Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 22 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor: Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 09.10.09, 20:44 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926
NASA ayı bombalıyor / CANLI İZLE
Amerikan Uzay Araştırmaları Üssü NASA, Ay'da su araştırması yapmak üzere Ay'ı füzeyle vurdu.

Ay'ın güney kutbuna gönderdiği füzenin çarpışı NASA TV'den canlı yayınlandı.


09.10.2009

Amerikan Uzay Araştırmalara Üssü, NASA'nın su araştırmaları çerçevesinde Ay'ın güney kutbuna gönderdiği füzenin çarpışı NASA TV'den canlı yayınlandı.

LCROSS adı verilen misyon çerçevesinde gönderilen Centaur füzesi, kurşunun iki katı hızla Ay'ın güney kutbuna yakın bir krateri vurdu.

Bilimciler, füzenin çarpmasıyla havaya yayılan bulut içinde buz veya buhar halinde su izleri arayacak.

Ay'a yapılan 'füze saldırısı'yla yükselecek toprak bulutunda su bulunursa, suyunu Ay'dan elde edebilen bir Ay Üssü kurma ihtimali de artacak.

NASA'NIN AY'I BOMBARDIMANA TUTMASINI İZLEYİN
http://www.nasa.gov/multimedia/nasatv/index.html

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor: Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 20.10.09, 09:57 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13.03.09, 06:08
Mesajlar: 291
32 yeni gezegen keşfedildi

Keşfedilen 32 gezegen güneş sisteminin dışında...

Gökbilimciler, güneş sisteminin dışında 32 yeni gezegen keşfetti.

Güney Avrupa Gözlemevi teleskoplarını kullanan bilim adamları, Portekiz'de yapılan bir konferansta yaptıkları açıklamada, keşfedilen gezegenlerin hiçbirinin Dünya kadar büyük ve yaşanabilir olmadığını söyledi.

Cenevre Üniversitesinden gökbilimci Stephane Udry, yeni keşfin kainatta Dünya'ya benzer gezegenlerin bulunma olasılığını daha da güçlendirdiğini ifade etti.

Bilim adamlarının son açıklamalarıyla birlikte güneş sisteminin dışında bulunan gezegenlerin sayısı 400'ü aştı.

Yeni gezegenlerin, kainatta yaşamın gelişebileceği bazı yerler olduğu teorisine ek kanıt olduğu belirtildi.

A.A.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor: Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 12.12.09, 11:24 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 17.11.09, 20:45
Mesajlar: 96
Alemlere rahmet olarak yaratılan ve Lâvlake hitabına mazhar olan Efendimiz Muhammed -sallallahu aleyhi vesellem- hürmetine bu gezen diğer keşfi yeni mümkün olan gezegenlerin fevkinde olsa gerektir. vesselam..


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor: Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 08.04.10, 03:56 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13.03.09, 06:08
Mesajlar: 291
İLAHİ HİTAP MADDİ VARLIĞIMIZI TEMİZLER

Sultanul Evliya Mevlana Şeyh Nazım Adil El-Hakkani


Pazartesi, Nisan 5, 2010 Lefke, Kıbrıs

***

Destur Ya Seyyidi.

Allah Allah Allah Allah Allah Allah AziyzAllah

Allah Allah Allah Allah Allah Allah SubhanAllah

Allah Allah Allah Allah Allah Allah SultanAllah

Elfu Elfu Salât Elfu Elfu Selâm Âlâ Seyyidel Evveliyn Vel Âhiriyn Seyyidina Muhammed (s.a.v.) Ve Alihi Ve Sahbihi Ecmaiyn.

Esselamun Aleyküm, ey katılanlarımız, ilahi birşeyler dinlemek isteyenler.
İlahi hitap kulaklarımızı temizler, akıllarımızı temizler, kalplerimizi temizler, maddi varlığımızı, bedenlerimizi temizler.


Onun için ey katılanlar, mutlu bir hayata, sakin bir hayata, zevkle dolu bir hayata, hoşnutlukla dolu bir hayata ulaşmaya çalışın. Gelin dinleyin. Nasıl isterseniz, nasıl isterseniz. Ve bu gezegendeki herkesin hayatından sorumlu olandan ilahi desteğimizi istiyoruz. Denizlerin altında, okyanusların üstünde veya kıtaların üstünde veya uçan herşeyin.

Herşey bir kimsenin sorumluluğu altındadır. Onun için temsilcimize karşı edebimizi korumamız gerekir. O ilahi makamlarda temsilcimizdir. O ilahi imdat, ilahi kuvvetler verir ki bu bizi vâr eder. Eğer ilahi destek birşeye ulaşmazsa bu biter ve kayıp olur.

Onun için onun bu gezegen, dünyada, okyanuslarda ve kıtalarda vâr olan herşeye sorumluluğu vardır. Onun için o kimseden bizim zayıf şahsiyetimizi desteklemesini istiyoruz. O bize göklerden bu şahsiyetimize destek vermezse, bu şahsiyet uydurmayla aynıdır. uydurma. Biz bu dünyada dolaşan taklit kimseleriz. Göklere ait olan hakiki kimliğimizi besleyen ilahi destek gelmezse birşey değiliz.

Merhaban, birşeyler duymak isteyen herkese. Evet, evet. İnsanların öyle bir kimliği vardır ve bilip öğrenmek isterler. Ama şeytan şimdi bu gezegendeki bütün insanoğluna öğrenmeyip anlamamalarına çalışır.

Ve Kurân-ı Kerîm’in bahsettiği gibi şimdi Asrul Cahiliyye’deyiz, cahiliyye devrindeyiz. Şimdi Euzubillahimineşşeytanirraciym diyoruz ki anlayışımız yanlış bir yola gitmesin. Veya o tehlikeli düşman, şeytan ve takipçileri göklere ait olan herkesin hitabını yanlış anlattırmaya çalışır. Bu şeytanın vazifesidir.

Evet, Kurân-ı Kerîm gönderildi. Tevrat, İncil, hepsi insanlara ulaştı, bu bilinir. Bu her doğru olanı açığa kavuşturur. Veya o kutsal kitaplar göklerden dünyaya gönderilen doğruları açığa kavuşturur. Evet ama şeytan gelir ve pekçok insanların anlayışına gelir ve der;

“Bu Ayet-i Kerîme hakkında ne düşünüyorsun?”

O da der; “Bu Ayet-i Kerîme nettir çünkü Cenâb-ı Allah asla anlaşılmayan birşey göndermez. Cenâb-ı Allah buyurur;

(Zâriyat:49) لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ

<< Düşünüp öğüt alasınız>>


Her ilahi Ayet-i Kerîme kocaman bir anlayış okyanusu getirdiğini düşünmelisiniz. Ama bu bir okyanustur ve söylediğimiz okyanuslarda sayısız varlıklar, sayısız balıklar, içinde sayısız canlılar var diyemezsiniz. Bu bir hakikattir. Ama şeytan gelir ve der; “O okyanus hakkında söylenilen, içinde sayısız kocaman balıklar ve en küçük …var.”

Şeytan gelip der; “Onların bu okyanusunu sayısız varlıklar içerdiğini söylediklerine inanma.”

Bu okyanusu yaratan, o okyanusta olanlara da can verir ki orada sayısız varlıklar yaşasın. Bunu hayal edemezsin. Hayalin yaratılan o okyanusun son noktasına bile ulaşamaz. Ama şeytan gelip; “Bak her şeyi görüyorsun. Evet bu bir okyanustur ama buna, buna, buna, pekçok balık türlerine, canlılara inanma” der.

İlahi vahiy peygamberlere ve özelikle Peygamberler Mührüne geldiği zaman şeytan gelir. Ve onlara Kurân-ı Kerîm ikram edilmiştir. Ve pekçok şeyler söyler. Sıradan bir kimse baksa “Böyle anlamlar görmeyiz” der.

Teleskop size bir mesafe gösterir. Başka daha kuvvetli bir teleskop var, daha derine ulaşır ve şunu bunu der. Ama çıplak gözle bakarız… Hatırlıyorum ki Selim kadar yedi, sekiz yaşındayken bakardım ve derdim ki; “Bu küçük yıldız noktaları…”

O vakit ocaklarımız vardı. Yemek pişirmek için küçük ocaklarımız vardı, içine ateş koyardık ve böyle olurdu. Düşünürdüm ki, onlardan biri belki bu kadardır diye. Bu benim hayalime göre benim fikrimdi.

Ve insanlar sürekli sürekli uzayın derinliğine bakmak isterler ve teleskoplar icat ettiler. Ve de hatırlıyorum ki ilk teleskop bu şekildi. Yani bir metre yirmi, bir metre elli santim. Eski kitaplarda gösterirlerdi. Özellikle ansiklopedilerde baştan bu güne kadar olanı gösterirlerdi. Evet, bu tamamdır. Bakardık ve “Uu… kocaman uzay. O kadar büyüktü.

O astronotlardan biri çalışırdı ve değeri vardı. O teleskop merkezinde çalışıyordu. Bir gün geldi ve etrafına baktı o kocaman teleskopu gördü ama üstünde “Lütfen gözünüzle bakmayın” diye yazıyordu.

“Burada kimse yok, ikaz eden de yok. Önemli değil bir denemem gerekir” dedi. Ve gözünü bakmak için koyar koymaz düşüp bayıldı. Ve insanlar ne oldu diye koştular. Ve o teleskopa gizlice baktığını ve teleskop ona muamele ettiğini anladılar, bayıldı.

Böyle teleskoplardan pekçok şeyler görürler. Ondan sonra insanoğlunun daha fazla ve fazla isteme özelliği vardır, daha fazla ve fazla bilmek için. Ondan sonra uydular yaptılar. Bu teleskopu üstüne koyup yukarıya gönderdiler. Ve o resimleri gelince hayrete düştüler. Bakıp görüp öğrendiğimiz birşey değildir, bu dönen bir ayak mesafesi kadar ancaktır derler.


Ve bu şekilde insanoğlu daha fazla ve fazla öğrenmek isterler. İlahi kitaplar geldi ve herkes içine bakabilir ve birşey anlayabilir. Ama bu kutsal kitapları anlamak için son sınır değildir. Ama şeytan insanları ne yazılıdır diye sadece harflerine baktırır.

Bismillahirrahmanirrahiym “Elhamdülillahi Rabbil Alemiyn”, ne anladın? Bütün tazimler, sonsuz azametler Âlemlerin Rabbinedir. Ondan sonra başka birşey yok mu? Kelamullah, Cenâb-ı Allah’ın ilahi sözleri sonsuzdur. Bu en yüksek makamdan gelmez ama Estâuğuzubillah; (arapça) Kurân-ı Kerîm’in ayetleri yazar.

Bismillahirrahmanirrahiym “Elhamdülillahi Rabbil Alemiyn”,ne anlarsınız? Bütün tazimler, sonsuz azametler Âlemlerin Rabbinedir. Ondan sonra başka birşey yok mu? Kelamullah, Cenâb-ı Allah’ın ilahi sözleri sonsuzdur. En yüksek makamdan gelmedi ama … (arapça) Kurân-ı Kerîm zikirdir.

Kurân-ı Kerîm’i düşünmek için gönderildi sadece çıplak gözle bakmak için değil, hayır. Tartışan ve o okyanuslara pekçok varlıklar olduğuna inanmayız çünkü görmeyiz diyen bir kimse olmayın. Şeytanın prensibi bakmadıkları, görmedikleri, duymadıkları veya dokunmadıkları birşeye inandırmamaktır.

Onun için “Bu sadece bu yerdeki kocaman bir sudur ama içinde olduğunu söylediğiniz pekçok şeyleri kabul etmeyiz” derler. Şeytan ilahi kitapların karşısına çıkar ve insanlara “ Peygamberinin buyurduğuna inanma. Onlar bunun bu ilahi kitaptan geldiğini söylerler inanma. Sen sadece tek tek yazılı olan sözlere inan ve buna evet de. Bunun dışında evet deme” der. La Hâvle Vela Kuvvete İlla Billâhil Aliyil Aziym.

Ey katılanlarımız, bu insanoğlunun en büyük yanlışıdır. Onlara gelin söyleyin Kurân-ı Kerîm’den ne öğrendiniz? Hangi ilahi emri tuttunuz? Ne anladınız? diye sorulacak. Onun için Cenâb-ı Allah onlara Peygamberler ve ilahi kitaplar, ilahi haberler gönderdi. Çünkü yalnız o Peygamberde “Bakın, bakın, bakın” diye o okyanusu açma yetkisi vardır.

Ama bazen insanlar ağmadır, onlar kabul etmezler. “Bakıp birşey görmeyiz” derler. Ey katılanlarımız, bu gece hocalarımız beni bu şekilde konuşturuyorlar. Bu gece selefi ulemaları bıraktım. Çünkü selefi ulemaları hakikatte kraliyetlere, okullara, liselere, yüksek okullara, üniversitelere, akademilere bakmakla sorumlular. Öğretim grubu talebelerine ne öğretiyor diye. Kurân-ı Kerîm hakkında ne öğretiyorlar diye.

Neden Kurân-ı Kerîm’i gençlerin göremeyeceği, ulaşamayacağı, açamayacağı, okuyamayacağı, anlayamayacağı bir yere koyarlar? Onun için ilahi huzurda ilkönce sorumlu olan selefi ulemalarıdır çünkü onlar ders programlarına ne öğrettiklerine dikkat etmezler. Öğrettikleri Kurân-ı Kerîm’in öğrettiklerinden daha mı mühimdir? Neden bakmazlar?

Bu belki haşmetli kralı ve bakanları ve ümeralar içindir, onların hepsi sorumludur çünkü Kurân-ı Kerîm’i öğretmezler. Üniversitelerde, akademilerde, liselerde, kolejlerde öğrettikleri şeyler Kurân-ı Kerîm’in okyanusları yanında birşey değildir. Üzgünüz, bunu bunu söylemeye üzgünüm ki elimde bir güç olsa onların hepsini kapatıp yıkacağım ve anlaşılsın diye Kurân-ı Kerîm’in programını getireceğim. Bu İslam’dır. Bunun dışındaki İslam’ı kabul etmiyorum.

O kimse belki münafık veya cahil veya şeytandır. Ama bütün İslami bölgelerde Kurân-ı Kerîm’in eğitimini ilk sıraya koymadıklarını söylemeye üzgünüm. Onun için onların üstüne ilahi rahmet inmiyor. Asla ilahi rahmet gelmez.

Ezher şeyhine bağırıyorum, Mısır’ın şeyh-ül İslamına, Şam’ın, İran’ın, Yemen’in, Pakistan’ın, Afganistan’ın, Türkistan’ın, Libya’nın, bütün kuzey Afrika’nın şeyh-ül İslamına soruyorum. Neden Kurân-ı Kerîm’i ilk sıraya koymuyorsunuz da bunu isteğe bağlı yapıyorsunuz? Hayır, bu zorunlu olmalı.

İnsanlarının başında olan herkese ve milletlerine emredilenlere soruyorum. Onlar Kurân-ı Kerîm’in emirlerine uymazlar. Onun için İslam dünyasına da lanet iniyor. Gayri Müslümanlara bir lanet inerse Müslüman bölgelerine iki lanet iner. Ve bütün İslami bölgelerin liderlerine ilahi lanet iner. İnsanlar bir inerse liderlerine on iner. Cenâb-ı Allah bizi affeylesin.

Ey insanlar, insanları eğitmeye çalışmalıyız. Bu konuştuğumuz Kurân-ı Kerîm’i herkes sadece Harameyni Şerifeyn’de mi okur, okur, okur? Kimse açıp onlara “Bu okyanuslardır ve yazılı olan

“Bismillahirrahmanirrahiym ” ne demektir? “Elhamdülillahi Rabbil Alemiyn” ne demektir? “Errahmanirrayim” ne demektir? “Maliki Yevmiddin” ne demektir? “İyyake Nabudu Ve İyyake Nestain”ne demektir diye bakın” demez mi?

O kimdir. bu selefi ulemaları sorduğum mühim bir sorudur. Bu “İyyake” deki “Kef” ne demektir? Neden “İyya Nağbudu Ve İyya Nestağin” denilmez? Ondan pekçok anlamlar gelir. Eğer “İyyahu” denilse bu “Hu” hakkında anlamlar getirmelisin. Bu “Hu” kimdir?

Eğer “İyyake”“Kef” dersen bu muhatap olduğun kimdir? Kime hitap ediyoruz? “İyyake” “Kef”, ona bakmalısın. Neden “İyya Nabudu Ve İyya Nestain” demezsin? Sizin böyle ilminiz var mı? Söyleyin, söyleyin.

Selefi salihlerin söylediklerini söyleyin. Böyle bir kimse hakkında “Harfan” dersiniz. Neden “İyyake Nağbudu” yerine “İyya Nağbudu” demezsiniz? Çünkü ilkönce “Elhamdülillahi Rabbil Alemiyn Errahmanirrayim Maliki Yevmiddin, bu kimi içindir? Ondan sonra “İyyake Nağbudu Ve İyyake Nestağin” gelir.

Anlaşılması için bir tefsir getirin, böyle yaşlı ve cahil kimsenin kalbini mutmain edin. Soruyorum, bana sövmeyin, hayır anlayış özgürdür. Ama birşey söyleyemezsiniz. Bize ikram edileni söylersek İslam’dan çıkarsınız” dersiniz. Sizi İslama ne getirir bana söyleyin. Cenâb-ı Allah bizi affeylesin.

Ey insanlar, herşeyi bırakın. Okullardaki eğitimleri boş bırakın. Biz saman istemiyoruz, biz tane istiyoruz. Biz o tohumu istiyoruz, saman istemiyoruz. Ama siz insanlara saman vermek istiyorsunuz. İnsanlar hayvan değildir. Onlar yemek için tohum isterler çünkü onlar insandır hayvan değil.

Tövbe Ya Rabbi. Tövbe Ya Rabbi. Tövbe Ya Rabbi. Tövbe Estağfurullah. Tövbe Ya Rabbi. Tövbe Ya Rabbi. Tövbe Ya Rabbi. Tövbe Estağfurullah.

Ey Rabbimiz, bize iyi bir anlayış ver ki sadece senin kulluğun için çalışalım. Bizi affeyle. Rabbimize söz gününde kulluk yapacağız diye söz verdiğimiz, bize kulluk yapmanın yollarını öğretecek birini gönder. Cenâb-ı Allah bizi en şerefli olan Seyyidina Muhammed (s.a.v) hürmetine affeylesin.

Fatiha.

Beni üzüyorlar onun için size söyleyemiyorum; “Dum dum dum dum dum dum dum dum”

Memlekette herkes, insanların hepsi kendini şeytani müziklerle meşgul ediyorlar ve ilahi müziği dinlemek istemiyorlar.

Allah Allah Allah Ente Allah Ente Allah

Allah Allah Allah Allah Allah Allah Ente Allah

Ente Rabbi Ente Hasbi

Ente Rabbi Ente Hasbi

Ya Allah.

Fatiha.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor: Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 09.04.10, 09:07 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.04.10, 00:05
Mesajlar: 220
Şeyh Nûn hazretleri çok tatlı bir zât...İnsanın yiyesi geliyor.Şeyh Resimleri dosyamda kendi hocalarımdan çok O'nun resimleri var...Sayfanın başında resmini görünce aklıma bunlar geldi.

_________________
Ne Dervişlikte, ne Şeyhlikte, ne İmamlıkta iş yok... İş, Allah'ın rızasını kazanabilmekte!.. İş, Allah'ın rızasını kazanabilmekte!.. İş, Allah'a kul olabilmekte!..(MZK)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor: Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 28.04.10, 11:42 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
Alıntı:

imani hakikatler öyle ayyuka çıkmış vaziyette ki bilim her noktada "La ilahe İlla-Allah" demeyi gerektiriyor.

bilim öyle ilerledi ki her noktada Allaha iman aşikar olmalı.
teknoloji öyle gelişti ki Kur'an'daki birçok ayet yoruma gerek kalmadan aşikar oldu...


"Evren evren içinde mi?" başlıklı mesajı bu konuyla birlikte düşünmeli.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor: Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 28.04.10, 11:54 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
Alıntı:
108. Sen Allah'ın varlığı önünde bir yoktan ibaretsin.
Müfte’ilün, Müfte'ilün, Fa'ilat
(c.I, 260)

Sayısız yıldızları bağrına basmış olan gökyüzü, hudutsuz ve çok büyük olduğu halde Allah'ın kudreti etrafında bir değirmen taşı gibi döner durur.

• Ey can! Sen de böyle bir Kabe'nin etrafında dön! Ey dilenci; sen de nimetlilerle dolup taşan böyle bir sofranın etrafında dolaş!
• Kainatı yoktan yaratan Allah'ın aşkı ile mest oldun! Artık elin ayağın bir işe yaramaz. Bu yüzden sen onun aşk meydanında elsiz, ayaksız top gibi yuvarlan!
• Etten, kemikten bir yığın, bir gölge varlık olan bedenin değil de gönlün; dönen dolaşan bir kişi, dünyanın canı olur; gönüller kapan bir güzel haline gelir.
• Baştan başa gönül kesilen, gerçekten aşık olan kişi pervane olur da aşk mumlarının etrafında döner durur.
• Çünkü onun maddî varlığı, bedeni balçıktan yaratılmıştır ama, gönlü ateştendir, alevdendir. Her cins kendi cinsine meyleder.

Her yıldız göğün etrafında döner. Çünkü cins cinsi ile anlaşır, onunla safa bulur, huzura kavuşur.

• Mıknatıs nasıl demiri çekerse, benlikten kurtulan, yok olan kişi de yokluğa kapılır, yokluğun çevresinde döner, dolaşır.
• Ey zavallı insan! Senin varlığın Hakk'ın varlığı önünde yoktur. Yoktan ibarettir. Sen var gibi görünen bir yoksun. İşte bu hakîkati anlarsan şaşılıktan kurtulursun.


Hz. Celâleddin ; Dîvân-ı Kebîr


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor: Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 29.04.10, 09:15 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
Alıntı:
Sen var gibi görünen bir yoksun. İşte bu hakîkati anlarsan şaşılıktan kurtulursun.


ne tatlı açıklamış tevhidi maşallah.İşte vahdeti vücut ve de şuhut.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor: Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 29.04.10, 11:37 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
Hz. Celâleddin ; Dîvân-ı Kebîr'de daha bir çok yerde "gök alemi"nden söz eder; "göklerin döndürüldüğü"nden bahis açar...

Allahu 'alem: Müşahedeye dayalı nakillerdir bunlar; ala rivayetin değil...
Tıpkı Hz. Pîr Ahmed er-Rufai kuddise sırruhun ilk mesajda nakledilen müşahedesi gibi...

Alıntı:
158. Her zerre, herşey senin aşkının mesti değil midir?

Fe'ilatün, Fe'ilatün, Fe'ilatün, Fe'ilün (c.I, 422)

• Ey yüzü güle, saçları şemşir ağacının ter ü taze yapraklarına benzeyen sevgili! Ben senin ayrılık gamınla, ayrılık derdinle gamlandığım, dertlendiğim zaman bu gam, bu dert senden geldiği için çok mutluyum, neşeliyim, sevinç içindeyim.

"Seyyid Nesîmî bir mısra'ında: "Vasl erişince canıma, hüzn ve melal içindeyim."

• Senin gamının nakdinden olmayan nakitler nakit değil topraktır. Senin isteğinin, hevesinin rüzgarına kapılmamak, ona uymamak hevadır, rüzgardır.
• Senin işini öğrenmiş olanın işi, iştir. Çünkü senin işin gerçekten de yeniden yeniye var etmektir.
• Göğün de, yeryüzünün de senden haberleri vardır, seni bilirler. Bu sebeple gökler de, yeryüzü de senin emrine baş eğmişlerdir.
• Her şey, her zerre, her varlık senin aşkının mesti değil midir? Yüzünü göster de iki dünyanın da mestliğini gider!

•Güneş şu dönüşünde tektir, birdir; ama bu gök boşluğunda öyle güneşler vardır ki, bu gördüğümüz güneş onların safında bir erdir.


ŞEFİK CAN Yorumu:

Yedi asır önce söylenen bu beyti ibretle tekrar tekrar okuyalım. O zamanki insanların görüşlerine göre gökyüzünde dolaşan sayısız yıldızlar arasında güneş olarak sadece bizim güneşimiz biliniyordu.

Bugün onbeş milyar ışık yılı uzakta güneşler keşf'ediyorlar. Amerika Uzay Teleskop Bilimleri Enstitusü Direktörü R. Williams'ın ifadesine göre, kâinatta 50 milyar galaksi tesbit edilmiş. Mevlana ne buyuruyor: "Güneş tektir, birdir ama, öyle güneşler vardır ki, bu gördüğümüz güneş onların safında bir erdir."

Bu duruma göre güneşlerin sayısını ancak Allah bilir. Devrimizin fizik ve matematik bilginlerinin en büyüklerinden olan Sir James Jeans'in Ordinaryos Profösör Salih Murad Özdilek tarafından dilimize tercüme edilen Esrarlı Kâinat adlı eserinin ikinci sayfasından bir iki paragraf almadan geçemedim.

Resim

"'Yıldızlar arasında dünyamız büyüklüğünde yıldız pek az olup çoğu yüzbinlerce dünyayı içine alacak büyüklüktedir. Bunların arasında milyon kere milyonlarca dünyayı içine alabilecek yıldızlara rastlıyoruz. Kâinattaki bütün yıldızların sayısını, yeryüzünün bütün denizlerinin kumsallarındaki kum zerreleri sayısı ile gösterebiliriz. Bu büyük yıldızlar ve yıldız kalabalığı uzay içinde kendi yörüngelerinde dolaşırlar.

Bunların bir kaçı teşkil ettikleri kümeler, gruplar halinde dolaştıkları halde çoğu yalnız kalmış seyyahlara benzer. Bu yıldızların içinde dolaştıktan kâinat akıl almaz büyüklüktedir.

Çünkü ışığı bize elli milyon senede gelebilen yıldız var. O kadar ki bir yıldızın diğerine yaklaşması, tasavvuru güç olan nadir bir vak'adır. Bunların her biri boş bir okyanusta giden bir gemi gibi yalnız başına yolculuk yaparlar. Bizler, şu dünya üstünde yaşayanlar, kumlar sayısınca çok olan bu yıldızlar arasında, bir kum tanesinin mikroskopun parçası üzerinde oturarak etrafımızı, uzayı ve zamanla çevrilen kâinatın maksat ve mahiyetini keşfe çalışıyoruz."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Anlatıyor: Hz Pîr Ahmed er-Rufai'nin Evreni Keşfi
MesajGönderilme zamanı: 29.04.10, 12:21 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Moderator
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26.12.08, 08:19
Mesajlar: 583
Bizimkiler ışığa gem vururda binerler;
Yerden göğe çıkmazlar, gökten yere inerler…
N.F.K


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 22 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye