
Kuran'ı okur ama anlamazlar. Görsünler.

Fatiha.

Ya Sadat-ı Kiram Efendilerimiz, bize verileni tebliğ ettik.
Sultanı getirsinler, geçerler. Getirmezlerse asla geçemeyecekler.
Sadak’Allahul Azim. Fatiha.

Bu evvelinden ahirine kadar hepsine yetişir.

Esselamu aleyküm.
Video Link: http://saltanat.org/Blog/tabid/271/Post ... la-ar.aspx


Dün (27 Nisan 2012) tam Cuma namazından önce Şeyh M. Nazım El-Hakkani er-RABBANİ Hz, Ürdün Haşimi Kraliyet ailesi mensupları tarafından ziyaret edildi.
Sağlık durumuna rağmen Şeyh M. Nazım El-Hakkani er-RABBANİ Efendi Hz, Majeste Kral 2. Abdullah'a teslim edilmesi gereken önemli bir mesaj olduğunu, ve şerefli misafiri Ürdünlü Haşimi Prensinin kendisini ziyaretinin tesadüf olmadığını söyledi. Kameramız Majesteleri Kral 2. Abdullah'a bu özel mesajı kaydetmek için açıldı, ama sonra Şeyh M. Nazım El-Hakkani er-RABBANİ Efendi Hz bütün Arap ve Müslümanlarla ilgili olduğu için insanların bu mesajın içeriği hakkında uyarılmasını istedi ve bize bütün dillere tercüme ederek yayınlamamızı emretti.


MELİK ABDULLAH HAŞİMİ'YE TARİHÎ MESAJ VE İSLAM ALEMİNE BİAT ÇAĞRISI

Şeyh Muhammed Nazım El-Hakkani En-Nakşibendi Hz.’nin 28 Nisan 2012 Sohbeti


Biz şimdi, Resulu Sakaleyn'in (sav) haber verdiği o zamanın içerisindeyiz.
Efendimiz Hadis-i Şeriflerinde buyurdu:

"Benden sonra hulefâ gelecektir". Ashabı kendisine gelecekten sorduğu zaman Efendimiz (sav)
buyurdu: "Benden sonra hulefâ gelecektir. Hulefadan sonra umerâ, umerâdan sonra melikler,
meliklerden sonra cebâbire gelecektir. Cebâbireden sonra ise Ehl-i Beytimden bir kimse gelir de, o
yeryüzünü adaletle doldurur, evvelce zulm ve cevir ile dolduğu gibi".


Biz şimdi cebabirenin zamanına yetiştik. Ve onların zamanları da sona ermek üzere. Artık onlar mağlup olup dünya üzerinden silinmek üzereler. Biz şimdi Efendimizin (sav) haber verdiği cebabireden sonra meliklerin geleceği o zamana yaklaşıyoruz.

Cenab-ı Allah İslam'ı teyid edecek, destekleyecek bir kimse yollayacak: "Sonra Ehl-i Beytimden bir kimse
gelir". Ey muazzam, mükerrem ve müşerref olan Kral, Ürdün Meliki. Kendisi Efendimiz’in (sav) Ehl-i
Beytindendir ve bütün Arapları ve ayrıca Müslümanları da temsil eden, onları taşıyan kimsedir.

Şimdi Ümmet, İmamsız ve Efendimiz’i (sav) temsil eden Halifesiz kaldı. Bu yüzden şu anda dünyanın
Doğusundan Batısına Efendimiz’in (sav) Ehl-i Beytinin ağırlığını taşıyabilecek kimse kalmadı. Bu yüzden
de o, Mehdi (as) ile birlikte olacaktır. Efendimiz’in (sav) Ehl-i Beytinin, onun neslinin, sülalesinin şerefi şu anda Ürdün Kralı Abdullah'ın kuvvetindedir. Ben fakir bir kulum. Bu hitap Kraladır, henüz kendisi doğmadan önceden.

Takriben 70 sene önce biz Şam'da Abdullah Dağıstani Hz'nin beraberindeydik. Kendisi Ürdün Kralı 1.
Abdullah'ın da Şeyhi idi. Kral 1. Abdullah o sırada Ürdün Prensi ve İmamı idi. Ürdün Kralı idi aynı
zamanda. Ürdün'ün Müftü Efendisini Şeyh Abdullah Dağıstani Hz'ni ziyarete yolladı. Çünkü Kral, Tarikat-ı
Aliyye Nakşibendiyye Şeyhi Abdullah Dağıstani Hz'den beyat almıştı.


Müftü Efendiyi ona yollayıp dedi ki,"Şeyhe benim selamlarımı ilet ve haber sor, nasıl hareket edeyim" O zaman ben oradaydım. Ve Melik,kendisinin ne yapacağına dair Şeyhin emrinin ne olduğunu soruyordu. "Şeyhim, Şeyh Abdullah Dağıstani benim için ne diyor? Ona sor ve bana haber ver. Bana onun emirlerini getir". Bu tarihte olmuş bir vakadır. Ve o anda orada bu fakir kul dışında buna şahadet edecek kimse yoktu.Kral "Ona selamımı götürün ve ne yapmam gerektiğine dair bana haberini getirin" dedi. Kendisi o sırada Hicaz topraklarını geri almaya hazırdı çünkü kendisi o zamanda Hicaz topraklarının hakiki varisi idi.

Şeyhimiz Abdullah Dağıstani Hz bana emretti, "Ya Şeyh Nazım, bir kalem, kağıt getir ve Ürdün Emiri Melik
Abdullah için söyleyeceklerimi yaz. Bu hitabı yalnız Majesteleri için söylüyorum".
Mektubu yazdım,uzunca bir mesajdı. Kendisi Ürdün'ün İmamı, Prensi ve Kralı idi, ceddiniz. Ve Hicaz topraklarını geri almaya hazırlanıyordu. Şeyh Abdullah "Şimdi vakti değil" diye yazdırdı.

Ceddiniz İmam ve Melik Abdullah da buna iman etti ve dedi ki: "Ben Şeyhime inanıyorum. Hicaz
topraklarını geri kazanmak için saldırmaya hazırlanıyordum. Çünkü Hicaz'ın tahtının hakkı bizimdir. O
çölden gelen bedevilerin hakkı değildir".

Ve ceddiniz Kral 1. Abdullah dedi ki: "Şeyhim beni men etti,Şeyhim beni men etti. Ve ben de kabul ettim. Bir keşf ile bana gösterdi, Ceddimin (sav) Ravzasında idim. Makamının içerisinde bir vahşi bana saldırdı ve neredeyse öldürmek üzereydi. Ama Şeyhimin sebebi ile kendimi kurtarabildim".

Şeyhimiz Abdullah Dağıstani Hz "bu rüya, evet vakti değil, vakti değil" dedi.
"Senin neslinden gelen, Efendimiz’in (sav) neslinden gelen bir kral ki onun ismi de Abdullah'tır. Kuvvet
onda olacaktır. O vakit Efendimiz’in (sav) sülalesi kesilmiş olacaktır ve o emri taşıyacak, yerine getirecek olan odur. O, onun vazifesidir. Ama siz, Kral 1. Abdullah, cemaatle namaz kılmamanızı ve Cumayı
cemaatle kılmamanızı nasihat ediyorum".

Bu nasihatı ben yazdım. Ve bu mesajı Majesteleri krala yolladık. Sübhan Allah herşey Rabbimiz Sübhanehu ve Teala Hazretleri’nin (cc) elindedir.

"Ve kâne emrullâhi kaderen makdûrâ- Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kader idi" (33:38). Bir gün geldi ve Ceddiniz Kral 1. Abdullah, Allah rahmet etsin, Kudüs'de Mescid-i Aksa'yı ziyaret etti. Ve bu ziyareti Cuma gününe denk gelmişti.

Ülkenin soyluları dediler ki: "Ya Emir, burada olmanız büyük şanstır. Kaçırmayalım. Cuma namazını
Beytü-l Makdis'de kılalım".

Sübhan Allah! Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kader idi. Şeyhin ona nasihatini unuttu, etrafındaki ülkenin soylularının nasihatini dinledi. Ve içeri girerken şehit edildi. Emir orada gerçekleşti.

Kaç sene geçti üzerinden? Belki 65, belki 60 sene oldu bu olalı. Bu oldu ve Kral Abdullah vefat etti. Şeyh Abdullah Hz derdi ki: "Abdullah bütün Kudsü Şerifi açacak". Sübhan Allah kaç sene geçti üzerinden ve şimdi Kral Abdullah geldi. Ve o, Allah'ın arslanlarından biridir. Ve kendisi, sahranın/çölün aslanı olduğuna da dikkat çekti. Sübhan Allah. Ve o şu anda Ürdün'ün tahtında, ve her cihetten kendisine baskı yapılıyor. Ve biz Hakikat Ehli tarafından konuşup yazdık.

Şeyh Abdullah Dağıstani Hz, Emir Hüseyin'e (Allah rahmet etsin) dedi ki: "Majesteleri Kral Abdullah gelecek ve 10 devlet onun hüküm ve tasarrufu altına verilecek".

Biz şimdi o zamana yetiştik ki İslam Alemi cebabirenin eline kalmıştır. O mel'unların! Unutturdular. Cebabire gelip binlerce hile ile insanlara Hilafeti ve İslamın Saltanatını unutturdu. Unuttular ve şimdi düştüler! Bütün İslam aleminin ne bir yeri, ne de çıkış yolu var.

Tamamen şaşırıp kayboldular. Sübhan Allah.
Bu kul, Kral'a kuldur kabul ederse. Yaşımız da...Allah bilir yaşımızı. Bir mesaj aldım, bu Şam topraklarındaki zorba kavim... Majesteleri Kralın ne yapması gerektiğine dair bir mesaj aldım.

Şam açıktır, kimse yoktur orada. Neden kendini tertib etmiyor, kimden korkuyor? Bu hitab Kral içindir. Tereddüt ediyor ama destek geliyor. Kralın harekete geçmesi ve kendisinin Halife olduğunu açıklaması, İslam sancağını kaldıracak son Kral olacağını açıklaması için destek geliyor Bu haberi aldım, bu yüzden Krala hitab ediyorum, tereddüt etmesin. Çünkü o Ehl-i Beyti temsil edendir ve Efendimiz’in (sav) hakiki varisidir.

Git ve korkma!

Beyan et ki: "Ben ahir zaman Nebisinin varisiyim ve Müslümanları bir araya getirip bütün
o mıntıkadaki, 10 devletteki cebabireyi çıkarıp atacak olan kimseyim". SubhanAllahil Aliyyil Azim, bu
haber... Allahu Ekberul Ekber.

O beyan etsin. Efendimiz’den (sav) gelen Hilafetin varisi olduğunu beyan etsin: "Efendimiz’in (sav) sancağını kaldıracak olan benim" Bu yüzden Kralın 3 livası olmalı: Efendimiz’in (sav) livası, Mehdi (as)'ın livası ve Kralın kendi livası. Bu üç livayı kaldırıp ilerlemeli. Krala ilk beyat verecek
olan benim. Buradan ona beyat ettim. Ve bu emri bütün Müslüman Alemine de beyan ediyorum; kendisi
varistir, İslam sancağını kaldırmalıdır ve galip ve muzaffer olacaktır. Ve bütün 10 devlet onun hükmü
altında olacaktır.

Sonra Mehdi (as) gelecek ve onun cihetinden, Kadem'den Şama girecek. Ve Şamın Kralı, Kral Abdullah'tır.
3 livayı kaldırsın ve yürüsün. Ve beyan etsin "Ben Ceddim olan Evvelin ve Ahirin Efendisinin
(sav) hakiki varisiyim. Onu temsil ediyorum. Bütün insanlardan, bütün Müslümanlardan beyat
istiyorum".

Ve ben de kalkıp ona beyat edeceklerin ilkiyim.

Çünkü bu zamanın Kralı, Kral Abdullah'tır.
Allah beyatımı kabul etsin, ona ilk beyat eden bu fakir kul olarak kabul etsin. Ve bütün Müslüman
Krallara ona beyat etmelerini emrediyorum, Kral Abdullah'a beyat edip onu desteklemelerini
emrediyorum. Bu fakir kul ona ilk beyat edendir. Allah beyatımı kabul etsin.Allah beyatımı kabul etsin.Allah beyatımı kabul etsin. (Ağlıyor..)

Onu Mehdi (as)'ın yanında 3 liva (bayrak) ile görüyorum: 1.Efendimizin (sav) livası, 2. Mehdi (as)'ın livası ve 3. kendi livası. 3 liva ile yürümeli.Ben zayıf bir kulum. Beni dinleyenler Allah için (lillah ve fillah) O'na beyat etmeli; yani beyat etmeyen İslam'dan dışarı çıkar. Ben Allah için, Melik Abdullah'a alenen beyat ediyorum ve şu anda evliyadan mevcut olanların hepsi de O'na beyat ettiler. Bu yüzden O'nun yürümesi lazım. Ve bu fakir kulu dinleyen herkese de O'na beyat etmesini emrediyorum. Dünyanın her tarafından, herkes beyat etmeli; çünkü O, dünyada ve ahirette şerefli olandır. İslam'ın hakiki Halifesi O'dur, yalnız O olduğunu beyan ediyorum. Bu hak yalnız O'nundur ve O'na beyat etsinler yoksa yıkılacaklar.

Siz bu hitabı duymak için geldiniz, ben sizi bekliyordum. Bu üç livayı (sancak) hazırlasın ve Efendimiz’in (sav) Halifesi olduğunu, Ehl-i Beyti ve Mehdi (as) gelene kadar O'nu temsil edenin kendisi olduğunu beyan etsin.

Yürüsün. Yürüsün. Allah'ın izni ile, Allah'ın emri ile, Allah'ın kuvveti ile yürüsün.

Ey Ürdün Kralı Abdullah, beni mazur görün. Siz İslam halifesi olmak için en uygun zatsınız, cebabireyi Halifenin merkezinden tard edecek, atacak olan, ki orası yeniden kendisinin elinde olacak. Şimdi Kral Abdullah, Efendimizin (sav) Halifesi ve Ehl-i Beyti Mehdi (as)'ın zuhuruna kadar temsil eden zattır. 3 liva(sancak), yürürken O'nun yanında olacak. Elhamdulillah beyan ettim. Ben fakir bir kulum, ve Kral Abdullah'a beyat edenlerin ilkiyim; çünkü kendisi Efendimiz’in (sav) Halifesidir. Ve Mehdi (as)'ın destekçisidir ve Mehdi (as) ile birlikte Şam'a, Bağdat'a, Lübnan'a, Mısır'a, Libya'ya, Yemen'e, bütün Arap kıtasına girecektir; Türk'e, Kürd'e, hepsine..

Siz bugün bu mesele için geldiniz ve bu hitab geldi bana: Kral Abdullah'a hitab etmem için emir geldi ki korkmasın, korkmadan yürüsün!
Çünkü Kral Abdullah destekleniyor.


Allah O'nun livasını yükseltsin. Ve bütün Arap kabilelerinin ona destek ve beyat vermeleri lazım. O'na destek verenler Cennet ehlinden olacaktır.
Ey Kral Abdullah, benim beyatımı ilk beyatınız olarak kabul edin. Ve bu fakir kulu dinleyen herkes de ona beyat etsin.
O'na beyat edin ve inşa'Allah İslam Sema'dan gelen kuvvet ile ayağa kalkacak.
Allah yolladı seni, Emir Abbas. Onunla ol, bütün kabileler.
Kim O'na karşı gelirse, yıkılacak ve harap, helak olacak. Ve O'na beyat edenler dünya da ve ahirette şeref bulacaklar.

Tövbe Ya Rabbi.

Risalet Sahibi, Müslümanların İmamı ve Halifesi olarak ona ilk beyatı ben sunuyorum.
O tektir, O'ndan gayrısı yoktur.

Bana emredilen bu ve bunu beyan ettim.

Ey Kral Abdullah, kabul et, kabul et, kabul et. Sana beyat eden olarak ismimi ilk veya son yaz.


İnşa'Allah Mahşer gününde yazılacak, İslam'ı teyid için Kral Abdullah'a beyat vermenin şerefi yazılacak. Ve
Semavatın orduları O'nu destekler, korkmasın.

Fatiha.

Majesteleri Kral Abdullah'ın şerefli el ve ayaklarından öperim.

Fatiha.

***

Ürdünlü müride hitap:

Alıntı:
Bismillahir Rahmanir Rahim.

Bu sizin için, Emir Abbas, siz vesile oldunuz.
Kuvveti var Maşa'Allah,Maşa'Allah. Ürdün'deki Ehl-i Beyte mübarek olsun. Hak yücedir, onun önüne geçilmez. Kendisi Haktır ve
biz de Hak ile birlikteyiz. Hakka karşı gelen mağlup olur. Allah onları hezimete uğratsın.

"Se yuhzemul cem’u ve yuvellûned dubur" (54:45)
Yakında hepsi hezimete uğratılacak ve arkalarına dönüp kaçacaklar.
Muhalif olana yalnız bu dünyada ve ahirette hezimet vardır.
Ehlen ve Sehlen Ya Seyyidi. Beyat edelim.
Onun ellerini ve ayaklarını öp, kendisi Sultandır. Bize baksın.. Bize nazar etsin.
Dünyanın hazineleri onun ayakları altındadır.
Fatiha.


Buna karşı gelenin geleceği yoktur.
Bitti, hepsi mağlup olacaklar çünkü kuvvet kendisindedir.

(Videonun sonunda Ürdün'den gelen iki temsilci Hz. Şeyh M. Nazım er-RABBANÎ'den biat alıyor.)

Video Link:
http://www.saltanat.org/Blog/tabid/271/ ... ing-Krala-
Mesaj-ve-Beyat-ar.aspx

Alıntı:
İngilizler Şeyh Nazım'a koşuyor

08 Şubat 1999

Dünyaca ünlü Nakşibendi şeyhi Şeyh Nazım Kıbrısi her yıl düzenli olarak geldiği İngiltere'de Müslüman olmuş yabancılar ve Müslüman olmaya niyetli gayrımüslimlerle bir dizi sohbet toplantıları olan ve Beş toplantıdan oluşan "İslamiyet Sohbetleri"ni gerçekleştirdi.

Dünyaca ünlü Nakşibendi şeyhi Şeyh Nazım Kıbrısi her yıl düzenli olarak geldiği İngiltere'de Müslüman olmuş yabancılar ve Müslüman olmaya niyetli gayrı müslimlerle bir dizi sohbet toplantıları gerçekleştirdi.

Beş toplantıdan oluşan "İslamiyet Sohbetleri"nin sonunucusunu Londra'nın ünlü "Public Library" kütüphane ve konferans salonunda gerçekleştiren Şeyh Nazım Kıbrısi, toplantı sonrası İHA'ya özel açıklamalarda bulundu. Avrupa ve ABD'de yaşayan çoğu insanın maddi saltanatın zirvesine oturdukları halde aradıkları manevi huzuru bulamadıkları için İslamiyete yöneldiklerini belirtti. Toplantıya burjuva sınıfından bir çok İngilizin katılması dikkat çekerken, Malezya, Şili, Almanya, Paraguay, ABD gibi ülkelerden Şeyh Nazım'ın sohbetlerine katılmaya gelen insanlar İslam dini ile huzuru bulduklarını belirttiler.

Birçok defalar, İngiliz kraliyetinin varisi Galler Prensi Charles'ın yüzündeki nurun İslamiyete yakınlığından kaynaklandığını ifade eden Şeyh Nazım, Prens Charles'ın Anglikan kilisesinin başına geçtiğinde bir çok şeyin değişeceği iddiasında bulnudu.

İki bin yılına az bir zaman kaldığını ve teknolojiye bağımlı dünyanın yeni yüzyıla girereken bilimsel olarak da ispatlandığı üzere bilgisayar sistemlerinin kilitleneceği ve maddeye bağımlı insanaoğlunun maneviyata sığınacağını belirtti. " İnsanoğlu işte o zaman Allah'a sığınmanın değerini anlayacak" diyen Şeyh Nazım, 9-09-1999 tarihinde ise inananlar ve inanmayanların belli olacağın ileri sürdü.

HÜSEYİNLER ZOR DURUMDA

Ürdün Kralı Hüseyin'in Ortadoğu ve dünya için büyük bir kayıp olduğunu belirten Şeyh Nazım, HZ. Muhammed'in torunu Hasan'dan inen Haşimi aile ağacına göre Kral Hüseyin'in peygamber torunu olmasının bölge halkaları için büyük önem taşıdığını ifade etti.

Orta Doğu'da, Saddam Hüseyin, Kral Hüseyin ve T.C Genel Kurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun zor durumda olduklarını belirten Şeyh Nazım, "Kral Hüseyin öldü, Saddam can çekişiyor, Kıvrıkoğlu ise 1974 harbinde Kıbrıs'da yara almıştı. O da Türkiye'de malum sıkıntıların içerisinde" şeklinde üstü kapalı bir yorum yaptı.

18 Nisan'da yapılacak seçimleri de değerlendiren Şeyh Nazım, "Türkiye'de halk hangi partiye güveneceğini şaşırdı. Bütün partiler baş aşağı duruyor. Bütün partiler birbirine benziyor, kimlerin el, kimlerin cebinde belli değil" dedi.

ŞEYH NAZIM KIBRISİ KİMDİR

İstanbul Üniversitesin'de Kimya Mühendisliği okuduktan sonra İstanbul'da Erzurumlu İsmail Efendi'den Kuran-I Kerim ve Suriye'nin Humus şehrinde de akademik düzeyde ilahiyat eğitimi alan Kıbrıslı Şeyh Nazım Kıbrısi'nin dünyanın dört bir yanından müridleri bulunuyor.

Londra, Seven Sister's bölgesinde büyük bir dergaha sahip olan Şeyh Nazım Kıbrısi, hemen yanı başında açılmasına yardımcı olduğu Amina Hatun ilkokulu ile de Londra'daki İslami eğitime de destek veriyor.

http://www.porttakal.com/ahaber-ingiliz ... 85243.html
08.02.1999


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh M. Nazım El-Hakkani En-Nakşibendi Hz. / 8-28 Nisan 2012
MesajGönderilme zamanı: 05.05.12, 18:11 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 05.05.12, 15:24
Mesajlar: 1
selamun aleykum şimdi bu nazım kıbrisiye siz inanıyormusunuz ALLAH aşkına bu mehdi haz. ne açık bir komplodur ona yapılan bir düzenbazlıktır mehdi haz. nin zuhurundan çekinen gizli komitenin islam düşmanlarının aldığı bir tetbirdir bu na nazım kıbrisi de alet olmuştur israil e bir fiske vurmaktan aciz ingilizlerin altdaddığı kıral sülalesi güya islam ın halifesi öylemi şaşarım nazım kıprisinin aklına ve ona inananlara ALLAH onu şaşırtmış bu fakire göre


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 6 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye