Sufiforum.com

1430. Hicri Yıl başlarken hizmete giren SUFİFORUM'da İslam; İslam Tasavvuf Geleneği ile ilgili her türlü güncel ya da 'eskimez' konular yer almaktadır. ALLAH YÂR OLSUN !"

Giriş |  Kayıt




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Şeyh Nazım Adil El-Hakkani : “Kıyamet günü yaklaşıyor..."
MesajGönderilme zamanı: 20.10.09, 09:58 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13.03.09, 06:08
Mesajlar: 291
Mevlana Șeyh Nazım Adil El-Hakkani Sultanul Evliya
Salı, Ekim 13, 2009

Lefke, Kıbrıs

“ YA RABBÎ, I LOVE YOU “


Bizi affeyle ve bize rahmetinden ver. İlahi huzurda en şerefli olan Seyyidina Muhammed (s.a.v.). Elhamdülillah. Rabbimize şükür ediyoruz ki Seyyidina Muhammed (s.a.v.)’e ümmet olarak yarattı. Ve diyoruz ki; " Euzubillahimineşşeytanirraciym Bismillahirrahmanirrahim." Medet Ya Seyyidi.
Esselamun Aleyküm ve Rahmetullahu ve Berakatuhu dinleyicilerimiz ve bütün insanoğlu. İtaatkâr kullar olmaya çalışın. Günlük söyleriz, tekrarlarız bu dünyada, ey insanoğlu itaatkâr kul olun. Veya olmaya çalışın. İtaatkâr olamazsanız, Âlemlerin Rabbine itaatkâr kul olmaya çalışın. Rabbimiz, bizi Yaratan, hiçbir zaman birşey istemez. Hiç birşey. Âlemlerin Rabbi sadece itaatkârlık ister.
" Ey kullarım, sizden itaatkârlık istiyorum. Belki Müslümansınız, belki Hıristiyansınız, belki yahudi kullarsınız, belki siyah, beyazsınız, belki eğitilmiş veya eğitilmemişsiniz, siyah veya beyazsınız veya sarısınız veya kırmızısınız, hepinizden tek bir şey istiyorum, sizi yaratanım ve size benim kulum olma şerefi verdim. Ben sizi yarattım, ey insanoğlu, size emrettim, ey kullarım, sizden kulluk istiyorum. Bana hakiki kul olun. Sizden başka birşey istemiyorum. Yerde gökte, doğudan batıda herşeyi ben yarattım ve size bir anlayış verdim. Ve sizden bir tek şey istiyorum. Sizi kendi amaçlarım için kullanmıyorum. Siz işçi değilsiniz. İşçiler sahipleri için çalışır. Onlara fayda sağlayıp yârdim etmek için. Ama ben sizi benim için çalışmanız için yaratmadım. Hayır. Sizi kulluk için yarattım. Siz köle yapmadım, hayır. Kulluk başka birşeydir kölelik başka birşeydir. Veya işçi, isçi olmak başka birşeydir. “
“ Ey kutsal papa, günlük bütün hiristiyanlar emirler veriyorsun. Sen beşirsin. Beşir etmek. Hergün Hıristiyanlara kutsal hatırlatmalarını gönderiyor musun? Onlara seslenip söylüyor musun ki: “ Ey Hıristiyan dünyası, sizi hatırlatıp ikaz ediyorum. Sizin kul olduğunuzu ve kulluk yapmak için yaratıldığınızı hatırlatıyorum. Kulluk bir varlığın ulaşabileceği en yüksek makamdır.”
Hergün doğudan batıya haber gönderip diyor musun ki : “ Ey hiristiyanlar, uyanın, bakıyorum kendinizi dünya, şeytanla ve nefsinizle meşgul ediyorsunuz. Dikkat edin, ben sizin bu dundaki kutsalınızım. Papa olarak emrediyorum ve hatırlatıyorum size ey hiristiyanlar, doğru Hıristiyan olmaya çalışın.”
Sabah meselesi ve akşamda size hatırlatıyorum, ey insanlar, ey hiristiyanlar, belki bu gece sizin son geceniz, en azından bu gece Rabbinize, Yaratanınıza itaatkâr kişi olun.” Onlara hatırlatıyor musun hatırlatmıyor musun ey kutsal? Ben birşey değilim ama soruyorum. Çünkü genelde hiristiyanlar dünya peşine koşarlar. Bu dünyanın peşine daha fazla zenginliğe ve çıkarlara ulaşmak için. Onların son hedefi, maddiyat yığmaktır.
Gazetelerde yazsınlar o kişinin kayıt daireleri, sahaları veya köyleri veya kentleri veya bankaları var diye. Bu onların son hedefidir. Onları uyandırmaya çalış. Bende senin gibi zayıf bir kulum ey papa. Üzerine giydiğinle insanlar sana Hıristiyanların başısın diyorlar. Sayın kutsaldan Hıristiyan dünyasını uyandırmasını istiyorum. Gelip desinler ki: “ Ey Rabbim, senin için çalışıyoruz.” Bu sadece bir ikazdır. Bu bütün ilahi kitaplarda bunun yazması münasiptir. Sen papa olarak İncil de ve tevratta ne yazdığını bilirsin.
Isa a.s. İsrail oğullarına ne buyurmuştu? “ Gelin beni dinleyin ey İsrail oğulları, dünya peşine çok koşuyorsunuz. Bu geçici hayattan sonra, geçici hedefler peşinde koşanların çoğu sizsiniz.”
Isa a.s buyurdu ki: “ Gelin onları bırakın ve hakiki varlığa gelin bu sizin Rabbinizin ilahi huzurudur. Gelin ve bunu kabul edin.” İsa a.s. İsrail oğullarına ne hikâyeler anlattı? Musa a.s. İsrail oğullarına ne söyledi? Onları dünyaya mı çağırdı? Yoksa onlara: “ Ey İsrail oğulları, Rabbim simdi bana hitap etti ve söyledi ki: Ey Musa, git ümmetini, İsrail oğullarını çağır. Geçici zevkler peşine gitmeyi bıraksınlar. Onlara söyle, sakladıkları altınlar ve değerli taşları yeterlidir. Hazineleri doldurmayı bıraksınlar, hayır. Bunlar ilahi hikmetler değildir. Göklerden gelen peygamberler insanlara; “ Toplanın istediğiniz kadar alın. Bu dünyanın hazineleri alın,” demediler. Hangi peygamber bunu söyledi?
Şimdi İsrail oğulları ağlıyorlar ve diyorlar ki; “Ey Şeyh, bu ekonomik kriz sırtımızı büktü. Milyarlarca dolar kayıp ettik. Çok şeyler kayıp ettik. Ey Şeyh, bize bir yol göster. ” (Şeyhimiz gülüyor) ben derim ki:” Bu ekonomiyi kriz alıp götürsün. Serbestçe herşeyi yiyip içtiğiniz yetmez mi?” “ Hayır Şeyh, bu iyi değildir, daha fazla biriktirmek gerekir.
Musa a.s gibi neden olmuyorsunuz, o birşeyler biriktirdi mi? “Hayır beyim ama Karun biriktirdi” Sonunda ona ne oldu? Onu büyük bir kriz vurdu. Ona yukardan geldi ve biriktirip topladıklarını kayıp etti. Hiç birşeyi kalmadı. Bunu ilahi kitaplarda bilirsiniz.
Ey haham başı, sen yahudi ümmetine haber veriyor musun, İsrail oğullarına? Neden haham merkezinden bunu günlük mesele yapmıyorsun? Haham başının merkezinden resmi emri diye? Sana emrediyorum, dünya için kaygılanma, onu toplamaya çalışma. Bırak onu ve sonsuzlukta ebedi hayat için hazinelere toplamaya çalış.
O kadar güzel bir kelime. Ebediye... Ebediyet... Kalbime o kadar hayat veriyor ve canlı kuvvet geliyor. O kadar sonsuz zevk geliyor ki bunu söyleyince...” Eternity... Eternity... Eternity...” Ebediyet... Ebediyet... Ebediyet.
“ Ey haham başı, İsrail oğullarına söyle, sende bunu kullanıyorsun (eline tesbih alıyor), “Dolarlar... Dolarlar... Dolarlar... Dolarlar... Dolarlar... Dolarlar... Dolarlar... Büyük kriz geliyor” diyeceğine, bunu söyle; "Ebediyet... Ebediyet... Ebediyet, ey Rabbim ebedi seninle beraber olmak... Ebediyet... Ebediyet... Ebediyet... Ebediyet. " Bak o zaman sana ne gelir.
Tartışmayın. Allah (cc), Âlemlerin Rabbi, Yaratan, kullarının dünya için savaşmaları için hiçbir zaman izin vermez. Dünya için. Bütün peygamberler buyurmuştur ki:” Etdünya Cifetun” Bu dünya iskelet gibidir. Neden onun peşine koşuyorsunuz?
Rockefeller’e ne oldu? O çok zengindi, yahudi kardeşlerden de çok zengin olanlar var. Neden onlar söylemiyorlar; “Ey Rabbim, lütfen bizi saçma şeylerle meşgul etme. Bizi sadece senin için var et, ey Rabbim.”
Biz seni seviyoruz, ben seni seviyorum. “ I loveYou, Ey Rabbim “ Seni seviyoruz ey Rabbim. Sen sonsuz güzelsin. Sonsuz güzellik okyanusları senin. Sonsuz şeref okyanusları senin. Sonsuz azamet kudret okyanusları senin. Sonsuz hâkimiyetler senin. Neden hayatimi boşa geçiriyorum?
Haham başı, ben sadece zayıf bir kul olarak seni uyarıyorum. Seni hatırlatıyorum. Uyan!! Ve ümmetine deki: “ Tartışmaları durdurun. Savaşları durdurun ve herkese haklarını verin.” Herkese kendi hakları verilmeli.
Sadece araplarla İsrail arasında neler yaptıklarını söylemiyorum. Veya Hıristiyanların kendi dünyaları aralarında ne yaptıklarını söylemiyorum. Bu göklerden gelen genel bir ikazdır. Sakin olun! Nazik olun! Akili olun! İyi fikirlerinizi kullanmaya çalışın! İyilerden olmaya çalışın! İtaatkâr kul olmaya çalışın!
Ey insanlar bunlarda yanlış birşey var mı? Ey papa, Ey haham başı, Ey piskoposlar yanlış mı konuşuyorum? O bilir. Ve ilahi kitaplarınıza bakin içinde ne yazar. Ama şimdi insanlar Rabbinden fazla başkalarından korkarlar.
Ey insanlar, gelin dinleyin!! Gelin dinleyin ve ancak Allah (cc) için itaatkâr kişi olmaya çalışın. Yedinci gök makamında bir melek vardır, onların bir borazanı vardır. İnsanlara çağırırlar; “ Ey insanlar, ey insanoğlu, ey insanlık itaatkâr kul olmaya çalışın” “ Bakıyoruz ilahi huzurda verdiğiniz sözü unutuyorsunuz ” “ Ey Rabbim, sen bizi yarattın ve sana itaatkâr kul olacağız” dedik. Siz bu sözü unuttunuz. Bu sözleşmeye karşı geldiniz ve şeytana dediniz ki; “Ey şeytan, senin yolun iyi, mutlu ve zevk dolu, gayem takip ediyoruz. Sen tek ve son takip edeceğimizsin” dersiniz.
Bu milletler için büyük bir kabahattir. Bu Hıristiyan dünyası, Müslüman dünyası için büyük bir kabahattir ki onlar batılı ülkeleri takip etmeye çalışıyorlar. Onlar içinde büyük bir kabahattir. Kimse ümmetleri doğru yolda eğitmeye çalışmıyor. Allah (cc) bütün milletlerden intikamını alacaktır. Kim şeytanı takip ediyorsa ve şeytanın takipçilerinden olduysa ve kim ilahi emirleri bıraktıysa.
Ey insanlar, itaatkâr kul olmaya çalışın, sabah ve akşam, sabah ve akşam. Din adamlarının hakiki vazifesi insanları Rabbinin itaatkârlığına çağırmaktır. İsa a.s. bu hayatta birşeylere ulaşmak için gelmedi. Musa a.s. bu dünyada hazineler toplamaya gelmedi. Ve Seyyidina Muhammed (s.a.v.) hiçbir zaman ümmetini yüksek mevkii de bir hayata çağırmadı. Kendilerini zevklensinler ve nefsanî isteklerini yerine getirsinler ve maddi yönlerini tatmin etsinler diye çağırmadı. Ancak “ Allah” dedi ve yürüdü. O “ Allah” deyince Allah (cc) ona açtı. Doğudan batıya onun kuvveti 25 senede uzak doğudan uzak batıya ulaştı. Seyyidina Muhammed (s.a.v.). onun mübarek yolunu takip etmeye çalışıyoruz.
Ama biz zayıf kuluz ne yapabiliriz? Ben zayıf bir kulum, benim hobim, ümidim herkese ulaşmaktır. Ben burada onların bu hitabelere karşı verecekleri itirazları kabul etmeye hazırım. Hazırım. Kimse yanlış konuşuyorsun diyemez. Hayır. Bu söyleyen şeytan olmalı. Allah bizi affeylesin.

" Dum dum dum dum dum dum dum dum"
" Dum dum dum dum dum dum dum dum"
Ey insanlar, her zaman daha yüksek bir hayat istersiniz, gelin ne söylediklerimizi dinleyin.
" Dum dum dum dum dum dum dum dum"
" Dum dum dum dum dum dum dum dum"
“ İnsanoğluna sadece söylenen, itaatkâr kul olun! O zaman burada ve buradan sonra sevdiğiniz herşeye ulaşırsınız. “
“ Bunu söylemekle mutlu olursunuz o zaman: " Dum dum dum dum dum dum dum dum"
" Dum dum dum dum dum dum dum dum"
" Dum dum dum dum dum dum dum dum"
" Dum dum dum dum dum dum dum dum"
" Dum dum dum dum dum dum dum duuum"
37 dakika
Biraz yorgunum. Bu birşeyler anlayanlara yeterlidir. Eğer onların futbol topu gibi kafaları varsa, sabaha kadar beni konuştursalar, konuşduklarımı anlamazlar. Onlar başlarını şeytanın iradesinin eline kiraya verdiler. Onlar hiçbir zaman anlamazlar. Ama beni daha bütün iradelerini şeytanın eline vermemiş kişilere konuşturuyorlar.
Onun için, ey insanlar, bütün milletlerin dünyadaki durumları için üzgünüm çünkü her millet son kuvvetini dünya ve şeytan için harcıyor. Bu benim kalbimi ağlatıyor. Ve Âlemlerin Rabbinden af diliyorum.
Ey rabbim bize söz verdiğin gibi gönder. Kullarını kötü durumlardan kurtarsın. Kötü niyetlerden kurtarsın. Onları emniyete alıp sana iyi kul olmaları için. Kendimin ve herkesin için iyi kul olmasını istiyorum.
Ey insanlar, beni kendinize sövdürmeyin. Bazen bazı insanlar, çok öne geçiyor onlar yârin belki mezara giderler. Ben zayıf bir kulum ama çok tehlikelidir. Benimle çok tehlikelidir. Onlar virüsten korkar, onları göremezsin ama beni görürsün. Bazı insanlar başkaları arasında, Rabbimiz buyuruyor ki: “Benim bazı muhlis kullarım vardır, onlara bir kuvvet veririm, ol derlerse olur. O insanlara dikkat edin. Dilinizi tutun. Yoksa yârin size mutlu olmayacağınız birşey ulaşır. Allah (cc) bizi affeylesin.
Bugün zayıf bir kulum. Ben zayıf bir kulum, bir zayıflık geldi bana. Bazıları der ki; “ Şeyh göklere gitsin ve biz herşeyi yapmaya özgür oluruz. Şeyh hep bize karşı konuşuyor. Böyle sözleri dinlersek, Hiçbir şeyden fazla zevk almayız. Onun için çabuk göçüp gitmesini isteriz. O zaman kendimizle çok mutlu oluruz.”
Hayır. Bu Şeyh giderse on tane başkaları gelir. On tanesi giderse yüzlercesi gelir. Yüzlercesi giderse bin tanesi gelir. Bin tanesi giderse 200(0) tanesi gelir. Giden olursa başkaları gelir. Şimdi bu dünyayı ilahi ordular sarıyor. Çünkü insanlar emirlerin dışına çıktılar. Allah. Allah. Allah. Ya Rabbi, bizi affeyle, biz zayıf kuluz.
Fatiha.
45 dakika
Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Telaş etmeyin. Telaş etmeyin. Bugün gitmezsem yârin giderim. Yârin gitmezsem, bir ay sonra 1veya bir sene sonra veya 10 sene sonra.
“ Ey Şeyh, 10 sene çok geç olur. Hergün bunu mu dinleyeceğiz? ”
Evet, Belki 25 sene sonra giderim. Belki bana Nuh a.s. gibi uzun ömür verilir, 500 sene, he?
“ 500 sene seni mi dinleyeceğiz? Hayır. “
Biraz, biraz. Göklerden Şeyhimden bana gelen bir sopa var. Bazen benim sopam onların başlarına vurur. Ve ilahi emir onları alıp götürür. Dikkat edin!! Ben en zayıf kişiyim ama bazen bana kuvvet gelir ve güçlü olurum. Allah beni affeylesin.
Fatiha
“Nasıl hacı efendi bu mesele?”
“ Hoşgeldiniz. Hoşgeldiniz. Hoşgeldiniz. Milletlerin liderleri, bir numaralar hatta iki numaralar veya üç numaralar, gelin dinleyin, en zayıf kulun hitabında göklerin sesini duyun. “
Ben bir şey olmak istemiyorum. Birşey olmaktan nefret ederim. Ben hiçbir şey olmak istiyorum. Ama siz birşey olmak istiyorsunuz bu büyük beladır. İnsanlara lanet geliyor. Elhamdülillah, ne aşağı inmek isterim ne yukarı çıkmak. Evet, beyim, teşekkür ederiz, yeterlidir. Yallah.


...


En son HAQQanî tarafından 27.10.09, 16:09 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Șeyh Nazım Adil El-Hakkani : ZİKİR BİDAT DEĞİLDİR
MesajGönderilme zamanı: 20.10.09, 10:34 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13.03.09, 06:08
Mesajlar: 291
Mevlana Șeyh Nazım Adil El-Hakkani Sultanul Evliya |

Pazar, Ekim 18, 2009|Lefke, Kıbrıs

ZİKİR BİDAT DEĞİLDİR


Fatiha

Esselamun Aleyküm ey Rabbimin kulları.
Benimle beraber söyleyin; Allahu Ekber. Allahu Ekber. Allahu Ekber La Ilahe İllallahu Allahu Ekber Allahu Ekber Vel Lillahil Hamd. Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammed Ve Ala Alihi Seyyidina Muhammed Ve Ala Sahabeti Nebina (s.a.v.) Ve Ala Ummetihi. Aleyhisselatu Vesselam.
Elhamdülillah Ve Sükrülillah. SubhanAllah. SultanAllah.

Ey insanlar size baktığım gözlüğümü kayıp ettim. Size daha iyi bakmak için. Uzak mesafede olsanız bile, önemli değil, böyle bakarım ve doğudan batıyı görürüm. Mümkün müdür? Neden olmasın? Neden olmasın?

Bu âlem... Bu âlemin iki değişik var oluşu vardır. Diyebiliriz ki; imkân dünyası. Birşey için ya imkân verilir ya da imkân verilmez. İmkân... Ey büyük Şeyhim, büyüklerimizin başı... Anlamak için bu üstünde bulunduğumuz dünyada herşey, düşündüğün herşey veya gördüğün veya baktığın, ya imkânlı bir tarafı vardır ya imkânsız tarafı.

SubhanAllah. SubhanAllah. SubhanAllah.

Esselamu Aleyküm dinleyicilerimiz, kim kul olmayı kabul ediyorsa... Ama nefsimiz hiçbir zaman kul olarak anılmayı sevmez. Nefsimizin her zaman reddettiği en ağır şey... “ Ben kul değilim” demesidir. “Ben kul değilim.” Maşallah. Kimsin sen, eğer kul değilsen? Kimsin sen? Kendini Âlemlerin Rabbi mi zannediyorsun? Aklın bunu kabul ediyor mu? Asla. Hiçbir zaman kabul etmez. Neden? Kul olmamayı iddia edersin ve direnirsin ve reddedersin. Hayır, sen kulsun.

Belki heybetli bir insansın, haşmetli bir kral veya imparatorsun. Bu bir insanın ulaşabileceği son noktadır, bu makam. Ondan sonra, ne olur? Diyebiliriz ki, benim kalp durumuma birşeyler verirlerse konuşmaya çalışırım.

Ey dinleyicilerimiz, Esselamu Aleyküm. Hoşlandınız mı? Ama bazıları der ki; esselamu aleyna. Bunu neden söylüyorsunuz? Ben insan ailesinden değil miyim? Neden reddediyorsun ve selam almayı kabul etmiyorsun?

Ve zayıf bir kul, ilhamlarına göre size birşeyler konuşmaya çalışıyor.
Ve siz doğruları dinlemekten mutlu olmuyorsunuz. Doğruları dinlemeyi kabul etmezseniz, ilahi bir çekiç vardır. Onların başlarına ilahi bir çekiç inecek. Âlemlerin Rabbi oyun oynamaz. Hayır. Oyun oynamaya veya eğlendirmeye ihtiyacı yoktur. Hayır.

Ey insanlar, ben onların ilahi kanallarından konuşuyorum.
Benim zayıf kalbime ulaşıyor ve konuşmalarımda birşeyleri tercüme etmeye çalışıyorum.

Bir daha size, doğruları kabul edenlere, Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahu ve Berakatuhu.
Doğruları kabul etmeyenlere selam, rahmet, bereket yoktur. Dikkat edin! ... (arapça) ... Kendi sınırlarınızın dışına çıkmaya çalışmayın. Bir yazı vardır: “ Yol yoktur” Veya bir yazı vardır:”Dur!” Kendi imkânınızı veya yeteneğinizi bilmelisiniz ve orada durmalısınız. Onun için, SubhanAllah, Cenâb-ı Allah Peygamberine buyurmuştur; ... (arapça)...

O kadar insanlar, arapça bilenlerde, Peygamberlerin bu ilahi kelimelerini kullanmazlar.
Peygamberlerin Mührü, en Sevgili, en Şerefli Seyyidina Muhammed (s.a.v.).
Ayağa kalkın! Ayağa kalkın! Onun şerefine Cenâb-ı Allah miraç gecesinde onu selamladı.

Ey insanlar, Allah, Allah. Allah, Allah.
Duyun ve dinleyin ve o kişiye en yüksek saygınızı vermeye çalışın. Ona ilahi huzurda yüksekliğin en son noktası ikram edilmiştir. Söylemeyin ki... Bazı insanlar yanlış konuşur. Bazı insanlar 14 asırdır ümmeti Muhammedi, Seyyidina Muhammed (s.a.v.)’in ümmetini değiştirmek isterler. Onlar yanlışlardır. Onlar yanlışlardır. Sadece o Hadis-i Şerife bakın. ... (arapça)...

Ey insanlar, ben o kibirli insanlara, selefiler ve vehhabiler ve başka yanlış düşüncelilere konuşuyorum zannetmeyin.
Dikkat edin ve sınırlarınızda durun, o sınırı geçmeyin! Geçerseniz, ilahi kamçılar size kıyamet gününden önce dokunur.

Ey insanlar, biraz gülün.
Ben birşey değilim. Siz gülebilirsiniz. Gülümseyebilirsiniz. Böyle yapabiliriniz (Şeyhimiz gülümsüyor).
“O kişi 90 yaşını geçti, aklında olanı da kayıp etmiştir. Şimdi onu dinliyoruz ve gülüyoruz.” Evet, gülebilirsiniz önemli değil. Ben size gülüyorum çünkü ben kul olmayı kabul ediyorum ama siz kul olmayı kabul etmiyorsunuz. Kul olmalısınız yoksa size ilahi kamçı geliyor.

Ey insanlar, ey Rabbimin kulları hoşgeldiniz.
Bu bir başlangıçtır, bir süre 4 gün veya bir hafta bulaşamadık çünkü benim işçim diyelim, bunları size getiren, benim mütevazı konuşmamı insanlara götüren işçim yoktu.
Ve o evliliğinde mutlu idi. O bu önemli buluşmayı unuttu ve dedi ki;” Önemli değil, belki bir hafta sevgilimle beraber olurum. Onlar bekleyebilir.”Bugün bana geldi ve dedi ki;” Bugün hazırım, sevgilimden bıktım artik. Biraz daha iştahlanayım. Ona iştahlanana kadar gideyim geri geleyim.” “ Önemli değil” dedim, “O zaman sevgiline kul oluruz.” (Şeyhimiz gülüyor)Sebep buydu.

Ey insanlar şimdi çok ciddiyim.
Ben ciddi olmaya çalıştım ama Yaratan beni çok ciddi olmamak için yarattı.
Şimdi 90 yaşını geçtim, bazen soruyorlar, kaç yaşındasın diye, bende 19 yaşındayım diyorum.
O zaman düşünüyorum 19 ile 90 arasında o kadar çok uzun bir mesafe vardır. Ama 90 yaşındayım diyorum. “ Ne 19 mı?” diyorlar. “Hayır, dokuz ve sıfır” diyorum. “Doksan” diyorum. “Maşallah, o kadar mükemmeliyet üzerindesin ey Şeyh.” Ben Şeyh değilim, kul olarak kabul edilmeye çalışıyorum.

Hergün, günde beş kere Rabbimizin ilahi huzuruna gelmeye çalışıyorum. Ve diyorum ki; “Ey Rabbim, lütfen beni kulun olarak kabul et. Eğer beni bir kul olarak kabul etmezsen biterim. Ben birşey değilim. Ben ateşe düşerim ey Rabbim.” Bu beş kere övgünün hakiki anlamıdır.” Nefsine ona kulluğu kabul ettirmektir. İnananlar beş vakit der; “ Ey Rabbim, lütfen bu zayıf kişiyi en yüksek huzuruna, ilahi huzuruna kabul et, ey Rabbim. Anlamı budur. İnsanlarla bağırıp tartışmayın, salatu selam bidattir, böyle gözükmek bidattir, söyle gözükmek bidattir diye. Bu malayani dır (boş laf). Anlamı yoktur. Ama siz sadece düşünmelisiniz ve insanları eğitmelisiniz.

“Ey kardeşim, kul olduğunu unutma.” Melik bile olsan, Celaletul Melik. Bağırılmalı; “Ey Celaletul Melik, Rabbinin kulu olduğunu unutma!!” Böyle olmalı.
İnsanlarla tartışıp da "Esselatu Vesselatu Aleyke Ya Rasulullah..." diyenleri müşrik yapıp, islamdan çıkartmayın. Cehalekumulllah!! Kim bunu söylüyorsa cebaniyet meleklerin ayakları altındadır. Eğer yanlış söylüyorsam, birisi bana cevap versin.

Bin sene Osmanlılar sultan ve imparator oldular. Onların halife olma vasıfları vardı. Halifeti Rasurullah (s.a.v.) Her Cuma namazı kılmak için Cuma günü saraylarından camiye giderlerdi. Ve ordular onlara bağırırlardı: “Padişahım büyüklenme, senden büyük Allah var." Hatırlamalısın ki tek olan Allah (cc)en büyüktür!!”

Onlar at üzerindelerdi. At binerlerdi. Ehli Sünnet. Cadillac değil veya Prinses veya Rolls Royce arabaları değil. Kurşuna dayanıklı camları yoktu. Hayır. At üzerindelerdi. Ve kıyafetleri, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in giydiği kıyafetleri giyerlerdi. İnsanlar onlara söyleyince; “Ey sultanim, kibirlenme, büyük olduğunu iddia etme. Hayır. Seni yaratan Âlemlerin Rabbi, O en büyüktür!!!” Sultan ellerini böyle yapar (boynunu büküp, elini karnına koyuyor).

Nerde böyle sultanlar?!! Eğer bizim böyle edebimiz olsaydı, böyle sultanlarımız olsaydı, düşmanlarımız bize ne yapabilir?
Yeni silahlar peşine koşuyoruz. Ve düşmanlarımıza karşı savaşmak istiyoruz. Ve hiçbir zaman söylemiyoruz; “Ey Rabbim bize yârdim et.”

Hiçbir zaman kazanamayacaksınız, ta ki böyle Cuma namazına gelene kadar. Şeriatın ilk emridir bu. Seyyidina Muhammed (s.a.v.)’in ümmeti tek bir bayrak altında ve bir emir altında, tek bir Halifetullah altında olsun. Halifeti Rasurullah!! (s.a.v.)

Ey insanlar, ey insanlar. Sarhoşlar gibiyiz. Herşeyi kayıp ettik, bizim seleful salih, sahabeyi kiram, bizim için taşıdıklarını kayıp ettik. Yeni anlamlar buluyoruz. Ve diyoruz ki; “O sadece bir Peygamberdi ve sadece Kur'an-ı Kerim’i getirdi, onun için başka birşey yoktur.”

Sizin aklınızın daha en küçük noktadadır. Gelin hakikatleri kabul edin. Eğer hakikatleri kabul etmezseniz, bunların hepsi bize gelir. Ve Âlemlerin Rabbinin kulları olduğumuzu söylemeliyiz. Ama siz hiç söylemezsiniz. Baktığınız şey ancak dolarlarınız veya eurolarınız veya poundlarınız veya altınlarınız. Biz böyle insanlarız dersiniz. Biz kul değiliz, biz kralız, kraliçeyiz, melikiz, melikeyiz dersiniz. Doğruları mı konuşuyorum? Eğer birisi itiraz ederse, sabaha ona birşey dokunur ki hiçbir zaman mutlu olmaz.

Ey dinleyicilerimiz, siz mütevazısınız. Bazıları Amerika’da bazı işler peşinde, bazıları İngiltere’de işler peşinde, bazıları Almanya’da işler peşinde, doğudan batıya bazı zenginliklere ulaşmaya çalışıyoruz bu ülkelerde.

Melekler sorar; “Ey insanoğlu, Müslüman’ız diye iddia edenler, siz dünyayı biriktirmek için mi yaratıldığınız zannediyorsunuz? Kur'an-ı Kerimde Kârun hakkında yazılanları okumazsınız mı?” ... (arapça) ... Bütün inananlara, özelliklede İsrail oğullarına da büyük bir kamçı geldi. Ona ne oldu? Onun hazinelerden biriktirdiğini kimse biriktirmemiştir. Ne oldu?

Ey insanlar gelin kulluğu kabul edin. Ve insanlara kul olduklarını öğretin. Eğer kulsanız, patronunuz sizi hiçbir zaman aç, susuz ve elbisesiz bırakmaz. Şimdi anlayışımızı değiştirmemiz gerekir! Değiştirmezsek o insanlara, onlar La İlahe İllallah derler ama Âlemlerin Rabbinin kuluyuz demeyenlere ilahi kamçı geliyor.

Ey insanlar...

“Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah AzizAllah ”

“Allah Allah KerimAllah”

“Allah Allah SubhanAllah”

“Allah Allah AziymAllah”

“Allah Allah KerimAllah”

“Allah Allah SultanAllah”

Eğer bir grup insan camiye gelip bunları söylemeye başlarsa, o kadar selefiler kaçarlar. Ve derler ki; “ Bidat, bidat, bidat, bidat, bidat, ne yapıyorsunuz? “

“Allah" demek bidat mı?” Bu hangi kitapta yazar? Bu saçma şeyler şeytanın kitabında yazar, Kur'an-ı Kerimde yazmaz...
(arapça) ...
Ey selefiler ne söylüyorsunuz? ... (arapça) ... Bunları anlıyorsunuz. Benim dilim arapça değil, siz anlarsınız. Nasıl değneklerle ve çok şeylerle gezersiniz de, camide oturan bir grup insan derse; “SubhanAllah, SultanAllah, SubhanAllah, SultanAllah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah AziymAllah” onlara “Bidat!!!” diyorsunuz. Cehenneme girin!!!

Kim zikre bidat derse Cenâb-ı Allah onları alıp götürsün.
Bütün lanet o akılsız insanlara geliyor.
Onlar Seyyidina Muhammed (s.a.v.)’e hakiki ümmet değildir. Onların dillere arapça ama onlar arap değildir.


“ Dum dum dum dum dum dum dum dum ”

Dikkat edin!! O insanlara ilahi intikam yaklaşıyor... Yaklaşıyor... Yaklaşıyor. Onlar inanıyoruz derler ama inanmazlar, Müslüman’ız derler ama Müslüman değillerdir, onlara yaklaşıp sarmaya geliyor.

Ey insanlar, Cenâb-ı Allah bizi affeylesin.
Beni affetsin sizi de affetsin.
En Şereflinin Seyyidina Muhammed (s.a.v.)’in hürmetine.

Fatiha

Tamam mı?

39 dakika.

Yeterlidir, bugünlük yeterlidir.

Cenâb-ı Allah bizi affeylesin.

Fatiha.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Adil El-Hakkani : Kıyamet günü yaklaşıyor
MesajGönderilme zamanı: 27.10.09, 16:08 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13.03.09, 06:08
Mesajlar: 291
Mevlana Șeyh Nazım Adil El-Hakkani Sultanul Evliya | Cumartesi, Ekim 24, 2009|Lefke, Kıbrıs



HERKES İÇİN BİR YILDIZ VARDIR


Allahu Ekber. Allahu Ekber. Allahu Ekber Lailahe illAllahu Allahu Ekber Allahu Ekber La İlahe İllallah Seyyidina Muhammed (s.a.v.)... dua.

Ey Rabbim, Âlemlerin Rabbi, bize sonsuz rahmet okyanuslarından ikram et. Euzubillahimineşşeytanirraciym Bismillahirrahmanirrahim La Havle Ve La Kuvvete İlla Billahil Aliyil Aziym. El Azametulillah. El Izzetilillah.

Bütün övgüler ve tazimler Âlemlerin Rabbine’dir. Hepimiz kul seviyesindeyiz. Bunu bilmeliyiz ve ilahi habercilerin tavsiyelerine uymalıyız. Eğer biz bir rehberi takip etmezsek belki kocaman bir çölde bulunan bir kişi gibi oluruz. Eğer bir rehber istemezse herşeyi kayıp eder. Ve hayatının fırsatına ve son taleplerine ulaşamaz. Kayıp olur, ölür ve toz olur. Onun üzerinde vahşi hayvanlar gezer ve etini yer. Kimse onu görmezse onu yerler veya iskelet olur.

Esselamun Aleyküm, mutlu musunuz? Ey dinleyicilerimiz. Sizi görmeye çalışıyorum sizinle beraber olabilirsem. Ama bu şimdi mümkün değildir. Bazı insanların radarları vardır. Bazı insanlar uzak mesafelerden görürler. Ama herkesin radarları yoktur. Hayır. Öyle bir radarım olmasını dilerim. Evet, radarı bulabiliriz ama kim onu çalıştıracak ve kim onu kullanacak?

Onun için istiyorum; Medet Ya Sahibel Vakt. Ey bu dünyanın sahibi, seni çağırıyorum çünkü sen şimdi bu dünyada en mübarek kişisin ve sen ilahi kuvvetinle göklere ulaşırsın. Göklerle bağlantın kesilmiş değildir. Göklerle bağlantısı kesilmiş olan kişilerin değeri yoktur. Eğer bir kişi göklerde bir mevkiye ulaşamazsa bu iskelet demektir. Kim o noktaya ulaşırsa kuvvetli bir mertebede olur. O üzerine basabilir.

Onun için şimdi dünyanın sahibinden istiyorum. Eğer bilmiyorsanız, öğrenin. Duymuyorsanız duyun. Zannetmeyin ki doğudan batıya herşeyi bilirsiniz. Özellikle ben telefonumla her yere ulaşırım diyenler.

Telefon edebilirim; “ Ey beyim...”

“Kim konuşuyor?”

“ Bu dünyanın WC’nin mali bakanı konuşuyor.”

Evet. O kişiyle konuşurken başka bir telefon gelir.

“Evet beyim, ne haber? Beni tanımıyor musun? Tanırsın beni.”

“ Seni nasıl tanıyayım, sen karşımda değilsin ki.”

“Ben seni çocukluğundan beri tanırım. Nedir bu?” Telefonu kapatır.

“ Evet beyim, seninle uzak doğudan konuşuyorum, Kore’nin başbakanı. Çok gururlu başkan veya başbakan.”

“Evet, ben doğudan batıya ulaşırım.”

Hayır, bu ulaşmak değildir. Bunu herkes yapabilir. Kim göklere ulaşırsa onu istiyoruz. Ama gökler hakkında asla birşey anlamayız. Evet, bunları söylersen çok cahilsin. Çünkü orda ve burada neler oluyor diye etrafınıza bakmıyorsunuz. Evet. Siz sadece maddi yeteneğinizi kullanıyorsunuz. Maddi iradenizle ancak bir karıncanın mesafesine ulaşırsınız.

Ama bu uzak ve çok büyüktür. Yukarıya bak, zaman zaman hiç düşünmediğiniz birşeyleri bulursunuz. İstediğiniz herşeyi ilahi kitaplarda bulursunuz. O kişi bu dünyanın sahibidir. O sizin kalbinizi açmalı ve radarlarınızı çalıştırmalı.

Peygamberler sahabelerinle otururlardı ve bazen onların dış görüntüleri tamamen değişirdi. O toplumu bırakıp kendilerine gelirlerdi. Çünkü o zaman ilahi bağlantı kurulurdu. O size konuşurdu.
Onların bütün dünya için ana radarları vardır.
Ve onlar her zaman bu dünyanın sahibine, Kutbuna ikram edilir.
“Pole” “Pope” değil. “Kutup” “Papa” değil.


Kutup yıldızı. Hiç papa yıldızı var mı? Hayır. Ama bir hikaye anlatabilirim. Bunu bana radarlarımdan veriyorlar. İnanmalıyız ki, herkes için bir yıldız vardır. O kişi doğunca gökyüzünde görünür. Bu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur'an-ı Kerim’de bahsedilir. Herkes için bir yıldız vardır. Ta ki o kişi bu hayati terk edene kadar o yıldız parlar. O yıldız kayıp olunca o kişi son nefesini verir ve biter.

Herkes için bir yıldız vardır. Herşeyi biliyoruz ve onu bulamıyoruz demeyin. Hayır. Biz size hatırlatıyoruz ey bilgili kişiler, ey haham başı, ey Hıristiyanların başı, bu dünyada yaşayan bütün mübarekler.

Herkes ben suyum, buyum der. Bu dünyada kendilerini değerli göstermek isterler. Ama onlar V.İ.P. ( özel) olamazlar. Bunları gökler bütün Peygamberlere bildirmiştir.

( Yayın burada kesildi)

Âlemlerin Rabbi bütün Peygamberler buyurmuştur. Size habercilerimi gönderiyorum. Seçilmiş kullarım aracılıyla sizi ikaz ediyorum. O son haberciydi.

Son gün gelecek dikkat etmelisiniz!!

Âdem a.s.’ın ismi bütün ilahi kitaplarda yazılmıştır. Kıyamet günü yaklaşıyor, dikkat etmelisiniz.
İnsanlar yanlış olan işleri yapıyorlar. İlahi hakikatleri kabul etmek ancak doğru insanlar içindir. Doğruya koşanlar içindir...


Birisi doğunca yeni bir yıldız gelir. Ölünce de o yıldız düşer. O kadar insanlar doğruları kabul etmezler. Söylediğimiz gibi herkes için bir yıldız vardır.

(Yayın burada kesilmiştir)

Nemrut ve takipçileri ilahi ilimleri kabul etmezler. Çünkü onlar “Biz bu dünyanın tanrılarıyız” derler. “ Bizim kuvvetimiz dışında başka kuvvet kabul etmeyiz” derler. Bu onların iddialarıydı.

Âlemlerin Rabbi Firavnı Kızıl denizde gark etti(boğdu). Ben bu dünyanın tanrısıyım diyen ikinci kişi Nemrutu’da bir sinek tarafında öldürüldü. Bir sinek Nemrutu ve ordularını öldürdü. SubhanAllah. Kim ben kuvvetliyim, ben sizin tanrınızım derse rezil olacak. Rezilden daha aşağı. Mahvolurlar, biterler!!!...

Ve Abraha Allah’ın evini yıkmaya gidiyordu Mekke-i Mükereme’de. Bir kuş topluluğu (ebabil kuşları) geldi ve onlara küçük, çok küçük taşlar attı. O taşlar bir kişiye gelince o kişiyi patlatıyordu ve ölüyordu.

Ey insanlar bu noktaya dikkat edin. Eğer birşeyin bu âlemlerde bir başı varsa, sonuna da ulaşacaktır. Şimdi bu dünyada, insanoğlu bir zaman için burada. Ondan sonra alıp götürülecekler. Çünkü her başın bir sonu vardır. Bu değişmez bir kuraldır. İnsanlar inanır. Bütün kitaplarda yazar.

İnsanlar ilk insanın Adem a.s. olduğunu söylerler. Ve ilk övülen peygamberlik tacı Adem a.s.’a giydirilmiştir. Evet, selamet üzerine olsun. Adem a.s. son Peygamber hakkında ne söyledi? Herkes evet dedi, ilk Peygamber ilk insandı, tamam.

Şimdi soruyoruz, o son Peygamber ilahi kitaplarda yazmadı mı zannediyorsunuz? Haham başına soruyorum, kutsal papaya soruyorum. Kim biz dini lideriz diyenlere, herkesten çok biliriz diyenlere soruyorum.

İlahi kitaplarda yazar ki, kim doğduysa onun yıldızı gözükmeli. O göçüp giderse o yıldızda gitmeli. Bu dini tarihlerde yazar ve bahsedilir. İbrahim a.s. son kişi değildi. İshak a.s, İsmail a.s ve öbür Peygamberler son Peygamber değildi. Ondan sonra yüzlerce, binlerce Peygamberler geldi. İshak a.s, Yakup a.s’ın soyundan geldi. İsrail oğullarına Tevrat ikram edilmiştir. İncil Isa a.s. aracılıyla ikram edilmiştir.

Belki onlar şimdi benim söylediklerimi hiç duymamışlardır. Beni konuşturdukları şeyi asla duymamışlardır. Bu konuştuğum güçlü bir temeldir. Beni konuşturuyorlar.

Yazar ki, İsrailliler biliyorlardı ki, gönderilecek olan son Peygamber araplardan gelecekti. İbrahim a.s. inşa ettiği Cenâb-ı Allah’ın evi vardı, bunu biliyorlardı. Peygamberlerin Mührü araplardan geleceğini biliyorlardı. Tamam. Onun için Hayber’e ve başka yerlere kaçıyorlardı ve genelde de Medine-i Münevere’de olurlardı. ... (arapça)...SubhanAllah.

Eğer birşey söylersen, ispatını ver dersin. ... (arapça). Evet, onlar oradaydı, ne için? Bahşedilmiştir ki, Peygamberlerin Mührü Arabistan’a gelecek ve İsmail oğullarından olacak. Ama onlar umuyordu ki O onlardan olsun diye. O Arabistan'da yaşayan insanlardan olsun diye. Özelliklede yahudi kardeşler gelip oralara merkezler kurdular ve ne olacak diye bakıyorlardı. Bakıyorlardı ve bakıyorlardı.

Ve Seyyidina Muhammed (s.a.v.)’in doğduğu gece, yahudi bir haham koşup bağırıyordu; “Ey Medine halkı, Muhammedin (s.a.v.) yıldızı az önce gözüktü. Az önce doğdu. Müjdeler olsun size, Peygamberlerin Mührü Ahmed’in yıldızı doğdu. ” Sabaha kadar Medine-i Münevere’de koştu.

Buna hayır diyecek biri var mı? Vehhabiler bilmez mi? Selefiler bilmez mi? Mısır ulemaları bilmez mi? Neden söylemezler? Herkes için bir yıldız vardır. Doğar, hayatı bitince de batar. Onun için beni konuşturuyorlar, herkes için yıldız vardır. Gözükür. Bir ispat olarak o yahudi kişiyi anlatıyoruz, o Medine-i Münevvere’ de koşuyordu, “ Az önce bu gece Peygamberlerin Mührü, Muhammedin yıldızı doğdu, parlıyor!!!”

Ey ademoğulları inanmalısınız, inanmazsanız benim çekicim başınıza gelir!! Ben birşey değilim. Birşey olmasam bile onların kuvvetleriyle birşey yaparım ki söylediklerimi reddedemezler. Kitaplarınıza bakın yahudi ve hiristiyan kardeşler. Kutsal papa ve haham başı kitaplarınıza bakın.

Size doğruları söylüyorum. Haktır.

Ey insanlar, son günler geliyor.

Dikkat edin!!


Her yıldız bir gün bitecek. Ne düşünüyorsunuz, eski ve yeni altın hakkında? İnsanlar yeni mi alır eski mi?

Ama akılsız insanlar, onlar anlamıyorlar ve bunlar eski kitaplardır diyorlar. Onların değerine ulaşamazsın. Sizin yazdığınız... değiştiriyorsunuz ve kendi isteklerinize göre anlam veriyorsunuz.

Ey insanlar, sizi ikaz ediyoruz. Ben insanoğlunun ikazcıları arasında çok küçük bir kulum. Beni konuşturup bütün insanlara hitap ettiriyorlar. Anlamalısınız, anlamazsanız şeytanın lağım kanallarına düşersiniz. Cenâb-ı Allah beni affeylesin, en şereflinin hürmetine.

Fatiha.

46 dakika.

SubhanAllah.

" Dum dum dum dum dum dum dum dum "

" Dum dum dum dum dum dum dum dum "



Allahu Ekber. Esselamun Aleyküm. Elhamdülillah. Allahu Ekber. Evet beyim.

298 000.

Bütün yalancılar için bu bir bombalamadır!!!


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
 Mesaj Başlığı: Re: Şeyh Nazım Adil El-Hakkani : Kıyamet günü yaklaşıyor
MesajGönderilme zamanı: 27.10.09, 17:59 #mesajın linki (?)
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19.09.09, 21:50
Mesajlar: 105
HAQQanî yazdı:
Mevlana Șeyh Nazım Adil El-Hakkani Sultanul Evliya | Cumartesi, Ekim 24, 2009|Lefke, Kıbrıs



HERKES İÇİN BİR YILDIZ VARDIR


İnanmalıyız ki, herkes için bir yıldız vardır. O kişi doğunca gökyüzünde görünür. Bu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur'an-ı Kerim’de bahsedilir. Herkes için bir yıldız vardır. Ta ki o kişi bu hayati terk edene kadar o yıldız parlar. O yıldız kayıp olunca o kişi son nefesini verir ve biter.




Birisi doğunca yeni bir yıldız gelir. Ölünce de o yıldız düşer. O kadar insanlar doğruları kabul etmezler. Söylediğimiz gibi herkes için bir yıldız vardır.

(Yayın burada kesilmiştir)

!!!



Abdullah b. Abbas (rha.) dediler ki:

“Bana bir adam (Bu rivayette) Ensarlı sahabelerden bir grup adam haber verdiler. Onlar:

“Rasulullah (s.a.v.) ile bir gece otururlarken bir yıldız yandı (kaydı) ve aydınlık ortaya çıktı. Rasulullah (s.a.v.) onlara:

“Sizler cahiliyyede iken, bu durum karşısında ne derdiniz?” Onlar:

“Allah (c.c.) ve Rasulu daha iyi bilir.” dediler ve devamla bizler:

“O gece büyük bir adam doğdu ve büyük bir adam öldü” derdik. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Yıldız kayması bir kişinin doğumu ya da ölümü ile ilgili değildir.
Lakin Yüce Allah (c.c.) bir şeyi emrettiği vakit arşı taşıyan (Melekler) Allah (c.c.)’ı tesbih ederler. Sonra da peşine sema ehli dünya semasına ulaşıncaya dek tesbihe başlarlar. Sonra arşı taşıyanlar sema ehline şöyle derler:

“Rabbimiz ne buyurdu?” Onlar da:

“Yüce Rabbimiz (c.c.) şöyle şöyle... buyurdu.” derler. Sema ehlinin bir kısmı bir kısmından haber isterler. Ta ki bu haber dünya semasına kadar ulaşır. Bir cin de bu haberi işitir ve arkadaşlarına ulaştırmaya çalışır. Hak olan bu haberi cinler bu yönüyle getirirlerse, bu sözler haktır. Lakin o cinler yalan katıp kendileri eklemeler yapıyorlar.”

Müslim 7/36-37.


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
   Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye