Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Hazret-i Şeyh M. Nazım RABBÂNÎ: Tasavvuf Nedir? (Ocak 1992)
MesajGönderilme zamanı: 13.05.14, 09:52 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 23:16
Mesajlar: 123
Tasavvuf Nedir?

Hazret-i Şeyh M. Nazım RABBÂNÎ


(Ocak 1992)

Tasavvuf; elbette ki İslamiyet'in ruhudur tasavvufsuz İslam tasavvur edilemez, tasavvufsuz İslam kuru bir kalıptan, heykelden ibarettir.

***
Cenâb-ı Hakk’a hamd ederiz, şükrederiz, Hazreti Resule salatü selam deriz ashabına, etabına selam ederiz, size de selam olsun.

Soru: Tasavvufun İslam’ın özü olduğu insanımıza neden unutturuldu?
Şimdi bu mevzuumuz aslında ciltler dolduracak bir sualdir. Bununla beraber bunların hepsinin meydana gelişinde asılda yatan mesele cehalettir. Bugün bunlar olmuş ise yüzyıllardan beri, biz bir ıstırap çemberinin içerisine düşürüldük, boyuna maddi ve manevi zararlara uğruyoruz ve hala onun en ağır yükünü çekmekteyiz. Bunu kökünde yatan mesele cehalettir. Cahilliğimiz dolayısıyla bu ağır maddi ve manevi zarara mahkûm olmuşuz ve onun altında bugün ezilmekteyiz. Bunu ancak ferdi ve maşerî cehaletin kaldırılmasında devasını ve çaresini bulabileceğiz. Fertte ve maşerî vicdanda bu cehaleti biz izale etmedikten sonra, bu felaketli vukuatın önünü alamayız, biz İslam’ın insana vadetmiş olduğu ulvi hedeflere varamayız ve daima süfli olan kuvvetler bizi ezer. Onun için insanımızdan fert ve cemaat olarak İslam’ın hakikatine dair olan cehaleti izale edeceğiz. Bunun izalesi de; bir dağı belki yerinden oynatmak, yıkmak kolay lakin bu günkü şartlar altında yetiştirilmiş olan bir tek adamdan, insandan, İslam’a karşı olan cehaletlerini gidermek ondan zordur. Yalnız bizim ümidimiz bu, umumi cehaletin giderilmesinde olan ümidimiz, ihlas ile bu dinimize dönen kimselerin ihlasından bu işi biz başarabileceğimizi ümit ederiz, ihlaslı gençlere bir şey anlatabiliriz, eğriyi ve doğruyu söyleyebiliriz, eğriden onları uzaklaştırıp doğruya, kötülükten uzaklaştırıp iyiye yaklaştırabiliriz, küfürden kurtarıp İslam’a getirebiliriz Allah’ın izniyle.
Biz dini İslam’ı kötülemişiz, İslam’ı kötüledikten sonra İslam’a ait olan ne varsa hepsini kötülemişiz.
Tasavvuf; elbette ki İslamiyet'in ruhudur tasavvufsuz İslam tasavvur edilemez, tasavvufsuz İslam kuru bir kalıptan, heykelden ibarettir. Tasavvuf İslam’ın ruhudur, tasavvuf İslam'ın iç âlemidir.
İç âlemini inkâr ettikten sonra ne işi kalır? Mumyası mı kalır? Ne yapacaksın sen onu? Kuru bir heykelden insanlığa ne fayda gelecek? O zaman bu iş bu günkü cahillerin, heykelin önüne durup da ondan medet ummalarına benzer. İslam’ın iç âlemini inkâr ettikten sonra İslam’dan bir şey alamazsın ki, o tasavvuf cephesidir. İslam’ın içini aldıktan sonra bomboş kalır ve bu da İslam’a düşman olan Müslüman olmayan her dinin, İslam’ı yıkmak için kullanmış oldukları taktikleridir. Onlar İslam’a ait olan her şeyi kötülemişlerdir, kötü göstertmek istemişlerdir. Öyle olduğu vakitte tasavvufu kim kabul edecek? Tasavvufu tabi kötüleyecektir.

Tasavvuf, İslam’ın manevi cephesi, manevi yüzüdür.
Maneviyatsız bir din olamaz. Tasavvufu o zaman sen nasıl kabul etmezsin? İslam’daki tasavvuf insanın kalbini ele alan ve kalbini istenilen temizliğe, istenilen selim sıfatına getirmeye vesile olan yoldur ki; Cenâb-ı Hakk, «Kıyamet gününde ne malınızın çokluğuyla Benim huzuruma geliniz, ne evladınızın çokluğuyla; benim huzurumda belki sizden istenen kalb-i selimdir.»

Tasavvufun hedefi insandaki KALPtir. Tasavvuf, insanın kalbini «ALTUN KALP» haline getirmek içindir.
Bunu inkâr eden şeddeli eşşektir, cahildir, bir şeyden haber yoktur. Ayeti kerime bunu söylüyor; «insanda bir çiğnem et var, bir et parçası, bir uzuv var» diyor.

* Peygamberi Zişan da buyurdu; «İnsanın bir azası var, bunun salahıyla yani bu bir avuç, yumruk kadar et parçası uzvun düzelmesi ile insanın hayatı düzelir, sıhhati, maneviyatı düzelir. Bunun bozulmasıyla sıhhati bozulur, maneviyatı da bozulur, her şeyi bozulur. İnsanın varlığı bu yumruk kadar et parçasından ibaret olan uzva bağlıdır. Ey insanlar, ey ashabım gözünüzü açın, orada demek istediğim yumruk kadar et parçası; KALPtir.» diyor.

Tasavvuf kalbin üzerinde işler.
Tasavvufu inkâr eden kimse ne kadar ahmaktır. «Tasavvufun mevzuu kalp; Zikrullah ile kalbe cila verir» diyor Peygamber as, kalbin cilası, kalbin ferahlaması, kalpteki kötü tabiatların ki; nefsani kötülükler onun içerisindedir, onları birer birer atmak içindir tasavvuf. Kalpteki zikir,
■ Zikir, kalpten küfrü atar, yanlış itikatları atar,
■ Zikir, şirki atar, nifakı atar, hırsı atar,
■ Zikir, dünya muhabbetini atar.
■ Zikir, kötü olan her şeyi atar,
■ Zikir, iyi olan her şeye meydan verir
■ Zikir, iyiliği kalbin içerisine verir,
■ Kalpteki zikir kalbin sıhhatini temin eder.
Sen nasıl tasavvufu inkâr edersin?

—«Tekke» nedir?
Tekke, tasavvufun talim yeridir ve tatbikat yeridir. Tekkeleri kaldırdın sen, bugün her memlekette birer karakol koydun, senin karakollar “kaba kuvveti” temsil eder. Osmanlının devrinde altı yüz sene, her köyde, her merkezde tekkeler, dergâhlar, şeyhler vardı, güzellikle milleti terbiye ederlerdi. Sen «karakolla, kaba kuvvetle terbiye edeyim» diyorsun, başına bela açtın, kendini millete sevdiremedin, devletle millet barışamadı, hükümetle millet anlaşamadı, arada boyuna uçurum geldi. Sen kaba kuvveti koydun başlarına; jandarma sınır polisidir, bilmem nesidir, şimdi kan gövdeyi götürüyor, anlaşmaya imkân yoktur. Sen tasavvufu inkâr edersin, tekkeleri tezyif edersin, alay mevzuu edersin, «tembelhanedir» dersin, hade bakalım sen şimdi baş et! Onun için TASAVVUF, altı yüz sene Osmanlı camiasını ayakta tuttu. Osmanlı camiası; milletler camiasıydı, İslam topluluğunu ayakta tuttu, hepsini Peygamber sancağının altında gölgelendirdi. Bugün onlar sancağı da kaldırdılar ve memleketin içerisinde «kavmiyet davası», «milliyet davası» çıktı, birbirleriyle dövüşüyor, kan gövdeyi götürüyor.

—Hangi tedbiri gösterecekler şimdi?
Ben onlara söylerim; kaba kuvveti kaldır, tekke koy! Karakolların yerine tekkeleri koy, çavuşların yerine şeyhleri koy. Millet, iyilikten yumuşaklıktan anlar. İnsan cinsi kabalık gösterdik sonra, silah gösterdik sonra, o da sana silah gösterecektir. Sen vurduk sonra, o da sana vuracaktır, sen öldürdük sonra o da öldürecektir, bunu ardı gelmez.
Peygamberrıfk ile geldi. İnsan rıfk ile ayağa kalkar, yumuşaklıkla yola gelir. Her insan yumuşaklıktan alır, şiddetten almaz. Şiddet şiddeti çeker, onun için tasavvuf dinin manevi cephesidir, ŞEFKAT ve MERHAMETi temsil eder, EDEBİ temsil eder, İLMİ ve HİLMİ temsil eder. Tasavvuf yolları ve tarikatlar insanları zahir ve batında kemale erdiren mekteplerdir; tasavvufu inkâr eden cahildir, tarikatları inkâr eden eçheldir.

Soru: Bu sene Dünyada ve Türkiye’de Yunus Emre yılı ilan edildi, faydası oldu mu?
Hepsi riyakârlık, sahtekârlık; tarikatları inkâr eden adamlar, şeyhleri inkâr eden adamlar, müritliği inkâr eden adamlar, tasavvufu inkâr eden adamların Yunus Emre ile işleri nedir? Hükümet ilan etsin;
«Yunus Emre’nin tarikatı haktır! Mevlana’nın tarikatı haktır! İnsanları terbiye etmiştir! Asırlar boyunca bu insanlara hizmet etmiştir!» Diye söylesin, şeyhleri kötülemesin, tarikatları kötülemesinler, o zaman inanalım. Değilse sahtekârlık ve riyakârlıktan ibarettir, neticesi yoktur. Yunus’un söylediklerini anlıyorlar mı onlar? Yunus ne söyler? Yunus’un ne söylediğinden haberleri var mı? Yunus, dünya çapında bir kişi lâkin onu yetiştiren mektep ne? Hangi diplomayla dünyayı tuttu o? Hangi mektepten yetişti? Kendi üniversitelerinden mi? Ne söylemez ne riyakârlık ne sahtekârlık yaparlar. Yunus’u yetiştiren kimdir? Mevlana’yı yetiştiren kimdir?
Mevlana’yı papa tebrik etti, onlar «onun felsefesi» der; İslam’da felsefe yoktur, İslam’da HAKİKAT vardır lakin ona «felsefe» der. İslam semasında parlak yıldız gibi duran Mevlana’dır, güneş ise Peygamberimizdir. Peygamberimizin şems-i nübüvveti göründüğünde bütün Peygamberlerin hepsi de yıldız gibi kaybolurlar. Yalnız Efendimizin nuru kalır: Nur-u Nübüvvet, Nuru Risaleti kalır. Mevlana; «o kapının kölesiyim» demiş. Bunlar ne diyor Peygamber için? Peygamber için ihtifal yapıyorlar mı? Mevlanaları yetiştiren hangi mekteptir söylesinler. Niye riyakârlık yapıyorlar? İhtifal yaparlar, ağzını açıp söylesin, «bunu yetiştiren peygamberdir» desin. O koca zat «Peygambere köleyim» dedi. Mevlana Hz.leri ki; onun şahsiyetine dünya sığmaz. Söyleseler ya bunu yetiştiren Hz. Resuldür, ona intibadır, bundaki aşk onun aşkıdır, onun muhabbetinden bir noktadır ondaki, sizi gark etti deseler ya, o söylenmez. Bu tarafta sahtekârlık yapar, Mevlana irtifalı veya Yunus Emre senesi diye riyakârlık yaparlar.

Allah bizi ıslah eylesin, bu riyakârlık ve hilekârlık ve düzenbazlık ve sahtekârlıktan Allah bizi uzak etsin. Hiçbir işimizde tutar yan kalmadı, yalan ile aldatmayla, aldatmacadır bu iş.

Hani 91 yılı «Dünya Yunus Emre Senesi» ise, kaç yerde “Yunus Emre Enstitüsü” açtılar? «Yunus’un felsefesi var» diyorlar, Yunus felsefesini okutacak kaç enstitü kurdular? Kaç mektep açtılar? Nerede Yunus’un ifadelerini anlayacak ve anlatacak adamınız, kaç kişi var?

“Mevlana” dersen, Mevlana da ayrı bir dünya, onun dünyasını öğretecek, Mesnevihan yetiştirecek veyahut Mevlevihanelerde onların tatbikatını yaptıracak kişiler nerde? Niye eksikler? Önünü niye açmıyorlar? Şimdi kapıları seneden seneye bir defa irtifa için açılır. Bütün dergâhları müze yaptılar, Mevlana Hz.leri o dergâhları müze olması için mi yapmıştı ve yahut Derviş Yunus’un dergâhı nerde, tekkesi nerde? Tekkenin şeyhleri nerde? Hayat hakkı tanıdılar mı şeyhlere? Tarikatlara hak tanıdılar mı? Bu İslam’ın sarih hakkı olduğu halde gasp ettiler bir de çıkıp dünyayı aldatmaya Mevlana irtifalı yapıyor veyahut Yunus Emre Yılı diyor, bizim Müslümanlarımız da aval aval onlara aldanıyor, bu aldatmacadan onlara da ceza gelecek, aldananlara da ceza gelecektir.

Allah bizi affetsin.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye