Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: ŞEHİD SÛFÎLER / Doç. Dr. Kadir ÖZKÖSE
MesajGönderilme zamanı: 01.06.10, 10:00 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05.01.10, 21:01
Mesajlar: 487
ŞEHİD SÛFÎLER

Doç. Dr. Kadir ÖZKÖSE


Mücâhede ilmi olan tasavvuf¸ müntesiblerine eylem adamı olmayı¸ uyanık kalmayı ve kararlı bulunmayı öğretir. Ârif olmayı şiar edinen tasavvuf erbâbının iç dünyası¸ birer irfan¸ hikmet ve ilham kaynayan bir kaynaktır.

Mücâhede ilmi olan tasavvuf¸ müntesiblerine eylem adamı olmayı¸ uyanık kalmayı ve kararlı bulunmayı öğretir. Ârif olmayı şiar edinen tasavvuf erbâbının iç dünyası¸ birer irfan¸ hikmet ve ilham kaynayan bir kaynaktır. Tasavvuf erbâbı¸ aynı zamanda âşıktır. Âşığın sükûn bulması¸ susması ve durması mümkün değildir. Yollar yaman olduğu için hayat yolculuğuna delilsiz çıkılmaz. İç ve dış düşmanlarının farkında olması gerekir. O nedenle sâliklerin içe bakışı gerçekleştirmesi¸ iç dünyasını koruması gerekir. Yoğun halvet deneyimleri¸ ciddî riyazet uygulamaları¸ devamlı zikir terennümleri ve her an kalbî duyarlılığı ile dervişin¸ en büyük düşmanı olan şeytana ve onun kendi benliğindeki uzantısı olan nefsine karşı ciddi bir tavır koyması gerekmektedir.

Kalbin uyanışını¸ ruhun hayâtiyetini ve nefsin ıslâhını gâye edinen tasavvuf¸ aynı zamanda bireyin sosyal hayatında donanıma ermesini de istemekte; şer'-i şerîfin ölçülerine uymayı¸ zâhirî esasları gerçekleştirmeyi ve İslâmî yükümlülükleri de yüklenmeyi gerektirmektedir. Tasavvufa gönül verenlerin hayatı¸ inzivâya çekilmekten ve toplumsal sorumluluktan kaçınmaktan ibâret değildir. İnsanlık kan ağlarken¸ Müslümanlar canından bezmiş bir haldeyken ve dostları figan ederken onlar¸ kendi köşelerine çekilmiş¸ kendi dünyasına dalmış ve hayattan kopmuş değildir.

Anlaşılamama Problemi Yaşayıp Şehit Edilen Sûfîler

Rûhun derinliklerine¸ kalbin inceliklerine ve benliğin inkişâfına önem veren sûfîler¸ ileri düzeyde manevî tecrübeler yaşayarak evrensel benliğe bürünmüşler¸ hakîkati idrâk etmişler ve özel deneyimler gerçekleştirmişlerdir. Zaman zaman anlaşılamama problemi ile de karşı karşıya kalmışlardır. Onlar da çareyi "Her makâmın bir makâli vardır." söylemi ile¸ her gerçeği ulu orta bir şekilde dillendirmemeye¸ tasavvufî hikmetleri ancak erbâbına sunmaya çalışmışlardır. Anlaşılamama sorunu yaşayan sûfîlerin ilki ve bu uğurda şehit olan ilk kişi Hallâc-ı Mansûr (ö. 309/921)'dur. Aşka koyulmanın adına da "Dâr-ı Mansûr" adı verilmiştir. Gereğince anlaşılamayan¸ haksız eleştirilere maruz kalan¸ iç dünyasında sakladığı esrâr-ı ilâhîyi ifade etmeye çalıştığı zaman¸ şimşekleri üzerine çekenlerin örneği Hallâc-ı Mansûr kabul edilmiştir. Hallâc-ı Mansûr'un öldürülme sebebi olarak Abbâsîlere karşı ayaklanmış olan Karmatîlerle gizlice mektuplaştığı¸ "Ene'l-Hak" sözüyle ulûhiyyet iddiasında bulunduğu¸ haccın farziyetini inkâr edip yeni bir hac anlayışı ortaya koyduğu şeklinde çeşitli iddialar ileri sürülmüştür. Hallâc'ın 305/917 yılında gerçekleşen idam fetvâsı dinî olmaktan çok siyâsî bir karar olup siyâsî baskılar ve entrikalar sonucu çıkarılmıştır.

Siyâsî Otoritelerin Baskısına Boyun Eğmeyip Şehâdet Şerbetini İçen Sûfîler

Zâhir ulemâsının bâtın ulemâsına karşı yoğun tepki göstermelerinin benzerini çoğu siyâsî otoriteler gerçekleştirmişlerdir. Her türlü kayıtlardan kurtulmayı¸ özgür düşünüp hür yaşam sürmeyi ile edinen sûfîlerin¸ Allah'tan başka mutlak otorite kabul etmeyişleri bir takım sıkıntılarla karşılaşmalarını da beraberinde getirmiştir. Siyâsî icraatlarını onaylatmak¸ kitleleri kendi hegemonyaları altında tutabilmek¸ şer'-i şerîfe ve toplumsal vicdâna aykırı uygulamalarını tescil ettirmek arzusundaki kimi siyâsî otoriteler halkın saygı ve hürmet gösterdiği sûfîleri kendi saflarına çekmek istemişlerdir. Bir diğer etken ise¸ siyâsî otoritelerin¸ kitleleri peşinden sürükleyen¸ hayranlık uyandıran ve ilgi odağı haline gelen sûfîleri rakip otoriteler olarak mülahaza etmeye başlamalarıdır.

Bunun en önemli örneği İbnü'l-Ârif adıyla tanınan Endülüslü sûfî Ebu'l-Abbâs Ahmed b. Muhammed b. Mûsâ b. Atâullâh es-Sanhâcî (ö.536/1141)'dir. Murâbıtlar Devleti döneminde yaşayan İbnü'l-Ârif'in faaliyetleri hâkim otorite tarafından sürekli takip edilmiştir. Özellikle bu dönemde mehdîlik iddiası ile ortaya çıkan İbn-i Tumert ve İbn-i Kasî isyanları devletin dikkatini mutasavvıflar üzerine çekmiştir. Bu durum ondan kurtulma planları yapan Kadı İbn-i Esved'e aradığı fırsatı vermiştir. İbnü'l-Ârif'in bir tasavvuf merkezi olan Meriye ve çevresindeki nüfuzu¸ Mâlikiyye mezhebine mensup fakihlerin¸ özellikle Kadı İbn-i Esved'in kendisine karşı düşmanca bir tutum sergilemesine sebep olmuştur. Bu çekişmede halk üzerindeki kendi güç ve nüfuzunun gitgide kırıldığını gören Kadı İbn-i Esved¸ ondan kurtulmak için hakkındaki çeşitli dedikodulara dayanarak¸ Murâbıtlar Devleti hükümdarı Ali b. Yûsuf b. Taşfîn'e şikâyette bulunmuştur. Onun taraftarlarının çoğalması hükümdarda kendisine karşı bir ayaklanma olabileceği endişesi uyandırdığı için Meriye valisine İbnü'l-Ârif'i yakalayıp göndermesini emretmiştir. Bu şikâyet üzerine Meriye valisi onu yakalatarak Merâkeş'e göndermiştir. Onunla birlikte dönemin önde gelen âlim ve sûfîlerinden Ebü'l-Hakem İbn-i Berrecân¸ İşbiliye'de¸ Ebu Bekir Mayûrkî Gırnata'da yakalanarak Merâkeş'e getirilmiştir. Kendisiyle birlikte en yakın dostlarından İbn-i Berrecân tutuklanmış¸ Mayûrkî ise İbn-i Taşfîn'in gazabından kurtulmak için Becâye'ye kaçmıştır. İbnü'l-Ârif¸ Merakeş'te hapiste bulunduğu sırada dönemin âlim ve şeyhlerinden Ebü'l-Hasan Malagî'ye bir mektup göndererek her tarafı fitnenin kapladığını¸ bu bakımdan kendisi için hiçbir kurtuluş ümidi olmadığını bildirmiştir. Bu durum¸ onun sonunun yaklaştığını anladığı şeklinde anlaşılabilir. İbn-i Ârif Merakeş'e getirildiği zaman¸ İbn-i Taşfîn onunla karşılaşınca etkisinde kalmış ve hakkındaki kanaatleri değişmiş¸ kendisine saygı göstererek ikramlarda bulunmuş¸ her türlü ihtiyacının karşılanacağını söyleyerek ona verdiği değeri göstermiştir. Şeyh ise serbest kalmanın dışında hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını bildirmiştir. Bunun üzerine hükümdar kendisini serbest bırakmıştır. Onun serbest kalması Kadı İbn-i Esved'in hem otoritesini sarsmış hem de huzûrunu kaçırmıştır. Şeyh Merâkeş'ten ayrılış hazırlığı içinde iken¸ 23 Safer 536/5 Mayıs 1141 günü onu zehirleterek öldürtmüştür.

Buradan anlaşıldığı kadarı ile onun ölümünden asıl sorumlu olanlar¸ hükümdara yanlış bilgiler ulaştıran ve onu kendi ikballeri açısından tehlikeli bulan kısır düşünceli bürokratlardır. Bunların teşvik ve tahrîkiyle hem kendisi hem de arkadaşları cezalandırılmıştır. Şeyhin Merâkeş'te ölümü üzerine halk büyük bir cenaze töreni yaparak ona karşı duydukları sevgi ve bağlılığı göstermiştir.

Halkın ona karşı bu denli bir sevgi beslemesi karşısında hükümdar İbn-i Taşfîn¸ onu Merâkeş'e getirttiği için büyük bir pişmanlık duymuştur. Şeyhin Kadı İbn-i Esved tarafından zehirlenmesinin akabinde halkın tepkisinden çekinen hükümdar kadıyı benzer şekilde cezalandırmak suretiyle halkın galeyanını yatıştırmaya çalışmıştır.1

Düşman İstilasına Karşı Vatan Savunması Yapan Sûfîler

Mutasavvıflar¸ insanın iç düşmanlar olan şeytan¸ nefiş hev⸠heves ve bir takım bayağı dürtülerle savaştıkları kadar dış dünyada da şer odaklarına karşı teyakkuza geçmişlerdir. Namuş iffet¸ din¸ iman¸ sulh¸ selâmet¸ vatan¸ millet ve insanlık uğruna gerektiğinde can fedâ etmekten kaçınmamışlardır. Bunlardan birkaçını şu şekilde sıralayabiliriz:

Tezkiratü'l-Evliy⸠Esrarnâme ve Mantîku't-Tayr isimli eserleri ile tanınan Ferîdüddîn Attâr (ö. 618/1221)¸ Nişâbur'da Moğollar tarafından şehit edilmiştir. Türbesi Nişâbur'dadır.

Sühreverdî'nin mürîdi olan Kemâleddîn-i İsfahânî (ö. 635/1237)¸ İsfahan'da irşâd faaliyetlerini sürdürürken Moğollar tarafından şehit edilmiştir.2

Harezm bölgesinin işgâli üzerine sevenlerini ve müritlerini toplayan Necmeddîn-i Kübrâ (ö.618/1221) ise onların daha emin ve güvenilir bir bölgeye hicret etmelerini istemiştir. Kendisi ise geri kalan müritleri ile beraber Moğol istilacılarına karşı kahramanca mücadele vermiş¸ sonunda 600 müridi ile birlikte şehit edilmiştir.3

Bir Bektaşî dervişi olan Gülbaba (ö.948/1541)¸ Amasya'nın Merzifon ilçesinde doğmuş¸ Fatih Sultan Mehmed¸ II. Bayezid¸ Yavuz Sultan Selim ve Kanunî Sultan Süleyman dönemlerindeki bir çok savaşa katılmış ve 948/1541'de Budin seferinde şehit olmuştur. Budin fethedildikten sonra 200.000 askerin katıldığı ve Kanunî'nin de hazır bulunduğu cenaze namazını Ebussuud Efendi kıldırmış¸ Osmanlı Türklerinin Gültepe ya da Gülbaba Bayırı olarak adlandırdıkları¸ Budapeşte'nin Buda yakasındaki kalenin dışında¸ Kalvaria denilen yere defnedilmiştir. Hâlen türbenin içinde bulunan bir levhada ise Budin'in fethinden birkaç gün sonra Eylül 1541'de¸ Aya Maria Mathias Kilisesi'nden bozma Fethiye Camii'nde cemaatle namaz kılarken öldüğü yazılıdır.4

Kafkasya direnişinin lideri olan Şeyh Şamil ise Halidiyye tarîkatını Kafkasya'ya getiren İsmail-i Şirvânî'nin halifelerinden Cemâleddin-i Gazikumukî'nin mürididir. O¸ Rusların Kafkasya'yı işgaline karşı sürdürülen direnişin imamı konumuna gelmiş ve ömrünü Kafkas halklarının bağımsızlığına adamış ve 1871'de vefat etmiştir.

Senûsiyye tarikatı müntesiblerinden olan ve İtalyanların Libya'yı işgaline karşı sürdürülen direnişin 1922-1933 yılları arasındaki liderliğini Ömer Muhtar gerçekleştirmiştir. Libya halkının bağımsızlığını sağlamak¸ İtalyan sömürgesine geçit vermemek için var gücüyle direnen ve en olumsuz şartlarda halkının umudu hâline gelen Ömer Muhtar¸ destansı mücadelesiyle bir milletin bağımsızlık sembolü haline gelmiştir.

Özetle¸ sûfîler tarihin her döneminde¸ toplumun itibar ettiği öncü isimler sayılmıştır. Üstün ahlâkî meziyetleri¸ ilim ve irfanları¸ gayret ve şecaatleri¸ muhabbet ve sevdaları ile seçilmişlerdir. Örnek kişilikleri¸ öncü rolleri¸ saygın kişilikleri ile ilgi odağı olmuşlardır. Bilhassa Haçlı seferleri¸ Moğol istilası¸ sömürge ve emperyalizm saldırıları ile zor dönemler yaşayan İslâm topraklarının bağımsızlığa kavuşmasına bizzat katkı sağlamışlardır. Serhat boylarında kurulan ribatlarda sınır boylarının güvenliğini sağlayan gönüllü dervişler¸ düşman beldelerinin içlerine giderek İslâm ve Müslümanlar hakkındaki önyargıları yıkan¸ İslâm'ın yayılmasını sağlayan kolonizatör Türk dervişleri; müntesiplerini delişmen tabiatlı¸ genç¸ gözü pek ve direniş ruhlu isimlerden seçen Kazeruniyye tarikatı; Anadolu'yu yurt edinen¸ İslâm'ın ruhunu Buhara'dan Konya'ya¸ Konya'dan Bursa'ya¸ Bursa'dan Bosna'ya taşıyan alperenler cihad ruhu ile beslenmiş¸ fetih özlemiyle yoğrulmuş ve gurbette yaşam sürmüşlerdir¸ Hak yola baş koyup Hak uğruna can vermişlerdir. Kafkas Kartalı Şeyh Şamil¸ Çöl Aslanı Ömer Muhtar isimleri de tasavvuf erbâbının oluşturduğu özgürlük mücadelesi kervanına katılmışlardır.

Aşk şarabını yudumlamayı¸ hakîkat şerbetini içmeyi¸ nefsânî tutkulardan kurtulmayı öngören tasavvuf¸ vuslata erme yoludur. En büyük vuslat¸ şehâdet şerbetini içmektir. Dervişlik ölmeden önce ölme sırrına erebilmektir. Hak uğruna her şeyden vazgeçebilmektir. Çünkü şehitler ölmez…

Dipnot

1- M. Necmettin Bardakçı¸ Endülüslü Sûfî İbnü'l-Arîf ve Mehâsinü'l-Mecâliş Sır Yayıncılık¸ İstanbul 2005¸ s. 38-39.
2- Adem Çatak¸ Şihâbeddin Sühreverdî Hayatı Eserleri ve Tasavvuf Anlayışı¸ Basılmamış Doktora Tezi¸ Ank.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü¸ Ankara 2007¸ s. 24.
3- Fuad Köprülü¸ Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar¸ DİB yay.¸ İstanbul 1993¸ s. 200.
4- Mustafa S. Kaçalin¸ "Gülbaba (ö.948/1541)"¸ Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi¸ İstanbul 1996¸ 14/227-228.

Somucubaba Dergisi

Sayı: 89

http://www.somuncubaba.net/detay.asp?HID=251&k=49


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye