Sufiforum.com

2009'da başlayan SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. İçerik yenilemeleri tasavvuf.name sitesinden sürdürülmektedir. ALLAH YÂR OLSUN.

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 29 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: İmam Matüridi: Tevhid (TAM METİN)
MesajGönderilme zamanı: 17.11.11, 11:15 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı

Kayıt: 17.01.09, 20:24
Mesajlar: 55
İmam Matüridi: Kitabu't-Tevhid
Ebû Mansûr el-Mâtürîdî

Tercüme: Prof. Dr. Bekir Topaloğlu

***

Alıntı:
Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, bugünkü Özbekistan'ın sınırları içinde yer alan Semerkant şehrine bağlı Mâtürîd mahallesinde doğmuş ve aynı şehirde vefat etmiştir (238/852-333/944). Türk asıllı olma ihtimali kuvvetli olan İmam Mâtürîdî'nin kabri Semerkant'tadır.
Mâtürîdî'nin yaşadığı bölge önceleri Abbâsî Devleti’ne bağlı iken, Mütevekkil-Alellah döneminde başta doğu bölgesi olmak üzere birçok yönetim merkezi idareden ayrılmıştı. Mâtürîdî'nin yaşadığı bölge ve çevresine Sâmânîler hakim olmuştu. Bu dönemde çeşitli alanlarda yetkin âlimlerin yetişmesi için gerekli zemin devlet eliyle hazırlanmıştı. İmam Mâtürîdî böyle bir ortamda ilim tahsil edip eserler vermiştir.
Matürîdî, Ebü’l-Hasan el-Eş’arî ile birlikte Ehl-i Sünnetin kelâm akîdesini sistemleştiren, Hz. Peygamber ve ashabının İslâm'ın temel konularına dair anlayışlarını savunup müslümanlar arasında yerleşmesine çaba gösteren, ayrıca Mu’tezile, Şîa ve benzeri fırkalarla aşırı görüşleri sebebiyle mücadele etmiş olan büyük bir İslâm âlimidir. Bu iki âlim akıl-nakil ilişkisindeki mutedil tutumları dolayısıyla dikkatleri çekmiş ve geniş kitleler tarafından kabul görmüştür. Ehl-i Sünnet akımının bu seçkin iki imamı arasında bazı görüş farklılıkları da bulunuyordu. İmamlarının görüşlerini sistemleştiren Eş’ariyye kelâmcıları nakli esas alıp onu akılla desteklerken, Mâtürîdî akaidi, özellikle akıl sahasına giren konularda naklin ışığı altında akla itimat etmiştir.
Ebü Hanîfe çizgisinde ve Ebû Mansûr el-Mâtürîdî'ye nispetle kurulan Mâtürîdîyye mezhebi, tek başına bütün Müslümanların yarısını kendisine bağlamayı başaran bir ekoldür. Mâtürîdî'nin Kitâbü’t-Tevhîd’i bu ekolün temel kitaplarından biridir. Buna rağmen Kitâbü't-Tevhîd’in başta Mâtürîdîyye mensupları olmak üzere ilim adamları tarafından yeterince bilindiğini söylemek mümkün değildir.



ÖNSÖZ

Bütün hamd ü sena bizi yoktan vareden, varlığından haberdar eden, sevdiklerini sevdiren, yerdiklerini yerdiren ve bizi doğru yolda olanlar­dan eyleyip, Habib-i Kibriyâsına ümmet kılan YÜCE ALLAH'a mah­sustur.

Salât-ı selâm âlemlere rahmet olarak gönderden iki cihan güneşi Peygamberimiz Efendimiz, MUHAMMED MUSTAFA (s.a.v.)'e, âline ve ashabına olsun.

Bugün olduğu gibi gedmiş zamanlarda da, İslâm'ın temel inançları­na, itikadı meselelerine dil uzatıp, tahrif ederek müslümanlan gerçek itikat sisteminden uzaklaştırmaya matuf çalışmaları durdurmak, müs-lünıanları ortaya atılan çarpık ve zehirli fikriyattan korumak için ça­lışmalarda bulunan bir cemaat ortaya çıkmıştır ki, ona ehl-i sünnet ismi verilmiştir. İtikatta mezhebimizin imamı EBU MANSUR MUHAMMED BÎN-Î MAHMUD EL-MÂTÜRÎDÎ de o cemaatin mümtaz şahsiyetlerin­den biridir.

Bu eşsiz îmam ALLAH'a ortak koşan müşriklere, CENAB-I HAK.-Iu inkâr eden mülhitlere, islâm itikadının dışına çıkan sapıklara cevap vermek ve ortaya attıkları bâtıl düşünce ve inançlarını çürütmek için, «Kitâbü't - Tevhîd» ismindeki eserini yazmıştır.

Zaman zaman lalamın temel prensiplerine, itikadı meselelerine in­sanlar tarafından yani gayri îslâmî inanç ve fikriyata saplanmış olan kimseler tarafından dil uzatılan ve İslâm'ın kudsî prensiplerini tahrif etmeye yönelik azami çalışmalarda bulunulan bu devirde itikatta mez­hebimizin imamı olan Allâme Ebu Mansur Mâtürîdi'nin bu eserini Türk-çeye tercüme edip müslümanlann istifadesine arz etmeye çalıştık. Bu çalışmalarımızda bizi başarıya ulaştıran CENAB-I ALLAH'a hamd u senalar ederim.[1]

Prof. Dr. Bekir Topaloğlu

--------------------------------------------------------------------------------

[1] İmam Matüridi, Tevhid, Hicret Yayınları:3.


***


Alıntı:
GİRÎŞ


Rahmân ve Rahim olan Allah adıyla

İmam Mâturîdî ve Mâturîdîyye mezhebi ile ilgilenip ihtimam göster­mem bende, 1961-1964 yılları arasında Kembric Universitesi'nde doktora tezimi hazırlarken başladı. Bu sebebledir ki, bana Profesör A.J. Arbiri, Maveraü'n-Nehir ülkelerinde Fahreddin Er-Râzî ile Mâturidiler arasında geçen münazarayı okuyup incelememi Önerdi.

İyi bahtımdan olacak ki, İmam Mâturîdî'nin dünyada bir tane olan, elyazı, «Kitab-üt-Tevhid» ismindeki eserini Kembriç Üniversitesi kütüphanesinde buldum. Doktora tezimi henüz bitirmemiştim ki, Kitabü't-Tevhîd nam eseri incelemek için düşünmeğe başladım, ve 1964 yılının ilk ya­rısında Kembriç üniversitesi kütüphanesinin endersun salonunda bilfiil incelemeye başladım.

Doktoramı yaptıktan sonra İngiltere'de ikametim fazla uzamadi, kı­sa bir zaman sonra elyazısı olan kitabın fotokopisini alıp Mısır'a dön­düm.

İngiltere'den döndükten kısa bir zaman sonra İskenderiye Üniver­sitesi, beni Beyrut'taki Arap Üniversitesine Öğretim üyesi olarak gön­derdi. Bu sebeple Beyrut Arap üniversitesindeki felsefe öğrencilerine konferanslarımı hazırlıyabihnem için Kitab'üt-Tevhidi inceleme işini bir müddet bıraktım. Bilâhare kitabı incelemeye başladım. Fakat Fahreddin Er-Râzî hakkındaki incelemem, henüz İngilizce olarak neşredilmeden Beyrut ve İskenderiye'deki öğrencilerim, benden Fahreddin Razi'yi Arap­ça olarak okumamı istediler.

Bu sefer de onların isteklerini yerine getirmek için Kitab-üt-Tevhid'i inceleme işini yine durdurdum. Kısaca kitabı incelemeye Kembriç'de baş­ladım, Beyrut'ta üzerine kapandım ve sonra da İskenderiye'de tamamla­dım.

Burada El-KıddıV, Yusuf Üniversitesinin —Beyrut— Şark Edebiya­tı Enstitüsu'nde neşredilen «Araştırma ve İnceleme» dergisini hazırlayan ilmî heyete, bana sundukları kıymetli görüş ve düşüncelerinden dolayı en derin kalbi teşekkürlerimi sunarım. Bu meyanda Kitab-üt-Tevhîd'in bu üstün vasfı ile çıkmasında büyük hizmetleri geçen ve bu hususta em­salsiz bir şekilde önem veren katelik matbaasının sahip ve elemanlarına teşekkür etmeyi bir vazife bilirim. [1]

--------------------------------------------------------------------------------

[1] İmam Matüridi, Tevhid, Hicret Yayınları: 9-10.

***


ÖNSÖZ

ÖNSÖZ. 1

İmam Mâturidi'nin Hayati Ve Yaptıkları
Kültürü
Eserleri
Mâturîdî-Eş'arî
Eş'arî'nin Mâturîdî'den Fazla Tutulması
Mâturîdî Ve Es'arî'nin Metod Ve Mezhep Usûlünde İttifakı.

***

1 — İmam Mâturidi'nin Hayatı Ve Yaptıkları:


İsmi ve Soyu :

İsmi : İmam Ebu Mansur Muhammed bin Muhammed Mâturîdî'dir. Doğduğu köye nisbet edilerek kendisine «Mâturîdî» denilmiştir.[1]

Mâturîd, Maverâü'n-Nehir ülkelerinden biri olan Semerkand köyle­rinden bîridir. Nehirden maksad Ceyhan Nehri'dir.[2] Bazen Semerkand'a nisbet edilerek kendisine: «El-İmam Âlem'ül-Hedyi Ebu Mansur Muham­med bin Muhammed bin Mahmud El-Mâturîdî, Es-Semerkandî» denir. Ni­tekim incelemekte bulunduğumuz tttı kitabın sahifelerini okurken bu is­me sık sık rastlıyacaksınız. «Âlem'ül-Hedy» ismine gelince bazan «İmam-ı Hedy» ve «îmam-ül-Mütekeîlimm» isimlerini verdikleri gibi, bu da talebe ve dostları tarafından kendisine verilen bir lâkaptır. Bunların hepsi, İlim­de, Şeriatı ihya, İslâm âkidesini müdafa ve Sünnet-i seniyyeye hizmet etmedeki çalışmalarından dolayı talebe ve dostları katında yüksek ma­kam ve dereceleri ihraz ettiğine delâlet etmektedir.[3]

Her ne kadar tarihçiler soyunun, Peygamber Aleyhisselâm'm Medi-ne-i Münevvere'ye hicret buyurdukları vakit kendilerine misafir indikleri Kba Eyyub Halid bin Zeyd bin Külcyb El-Ensari'ye ulaştığını yazıyorlarda, ana - baba ve ailesinden biri hakkında bir şey bilmiyoruz.[4] Bunun ndir ki, îmam EI-Beyâzî, İmara-ı Mâturîdi'yi yâdettiğinde: «El-îmam Ebu Mansur Muhammed bin Muhammcd bin Mahmud El-Mâturîdî El-En-rî» diye zikretmektedir[5]

Her ne kadar Dr. Eyyub Ali, Mâturîdî'nin 23$ H. 852 M. yıllarında ğduğu fikrini tercih ediyorsa da, hiç bir tarihçi o'nun doğum tarihi kkında bir şey söylememiştir. Çünkü îmam-ı Mâturîdî'nin hocaların­dı biri de, 248 H./G62 M.[6] senesinde vefat eden Muhammed bin Mukatil -Râzî'dir. Eğer bu doğum tarihi doğru ise îmam-ı Mâturidî yüz seneye ün bir zaman yaşamış olur. Zira tarihçiler o'nun 233 H./944 M.[7] Yılında Ahiret'e irtihal ettiği hakkında ittifak halindedirler.

Bu fikir birliğine, O'nun 333 senesinde vefat ettiğini söyleyen ve Lra üâve ederek 336 yılında vefat edip Semerkand'da defnedildiği de ayet edilir diyen Taşköprü Zade'den başkası mualefette bulunmamıştır. [8]



Kültürü :


Elimizde bulunan kaynaklardan öğreniyoruz ki, Imam-i Mâturîdî, asrının ünlü alimlerinden ilim tahsil etmiştir. Hocaları da, son halkası îmam-ı A'zam'da düğümlenen bilginler zincirini teşkil eden değerli alim­lerden okumuşlardır. El-Kefevi, îmam-ı Mâturîdî'nin Ebu Nasr El-îyazî'-den icazet aldığını, Ebu Bekir Ahmed El-Cûzcânî'den fıkıh okuduğunu, O'nun da Ebu Süleyman El-Cûzcâm'den, bunun da Muhammed'den, Mu-hammed'inse Ebu Hanife'den okuduğunu ifade ederken[9], Zübeydi de îmam Ebu Nasr El-îyazî'den icazet aldığını söylüyor. Hocalarından biri de, El-Firak Vet-temyiz... isimli eserin sahibi imam Ebu Bekr Airmed bin îshak bin Salih El-CûzcânTdir. Hocalarından biri de Er-Rey kadısı Mu­hammed bin Mukâtil Er-Razi'dir.

Ebu Bekir El-Cûzcânî, Ebu Nasr Eî-îyazî ve Nuseyr bin Yahya ise îmam-ı Ebu Süleyman bin Musa bin Süleyman El-Cûzcânî'den fıkıh tah­sil etmişlerdir. Ebu Süleyman bin Musa iki ünlü imam olan Ebu Yusuf ve Muhamme bin El-Hasan'dan okumuştur. Muhammed bin Mukâtil ile Nuseyr bin Yahya ayrıca devirlerinin iki imamı olan Ebu Muti' El-Hakem, bin Abdullah El-Belhi ve Ebu Mukâtil Hafs bin Müslim Es-Semerkandî'-den ders almışlardır. Yine Muhammed bin Mukâtil Muhammed bin El -Hasan'dan ilim tahsil etnıiştir. Bunların dördü de îmam-ı Hanife'den okumuşlardır."[10]

Ebu Nasr El-îyazî, Mâturîdî'nin hocalarının ilkidir. Soyu Yahya bin Kays bin Sa'd bin Ubâde El-Ensarî El-Hazreci'ye ulaşır.[11] Kendisi ilim ve cihad erbabındandı. Hepsi Mâturîdî'nin akranı olan kırk kişinin ardın­dan Türk ülkelerinde Kâfirlerle savaşırken şehit düşmüştür.[12]

Tarihçiler, O'na ilimde, amelî hassasiyet ve takvada topyekün ülke­lerin hiçbirinde, hiç kimsenin emsal olamayacağını zikrederler.[13]

Büyük imamlar diye isim alan oğullan Ebu Ahmed El-îyasd ve Ebu Bekir El-îyazî babalarının ilim ve takvasına varis oldular. Hatta oğlu Ahmed hakkında göyle deniyordu: «Ebu Hanife'nin mezhebinin dofruluğuna Ebu Bekir Ahmed El-îyazî'nin O'nun mezhebinden olması en bü­yük delildir. Eğer Ebu Hanife'nin mezhebi seçkin bir mezhep olmasaydı, Ebu Ahmed El-îyazî ona inanmazdı. Allah rahmet eylesin.»[14]

Ebu Nasr El-îyazî Mâturîdî'nin hocası olmasına rağmen O'nunla beraber Ebu Bekir Ahmed El-Cüzcâm'nin meclisinde otururdu. Onun halka-i tedrisinde bulunup beraberce İcazet almışlardır.[15]

El-Kefevi diyor ki: «Ebu Bekir Ahmed El-Cûzcânî usul ve furu'a ait tüm ilimleri elde etmiş, büyük bir alim ve yine her türlü ilmin en yüksek zirvesiydi.[16] Yine îmam Ebu Bekir Ahmed El-Cüzcânî, talebesi olan îmam Ebu Nasr Eî-lyazî ile beraber, Ebu Hanife'nin talebesi Muhammed bin El-Hasan'ın talebesi bulunan hocaları imam Ebu Süleyman El-CûzcânT-nin dersinde bulunurdu.'[17]

İbni Nedim şöyle diyor: «Ebu Süleyman El-Cûzcânî dini yönden bü­yük bir vara' ve takvaya sahip olduğu gibi, kendisi hem fakın ve hem de muhaddis idi.»[18]

îşte Öyle bir vara' ve takva sahibi olan doğru kişilerin meydana ge­tirdiği müessesedir ki, îmam-ı Mâturîdî orada yetişmiş, o müesseseden çıkmıştır. Bu müesseseyi meydana getiren şahıslar, îmam-ı A'zam'a ait olan akaidin usûlünü ve esaslarının incelenmesini ihtiva eden kitaplan, risaleleri ve onun vasiyetlerini nakl ve rivayet etmek için çok büyük ça­ba harcamışlardır.[19]

îmam-ı A'zam Ebu Hanife'nin, El-Fikhu'1-Ekber, Er-Risâle, El-Fik-hÜ'1-Ebsat, El-Âlim ve'1-Muteallim, El-vasıyye adlı kitablan, Hanefi mezhebi alimlerinin Akaid usulünde temel kaynakları olup, bu kitapları incelemek için azamî çaba harcamışlardır.[20] îmam-ı Mâturîdî bunların hepsini okuyup, hocalarından rivayet etmiştir.?[21] Fakat Aküd Mâtu­rîdî'nin elinde bambaşka bir §ekü almıştır. îmam-ı A'zam'm işbu eserleri, Ehl-i Sünnet akidesi ve delilsiz olarak kendisine inanılması sahih olan hususların «beyanı» mesabesinde idiler.[22] Fakat bu âkîde ve bu akidenin kapsamına aldığı esaslar akideden ilme dönüştü. Daha sonra da Îmam-ı Mâturîdî'nin elinde Kelâm ümi olarak ortaya çıktı. Çünkü Mâturîdî, o esasları kitaplarında kesin delillerle işledi. Bu esasların, feri'lerini yakını ve parlak delillere dayandırarak kuvvetlendirip tesbit etti.[23] O' Maverâü'n - nehir ülkelerinde ehli sünnet Vel-Cemaat'ın reisi ve Ebu Hanife'nin mez­hebinin yegâne kelâmcısı idi.[24] Bunun içindir ki, bu mezhebe Mâturîdî'nin kendi ismi verildi. Böylece Maverâü'n-nehir ülkelerindeki Hanefî mezhe­binde bulunan kelâmcüara Mâturîdîyye denmeye başlandı. Ebu Hanîfe'-nin ismi ancak Hanefî mezhebindeki fıkıh alimlerine söylenmekle iktifa edildi.

îmam-ı Mâturîdî dört büyük alim yetiştirmiştir ki, hepsi de îmam ismini almağa hak kapanmışlardır. Onlar şu bilginlerdir:

1– 340 H./951 M. yılında vefat eden, Semerkand'h filozof, ismi ile ün salan Ebu Ishak bin Muhammed bin îsmail.

2- îmam Ebu'l-Hasan Ali bin Said Er-Resteğfenî.

3- 390 H./999 M. yılında vefat eden îmam Ebu Muhammed Ab-dülkerim bin Musa El'Pezdevî. [25]



4 — İmam Eb'ul-Ley«-El-Buhârt[26]
Eserleri:


Tarihçilerin beyan ettikleri kitapların isimleri, imamı Mâturîdî'nin hayatını, sünnet dışına çıkan kimselerin fikir ve görüşlerini iptal etmek ve islâm akidesini müdafaa etmekle geçirdiğine delâlet etmektedir. Aynı eserler o'nun ilim ve kültürde bilhassa din ilimlerinden Fıkıh, Usul, Ke­lâmda kugatıcı olduğuna da delâlet eder.

Şu bir gerçektir ki, tmam-ı Mâturîdî Mu'teale'nin bütün görüşlerini cevaplandırarak iptal ettiği gibi onların beş usûlünü de nakzetti. Mu'te-zileler katında yeryüzü imamı diye benimsenen ve Mâturîdî'nin muasırı bulunan Kâ'bi'yi bizzat adım adım takip etti, bütün eserlerini nakzetti; görüşlerini çürüttü: Mu'tezile Mezhebi'nin ileri sürdüğü fikir ve görüşle­rini cevaplandırmak ve çürütmek gayesi üe şu eserleri yazdı: «Beyan-ı Vehm'il-Mu'tezile, Reddi'l-Usul'il-Hamse U. Ebî Muhammed El-Bahîîî.» Kâ'bi'nin görüş ve eserini nakzetmek için de : «Reddu Evâiî'il-Edille Li'l-Kâ*bi», «Redd'u Tehzîb'il - Cedel Ldl'kâbi» ve «Reddu Vaîd-Ü Füssâk Li-1 Ka'bi», eserlerini telif etmiştir.

Yine Rafızi ve Karamiti'erin[27] görüşlerini çürüttü, fikirlerini red ve nakzetti. Hatta bu hususda, «Er-Reddu Âla-Usul'il-Karamite», ve «Red-du-kitab'U-îmame Li Ba'z-ır-Revafiz» ismindeki eserleri yazdı. Usul'ül Fıkıh hakkındaki eserleri ise; «Me'haz-Üş-ŞerâiV ve «Kitab'ül-Cedel» is­mindeki kitaplardır. İmam'ı Mâturîdî Fıkıhda eserler yazdığı gibi tefsir ve Kelâm sahasında da Ehli Sünnet metodu üzerinde eserler yazmıştır. Tefsir hakkındaki yazdığı kitaba: «Te'vîlât-u Ehli Sünnet» yahut «Et-Te'vîlât'ül Mâturîdîye Fi Beyanı UsuTi-Ehl'is-Sünnet'i ve Uşul'it-Tevhid» ismini vermiştir. Hacı Halife bu kitabı anlatırken şöyle diyor: «O, eşi benzer buluninıyan bir kitaptır. Hatta îlmi Kelâm'da kendisinden önce yazılan kitaplardan hiç biri onun emsali olamaz.»[28] Bununla beraber mü-fessîrler hakkında yazan tarihçiler bu büyük imamı ihmal ederek ondan bahsetmezler. Yine Hacı Halife şöyle anlatıyor: «Bu kitap, diğer kitap­larından daha kolay anlaşılıyor. Bunun içindir ki, Mâturîdî âlimleri bu kitapdan istifade etmişlerdir. Bu kitaba çok büyük itimat etmişlerdir.» Gerçek şudur ki, «Et-Te'vîlât» ismindeki kitap, «Et-Tevhid» kita­bından daha açık-seçik ve anlaşılması kolaydır. Bu kitapda âyetin tefsi­rini çok açık ve kolay anlaşılır şekilde yazmıştır. Bu âyetin tefsirinden meselâ Fahreddin-Er-Râsî tefsirinde yaptığı gibi bizi teferruatın derin­liğine daldırmaksızm her istifade edilen husus çıkartabilmektedir.[29] Bu tefsir, İmam'ı Mâturîdî'nin lügat, dil ilimlerinde ve diğer bilimlerde ge­niş bir kültüre sahip olduğuna şehadet eder. Ne güzel bir tesadüftür ki, bize kitab'ül-Mekâlât ve Kitâb'üt-Tevhîd korunup ulaştığı gibi bu tefsir de korunmuştur.[30] Diğer kitapları ise hepsi zayi7 olmuştur. Yanlışlıkla kendisine Fıkh'ül - Ekber ve El-lbâne, Akîdet'ül - Mâturîdiyye şerhleri is-nad edilir.[31]



2 — Mâturîdî-Eş'arf.
Eş'arî'nin Mâturîdî'den Fazla Tutulması :


Taşköprüzade şöyle diyor: «Şu husus iyi bilinsin ki Ehlîi-Sünnet vel-cemaatm kelâm ilminde reisi iki kişidir. Bunlardan biri Hanefi mezhe­binden, diğeri ise Şafiî'dir. Hanefî mezhebinden olan Îmamül-Hedy Ebu Mansur Muhammed bin Mahmud El-Mâturîdî'dir. Şafiî olan diğer ise müslüm ani arın akaidini öğrenmekte üstün çaba harcayan, îslâm dini po­tasında eriyen, Peygamberlerin efendisi olan Muhammed Aleyhısselam'm sünnetini yaymakta elinden geleni geri koymayan, kelâmcılarm imamı Ehli Sü