Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 5 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Muhsin Yazıcıoğlu ve Ehl-i Tasavvuf
MesajGönderilme zamanı: 14.04.09, 11:53 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926
Muhsin YAZICIOĞLU ve Ehl-i TASAVVUF

Rahmet-i Rahman'a emanet ettiğimiz Muhsin YAZICIOĞLU ile ilgili çok şey yazıldı; söylendi...

Yeni ŞAFAK gazetesindeki bir yazı dizisi haricinde; bir de TV5 Anma programında kısaca değinilmesi dışında Muhsin Yazıcıoğlu'nun tasavvuf ehli mürşidler ile olan ilişkisinden hemen hiç bahsedilmedi...

Değişik cemaatlerin website ve forumlarında da bu konuda genel bir suskunluk mevcuttur.

Bunu Muhsin YAZICIOĞLU'nun tarihe geçecek portresi yönünden çok önemli bir eksiklik olarak değerlendirdim.

Bu zaviyeden konuya bakarak Muhsin YAZICIOĞLU ile ehl-i tasavvuf arasındaki ilişkilere dair söyleyecek sözü; yazacak kelamı olanların tarihi hale gelen bizatihi ve/veya belgeli şehadetlerini bu başlık altına eklemeleri faydalı olacaktır.


***
Alıntı:
Seyyid Muhammed Raşid Erol Hz. ile başlattığı tasavvuf seyrini, daha sonraki dönemlerde Seyyid Muhammed Raşid Erol Hz'nin oğlu olan ve Sivrihisar'a 40 km uzaklıktaki Ağabeydin Beldesi'ne bağlı Bilvanis Köyü'nde ikamet eden Seyyid Fevzeddin Hz'ne intisap ederek devam ettirir. Ankara'ya da yakın olan bu mekana sık sık gelen Yazıcıoğlu'nun görüştüğü Seyyid Fevzeddin Hz. ile Şakir Kurter ve Fatih İnci görüştü:

GELEMEZSE TELEFON EDERDİ

“Muhsin Yazıcıoğlu'nun Menzil'e ilk gelişi cezaevine düşmeden önceydi. Menzil'le aralarındaki sıkı bağlar 1974 yılından sonra başladı. Seyyid Muhammed Raşid Erol Hz'ne öyle ihlasla bağlıydı ki, hocasına tam teslimiyet içindeydi. Tasavvuf, edep ve ahlakı o kadar iyi anlamıştı ki, teslimiyeti de buradan geliyordu. Tasavvuf ile tanışmasından sonra artık o eski ideolojik yapıyı terk etmiş ve yerine İslam merkezli bir anlayış geliştirdiği için, kendi menfaatini göz önünde bulundurmaktan ziyade devletin, milletin, halkın, insanların menfaatlerini ön planda tutmuştur. O, Allah'ın (CC) emri Resullullah'ın (SAV) sünnetinin dışında hiçbir iş yapmamaya özen gösterirdi. Sık sık buraya gelip bizi ziyaret ederdi. Gelemediği zamanlar mutlaka telefon ederdi. Buraya gelişleri bile öyle sadeydi ki, yanında koruma getirmez, bir tek şoförüyle gelir, kendi ihtiyacı olan konuları konuşurdu. Siyasi konulara hiç girmezdik. Bu ziyaretleri 2-3 ayda bir tekrarlardı. Vefatından önce çok sık bir telefon trafiğimiz oldu, bazen haftada 2 kere arardı. En son beni ziyarete geldiği tarih ise Şubat gibiydi.”
http://www.yenisafak.com/yazidizileri/h ... niz-180410




Resim

BBP'yi hem manevi olarak destekleyip hem de tesbit ettiği bazı isimlerin BBP'de görev almasını sağlamak suretiyle Muhsin YAZICIOĞLU'na fiilen de omuz veren bir mürşid-i kamil Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan -Q- idi.

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Muhsin YAZICIOĞLU ve Ehl-i TASAVVUF
MesajGönderilme zamanı: 14.04.09, 15:00 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926
19 Şubat 2008 Salı günü ziyaret ettiğim Muhsin Yazıcıoğlu ile bazı konuları görüşmüştük.

Muhsin YAZICIOĞLU ile son başbaşa görüşmemizde fikir alışverişinde bulunulan önemli bir husus da tasavvuf önderleri ile siyasi liderler; cemaatler ile siyasi partilerin ilişkileri oldu. Bu sohbetimizde bazı isimlerden ve somut hadiselerden de bahsedildi.

Şahısların isimlerini anarak gereksiz polemiklere yol açmamak için sadece sonucunu yazayım:

Muhsin Başkan, bütün mürşid-i kamillere tam bir ihlası ve saygısı olan bir mümindi.

Siyasetin pratiğinde ise cemaat ve tarikat yapılanmaları ile siyasi ilişkilerde sıkıntılar yaşamıştı.

Bu sıkıntıların bir kısmı siyasi kesimden kaynaklanmış olsa da en az bir o kadarı da muhatab olunan cemaatlere aitti.

***

Görüştüğümüz konulardan birisi de tasavvuf ehli ile siyasiler arasındaki ilişkilerdi.

Özeti şu idi bu konuda yaşadığı tecrübeler ile vardığı kanaatinin:
Gerek tasavvuf ehli denebilecek cemaatler; gerekse diğer İslami eğilimli gruplar destek verdikleri siyasi lider ve organizasyondan beklentiler ile hareket ediyorlardı. Bu yüzden de hasbi değil hesabi davranıyorlar; bu ise sonuçta hayra hizmet anlamında hüsrana yol açsa da tavır değişmiyordu.

O gün Muhsin Yazıcıoğlu; bir vesile nedeni ile kendisinden bahsedilen Şeyh M. Nazım el-Hakkani -Q- ile de tanışmış olduklarını; kendisine bir mürşid olarak büyük muhabbet ve saygısı olduğunu; İstanbul ve Almanya'da müteaddit kereler görüştüklerini de ifade etmişti.

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Muhsin Yazıcıoğlu ve Muhammed Raşid Erol
MesajGönderilme zamanı: 15.04.09, 12:39 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926
Muhsin Yazıcıoğlu -Rh- ve Muhammed Raşid Erol -k.s.-


Muhsin Yazıcıoğlu, "Seydâ" ve "Menzil şeyhi" unvanı ile tanınan Muhammed Raşid Erol -Q-'u muhtelif zamanlarda ziyaret edip dualarını almıştı. Aşağıdaki röportaj Muhammed Raşid Erol -Q-'un vefatı sonrasında Muhsin Yazıcıoğlu ile bir röportajdan alıntıdır.

Alıntı:

— Sayın Muhsin Yazıcıoğlu, Seyyid Muhammed Raşid Erol Hz. (k.s.)'leri ile ilgili ilk karşılaşmanızı anlatır mısınız?
Muhsin Yazıcıoğlu: Kendisini 1970'li yıllarda uzaktan görmüştüm. O zamanlar çok yakın bir temasımız olmamıştı. Ancak, 1987 yılında Menzil'de kendisiyle görüşmek nasip oldu. Kendisiyle uzun uzun göz göze geldik. Elbette o manevi derinliği ve manevi atmosferi daha ilk bakışta yaşadığımı söyleyebilirim. Benim ilk karşılaştığımdaki intibam hep tasavvuf kitaplarında okuduğumuz ama ulaşamadığımız, yaşayamadığımız, hissedemediğimiz güzel duyguları yaşama ve hissetme durumunda oldum. Orada benim yarım saatlik hemen hemen yarısı sessiz geçen, bir o kadarı da çeşitli konularda görüşlerine başvurduğumuz ve dinlediğimiz an olarak geçti. Akşam kendilerinin emirleri üzerine bizi Mübarek Divanı'nda misafir ettiler.

— Efendim, bu esnada sizin Muhsin Yazıcıoğlu olduğunuzu biliyorlar mıydı?
Muhsin Yazıcıoğlu: Çevredeki sofiler benim olduğumu söylediler. Ama ben cezaevinde iken manevi olarak da irtibatımız oldu. Bazı sofi kardeşlerimiz aramızda haber akışı sağladı. Bu sebeple bizi hem ismen biliyordu, hem de biz cezaevinde iken muhtaç olduğumuz dualarını daima aldık. Kendisine misafir olduğumuz gecenin sabahında, namazdan sonra camiinin dışında büyük bir kalabalık toplanmıştı. Kendileri kalabalık içinden geldi ve beni çağırdı. Bir kenara geçtik. Elini omzuma koydu ve bana güzel bir hikâye anlattı.

— Hikâyeyi dinleyebilir miyiz?
Muhsin Yazıcıoğlu:
Buyurdular ki:
''Bir zatın iki tane oğlu varmış. Kendisi vefat ederken bunlara üç küp altın bırakmış. Çocuklarına ''Bu küp altınların birer tanesi sizin. Üçüncüsü de dünyanın en ahmak adamının'' diye vasiyet etmiş. Babalarının vefatından sonra bu iki kardeş çok yer dolaşmışlar. Kimi bulsalar bundan daha ahmağı çıkar düşüncesiyle dolaşıp durmuşlar. Çünkü dünyanın en ahmağını arıyorlar. Küçük kardeş bir şehirden geçerken bakıyor ki, bir zatın sakalının bir tarafını yülümüşler, bir tarafı duruyor. (Hatta o, sakalın bir tarafını yülümüşler sözünü söylerken mübarek biraz düşündüler. Tıraş kelimesi sonra aklına geldi, ondan dolayı gülmüştü...) O adamı ayrıca merkebe ters bindirmişler. Kuyruğunu da eline vermişler. Boynuna tezek takmışlar, etrafına çıngıraklar asmışlar. Ve kendisini def, davul çalarak, halkın arasında dolaştırarak rezil rüsva etmişler. O zaman bu küçük kardeş oradaki insanlara sormuş; Bu adamın ne suçu vardı da bu kadar eziyet ediyorsunuz? Cevaben; herhangi bir suçu yokmuş demişler. Bir suçu olduğundan dolayı değil bizim burada adet olduğu için yapıyoruz. Küçük kardeş nedir âdetiniz demiş. Cevaben; bu adam buranın valisi idi. Belli bir süre valilik yapar sonra süresi dolduğu zaman bunu tahtından indiririz. Halkın arasında böyle dolaştırırız. Öbürünü de törenle tahtına oturturuz dediler. Bunun üzerine küçük kardeş; peki şimdi tahtına törenle oturttuğunuz süresi bittikten sonra aynı bunun gibi halkın arasında dolaştırılacak mı diye sormuş. Onlar da evet demişler. Küçük kardeş hemen eve gidip babasının vasiyet edip verdiği bir küp altını alıp gelmiş. Getirip valinin önüne koymuş. Valiye, bu küp altın babamın vasiyeti üzerine sizin şahsınıza aittir. Yani devlete ait değil. Siz kendi şahsınıza kullanacaksınız. Vali, ama ben sizin babanızı tanımıyorum demiş, küçük kardeş evet, babam da sizi tanımazdı. Zaten bize vasiyet etti ki, dünyanın en ahmağını bul ona ver diye. Vali hiddetle oturduğu koltuğundan kalkmış ve demiş ki, ben koca bir valiyim. Nasıl olur da dünyanın en ahmağı olurum. Küçük kardeş, sizin bir sene sonranızı görüyorum. Bu valilik dönemi bittikten sonra size şöyle şöyle yapmayacaklar mı, sen kendin de böyle olacağını biliyorsun. Bunu bile bile buraya oturmak ahmaklık değil mi demiş.
Bu hikâyeyi anlattıktan sonra elime omzuma vurdu. Dedi ki:
''Manevi rütbelere talip ol. Yoksa insanlar alkışlarlar sonra da taşlarlar. İnsanlara güvenme, önemli olan manevi rütbelere talip olmaktır...''
Tabii ben o zaman acaba siyasete hiç bulaşma anlamında mı söylüyor diye düşündüm. Kendilerine bir vakıf kurduğumuzu söyledik. Vakfa çok sevindi. Vakıf faaliyetlerinin yararlı olduğunu ifade etti. Ayrıca siyasi düşüncelerimi kendilerine aktardım. Bize ''Bu işin çilesini, sıkıntısını çekmişsiniz. Bu sizin bileceğiniz yanıdır. Faydalı olabileceğinize inanıyorsanız yapabilirsiniz.'' dediler. Yani o zaman siyasetin acımasızlığını, insanların güç ve kudrete karşı zaaflarını dikkate alarak siyaset yapmamız gerektiğini ifade ettiği manasını çıkardım.

— O günden bu güne birçok görüşmeleriniz oldu. Bu görüşmelerden size kalan hatıralarınızı ve kendisinin tavsiyelerini anlatır mısınız?
Muhsin Yazıcıoğlu: Tabii bunların bir kısmı söylendiği yerde kalması gereken hatıralar, yaşadığımız anda kalması gereken hatıralardır. Ama ben kendisinden hep güç bulmuşumdur. Bizim için manevi bir kuvvet olmuştur. Yalnız üzüldüğüm bir yanı var, o da son Ankara'ya gelişlerinde kendilerini Pursaklar'da ziyaret ettiğimizde bizi akşam eve davet etmişlerdi. Akşam biraz geç olduğu için istirahata çekilmiş olduğunu düşünerek, evi arayıp rahatsız etmek istemediğimizden gidemedik. Bir daha görüşmek de nasip olmadı. O akşam gidemediğimiz için hala üzülüyorum.

— Evet efendim...
Muhsin Yazıcıoğlu: Siyasi Karar Kurultay’ımızdan önce Türkiye'de bildiğimiz gönül dostlarını ziyaretlerimiz oldu. Bunlara gayretlerimizi anlattık. Yani aklımız ve baş gözümüzle tayin ettiğimiz hedefleri bir de gönül dostları nasıl görüyor diye düşünerek bu zatlarla meşveretlerimiz ve danışmalarımız oldu. Bu meyanda Seyda (k.s.) Hazretleri ile de hassaten görüşmüştük. O görüşmemizde kendisi ''Toplayın, toplansınlar, konuşun, tartışın, orası nasıl karar alırsa öyle hareket edin'' dediler. Hatta yakından ilgilendiler. Ne kadar insan toplanabilir ve kalabalıklar nasıl olur hususunda sorular sordular. Kurultay sonrasında kendilerine kamuoyunun beklentilerini anlattık. Kamuoyundaki birlik hususundaki özlemleri aktardık. Bu hususta kendileri de ihlâsınızı bozmayın siz, ihlâsınızı bozmamak kaydıyla birliktelikler yapabilirsiniz. Ama birlikteliğiniz ihlâsınızı bozacaksa o zaman kendi istikametinizde devam edin gibi görüşler ortaya koydular.

— Son cümle olarak neler söylemek istersiniz?
Muhsin Yazıcıoğlu: Baktığımız zaman gönlümüzü rahatlatan, manevi hazzımızı artıran, bize manevi iştah getiren bir mürşid-i kamil'di. Dolayısıyla bizim manevi dünyamıza çok güzel, tarif edemeyeceğimiz tesirleri var. Allah ondan razı olsun. Seyda (k.s.) Hazretleri ve cümle Allah dostları bizim manevi ışıklarımız. Biz onlarla görebiliyoruz. Onun bu âlemden ebedi âleme gidişi bizi çok üzdü. Allah dostları her zaman manevi tasarruflarıyla da bizi kuşatırlar. Cisimleri yanımızda olmasa da bize manevi rota verirler. Onlar birlik sembolüdür. Onlar tevhidin nurlu aynalarıdırlar. Biz onlardan yansımalar alırız. O, gönüller sultanı idi. O Sultan-ı Müslimin'di. O şimdi Allah'a ve Allah'ın sevgilisi Hz. Resulullah (s.a.v.)'a kavuştu. Allah rahmet eylesin.


***

Yeni Şafak gazetesinde geçen hafta Muhsin YAZICIOĞLU hakkında hazırlanan yazı dizisinde Şakir Kurter ve Fatih İnci adlı muhabirler vasıtası ile Fevzeddin Erol'dan nakledilen şu satırlar da yer alıyordu:

Alıntı:
Seyyid Muhammed Raşid Erol Hz. ile başlattığı tasavvuf seyrini, daha sonraki dönemlerde Seyyid Muhammed Raşid Erol Hz'nin oğlu olan ve Sivrihisar'a 40 km uzaklıktaki Ağabeydin Beldesi'ne bağlı Bilvanis Köyü'nde ikamet eden Seyyid Fevzeddin Hz'ne intisap ederek devam ettirir. Ankara'ya da yakın olan bu mekana sık sık gelen Yazıcıoğlu'nun görüştüğü Seyyid Fevzeddin Hz. ile Şakir Kurter ve Fatih İnci görüştü:

“Muhsin Yazıcıoğlu'nun Menzil'e ilk gelişi cezaevine düşmeden önceydi. Menzil'le aralarındaki sıkı bağlar 1974 yılından sonra başladı. Seyyid Muhammed Raşid Erol Hz'ne öyle ihlasla bağlıydı ki, hocasına tam teslimiyet içindeydi. Tasavvuf, edep ve ahlakı o kadar iyi anlamıştı ki, teslimiyeti de buradan geliyordu. Tasavvuf ile tanışmasından sonra artık o eski ideolojik yapıyı terk etmiş ve yerine İslam merkezli bir anlayış geliştirdiği için, kendi menfaatini göz önünde bulundurmaktan ziyade devletin, milletin, halkın, insanların menfaatlerini ön planda tutmuştur. O, Allah'ın (CC) emri Resullullah'ın (SAV) sünnetinin dışında hiçbir iş yapmamaya özen gösterirdi. Sık sık buraya gelip bizi ziyaret ederdi. Gelemediği zamanlar mutlaka telefon ederdi. Buraya gelişleri bile öyle sadeydi ki, yanında koruma getirmez, bir tek şoförüyle gelir, kendi ihtiyacı olan konuları konuşurdu. Siyasi konulara hiç girmezdik. Bu ziyaretleri 2-3 ayda bir tekrarlardı. Vefatından önce çok sık bir telefon trafiğimiz oldu, bazen haftada 2 kere arardı. En son beni ziyarete geldiği tarih ise Şubat gibiydi.”
13.04.2009


http://yenisafak.com.tr/Diziler/?t=13.04.2009&i=180410

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Muhsin YAZICIOĞLU ve Ehl-i TASAVVUF
MesajGönderilme zamanı: 16.04.09, 09:12 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03.01.09, 22:40
Mesajlar: 926
Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte BBP'de üst düzeyde resmi sorumluluk üstlenmiş bir yönetici
el-Hac Mahmud USTAOSMANOĞLU Efendi Hz.ni de ziyaret ettiklerini ve bu ziyarette Cübbeli Ahmed ÜNLÜ'nün de hazır olduğunu iletti.

***

el-Hac Mahmud USTAOSMANOĞLU Efendi Hz.ni ziyaretinde Muhsin Yazıcıoğlu'na refakat eden kişi ile birlikte mürşid-i evvelim Mustafa İhsan KARADAĞ Hz.ne 2003 yılında bir ziyaretimiz olmuştu. Ziyaretçi kendisini tanıtırken Muhsin Başkan ile birlikte siyaset yaptıklarını ifade edince ledünni bilgi kapıları kendilerine açık olan Hz. Şeyh Mustafa İhsan KARADAĞ şunları söylemişti:

"Muhsin evladım; halis bir iman sahibidir. Fakat bu memleket halis insanların idaresine layık olmadığından siyasette muvaffakiyeti görünmüyor. Keşke sizler insan yetiştirme işini tercih etseniz..."

( O gün ziyarete birlikte gelen bir diğer tanınmış kişi daha vardı; fakat Hz. Şeyh'in huzuruna çıkmadan kısa süre önce "beklemekten sıkılarak" mekanı terk etmiş ve ziyaret şerefine erişememişti... )

_________________
" Hayrlar Feth Olsun ; Şerler Def Olsun !.."


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Muhsin Yazıcıoğlu ve Ehl-i Tasavvuf
MesajGönderilme zamanı: 24.03.11, 16:00 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07.12.10, 00:24
Mesajlar: 424
Resim

Bu hafta Muhsin Başkan'ımızı 2. vuslat yıldönümünde rahmetle ve fatihalarla anıyoruz.

(25 Mart 2009 - 25 Mart ....)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 5 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye